Senin adını içimden geçirince
bir yerlerde eski bir türkü uyanıyor…
Sanki taş evlerin pencerelerinde
unutulmuş çocukluklar ışık yakıyor geceye.
Bilmiyorsun,
bazı insanlar konuşunca
insanın içindeki bütün kış çözülür.
Sen öyle bir şeysin işte;
kar altında kalmış bir yolun
ilkbahara inanışı gibi…
Gözlerin değince dünyaya,
uzaktaki dağların gölgesi yumuşuyor.
Bir çoban ateşi yanıyor içimde,
dumanı yıldızlara karışıyor sessizce.
Ve ben her defasında
kendimi sana değil,
sanki yıllardır aradığım bir memlekete dönmüş gibi buluyorum.
Saçların geceyi taşıyor omuzlarında,
ben baktıkça
bütün şehirlerin gürültüsü susuyor.
Bir dengbêj sesi çöküyor akşamın üstüne,
rüzgâr ovalardan geçip
adını bırakıyor pencere camıma.
Sen güldüğünde
Wan biraz daha mavi,
Amed biraz daha sıcak oluyor sanki.
İnsan nasıl anlatır bilmiyorum ama
senin varlığın,
yarası çok eski bir halkın
yeniden umut etmeye başlaması gibi…
Ve şimdi anlıyorum;
her sevda bir insana çıkmaz.
Bazıları dağa dönüşür,
bazıları yola…
Bazılarıysa senin gibi olur;
gidince bile
insanın içinde kalan uzun bir memleket sessizliği…
Kayıt Tarihi : 14.05.2026 18:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




beğeni ile okudum
dilinize sağlık
TÜM YORUMLAR (1)