Bazen gidemezler birbirlerinden, kopuşamaz elleri avuç içlerinden, korkusuz bir gece girer araya ve hırçın bir ayrılık kelimesi, nerede ne başladı, nereye ne ve kim gidiyor ama mıhlanmışlardı “hoş kal” derken çivilemesine yer küre zeminine, “hoşçakalın” dedi sessiz sesle usulca gözlerine bakmak istediğine ve ekledi tekrar "dinç kal..."
Gözlerimdeydi buğulu bakışların, dalgın, sadece kendince acılanır, kendi kendiyle bitmeyen savaşının sonunu merak eder gibi duraksayan, donuklaşan bakışlarının dibine saklanan korkularındalıp dalıp ardınan dudaklarını ısırışındaki pişmanlıkların içine sızmış ben kırıntıları ile yarına dönük acemice kararları ve kaçışların yalnızlığa doğru haykırmak isteyiş gib, sadece kendine kapanışlarını okuyorum, hissediyorum göz diplerine bakmalarımla…
Bu sebeplerle senle çakışıyor gözlerim hep bu sebeptir senin, senin yanında kalışım ve kalmak isteyişim…
Bu yüzdendir gözlerinin derininde gördüklerim, benim boşluğumda hissettiklerimdi ve ben senle dolup taşıyorum, tutunuyorum hayata…
Her an yanıbaşımda yatmasaydı
Ben bu yükü taşıyamazdım
Sevinçlerime biraz hüzün katan odur
En çaresiz anımda
Issız bir dere kenarını