Değerli arkadaşım bu gün sizin doğum gününüz, iyi ki doğmuşsunuz, iyi ki sevenleriniz olmuş ve siz varlığınızla sevenlerinizi mutlu kılmışsınız, Saygı ve Selamlarımla
Doğum Günü
(D) oğduğunda bilmezdin dünyada misafirsin (O) ysa nadir bulunan değerli bir safirsin (G) eçmiş günlere göre bu gün daha mahirsin (U) marım her geçen gün biraz daha tahirsin (M) addenle hayal değil dünden daha sahisin
(G) ünün kutlu olmalı iyi ki doğmuşsunuz (Ü) zmesin sizi kimse siz hakkı bulmuşsunuz (N) edamet kulun işi siz nadim olmuşsunuz (Ü) stelik bu alemde gül gibi kokmuşsunuz (N) ezafeti yüreğe,elbet indirmişsiniz, (Ü) midi saklı tutup,hayatı bilmişsiniz, (Z) aman akıp gitmekte,siz bunu görmüşsünüz.
(K) utlu olsun bu günün,kutlu olsun her günün, (U) marım ağlamazsın,hep görülsün güldüğün, (T) efekküre yönelsin,bakışın temayülün, (L) ebinden çıktığında,karşılansın isteğin, (U) zaklarda değildir,yakındır mutluluğun.
(O) lsun diye dilerim,bu günlerin hep kutlu, (L) ayıksın mutluluğa,günlerin olsun mutlu, (S) ıkıntılı olmasın,yarınların umutlu, (U) mduğunu bulursun,yaşarsın hep onurlu, (N) ezaket içersinde,her şeyi yap şuurlu.
* ''Doğum Gününüz Kutlu Olsun.../ İyi yaşayın...''
~ * ~
Bir gün olsun gülmedi talih benim yüzüme Sevdiğimden ayrıldım dünya zindan gözüme Kimse çare bulamaz gözlerimin yaşına Bu çektiğim çileler düşmanların başına…
Yaşamak mı? Hayat mı bu? Allah'ım hiç şansım yok mu?
Öyle dertliyim ki ben! Kimse bir gün çekemez Yasamakmış ölmekmiş benim için fark etmez Bir gün olsun gülmedi talih benim yüzüme Sevdiğimden ayrıldım dünya zindan gözüme
Yaşamak mı? Hayat mı bu? Allah'ım hiç şansım yok mu?
^`ihvani^` kadın Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış de... mektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe! - İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte. Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok! Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren! Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki! Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları. Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı... Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan... İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. E.. o zaman niye sarılsınlar ki! Niye sarılalım ki! Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur. Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!
Vefa dost ikliminde yetişen güllerdendir. Onu düşmanlık atmosferinde görmek nadiratdan ve hatta, mümkün değildir. Vefa, duyguda, düşüncede, tasavvurda aynı şeyleri paylaşanların etrafında üfül üfül eser durur. Kinler, nefretler, kıskançlıklar ise, onu bir lahza iflah etmez öldürür. Evet o, sevginin, mürüvvetin bağrında boy atar gelişir, düşmanlık ikliminde ise, bir anda söner gider.
Vefa'yı; insanın, gönlüyle bütünleşmesi şeklinde tarif edenler de olmuştur. Eksik olsa bile yerindedir. Doğrusu, kalbî ve ruhî hayatı olmayanlarda vefa'dan bahsetmek bir hayli zordur. Konuşurken doğru beyanda bulunma, verdiği sözlerde, ettiği yeminlerde vefalı olma gönül hayatına bağlıdır. Kendini yalan ve aldatmadan kurtaramayan; her an verdiği söz ve yeminlere muhalif hareket eden ve bir türlü yüklendiği mes'uliyetlerin ağırlığını hissetmeyen iki yüzlü ve müraî tiplerin gönül hayatları olabileceğine ihtimal vermek, sadece bir aldanmışlıkdır. Böylelerinden vefa beklemek ise, bütün bütün gaflet ve safderûnluk ifadesidir.
Evet, vefasıza güvenen er-geç iki büklüm olur. Onunla uzun yollara çıkan yolda kalır. Onu rehber ve rehnümâ tanıyanların gözü, daima hicranla dolar.
Vefa umarken ondan Doldu gözüm hicrandan Kaldım yaya dermandan.. Ferd, vefa duygusuyla itimada şâyân olur yükselir. Yuva, vefa duygusu üzerine kurulmuş ise, devam eder ve canlı kalır. Millet bu yüce duygu ve faziletlere erer. Devlet kendi teb'asına karşı ancak bu duygu ile itibarını korur. Vefa düşüncesini yitirmiş bir ülkede, ne olgun fertden, ne emniyet vadeden yuvadan, ne de istikrarlı ve güvenüir devletden bahsetmek mümkün değildir. Böyle bir ülkede fertler birbirlerine karşı kuşkulu; yuva kendi içinde huzursuz, devlet teb'aya karşı uğursuzlardan uğursuz, ve herşey birbirine karşı yabancıdır, tıpkı camitler gibi. Üst üste ve içiçe olsalar bile..
Vefa, fertlerin birbiriyle kaynaşıp bütünleşmesini temin eder. Vefa sayesinde cüzler küllolur; ayrı ayrı parçalar bir araya gelerek vahdete ulaşır. Vefa duygusu varıp sonsuzluğa erince, ötelerden gelen tayflar, kitlelerin yolunu aydınlatır ve toplumun önünü kesen bütün tıkanıklıkları açar. Elverir ki o toplum, vefa duygusuyla olgunlaşmış ve onun kenetleyici kollarına kendini teslim etmiş olsun.
Bir düşünceye gönül mü verdin; bir ideâle mi bağlandın; varıp biriyle dostluk mu kurdun; gel! Diriğ etmeden ver canını o uğurda; servetin yağma olup gitsin. Fakat vefalı ol! Zira Hak katında da halk katında da en çok itibar gören 'vefa' ve vefalılardır.
'Bana Hak'dan nida geldi; Gel ey âşık ki mahremsin, Bura mahrem makamıdır, Seni ehli vefa gördüm.' Nesimî
Adem Nebi (s.) , yüzüne kapanan kapılan gönlünde taşıdığı sırlı vefa anahtarıyla teker teker açdı ve 'Gufran' çeşmelerine ulaşdı. Aynı hadisede azgınlaşan İblis ise, göz göre göre gitti kendini vefasızlık gayyasına atarak boğuldu.
Tufan Peygamberi de, asırlarca süren ızdırablı, fakat vefalı bir hayat yaşadı. Yıllar yılı bütün tembih ve ikazlarının cemaatinin büyük bir kesiminde tesir icra etmemesi, onu, bağlı bulunduğu kapıya karşı vefa hissinden döndüremedi. Ondaki bu vefa düşüncesiydi ki, yerlerin ve göklerin hışımla insanlığın üzerine yürüdüğü hengâmda, ona bir necât gemisi oldu.
Hakkın dostu ve nebiler babası, Nemrudun ateşini göğüslerken ne kadar vefalıydı! Onun gökleri velveleye veren 'hasbî hasbî! ' şeklindeki vefa soluklan, öteler ötesinden coşup gelen rahmet esintileriyle birleşince, cehennem gibi ateşlerin bağrı 'berd-ü selâma' (1) döndü.
Kudsiler ordusunun Öncüsü, gelmiş ve geleceklerin en birincisi kimseye müyesser olmayan semâlar ötesi seyahata, ruhundaki vefa duygusu sayesinde muvaffak oldu. Evet, o bu sayede meleklerin vanp ulaşamadığı iklimlere ulaşdı ve hiçbir fâninin eremediği devletlere erdi. Sonra da gözlerin kamaşdığı ve gönüllerin hayretde kalıp kendinden geçtiği o mutlular alemini, ümmetine olan vefa duygusuyla terkedip arkadaşlarının yanına döndü. Hadiselerle pençeleşecek, karşısına çıkan bâdireleri göğüsleyecek, onları da o yüce iklimlere yükseltecekdi... Dost ve arkadaşlarına karşı vefa duygusuydu, ona cennetleri ve hurileri unutturan. Onlara karşı bir vefa sözüydü, O'nu, başı semavi ihtişamlara ulaşdığı bir zamanda, bütün mânevî payeleri bir tarafa bırakarak, bu ızdıraplı ve elemli dünyada yeniden onların yanına döndüren! ..
Bütün yükselenlerin hasenât defterleri, vefa ile kapanıp vefa ile mühürlendi. Bütün yolda kalmışların çirkinlikler meşheri kitapları ise, vefasızlık damgasını yedi, onunla damgalandı. Evet, üzerlerine aldıkları mükellefiyetleri, iki adım öteye götürmeden vefasızlık edip bir kenara çekilenler zillet ve hakaret damgasını yiyerek aşağıların aşağısına itildiler. Mukaddes yük ve yolculuğa çeyrek gün bile tahammül gösteremeyip yan çizenler ise, o gün bu gün doğru yolu kaybetmiş sapıklar gurûhu haline geldiler. Nihayet dönüp dolaşıp mukaddes çile nöbeti bize gelince, en sağlam vefa yeminleriyle yürüyüp bu koca mes'uliyetin altına girdik. Coşkun ve heyecanlı, azimli ve kararlı idik. Heyhat... Beklenmedik bir dev önümüzü kesti ve bozduk ettiğimiz bütün o yeminleri. Ve sonra, yeniden, her taraf çölleşmeye başladı. Bütün civanmertlikler eriyip yağ gibi gitti. Güllerin yerini dikenler aldı. Aylar güneşler peşipeşine batarken, ortalığı kasvet dolu bulutlar bastı. Bağ çöktü; bağban öldü; 'petekler söndü, ballar kalmadı'. Ve artık, insan nedretine maruz kalan bu devrin talihsizleri, -kalbinde zerre kadar emanet ve vefa hissi bulunmayan ölü ruhlara, destan tutup yahşi çekmeye başladı. 'Ne akıllı, ne centilmen! ' diye alkışlamadıkları ham ervâh kalmadı ve işte, bu devreye ait milletin yüreğinden yükselen son inilti ve son inkisar:
'Vefa yok, ahde hürmet hiç.. Emânet lafz ı bî medlûl; Yakın râyiç, hiyânet mültezem her yerde, hak meçhûl!
Ne tüyler ürperir, yâ Rab! Ne korkunç inkılâb olmuş: Ne din kalmış, ne îman, din harâb îman serâb olmuş'
M.A.
Bu devrede, etrafı yalan ve mübâlağanın esin ve bir sürü karakura basdı. Her gün birkaç defa yeminini bozan; her defasında ettiği ahd-u peymandan dönen ve ebediyyen vefa duygusundan mahrum bir sürü karakura! . Lânet ediyor onlara yer ve yerdekiler, lânet okuyor onlara semâ ve semâdakiler... Nereden çıkdı bu kadar 'cinsi bozuk, ahlâkı fenâ! ' Hangi hâin bunlara bağrını açıp dâyelik yaptı! . Hangi talihsiz bunları sinesinde büyüttü ve hangi uğursuz ağızlar bunlara buyurun çekdi! ..
Ah vefa, nerde kaldın! Bıkdık şu hergün birkaç defa yeminini bozup ahdinden dönenlerden. Her sözü mübâlağa, her davranışı sun'î namertlerden ve vefa duygusundan mahrum uğursuz gönüllerden! .. Ve nerdesiniz! Ey bir vefa düşüncesiyle sözleşdiği yerde günlerce kıpırdamadan bekleyen vefalı dostlar! .. Nerdesiniz ruhuyla bütünleşmiş vefa timsâli eroğlu erler! .. Nerdesiniz bir vefa uğruna harâb olup, turâb olup gidenler ve çok bereketli bir devrin ak-alınlı insanlan! .. Kalkın; girin ruhlarımıza. Kamçılayın hayallerimizi ve boşaltın vefa adına ne taşıyorsanız hepsini sinelerimize! .. Mertliği, yiğitliği, vefa'yı bütün bütün unutmuş sinelerimize. Bizleri bu yeniden diriliş yolunda Hızır çeşmesine ulaşdırın! Gelin gelin de, şurada burada dolaşıp duran şu üç-beş vefalı insanı, ümitsizlik ve inkisardan kurtarın! ..
MERHABA KIYMET VERDİĞİM ARKADAŞIM MUTLU OL VE DAİMA MUTLU KAL SAYGILARIMI SUNUYORUM
*Merhaba
Dağlara değmiş güneş Gündüzle yaren olmuş ay Sıcağa teslim meşe gölgesi Suyu buhara kaçmış pınar Anası ağaçta sallanan kuzular Merhaba, merhaba, merhaba
Buzullar gülerek eridi Dağlar gönüllü eğildi Azametine sual olunmaz zaman Ne mümkün sana direnmek Aynadaki ak saçlarım Merhaba, merhaba, merhaba
Dünya'daki izdüşümüm Hayat ya da yaşam Adın her neyse Olamaz sana sözüm Sen hancı ben yolcu Önümdeki zahmetli yolum Merhaba, merhaba, merhaba
Lütfen kırılma yüz hatlarım Tepemde çoğaldıça çoğal ak saçlarım Gülerim ağlayan insanlara Görünen köyü beğenmeyip Başka yola sapanlara Kendini kabullenen dostlarıma Merhaba, merhaba, merhaba
güzel paylaşımlarla hoş sohbet bir ortamda şiir tadında sevgi,kardeşlik, paylaşım yağmuru altında beraber ıslanmaya davet ediyoruz … YAGMURDA ISLANANLAR GRUBUMUZA bekliyoruz saygılarımla... http://gruplar.Antoloji.Com/yagmurda-islananlar bu linkden de kolaylıkla ulaşabilirsiniz.
15.06.2010 - 21:19
Değerli arkadaşım bu gün sizin doğum gününüz, iyi ki doğmuşsunuz, iyi ki sevenleriniz olmuş ve siz varlığınızla sevenlerinizi mutlu kılmışsınız, Saygı ve Selamlarımla
Doğum Günü
(D) oğduğunda bilmezdin dünyada misafirsin
(O) ysa nadir bulunan değerli bir safirsin
(G) eçmiş günlere göre bu gün daha mahirsin
(U) marım her geçen gün biraz daha tahirsin
(M) addenle hayal değil dünden daha sahisin
(G) ünün kutlu olmalı iyi ki doğmuşsunuz
(Ü) zmesin sizi kimse siz hakkı bulmuşsunuz
(N) edamet kulun işi siz nadim olmuşsunuz
(Ü) stelik bu alemde gül gibi kokmuşsunuz
(N) ezafeti yüreğe,elbet indirmişsiniz,
(Ü) midi saklı tutup,hayatı bilmişsiniz,
(Z) aman akıp gitmekte,siz bunu görmüşsünüz.
(K) utlu olsun bu günün,kutlu olsun her günün,
(U) marım ağlamazsın,hep görülsün güldüğün,
(T) efekküre yönelsin,bakışın temayülün,
(L) ebinden çıktığında,karşılansın isteğin,
(U) zaklarda değildir,yakındır mutluluğun.
(O) lsun diye dilerim,bu günlerin hep kutlu,
(L) ayıksın mutluluğa,günlerin olsun mutlu,
(S) ıkıntılı olmasın,yarınların umutlu,
(U) mduğunu bulursun,yaşarsın hep onurlu,
(N) ezaket içersinde,her şeyi yap şuurlu.
Sinan Karakaş
15.06.2010 - 10:06
*
''Doğum Gününüz Kutlu Olsun.../ İyi yaşayın...''
~ * ~
Bir gün olsun gülmedi talih benim yüzüme
Sevdiğimden ayrıldım dünya zindan gözüme
Kimse çare bulamaz gözlerimin yaşına
Bu çektiğim çileler düşmanların başına…
Yaşamak mı?
Hayat mı bu?
Allah'ım hiç şansım yok mu?
Öyle dertliyim ki ben!
Kimse bir gün çekemez
Yasamakmış ölmekmiş benim için fark etmez
Bir gün olsun gülmedi talih benim yüzüme
Sevdiğimden ayrıldım dünya zindan gözüme
Yaşamak mı?
Hayat mı bu?
Allah'ım hiç şansım yok mu?
-şarkı-
04.06.2010 - 08:58
[email protected]
28.01.2010 - 22:11
gracias señora Züleyha Çelik por la güzel Bandera (Flag) i love the Bandera of babam Mehmet Macit.
15.01.2010 - 15:05
^`ihvani^` kadın
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış de... mektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe! - İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte. Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok! Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren! Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki! Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları. Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı... Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan... İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. E.. o zaman niye sarılsınlar ki! Niye sarılalım ki! Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur. Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!
12.01.2010 - 10:59
[ihvani-paylasim..] ***Vefa
Vefa dost ikliminde yetişen güllerdendir. Onu düşmanlık atmosferinde görmek nadiratdan ve hatta, mümkün değildir. Vefa, duyguda, düşüncede, tasavvurda aynı şeyleri paylaşanların etrafında üfül üfül eser durur. Kinler, nefretler, kıskançlıklar ise, onu bir lahza iflah etmez öldürür. Evet o, sevginin, mürüvvetin bağrında boy atar gelişir, düşmanlık ikliminde ise, bir anda söner gider.
Vefa'yı; insanın, gönlüyle bütünleşmesi şeklinde tarif edenler de olmuştur. Eksik olsa bile yerindedir. Doğrusu, kalbî ve ruhî hayatı olmayanlarda vefa'dan bahsetmek bir hayli zordur. Konuşurken doğru beyanda bulunma, verdiği sözlerde, ettiği yeminlerde vefalı olma gönül hayatına bağlıdır. Kendini yalan ve aldatmadan kurtaramayan; her an verdiği söz ve yeminlere muhalif hareket eden ve bir türlü yüklendiği mes'uliyetlerin ağırlığını hissetmeyen iki yüzlü ve müraî tiplerin gönül hayatları olabileceğine ihtimal vermek, sadece bir aldanmışlıkdır. Böylelerinden vefa beklemek ise, bütün bütün gaflet ve safderûnluk ifadesidir.
Evet, vefasıza güvenen er-geç iki büklüm olur. Onunla uzun yollara çıkan yolda kalır. Onu rehber ve rehnümâ tanıyanların gözü, daima hicranla dolar.
Vefa umarken ondan
Doldu gözüm hicrandan
Kaldım yaya dermandan..
Ferd, vefa duygusuyla itimada şâyân olur yükselir. Yuva, vefa duygusu üzerine kurulmuş ise, devam eder ve canlı kalır. Millet bu yüce duygu ve faziletlere erer. Devlet kendi teb'asına karşı ancak bu duygu ile itibarını korur. Vefa düşüncesini yitirmiş bir ülkede, ne olgun fertden, ne emniyet vadeden yuvadan, ne de istikrarlı ve güvenüir devletden bahsetmek mümkün değildir. Böyle bir ülkede fertler birbirlerine karşı kuşkulu; yuva kendi içinde huzursuz, devlet teb'aya karşı uğursuzlardan uğursuz, ve herşey birbirine karşı yabancıdır, tıpkı camitler gibi. Üst üste ve içiçe olsalar bile..
Vefa, fertlerin birbiriyle kaynaşıp bütünleşmesini temin eder. Vefa sayesinde cüzler küllolur; ayrı ayrı parçalar bir araya gelerek vahdete ulaşır. Vefa duygusu varıp sonsuzluğa erince, ötelerden gelen tayflar, kitlelerin yolunu aydınlatır ve toplumun önünü kesen bütün tıkanıklıkları açar. Elverir ki o toplum, vefa duygusuyla olgunlaşmış ve onun kenetleyici kollarına kendini teslim etmiş olsun.
Bir düşünceye gönül mü verdin; bir ideâle mi bağlandın; varıp biriyle dostluk mu kurdun; gel! Diriğ etmeden ver canını o uğurda; servetin yağma olup gitsin. Fakat vefalı ol! Zira Hak katında da halk katında da en çok itibar gören 'vefa' ve vefalılardır.
'Bana Hak'dan nida geldi; Gel ey âşık ki mahremsin,
Bura mahrem makamıdır, Seni ehli vefa gördüm.'
Nesimî
Adem Nebi (s.) , yüzüne kapanan kapılan gönlünde taşıdığı sırlı vefa anahtarıyla teker teker açdı ve 'Gufran' çeşmelerine ulaşdı. Aynı hadisede azgınlaşan İblis ise, göz göre göre gitti kendini vefasızlık gayyasına atarak boğuldu.
Tufan Peygamberi de, asırlarca süren ızdırablı, fakat vefalı bir hayat yaşadı. Yıllar yılı bütün tembih ve ikazlarının cemaatinin büyük bir kesiminde tesir icra etmemesi, onu, bağlı bulunduğu kapıya karşı vefa hissinden döndüremedi. Ondaki bu vefa düşüncesiydi ki, yerlerin ve göklerin hışımla insanlığın üzerine yürüdüğü hengâmda, ona bir necât gemisi oldu.
Hakkın dostu ve nebiler babası, Nemrudun ateşini göğüslerken ne kadar vefalıydı! Onun gökleri velveleye veren 'hasbî hasbî! ' şeklindeki vefa soluklan, öteler ötesinden coşup gelen rahmet esintileriyle birleşince, cehennem gibi ateşlerin bağrı 'berd-ü selâma' (1) döndü.
Kudsiler ordusunun Öncüsü, gelmiş ve geleceklerin en birincisi kimseye müyesser olmayan semâlar ötesi seyahata, ruhundaki vefa duygusu sayesinde muvaffak oldu. Evet, o bu sayede meleklerin vanp ulaşamadığı iklimlere ulaşdı ve hiçbir fâninin eremediği devletlere erdi. Sonra da gözlerin kamaşdığı ve gönüllerin hayretde kalıp kendinden geçtiği o mutlular alemini, ümmetine olan vefa duygusuyla terkedip arkadaşlarının yanına döndü. Hadiselerle pençeleşecek, karşısına çıkan bâdireleri göğüsleyecek, onları da o yüce iklimlere yükseltecekdi... Dost ve arkadaşlarına karşı vefa duygusuydu, ona cennetleri ve hurileri unutturan. Onlara karşı bir vefa sözüydü, O'nu, başı semavi ihtişamlara ulaşdığı bir zamanda, bütün mânevî payeleri bir tarafa bırakarak, bu ızdıraplı ve elemli dünyada yeniden onların yanına döndüren! ..
Bütün yükselenlerin hasenât defterleri, vefa ile kapanıp vefa ile mühürlendi. Bütün yolda kalmışların çirkinlikler meşheri kitapları ise, vefasızlık damgasını yedi, onunla damgalandı. Evet, üzerlerine aldıkları mükellefiyetleri, iki adım öteye götürmeden vefasızlık edip bir kenara çekilenler zillet ve hakaret damgasını yiyerek aşağıların aşağısına itildiler. Mukaddes yük ve yolculuğa çeyrek gün bile tahammül gösteremeyip yan çizenler ise, o gün bu gün doğru yolu kaybetmiş sapıklar gurûhu haline geldiler. Nihayet dönüp dolaşıp mukaddes çile nöbeti bize gelince, en sağlam vefa yeminleriyle yürüyüp bu koca mes'uliyetin altına girdik. Coşkun ve heyecanlı, azimli ve kararlı idik. Heyhat... Beklenmedik bir dev önümüzü kesti ve bozduk ettiğimiz bütün o yeminleri. Ve sonra, yeniden, her taraf çölleşmeye başladı. Bütün civanmertlikler eriyip yağ gibi gitti. Güllerin yerini dikenler aldı. Aylar güneşler peşipeşine batarken, ortalığı kasvet dolu bulutlar bastı. Bağ çöktü; bağban öldü; 'petekler söndü, ballar kalmadı'. Ve artık, insan nedretine maruz kalan bu devrin talihsizleri, -kalbinde zerre kadar emanet ve vefa hissi bulunmayan ölü ruhlara, destan tutup yahşi çekmeye başladı. 'Ne akıllı, ne centilmen! ' diye alkışlamadıkları ham ervâh kalmadı ve işte, bu devreye ait milletin yüreğinden yükselen son inilti ve son inkisar:
'Vefa yok, ahde hürmet hiç.. Emânet lafz ı bî medlûl;
Yakın râyiç, hiyânet mültezem her yerde, hak meçhûl!
Ne tüyler ürperir, yâ Rab! Ne korkunç inkılâb olmuş:
Ne din kalmış, ne îman, din harâb îman serâb olmuş'
M.A.
Bu devrede, etrafı yalan ve mübâlağanın esin ve bir sürü karakura basdı. Her gün birkaç defa yeminini bozan; her defasında ettiği ahd-u peymandan dönen ve ebediyyen vefa duygusundan mahrum bir sürü karakura! . Lânet ediyor onlara yer ve yerdekiler, lânet okuyor onlara semâ ve semâdakiler... Nereden çıkdı bu kadar 'cinsi bozuk, ahlâkı fenâ! ' Hangi hâin bunlara bağrını açıp dâyelik yaptı! . Hangi talihsiz bunları sinesinde büyüttü ve hangi uğursuz ağızlar bunlara buyurun çekdi! ..
Ah vefa, nerde kaldın! Bıkdık şu hergün birkaç defa yeminini bozup ahdinden dönenlerden. Her sözü mübâlağa, her davranışı sun'î namertlerden ve vefa duygusundan mahrum uğursuz gönüllerden! .. Ve nerdesiniz! Ey bir vefa düşüncesiyle sözleşdiği yerde günlerce kıpırdamadan bekleyen vefalı dostlar! .. Nerdesiniz ruhuyla bütünleşmiş vefa timsâli eroğlu erler! .. Nerdesiniz bir vefa uğruna harâb olup, turâb olup gidenler ve çok bereketli bir devrin ak-alınlı insanlan! .. Kalkın; girin ruhlarımıza. Kamçılayın hayallerimizi ve boşaltın vefa adına ne taşıyorsanız hepsini sinelerimize! .. Mertliği, yiğitliği, vefa'yı bütün bütün unutmuş sinelerimize. Bizleri bu yeniden diriliş yolunda Hızır çeşmesine ulaşdırın! Gelin gelin de, şurada burada dolaşıp duran şu üç-beş vefalı insanı, ümitsizlik ve inkisardan kurtarın! ..
alıntı
11.01.2010 - 00:25
mutlu yıllar AŞKIN DERYASI Kitabımdan Damlalar GRUBUma beklerim,
TÜRKİYE Yazarlar,Ozanlar,Bestekarlar,Şairler Grubuma da bekliyorum.
S U L A R
Kainat sahibi dengeyi kurmuş,
Hafıza yetersiz,beyin karışık,
Zalimler, mazlumu daima vurmuş,
İnsallar kin dolu sular barışık.
Ülkeler arası yayılır dalga,
Suratlar asılmış, çehre buruşuk,
Bulutlar her yöne yapıyor gölge,
İnsanlar kin dolu sular barışık.
Toprağın özünden sunuyor gıda,
Kirlenen yüzleri yıkar,alışık,
Dört yanı kuşatır yeşillik ada,
İnsanlar kin dolu sular barışık.
Sınırlı varlığı bölüşemezler,
Top,tüfek patlatan yüzler yılışık,
Kuran'ı okuyup gelişemezler,
İnsanlar kin dolu sular barışık.
Mavi gökyüzünü kuşak sarıyor,
Güneş'te sımsıcak yayıyor ışık,
Zeki'ler savaşsız dünya arıyor,
İnsanlar kin dolu sular barışık.
B A R I Ş I K
Yıldızlar parlıyor sevgi sunuyor,
Ay,suya,su,aya nasıl da aşık,
Denize dalanlar yüzüp yunuyor,
İnsanlar dargındır sular barışık.
Son model silahı üreten suçlu,
Fosforu fırlatır sesimiz kısık,
Neden olamadık biz içli,dışlı? ,
İnsanlar dargındır sular barışık.
Rüzgar merhametli ılık esiyor,
Yemeğe dalmaktan mutludur kaşık,
Kar buzlaşsada damla düşüyor,
İnsanlar dargındır sular barışık.
Gecenin gündüzden olsada farkı,
Gözyaşı dinmiyor yürekler basık,
Birbirine bağlı döndürür çarkı,
İnsanlar dargındır sular barışık.
Yağmurlar yağdıkca ibret alınız,
Hayvanlarla kıyas olmaz yakışık,
Zekice düşünen kalmaz yalınız,
İnsanlar dargındır sular barışık.
6-8-2009 GÖNÜL DOSTLARIMA SAYGILAR,SEVGİLER,SELAMLAR.Z.Ç
31.12.2009 - 19:28
__________________000__________________
_________________00_00_________________
________________00___00________________
_______________00_____00_______________
______________00_______00______________
_____________00_________00_____________
00000000000000____YENİ___00_00000000000
__00____________YILINIZ_______________00_
____00________KUTLU_______________00___
______00_________HUZLU_________00______
________00____SAĞLIKLI________00________
__________00___HAYIRLI________00________
_________00___OLSUN_________00________
________00________0000________00_______
_______00_______00____00_______00______
______00_____00__________00_____00_____
_____00___00________________00___00____
____0000________________________0000___
___000____________________________000__
YAGMURDA ISLANANLAR GRUBU
27.12.2009 - 14:06
MERHABA KIYMET VERDİĞİM ARKADAŞIM
MUTLU OL VE DAİMA MUTLU KAL
SAYGILARIMI SUNUYORUM
*Merhaba
Dağlara değmiş güneş
Gündüzle yaren olmuş ay
Sıcağa teslim meşe gölgesi
Suyu buhara kaçmış pınar
Anası ağaçta sallanan kuzular
Merhaba, merhaba, merhaba
Buzullar gülerek eridi
Dağlar gönüllü eğildi
Azametine sual olunmaz zaman
Ne mümkün sana direnmek
Aynadaki ak saçlarım
Merhaba, merhaba, merhaba
Dünya'daki izdüşümüm
Hayat ya da yaşam
Adın her neyse
Olamaz sana sözüm
Sen hancı ben yolcu
Önümdeki zahmetli yolum
Merhaba, merhaba, merhaba
Lütfen kırılma yüz hatlarım
Tepemde çoğaldıça çoğal ak saçlarım
Gülerim ağlayan insanlara
Görünen köyü beğenmeyip
Başka yola sapanlara
Kendini kabullenen dostlarıma
Merhaba, merhaba, merhaba
Yıldırım Yorulmaz
12.10.2009 - 09:46
Değer verdiğimiz kardeşimiz saygıdeğer bir şahsiyettir
Etkili ve seviyeli paylaşım atmosferi
İHVANİ PAYLAŞIM PLATFORMU - Üyesidir
Kendisiyle paylaşım yapmaktan onur duyarız
22.09.2009 - 03:43
teşekkürler Señora Züleyha Çelik.
12.08.2009 - 02:28
güzel paylaşımlarla hoş sohbet bir ortamda
şiir tadında sevgi,kardeşlik, paylaşım yağmuru altında
beraber ıslanmaya davet ediyoruz …
YAGMURDA ISLANANLAR GRUBUMUZA bekliyoruz saygılarımla...
http://gruplar.Antoloji.Com/yagmurda-islananlar bu linkden de kolaylıkla ulaşabilirsiniz.
28.06.2009 - 08:05
DEĞERLİ KARDŞİM SEVİYELİ VE KARDEŞÇE BİR PAYLAŞIM ATMOSFERİNDE SİZLERİDE ARAMIZDA GÖRMEKTEN MUTLU OLURUZ
ihvani-paylasim-platformu
http://gruplar.Antoloji.Com/ihvani-paylasim-platformu yazarak bu gruba daha hızlı ulaşabilirsiniz
DAVETLİM SİNİZ ONUR DUYARIM
23.06.2009 - 14:36
Şiirlerime göstermiş olduğunuz ilginize çok teşekkür ederim.Saygı sevgi dolu dostlukla efendim...
Toplam 14 mesaj bulundu