Ve Bir Gün Gelir Anlarsın ki; VAZGEÇEMEDİKLERİNİN hiçbiri, VAZGEÇİLMEYECEK kadar mükemmel değildir.. Senin yüreğin gereğinden fazla yüklenmiş bir “sevgi yazılımıdır” sadece... Kararsız,Tuttuğunu koparamayan,Lafının arkasında duramayan, SÖZDE yiğitler için..; ÖZDE sevgini tüketmeye değmez... Kendi hayatlarını idare edemeyenler,Duygularının hakimi olamayanlar için ağlama... Elinden gelen her şeyi yaptığın halde,Yarı yolda yalnız kaldıysan, Bu karşındakinin yan yana yürümesini beceremediğindendir... ”Sana ihtiyacım var” dediğin halde, yanınızda olamayan tüm bencilleri silin hayatınızdan... Silin ki..; Öncekilere KAPAK, Sonrakilere DERS olsun…!
Ben sana hep üşüyordum, çünkü kıştım.. Nakıştım, bakıştım.. İnkar etmiyorum da bunu.. Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım.. Ve lütfen inkar etme; Sana en çok ben yakıştım..
Tahir olmak ta ayıp değil Zühre olmakta Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil Bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte yani yürekte.... Mesela bir barikatta döğüşerek Mesela Kuzey Kutbu'nu keşfe giderken Mesela denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu? Tahir olmak ta ayıp değil Zühre olmak ta Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil.. Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir ayrılmak istersen dünyadan ama o senden ayrılacak yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık Yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahir'liğinden Tahir olmak ta ayıp değil Zühre olmak ta Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil... Nâzım HİKMET
Ne çok düşler kurarız bazı zamanlar,ne çok zamanları düşler de kaybederiz.Apansız gelişler endişeli duraklar da gidiş yolu arar bazen.Sevgi sözcüğüne hapsedilirken yaşam,kendi demir parmaklıkları arasından kaçan sevgilerden haberi yoktur çoğu kez.Yaşamı sevmek mi sevgi? Sevgiyi yaşamak mı? Yoksa sevmeyi bilmek ya da bilmeyi öğrenmek mi gerçek yaşamak? Cevabı sanırım düşler de kaybettiğimiz zamanlar da saklı.Belki de yeterince kuramadığımız düşler de...
Bu içinde “sen” geçen cümlelerimin en “sonuncusu” olacak diyerek başlıyorum hep, her kalemime dokunduğunda elim.. Ne “Sen” siz oluyor, ne “Son”suz… “Hadi artık git istersen.” Fikrimden, düşüncemden, bütün mazimden, geleceğimden, “Ben” den, “Biz” den. Artık tek başıma yazmalıyım kendi hikayemi. Kendim koyup noktalarını, kendim silmeliyim virgüllerini. Tüm cümlelerimin öznelerinden silinmeli adın, yüklemlerininse “miş” li geçmiş zamanında kalmalı yaşanan her şey. Ben çoktan geçtim “Biz” den.. “Sen de artık git istersen..” Ben yokluğunu daha ağır zannederken, yıllardır, yollardır, oysa ki varlığın daha ağırmış bana. Günlerdir sözcükler düğümleniyor boğazımda, tıkanıyor nefesim. Herkese, herşeye sustum ama, bilsen öyle zor ki susmalar sana. sustumm konuşmamak üzereee.
Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı. Hayatın matematiği farklı;
iki yarımı toplayınca bir etmiyor. İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.
Önce yalnızdık.
9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak geldik.
Pişman gibiydik. Ya da mecburen gelmiş gibi.
Biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren, kalbimizi kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik: Bir yerde bir eksik var dedik.
Korktuk.
‘Bunun sebebi ne? ’ diye sorduk kendimize. Cevabı yapıştırdık:
‘Demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var.
O yüzden eksiklik hissediyoruz’. Peki, neye sahip olmamız gerekiyor?
Çocukken ‘yaşımız küçük’ diye düşündük. Her istediğimizi yapamıyoruz.
Kurallar, yasaklar var. Büyüyünce her şey yoluna girecek.
Büyüdükçe bir şey değişmedi.
Yine huzursuzduk. İçimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu:
‘Bir eksik var. Kafamız karıştı. Nasıl kurtulacağız bu iğrenç duygudan?
Nasıl geçecek bu?
Aklımıza yeni cevaplar geldi: Okulu bitirince geçecek. İşe girince geçecek. Para kazanınca geçecek. Tatile gidince geçecek. Okulu bitirdik. Diploma aldık.
İşe girdik. Kartvizit aldık. Çalıştık. Para kazandık. Taşındık. Araba aldık. Çalıştık. Eve yeni eşyalar aldık. Tatile gittik. Dans ettik. Terfi ettik. Kartviziti değiştirdik.
Daha çok çalıştık. Daha çok para kazandık. Çalıştık. Çalıştık.
Geçmedi.’Bir yerde bir eksik var’ hissi, hala orada duruyordu.
Bu sefer de ‘Sevgilimiz olunca geçecek’ dedik. ‘Yalnızlığımız sona erince bu illetten kurtulacağız.
‘Beklemeye başladık.
Derken, biri çıktı karşımıza aşık olduk. Ve anında başka biri olduk.
Daha güçlü, daha güzel, daha akıllı biri. Hesap cüzdanları, kartvizitler,
hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi sağlamamıştı.
Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük sevgi ve hayranlık gördük.
Sevgilimizin gözlerinde Tanrı’ yı gördük.
Işığı gördük.’Tünelin ucundaki ışık b u olmalı’ diye düşündük ‘kurtulduk’.
Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi.
Ya da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi. Ya da başka birine aşık olduğunu söyledi.
Ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi.
Telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak zorunda kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden anladık, bir terslik olduğunu.
Belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi, bizdik.
Fark etmez. Sonuçta aşk bitti.
Şimdi her yer bomboş. Şimdi tekrar yalnızız. Başladığımız yere döndük.
Yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu bulamadık. Halbuki her şeyi denedik, her yere baktık.
Öyle mi? Bakmadığımız bir yer kaldı.
İçimize bakmadık.
Eksik parçayı dışarıda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik.
Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi sevmedik.
Şaşıracak bir şey yok, tabii ki sevmedik.
Kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk? Canımız yanmasın diye duvarların ardına saklanır mıydık?
Kendimizi boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık? Terk edilmekten korkar mıydık?
Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.
Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı.
Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.
İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.
‘Herkes beni sevsin’ diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine şart koyuyor, sınır koyuyor.
Oysa ‘kendime duyduğum sevgi bana yeter’ diye düşününce, kendimizi olduğumuz gibi kabullenince yarım tamamlanıyor.
Her şey bir oluyor. İşte o zaman perde aralanıyor.
Acı diniyor.
İşte o zaman başka `bir`i bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun kaygının hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor.
Bir Garip 'BOŞLUK' içimde... Suskunluklarımı Biriktirdim Sessizce... Ve Artık 'MUTLULUK' Kokan 'GÜLÜŞLERİM' Yok Yüzümde... Bir 'YORGUNLUK' Taa İçimde... Vazgeçmişliklerim Var Vazgeçemesem de... Kaderden Bir 'BEKLEYİŞ' Olmayacağını Bile Bile... Ama Yinede 'ÜMİTLENİYOR' İnsan İşte... Anlamıyor ki 'YÜREK'... Söz Geçmiyor Ne 'KALBE' Nede 'KADERE'
Kimi zaman acımasız bir ' KALP AĞRISI ' Kimi zaman da o ağrıya ' TEK ' çare... ' SENİ SEVMEK ' Kimi zaman tereddütsüz ' ATEŞE ' yürümek ... Kimi zaman da soğuk bir ' DUŞ ' etkisi... ' SENİ SEVMEK ' Dayanacak gücümün kalmadığı ' ANLARDA ' bile... Her güçlüğe göğüs gerebilmek... ' SENİ SEVMEK ' Belkileri... Amaları... Keşkeleri yok edip... Her ' DUADA ' seni ilk sıraya koyabilmek
Duasız ÜŞÜRMÜŞ yürekler BİL! Sana bir DUA eden olsun, SENİN DE bir DUA ettiğin! . Bilmezsin hangi KIRIK gönlün duasıdır KARANLIKLARINI aydınlatan, sana UMMADIK Kapılar AÇAN.. BİLMEZSİN kimin için ettiğin duadır, seni böyle AYAKTA TUTAN!
-İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.
Kimseden izin almadım seni sevmek için A Ş K....... A L LA H 'ın izniyleydi! ! A Ş K ı yüreğime veren Y Ü C E R A B B İ M değil miydi? Aşk güçlüydü… Aşk cesurdu… Aşk nefesti… Aşk büyüktü… Aşk erişilmezdi… Aşk eşsizdi… Aşk pervasızdı… Aşk sessizdi… Aşk söylenmeyen son sözdü… Aşk zamansızdı
Kırdın mı incittin mi birilerini Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler? Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda? Yeniden düşünmeliyim Dostluklarımı, ilişkilerimi Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, Giysilerim ütülü, odam düzenli mi? Geri verdim mi aldıklarımı: Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları, Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? Yokladım mı duygularımı Hâlâ sevebiliyor muyum insanları? Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma Ovmalı umutları Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar Gece telefonları, ıssız konuşmalar Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey O kadar çok anlattım ki Kendime kaldım anlatmaktan... Bunaldım kendisiyle boğuşmasını Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan, Ofset duyarlılıklardan Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum 'İçtenliğin' ya da 'dünya görüşünün' kirletmediği Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları Vitrin camlarına yansıyan yüzlerde Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar Hâlâ bir umut var mıdır Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz Sadece rüzgârlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim Senin ve benim, yani bizim için...
Gülü öyle bir sevmelisin ki, dikenleri yok diyebilesin Öyle sevmek… Acısını duymadan dikenini görmeden… Hani o dikenli sapın üzerinde muhteşem kat kat yaprakları ve büyülü kokusu ile tüm canlıları etkileyip yanına çeken ama savunmak içinde dikenleri olan.. Hani aşka sembol olan gül… Öyle sevmelisin ki dikeni görmemeli hatta haz vermeli.. Öyle sevmek.. Hani o dikenli sapı avucumuzun içine yerleştirip diğer elimizle hızla çektiğimizde dikenlerin bir saban gibi ellerimizi yara yara dağlaya dağlaya kanı susamışcasına içer gibi akıtırken işte o acı duyulan anda bile dikenlerinden şikayet etmemek…. Hatta yok diyebilmek… Hatta bu acı içinde kıvranırken beden akıl gülümseyebilmeli onca yaşanan güzel duygulara anılara… O dikeni bir madalya gibi göğsünde taşıyabilmeli.. Gülü öyle bir sevmelisin ki dikenleri yok diyebilesin…… Öyle sevmelisin ki gülün dikenleri batmamalı kalbine.. Görmemeli dikenlerin bıraktığı yaraları parmaklardaki.. Her biri nehir yatakları kadar derin olsa bile… Hatta o nehir yatakları kurumuş bile olsa.. Acımamalı.. Susatmalı olabildiğince… Daha da susamalısın güle.. Daha da kutsal bir güçle sarılmalı gülüne sanki batanlar diken değil de her biri engerek zehiri bile olsa.. Okyanuslarda gezmek varken bozkırlarda kaybolmamalısın dikenin acısını hissederek.. Gülü sevmelisin.. Hem de öyle sevmelisin ki.. Gülü öyle bir sevmelisin ki dikenleri yok diyebilesin…… Öyle karşılıksız öylesine kör öylesine soyut.. Hani kirpinin yavrusunu pamuğum diye sevmesi gibi.. Hani bir amaç uğruna ölümü sevmek gibi.. Hani bir çocuğun gözlerinde ışıldayan yıldızlar gibi sevmelisin… rüzgarda saklı binbir kokuyu sevdiğin gibi sevmelisin.. İşte o zaman gülün yaprakları arasında bırakıverirsin kendini benliğini tüm varlığını.. Öyle sevmelisin.. Öyle sevmelisin ki aradan geçen zamana rağmen avuç içlerine baktığında izi kalmış olan yaraların yüzünde gülümsemeye dönüşmeli hiçbir acı hissetmeden….. Öyle sevmelisin ki ihanetinin farkına varmamalısın gecenin tüm güzelliklerini yaşarken güneşe olan ihanetinin bedelini düşünmemelisin… Öyle sevmelisin……….
MAVI ÖZGÜRLÜKTÜR HAYALDIR DÜSÜNMEKTIR MAVI BENIM RENGIM INSANIN NEYE IHTIYACI OLDUĞUNU ANLATAN TEK RENKTIR BEN MAVIYIM MAVIYE ASIĞIM... BEN ÖZGÜRÜM ÖZGÜRLÜĞE ASIĞIM IHTIYACIM OLAN HERSEYE MAVI ILE ULAŞIYORUM ÇÜNKÜ BILIYORUM MAVİ HAYALLERIN RENGİ
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
19 Mayıs Atatürk 'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu olsun..
Atamızdan bize emanet oldu bu vatan, Onu ebedî yaşatmak boynumuzun borcudur. Bil ki her zaman plân yapıyor düşman, Vatanı korumak boynumuzun borcudur.
İnmesin, göklerde dalgalansın bayrağım, Verilir mi şehit kanıyla sulanmış toprağım? Ölürüm de bırakmam, burası benim yatağım, Sancağı korumak boynumuzun borcudur.
Şerefsiz hayat için, bu toprağı satanlar, Bu milletin içine fesat ruhu katanlar, Bunu bize yakıştırır mı toprakta yatanlar? Türklüğü yaşatmak boynumuzun borcudur.
Tarih okusun ki, mazimiz ne imiş görsün Her bir kötülüğü kalbinden silsin, Düşmanımız, Türk gençliği ne imiş bilsin. Cumhuriyeti korumak boynumuzun borcudur.
Mehmed'im ne söylese hepsi haktır, Cumhuriyetçi gençlikte hile yoktur, Atatürkçü olanda vatan sevgisi çoktur, Vatanı korumak boynumuzun borcudur.
Acından öper gibi sar istedim beni yarana.. Seni üzen, kıran; seni inciten, yıpranan her yerine.. Göğsüne basa basa sar istedim beni.. Anladım ki, kapanmayan yaralara sargı olmak intiharmış.. Senin suçun yok, ben bile bile sevdim.. Şefkatle sevdim seni, içten içe, öle öle.. Göz göre göre
Seni Uzaktan Seviyorum.. ' Diye Düşündü Erkek İçinden. Yaklaşmadan, Anlatmadan, Anlaşılmadan... Ben Seni Beklentisiz Seviyorum. Hiçbir Şey Ummadan, Talepte Bulunmadan, Hayal Bile Kurmadan.. Kendi İçimde Taşıdığım Sessiz Sedasız Bir Sır Bu. Ben Belki de Senden Çok Bu Sırrı Seviyorum. ' Seni Uzaktan Seviyorum.. ' Diye Geçirdi Kadın İçinden. ve Başını Çevirdi. Bakmadı Bile Ondan Yana. Bakması Gerekmedi. Uzaktan Sevmek Daha Güzeldir Bazen. Ne İncitir, Ne Acıtır. Ne Yaralar Ne Kanatır. Gözlerinle Görmediğin ama Sesini Duyduğun, Varlığıyla Huzur Bulduğun Bir Denizin Yakınında Yürümek Gibidir Böyle Sevmek.. Uzaktan Sevmek En Güzelidir Bazen... Bu Yüzden, Küfür Şeytana Mahsustur, Tövbe İnsana.. Aşk Kadın'a Yakışır, Sevmek İse Adam'a..
Dört mum yavaşca yanıyordu. Ortam çok sessizdi ve konuşmaları duyuluyordu
İlk Mum konuştu; Ben ´BARIŞIM´ dedi Hiç kimse benim yanık kalmamı istemiyor biliyorum ki söneceğim dedi. Kısa süre sonra alevi azaldı yavaşca söndü.
ikinici Mum konuştu; Ben İNANCIM dedi Neredeyse herkes, beni artık gerekli görmüyor. O nedenle artık bana gerek yok dedi ve konuşmasını bitirdi Alevi azaldı ve söndü
üçüncü Mum konuştu; ben SEVGİYİM dedi yanık kalmam için artık gücüm yok insanlar beni bir kenara bıraktı ve önemimi anlamadı kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular dedi Alevi azaldı ve söndü
Ansızın bir çocuk odaya girdi ve üç mumun yanmadığını gördü. “NEDEN YANMIYORSUNUZ SİZİN SONUNA KADAR YANMANIZ GEREKİR” dedi ve ağlamaya başladı
dördüncü Mum çocuğa döndü ve; “KORKMA BEN HALA YANIYORUM DİĞER MUMLARI YENİDEN YAKABİLİRİZ” ben UMUDUM dedi.
Parlayan gözlerle çocuk umut adlı mumu aldı ve diğer mumları tekrar yaktı..
Belki şehir uzaktı belki hayallerimiz kaybolmuştu ortasında kalabalığın. Düşlerimizi yitirmiştik belki kayıp sevdalarda, belki gün; o gün hiç doğmamıştı ve daha uyanamamıştık hayata. herşeyin bittiğini düşündüğüm zamanlarda özgürlük fısıltılarıyla bir fırtına kopar içimden. Haykırırım kalkarım ayağa şimdi sende eğer yalnızsan umutsuzsan düşlerin düşlediklerin gibi değilse eğer, olmadık yerde gülümse kendine ayağa kalk ve Rüzgarı hatırla.
HAYAT' Diyoruz, Yaşamaya Devam Ediyoruz.. Onca Kırıklık, Onca Acı,Onca Hüzün Yaralarımıza Üfleye Üfleye Bir Şey Yok Diyoruz. En Çok Kendimizi Kandırıyoruz Çok Şey Var Aslında.. Üflemeyi Bırakıp Konuşmaya Başlarsam, Bir Daha Asla Susmayabilirim.. Öyle Çokki Kan Kaybım, O Kadar Büyük Ki Kendime Olan Yalanım.. 'HAYAT' Diyorum, Susuyorum.. Nefesim Lazım Bana, Çünkü Yaralarımı Üflüyorum..
Ey Sevda! Seninle Oynuyorlar Bu Sevgisiz İnsanlar!
Bakışlarını uzat bana seninle bakayım dünyaya... Seninle anlamlaştırayım hayatı seninle anlam kazansın ibadetlerim... Bakışlarını uzat bana ışığınla aydınlansın kör bakan gözler.. ...
15.07.2013 - 17:21
Yanlış Zamanda Yanlış İnsanlara Verdiğim Değer İçin, En Çokta Kendimden Özür Diliyorum... Kimse İçin Kendini Üzmeye Değmezmiş
15.07.2013 - 15:26
Ve Bir Gün Gelir Anlarsın ki;
VAZGEÇEMEDİKLERİNİN hiçbiri, VAZGEÇİLMEYECEK kadar mükemmel değildir.. Senin yüreğin gereğinden fazla yüklenmiş bir “sevgi yazılımıdır” sadece... Kararsız,Tuttuğunu koparamayan,Lafının arkasında duramayan, SÖZDE yiğitler için..; ÖZDE sevgini tüketmeye değmez... Kendi hayatlarını idare edemeyenler,Duygularının hakimi olamayanlar için ağlama... Elinden gelen her şeyi yaptığın halde,Yarı yolda yalnız kaldıysan, Bu karşındakinin yan yana yürümesini beceremediğindendir... ”Sana ihtiyacım var” dediğin halde, yanınızda olamayan tüm bencilleri silin hayatınızdan... Silin ki..; Öncekilere KAPAK, Sonrakilere DERS olsun…!
10.07.2013 - 11:43
Ben sana hep üşüyordum,
çünkü kıştım..
Nakıştım, bakıştım..
İnkar etmiyorum da bunu..
Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım..
Ve lütfen inkar etme;
Sana en çok ben yakıştım..
Özdemir Asaf
09.07.2013 - 12:19
Tahir olmak ta ayıp değil
Zühre olmakta
Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil
Bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte yani yürekte....
Mesela bir barikatta döğüşerek
Mesela Kuzey Kutbu'nu keşfe giderken
Mesela denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak ta ayıp değil Zühre olmak ta
Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil..
Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istersen dünyadan ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık Yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahir'liğinden
Tahir olmak ta ayıp değil
Zühre olmak ta
Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil...
Nâzım HİKMET
23.06.2013 - 16:48
Ne çok düşler kurarız bazı zamanlar,ne çok zamanları düşler de kaybederiz.Apansız gelişler endişeli duraklar da gidiş yolu arar bazen.Sevgi sözcüğüne hapsedilirken yaşam,kendi demir parmaklıkları arasından kaçan sevgilerden haberi yoktur çoğu kez.Yaşamı sevmek mi sevgi? Sevgiyi yaşamak mı? Yoksa sevmeyi bilmek ya da bilmeyi öğrenmek mi gerçek yaşamak? Cevabı sanırım düşler de kaybettiğimiz zamanlar da saklı.Belki de yeterince kuramadığımız düşler de...
19.06.2013 - 21:49
Bu içinde “sen” geçen cümlelerimin en “sonuncusu” olacak diyerek başlıyorum hep, her kalemime dokunduğunda elim.. Ne “Sen” siz oluyor, ne “Son”suz… “Hadi artık git istersen.” Fikrimden, düşüncemden, bütün mazimden, geleceğimden, “Ben” den, “Biz” den. Artık tek başıma yazmalıyım kendi hikayemi. Kendim koyup noktalarını, kendim silmeliyim virgüllerini. Tüm cümlelerimin öznelerinden silinmeli adın, yüklemlerininse “miş” li geçmiş zamanında kalmalı yaşanan her şey. Ben çoktan geçtim “Biz” den.. “Sen de artık git istersen..” Ben yokluğunu daha ağır zannederken, yıllardır, yollardır, oysa ki varlığın daha ağırmış bana. Günlerdir sözcükler düğümleniyor boğazımda, tıkanıyor nefesim. Herkese, herşeye sustum ama, bilsen öyle zor ki susmalar sana. sustumm konuşmamak üzereee.
18.06.2013 - 14:11
Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.
Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı. Hayatın matematiği farklı;
iki yarımı toplayınca bir etmiyor. İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de
mutlu olamıyor.
Önce yalnızdık.
9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak
geldik.
Pişman gibiydik. Ya da mecburen gelmiş gibi.
Biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren, kalbimizi
kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik: Bir yerde bir eksik var dedik.
Korktuk.
‘Bunun sebebi ne? ’ diye sorduk kendimize. Cevabı yapıştırdık:
‘Demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var.
O yüzden eksiklik hissediyoruz’. Peki, neye sahip olmamız gerekiyor?
Çocukken ‘yaşımız küçük’ diye düşündük. Her istediğimizi yapamıyoruz.
Kurallar, yasaklar var. Büyüyünce her şey yoluna girecek.
Büyüdükçe bir şey değişmedi.
Yine huzursuzduk. İçimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu:
‘Bir eksik var. Kafamız karıştı. Nasıl kurtulacağız bu iğrenç duygudan?
Nasıl geçecek bu?
Aklımıza yeni cevaplar geldi: Okulu bitirince geçecek. İşe girince geçecek.
Para kazanınca geçecek. Tatile gidince geçecek. Okulu bitirdik. Diploma aldık.
İşe girdik. Kartvizit aldık. Çalıştık. Para kazandık. Taşındık. Araba aldık.
Çalıştık. Eve yeni eşyalar aldık. Tatile gittik. Dans ettik. Terfi ettik.
Kartviziti değiştirdik.
Daha çok çalıştık. Daha çok para kazandık. Çalıştık. Çalıştık.
Geçmedi.’Bir yerde bir eksik var’ hissi, hala orada duruyordu.
Bu sefer de ‘Sevgilimiz olunca geçecek’ dedik. ‘Yalnızlığımız sona erince bu
illetten kurtulacağız.
‘Beklemeye başladık.
Derken, biri çıktı karşımıza aşık olduk. Ve anında başka biri olduk.
Daha güçlü, daha güzel, daha akıllı biri. Hesap cüzdanları, kartvizitler,
hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi sağlamamıştı.
Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük sevgi ve
hayranlık gördük.
Sevgilimizin gözlerinde Tanrı’ yı gördük.
Işığı gördük.’Tünelin ucundaki ışık b u olmalı’ diye düşündük ‘kurtulduk’.
Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi.
Ya da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi. Ya da başka birine aşık olduğunu
söyledi.
Ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi.
Telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak
zorunda kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden anladık, bir
terslik olduğunu.
Belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi, bizdik.
Fark etmez. Sonuçta aşk bitti.
Şimdi her yer bomboş. Şimdi tekrar yalnızız. Başladığımız yere döndük.
Yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu bulamadık. Halbuki her şeyi denedik, her
yere baktık.
Öyle mi? Bakmadığımız bir yer kaldı.
İçimize bakmadık.
Eksik parçayı dışarıda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik.
Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi sevmedik.
Şaşıracak bir şey yok, tabii ki sevmedik.
Kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk? Canımız yanmasın diye duvarların
ardına saklanır mıydık?
Kendimizi boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık? Terk edilmekten korkar mıydık?
Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.
Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı.
Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.
İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.
‘Herkes beni sevsin’ diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine
şart koyuyor, sınır koyuyor.
Oysa ‘kendime duyduğum sevgi bana yeter’ diye düşününce, kendimizi olduğumuz
gibi kabullenince yarım tamamlanıyor.
Her şey bir oluyor. İşte o zaman perde aralanıyor.
Acı diniyor.
İşte o zaman başka `bir`i bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun kaygının
hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor.
Sonsuz Sevgilerimle…
CAN DÜNDAR
17.06.2013 - 23:07
Bir Garip 'BOŞLUK' içimde...
Suskunluklarımı Biriktirdim
Sessizce...
Ve Artık 'MUTLULUK' Kokan
'GÜLÜŞLERİM' Yok Yüzümde...
Bir 'YORGUNLUK' Taa İçimde...
Vazgeçmişliklerim Var
Vazgeçemesem de...
Kaderden Bir 'BEKLEYİŞ'
Olmayacağını Bile Bile...
Ama Yinede 'ÜMİTLENİYOR' İnsan
İşte...
Anlamıyor ki 'YÜREK'...
Söz Geçmiyor Ne 'KALBE' Nede
'KADERE'
16.06.2013 - 23:46
Kimi zaman acımasız bir ' KALP AĞRISI '
Kimi zaman da o ağrıya ' TEK ' çare...
' SENİ SEVMEK '
Kimi zaman tereddütsüz ' ATEŞE ' yürümek
... Kimi zaman da soğuk bir ' DUŞ ' etkisi...
' SENİ SEVMEK '
Dayanacak gücümün kalmadığı ' ANLARDA ' bile...
Her güçlüğe göğüs gerebilmek...
' SENİ SEVMEK '
Belkileri... Amaları... Keşkeleri yok edip...
Her ' DUADA ' seni ilk sıraya koyabilmek
13.06.2013 - 22:38
Duasız ÜŞÜRMÜŞ yürekler BİL! Sana bir DUA eden olsun,
SENİN DE bir DUA ettiğin! .
Bilmezsin hangi KIRIK gönlün duasıdır KARANLIKLARINI aydınlatan, sana UMMADIK Kapılar AÇAN..
BİLMEZSİN kimin için ettiğin duadır, seni böyle AYAKTA TUTAN!
ღ ೋ Hz Mevlanaღ ೋ
12.06.2013 - 15:48
-İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.
10.06.2013 - 20:46
Kimseden izin almadım seni sevmek için A Ş K....... A L LA H 'ın izniyleydi! ! A Ş K ı yüreğime veren Y Ü C E R A B B İ M değil miydi? Aşk güçlüydü… Aşk cesurdu… Aşk nefesti… Aşk büyüktü… Aşk erişilmezdi… Aşk eşsizdi… Aşk pervasızdı… Aşk sessizdi… Aşk söylenmeyen son sözdü… Aşk zamansızdı
09.06.2013 - 14:30
Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler?
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
Giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hâlâ sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
Ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
'İçtenliğin' ya da 'dünya görüşünün' kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
Vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hâlâ bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgârlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
Senin ve benim, yani bizim için...
31.05.2013 - 13:40
Gülü öyle bir sevmelisin ki, dikenleri yok diyebilesin Öyle sevmek… Acısını duymadan dikenini görmeden… Hani o dikenli sapın üzerinde muhteşem kat kat yaprakları ve büyülü kokusu ile tüm canlıları etkileyip yanına çeken ama savunmak içinde dikenleri olan.. Hani aşka sembol olan gül… Öyle sevmelisin ki dikeni görmemeli hatta haz vermeli.. Öyle sevmek.. Hani o dikenli sapı avucumuzun içine yerleştirip diğer elimizle hızla çektiğimizde dikenlerin bir saban gibi ellerimizi yara yara dağlaya dağlaya kanı susamışcasına içer gibi akıtırken işte o acı duyulan anda bile dikenlerinden şikayet etmemek…. Hatta yok diyebilmek… Hatta bu acı içinde kıvranırken beden akıl gülümseyebilmeli onca yaşanan güzel duygulara anılara… O dikeni bir madalya gibi göğsünde taşıyabilmeli.. Gülü öyle bir sevmelisin ki dikenleri yok diyebilesin…… Öyle sevmelisin ki gülün dikenleri batmamalı kalbine.. Görmemeli dikenlerin bıraktığı yaraları parmaklardaki.. Her biri nehir yatakları kadar derin olsa bile… Hatta o nehir yatakları kurumuş bile olsa.. Acımamalı.. Susatmalı olabildiğince… Daha da susamalısın güle.. Daha da kutsal bir güçle sarılmalı gülüne sanki batanlar diken değil de her biri engerek zehiri bile olsa.. Okyanuslarda gezmek varken bozkırlarda kaybolmamalısın dikenin acısını hissederek.. Gülü sevmelisin.. Hem de öyle sevmelisin ki.. Gülü öyle bir sevmelisin ki dikenleri yok diyebilesin…… Öyle karşılıksız öylesine kör öylesine soyut.. Hani kirpinin yavrusunu pamuğum diye sevmesi gibi.. Hani bir amaç uğruna ölümü sevmek gibi.. Hani bir çocuğun gözlerinde ışıldayan yıldızlar gibi sevmelisin… rüzgarda saklı binbir kokuyu sevdiğin gibi sevmelisin.. İşte o zaman gülün yaprakları arasında bırakıverirsin kendini benliğini tüm varlığını.. Öyle sevmelisin.. Öyle sevmelisin ki aradan geçen zamana rağmen avuç içlerine baktığında izi kalmış olan yaraların yüzünde gülümsemeye dönüşmeli hiçbir acı hissetmeden….. Öyle sevmelisin ki ihanetinin farkına varmamalısın gecenin tüm güzelliklerini yaşarken güneşe olan ihanetinin bedelini düşünmemelisin… Öyle sevmelisin……….
26.05.2013 - 15:42
MAVI ÖZGÜRLÜKTÜR HAYALDIR DÜSÜNMEKTIR MAVI BENIM RENGIM INSANIN NEYE IHTIYACI OLDUĞUNU ANLATAN TEK RENKTIR BEN MAVIYIM MAVIYE ASIĞIM... BEN ÖZGÜRÜM ÖZGÜRLÜĞE ASIĞIM IHTIYACIM OLAN HERSEYE MAVI ILE ULAŞIYORUM ÇÜNKÜ BILIYORUM MAVİ HAYALLERIN RENGİ
19.05.2013 - 17:40
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİRŞEY VAR
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
Ataol BEHRAMOĞLU
19.05.2013 - 09:27
19 Mayıs Atatürk 'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu olsun..
Atamızdan bize emanet oldu bu vatan,
Onu ebedî yaşatmak boynumuzun borcudur.
Bil ki her zaman plân yapıyor düşman,
Vatanı korumak boynumuzun borcudur.
İnmesin, göklerde dalgalansın bayrağım,
Verilir mi şehit kanıyla sulanmış toprağım?
Ölürüm de bırakmam, burası benim yatağım,
Sancağı korumak boynumuzun borcudur.
Şerefsiz hayat için, bu toprağı satanlar,
Bu milletin içine fesat ruhu katanlar,
Bunu bize yakıştırır mı toprakta yatanlar?
Türklüğü yaşatmak boynumuzun borcudur.
Tarih okusun ki, mazimiz ne imiş görsün
Her bir kötülüğü kalbinden silsin,
Düşmanımız, Türk gençliği ne imiş bilsin.
Cumhuriyeti korumak boynumuzun borcudur.
Mehmed'im ne söylese hepsi haktır,
Cumhuriyetçi gençlikte hile yoktur,
Atatürkçü olanda vatan sevgisi çoktur,
Vatanı korumak boynumuzun borcudur.
17.05.2013 - 15:44
Acından öper gibi sar istedim beni yarana..
Seni üzen, kıran; seni inciten, yıpranan her yerine..
Göğsüne basa basa sar istedim beni..
Anladım ki, kapanmayan yaralara sargı olmak intiharmış..
Senin suçun yok, ben bile bile sevdim..
Şefkatle sevdim seni, içten içe, öle öle.. Göz göre göre
12.05.2013 - 20:29
Seni Uzaktan Seviyorum.. ' Diye Düşündü Erkek İçinden.
Yaklaşmadan, Anlatmadan, Anlaşılmadan...
Ben Seni Beklentisiz Seviyorum.
Hiçbir Şey Ummadan,
Talepte Bulunmadan,
Hayal Bile Kurmadan..
Kendi İçimde Taşıdığım Sessiz Sedasız Bir Sır Bu.
Ben Belki de Senden Çok Bu Sırrı Seviyorum.
' Seni Uzaktan Seviyorum.. ' Diye Geçirdi Kadın İçinden.
ve Başını Çevirdi.
Bakmadı Bile Ondan Yana.
Bakması Gerekmedi.
Uzaktan Sevmek Daha Güzeldir Bazen.
Ne İncitir, Ne Acıtır. Ne Yaralar Ne Kanatır.
Gözlerinle Görmediğin ama Sesini Duyduğun,
Varlığıyla Huzur Bulduğun Bir Denizin
Yakınında Yürümek Gibidir Böyle Sevmek..
Uzaktan Sevmek En Güzelidir Bazen...
Bu Yüzden,
Küfür Şeytana Mahsustur, Tövbe İnsana..
Aşk Kadın'a Yakışır, Sevmek İse Adam'a..
12.05.2013 - 18:06
Beklemektir sevmek….. süresini bilmeden…
Fedakarlıktır sevmek…..sende olanı karşılıksız vermek…
Yalnızlıktır sevmek……..yolda tek başına yürümek..
Affetmektir sevmek……şevkati yüreğinde hissederek…
Ağlamaktır sevmek…….göz yaşını gizleyerek…
... Yorulmaktır sevmek……onun peşinden koşarak ömrünü vermek..
Anlayana aslında çok şeydir….SENİ SEVİYORUM…. demek —
04.05.2013 - 21:51
Dört mum yavaşca yanıyordu. Ortam çok sessizdi ve konuşmaları duyuluyordu
İlk Mum konuştu; Ben ´BARIŞIM´ dedi
Hiç kimse benim yanık kalmamı istemiyor biliyorum ki söneceğim dedi.
Kısa süre sonra alevi azaldı yavaşca söndü.
ikinici Mum konuştu; Ben İNANCIM dedi
Neredeyse herkes, beni artık gerekli görmüyor.
O nedenle artık bana gerek yok dedi ve konuşmasını bitirdi
Alevi azaldı ve söndü
üçüncü Mum konuştu; ben SEVGİYİM dedi
yanık kalmam için artık gücüm yok insanlar beni bir kenara bıraktı ve önemimi anlamadı kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular dedi
Alevi azaldı ve söndü
Ansızın bir çocuk odaya girdi ve üç mumun yanmadığını gördü.
“NEDEN YANMIYORSUNUZ SİZİN SONUNA KADAR YANMANIZ GEREKİR”
dedi ve ağlamaya başladı
dördüncü Mum çocuğa döndü ve;
“KORKMA BEN HALA YANIYORUM DİĞER MUMLARI YENİDEN YAKABİLİRİZ”
ben UMUDUM dedi.
Parlayan gözlerle çocuk umut adlı mumu aldı ve diğer mumları tekrar yaktı..
01.05.2013 - 21:47
Belki şehir uzaktı belki hayallerimiz kaybolmuştu ortasında kalabalığın.
Düşlerimizi yitirmiştik belki kayıp sevdalarda, belki gün; o gün hiç doğmamıştı ve daha uyanamamıştık hayata. herşeyin bittiğini düşündüğüm zamanlarda özgürlük fısıltılarıyla bir fırtına kopar içimden. Haykırırım kalkarım ayağa şimdi sende eğer yalnızsan umutsuzsan düşlerin düşlediklerin gibi değilse eğer, olmadık yerde gülümse kendine ayağa kalk ve Rüzgarı hatırla.
24.04.2013 - 22:49
HAYAT' Diyoruz, Yaşamaya
Devam Ediyoruz..
Onca Kırıklık, Onca Acı,Onca
Hüzün Yaralarımıza Üfleye
Üfleye Bir Şey Yok Diyoruz.
En Çok Kendimizi
Kandırıyoruz Çok Şey Var
Aslında..
Üflemeyi Bırakıp
Konuşmaya Başlarsam, Bir
Daha Asla Susmayabilirim..
Öyle Çokki Kan Kaybım, O
Kadar Büyük Ki Kendime
Olan Yalanım..
'HAYAT' Diyorum,
Susuyorum..
Nefesim Lazım Bana, Çünkü
Yaralarımı Üflüyorum..
15.04.2013 - 20:12
TC ZEYNEP YAVUZ...:=))
Toplam 201 mesaj bulundu