uğruna çok şey feda ettiğim vefasız, israfkar, bedbaht, hatır gönül bilmez kağıt parçası...
ama ne olursa olsun seviyorum onu. platonikte olsa bizim sevgimiz ölümüne
baştan zorunlu olarak gittiğimiz ama sonra geri dönmek bilmediğimiz son olarak kalkarkende bayram ziyareti kısa olur diyerek sanki bi uğramışta çıkıyormuş havası verdiğimiz ziyaret tipi....
daha çok eski dostlarla internet ortamnda buluşmak, arada eski sevgilileri yoklamak, e tabi son olarak da yeni arkadaşlar edinmek için oluşturulmuş(resimlerde beğendiğiniz kişinin bir tıkla profiline ulaşabileceğiniz) bir site, hatta sitemiz.
maltepe bulunan çok kalabalık, bahçesi bizim köydeki evin bahçesine benzeyen,içerisi ise bizim oturma odasına benzeyen (tabi insanlar orda bizim yatak odası gibi davranıyorlar oda ayrı bir konu) bir cafemiz
cebimde milyarlarımda olsa içinden bir kurşunu şimdiye kadar vermediğim ve vermiyeceğim insan modeli.
bizim orda bir dilenci var çocuğum kankanseri diye 10 yıl para topladı. şimdi çocuk büyüdü bir çocuk daha doğurdu şimdi tesadüf oda kan kanseri ve onu içinde para toplamaya kaldığı yerden devam
aç tok farketmez her zaman içiyorum şu mereti neden bilmiyorum ama aç karnına içtikten sonra midemde yanma oluştukça ben mutlu oluyorum. bide şu mereti bırakmak istiyorummmmm...
elektronik mi elektrik mi belli olmayan ama tek bildiğim tek ihtiyacın çok iyi matematik bilmek olduğu bir ders.
(not lisede ilk sınavdan okulda en yüksek ben almıştım yirmiüç) :)
İki ayrı baharın dalıydılar; biri ilk, diğeri sondu ve kan ter içinde bir yaz aralarında duruyordu. Bahara yenildiler. Şahrud taptazeydi. Filizdi. Yüreği güneşi içecek denli kar yangınıydı. Her ucu ayrı bir yeşile sevdalı... Cemreler yaşamla arasında ana sütüydü. Toprak var gücüyle ayakta tutuyor kendini ve doğurganlığını ona sunuyordu.
Şahrud ise her dal yeşile bir tomurcukla karşılık veriyordu. İçtiği her damla güneşle çiçekleri çıtlıyordu. Sanırsın rengarenk gülümseyen yeryüzüydü... Seyduna ölüme ölümüne yakındı. Çınardı. Şahrud`un giyindiğini soyunuyordu ve gelinsi dalları soyundukça çıplaklığından utanıyordu. Solan yüreğiyle her seher güne biraz daha sarı duruyor ve biliyordu: ten soğuması çoğu kez elinde ak keteniyle vaktinden önce geliyordu. Seyduna`yla Şahrud`un tek ve bütün bağları ayrılıkları da olan mevsimin en uzak uçlarına tutunmalarıydı. Mevsim haziran sonunda kendini yakınca koptular. Artık birbirlerinin kışında bile yoktular...
para
22.10.2007 - 02:55uğruna çok şey feda ettiğim vefasız, israfkar, bedbaht, hatır gönül bilmez kağıt parçası...
ama ne olursa olsun seviyorum onu. platonikte olsa bizim sevgimiz ölümüne
Bayram ziyaretleri
22.10.2007 - 02:53baştan zorunlu olarak gittiğimiz ama sonra geri dönmek bilmediğimiz son olarak kalkarkende bayram ziyareti kısa olur diyerek sanki bi uğramışta çıkıyormuş havası verdiğimiz ziyaret tipi....
bayramları seviyorum.
esentepe
22.10.2007 - 02:50esentepe - kartal
kartal - pendik
gittik gittik geldik
makber
22.10.2007 - 02:47HAFIZ BURHAN ın sesiyle üne kavuşan bir türk sanat musikisi eserimiz.
makberr yarab makber
Fahri
22.10.2007 - 02:45hemen ekliyeyim rahmetli dedemin ve tabiki benim ismim.
anlamı üzerinde konuşmak istemiyorum ama ismimi çok seviyorum...
esra
22.10.2007 - 02:44ilk okulda bitane vardı ondan...
facebook
22.10.2007 - 02:43daha çok eski dostlarla internet ortamnda buluşmak, arada eski sevgilileri yoklamak, e tabi son olarak da yeni arkadaşlar edinmek için oluşturulmuş(resimlerde beğendiğiniz kişinin bir tıkla profiline ulaşabileceğiniz) bir site, hatta sitemiz.
roj tv
22.10.2007 - 02:40lanet pkk terör örgütünün, lanet televizyon kanalı.
Feriğim
17.10.2007 - 23:53yaşanası türkiyemde kadın olmak zor zanaat...
by volkan konak
hayal
17.10.2007 - 23:43maltepe bulunan çok kalabalık, bahçesi bizim köydeki evin bahçesine benzeyen,içerisi ise bizim oturma odasına benzeyen (tabi insanlar orda bizim yatak odası gibi davranıyorlar oda ayrı bir konu) bir cafemiz
Kartal
17.10.2007 - 23:39onunla her defasında buluştuğum lanet ilçe.
merkezi neresi, caddesi neresi belli olmayan nadir görülen ilçemiz
klima
17.10.2007 - 23:38bir gün kızarkadaşımla ilk defa buluşacağız eski tabi:( o günde sıcak dolayısıyla devlet dairelerininde tatil var. tek tek cafeye giriyoruz
abi klima varmı?
- yok
abi klima varmı?
-yok
en son biyer bulduk
abi klima varmı?
-geçin gençler üst katta var
neyse içeri girdik üstkata çıktık camın kenarına oturduk içerisi yanıyorr.
garsonu çağırdım klimayı çalıştırsana içerisi çok sıcak dedim garsonun cevabı;
- abi klima iki aydır bozuk.
dilenci
17.10.2007 - 23:32cebimde milyarlarımda olsa içinden bir kurşunu şimdiye kadar vermediğim ve vermiyeceğim insan modeli.
bizim orda bir dilenci var çocuğum kankanseri diye 10 yıl para topladı. şimdi çocuk büyüdü bir çocuk daha doğurdu şimdi tesadüf oda kan kanseri ve onu içinde para toplamaya kaldığı yerden devam
aç karnına sigara içmek
17.10.2007 - 23:29aç tok farketmez her zaman içiyorum şu mereti neden bilmiyorum ama aç karnına içtikten sonra midemde yanma oluştukça ben mutlu oluyorum. bide şu mereti bırakmak istiyorummmmm...
magnum
17.10.2007 - 23:26bu hafta marmara üniversitesinde açtığım stand da isim, soyisim, telefon numarası karşılığı dağıttığım kalemlerin markası.
elektroteknik
17.10.2007 - 23:21elektronik mi elektrik mi belli olmayan ama tek bildiğim tek ihtiyacın çok iyi matematik bilmek olduğu bir ders.
(not lisede ilk sınavdan okulda en yüksek ben almıştım yirmiüç) :)
deniz gezmiş
17.10.2007 - 23:18hiç anlamasım anlamada deniz gezmiş sevdasını.
tek şunu bilirim bütün köprü altı duvarboardlarından 'İBRAHİM
KALPAKKAYA ÖLÜMSÜZDÜR'
sigara
17.10.2007 - 23:14hayatta bir anlık da olsa aşk'ın, eş'in, iş'in, yerine geçebilen;
mutluğumuzu, sevdamızı, gözyaşımızı paylaşabildiğimiz tek dostumuz.
üç şey
17.10.2007 - 23:11aşk,
eş,
iş...
tunay bozyiğit
17.10.2007 - 23:09bahara yenildiler
İki ayrı baharın dalıydılar; biri ilk, diğeri sondu ve kan ter içinde bir yaz aralarında duruyordu. Bahara yenildiler. Şahrud taptazeydi. Filizdi. Yüreği güneşi içecek denli kar yangınıydı. Her ucu ayrı bir yeşile sevdalı... Cemreler yaşamla arasında ana sütüydü. Toprak var gücüyle ayakta tutuyor kendini ve doğurganlığını ona sunuyordu.
Şahrud ise her dal yeşile bir tomurcukla karşılık veriyordu. İçtiği her damla güneşle çiçekleri çıtlıyordu. Sanırsın rengarenk gülümseyen yeryüzüydü... Seyduna ölüme ölümüne yakındı. Çınardı. Şahrud`un giyindiğini soyunuyordu ve gelinsi dalları soyundukça çıplaklığından utanıyordu. Solan yüreğiyle her seher güne biraz daha sarı duruyor ve biliyordu: ten soğuması çoğu kez elinde ak keteniyle vaktinden önce geliyordu. Seyduna`yla Şahrud`un tek ve bütün bağları ayrılıkları da olan mevsimin en uzak uçlarına tutunmalarıydı. Mevsim haziran sonunda kendini yakınca koptular. Artık birbirlerinin kışında bile yoktular...
Cengiz Özkan
17.10.2007 - 23:04onun sesinden aşık veysel türküleri dinlemek büyük bir zevk
su gelir çağlar ayşem,
gülen göz ağlar ayşem.
gelinlik kuşağını,
sana kim bağlar ayşem.
17 temmuz 1987
17.10.2007 - 22:56bu tarihte doğan erkelerin bir çoğu şu an asker ve vatan için savaşıyor
Pendik
17.10.2007 - 22:43istanbula maganda ihtiyacını karşılamayı hedefleyen semtlere(kaynarca, kavakpınar,esenler, taşlıbayır) sahip bir ilçemiz.
ESMER dergisi
17.10.2007 - 22:41aynı coğrafyada kendini farklı hissden ve bu yüzden ülkemizi savaş eşiğine getirenlerin dergisi
Toplam 28 mesaj bulundu