Herşeyde denge esastır diyorsunuz evet,bunu tabiiki kabul ediyorum...Her tepki normal olanın dışındadır diyorsunuz..haklı olabilirsiniz lâkin kime? ,neye? göre normal.....Elbette ki herkez kadar güveniyorum kendime ama tepkisiz mi yaşayalım..**nasıl insan olurum o zaman...doğal halimi tanımak istediğinizi yazmışsınız.sabah kalkınca kaç kez yüzümü sabunladığımı mı? :))) işte ben burdayım,buyum..ne bir duvar arkasına sığınmışım nede bir başka kimliğe..tepki vermeye vermeye bakın ne hallere geldik...çok teşekkür ediyorum size,sağlıcakla kalın....
Herşeyde denge esastır. Kendini begenmede de, kendini yermede de, gerektiğinde kendinden bahsetmekte de! Kendisiyle barışık olmayan insan yaşamın amacını kavrayamaz. Tanıtımınızdaki anlatım bana tepkiselmiş gibi geldi. Bildiğiniz gibi her tepki normal olanın dışındadır.Kendinize güvenmenizden doğal hakkınızdır. Sizi tepki duymaya zorlayan nedir bilemem. Ama tepkisel olmadan sizi tanımak isterdim. Doğal halinizi! Ben buyum demek içim mazarete gerek duymadan!
umarım kabul buyurursunuz saygılar görüşmek üzere iyi geceler;
Paris Yol boyu sensizlik var, Sevda duraklarında... Cam kenarında oturmuştu yalnızlık, Kendi suskun karanlığında... Ben gibi... Camda yansıyor gözleri, Sen gibi... İzliyorum şu an seni, Farkında değilsin, Bir film gibi... Başrolde sen,figuran ben... Kaybettiğim durakta, Arıyorum seni... Paris'te,Aşk şehrinde... Ne acı değil mi? Aşk şehrinde,kaybetmek aşkı... Ama biliyorum ki, Hala aynı şehirdeyiz... Belki karşılaşırız ne dersin? Aslında paris benim güzelim, Yüreğimdeki aşk sensin... Nefesimdeki heyecan, Dudağımdaki titreyiş, Yazı beklerken, Kıştan kalma soğuklarda, Üşüten sensin içimi... Parise kar yağıyor şimdi, Beyaza büründü Paris, Ben üşüyorum...
bağışlayın msj kabul etmediğiniz için deneme mi buraya yazdım okumanız için.alınganlık saymayın mesaj atmamı istemiyorsanız bana söylemeniz yeterlidir.
Gölcük diyordum ve neden çok seviyorum o kasabayı anlatayım biraz.uzun yıllar yaşadım bir kez.yaşamda belki de çoğunluğun edinemediği bir dostum oldu, kardeşimden ileri.dostluğun o doyulmaz hazzını yaşadım yıllarca.çok sıcak insanlar tanıdım o kasaba da.ne arkadaşlıklarımız ve nice unutulmaz anlarımız oldu.zaman geldi elimizde ne varsa yüzlere böldük zaman geldi bölünenleri tam yaptık orda.zaman geldi bir deprem aldı götürdü hepsini.dostumu da peşine takarak.ve bana yeniden başla dedi silbaştan her şeye.olmadı tabi olamazda.evet belki yaşanır yaşam, yeniden doğan güneşe inanılarak günaydın denilebilir.belki de yanılıyorumdur ama giden dostun yeri dolmaz.o kolay edinilir değil ki.rastgele de olmadı.tırnakla yavaş yavaş kazılarak edinildi.bir mücadelenin ve uğruna yaşam verilen bir savaşın zaferiydi.ve şimdi o kasabanın yakınından bile geçsem oraların gri havası içimi kapladığında bu zafer aklıma gelir.şimdi unutulur mu yada yerini başka mekanlara devredebilir mi buralar.?
Ve birde aile olduk burada.derler ya çekirdek aile işte yani.Evlendiğimizde 10 daireli binada sadece iki daire vardık, ama yalnız değildik ha öyle düşünme.Önümüzü denize arkamızı ormana verdik.Önümüzde poseidon arkamızda doğa ana bize komşu oldu.Akşamlarımızı paylaştılar ve bizle konuştular.Şanslıydık bir çok insana göre.Yaşanmamışlıklarımızı öğrettiler orda.Derken bi baktık bizim gibiler çoğaldı.Oraya o topraklara özgüydü bu.Gri göğün insanlarına aitti.Eşimle dünya ya ilk sürgünümüzü bu gri göğün insanlarının yaşadığı topraklarda ektik ve sürgün aldık.Sabah çayımıza, ekmeğimize katık ettik rüzgarını denizin.Renkleri öğrendik ormanda.Dost edindik tüm çekirdek aile o insanı.O da bizi.Bilemezdik yaklaşan fırtınayı öngöremezdik.Doğa anayı suçlamak sahtekarlık olurdu.O demedi ki fırtınamın önüne durun, fırtınamın önüne binalar yapın ve o binalarda yaşayın.Bizi insanlar kandırdı yine.Ama Gölcüğün insanı değil.Başka topraklardan gelenlerdi bunlar.Her şeyimizi almaya hazırlanıyorlardı biz onları Tanrı misafiri diye ağırlarken.Ne bilirdik dostumuzu da peşlerine takıp sonsuzluğa götürerceklerini.
AZRAİLİM OL Bir sevdadır seni yasamak Baldan tatlıdır adını anmak Atesden yakıcıdır hasretine dayanmak Bir ömürdür seni Kalbimde tasımak
Varlıgınla hayatımın her anını Askınla kalbimin her kösesini Sevginle yüregimin her zerresini Doldur ve öyle büyük askla gel ki Bana Yasarken cennetim ol Atesim sen ol yanması benden Kaderim sen ol cekmesi benden Kursunum sen ol sıkması benden Azrailim sen ol ölmesi benden
Ruhumuzun ele avuca sığmayan akışını gözlemek,onun kendinize ait olan derinliklerine inmek,türlü hallerindeki bunca incelikleri ayırtedip yazmak sanıldığından çok daha zahmetli bir iştir...Birkaç yıldır düşüncelerimin kendimden başka b ...
13.03.2009 - 15:12
Herşeyde denge esastır diyorsunuz evet,bunu tabiiki kabul ediyorum...Her tepki normal olanın dışındadır diyorsunuz..haklı olabilirsiniz lâkin kime? ,neye? göre normal.....Elbette ki herkez kadar güveniyorum kendime ama tepkisiz mi yaşayalım..**nasıl insan olurum o zaman...doğal halimi tanımak istediğinizi yazmışsınız.sabah kalkınca kaç kez yüzümü sabunladığımı mı? :))) işte ben burdayım,buyum..ne bir duvar arkasına sığınmışım nede bir başka kimliğe..tepki vermeye vermeye bakın ne hallere geldik...çok teşekkür ediyorum size,sağlıcakla kalın....
13.03.2009 - 13:24
Herşeyde denge esastır. Kendini begenmede de, kendini yermede de, gerektiğinde kendinden bahsetmekte de!
Kendisiyle barışık olmayan insan yaşamın amacını kavrayamaz. Tanıtımınızdaki anlatım bana tepkiselmiş gibi geldi. Bildiğiniz gibi her tepki normal olanın dışındadır.Kendinize güvenmenizden doğal hakkınızdır. Sizi tepki duymaya zorlayan nedir bilemem. Ama tepkisel olmadan sizi tanımak isterdim. Doğal halinizi! Ben buyum demek içim mazarete gerek duymadan!
10.03.2009 - 00:45
umarım kabul buyurursunuz saygılar görüşmek üzere iyi geceler;
Paris
Yol boyu sensizlik var,
Sevda duraklarında...
Cam kenarında oturmuştu yalnızlık,
Kendi suskun karanlığında...
Ben gibi...
Camda yansıyor gözleri,
Sen gibi...
İzliyorum şu an seni,
Farkında değilsin,
Bir film gibi...
Başrolde sen,figuran ben...
Kaybettiğim durakta,
Arıyorum seni...
Paris'te,Aşk şehrinde...
Ne acı değil mi?
Aşk şehrinde,kaybetmek aşkı...
Ama biliyorum ki,
Hala aynı şehirdeyiz...
Belki karşılaşırız ne dersin?
Aslında paris benim güzelim,
Yüreğimdeki aşk sensin...
Nefesimdeki heyecan,
Dudağımdaki titreyiş,
Yazı beklerken,
Kıştan kalma soğuklarda,
Üşüten sensin içimi...
Parise kar yağıyor şimdi,
Beyaza büründü Paris,
Ben üşüyorum...
Gökhan Aynacı
26.02.2009 - 00:11
bağışlayın msj kabul etmediğiniz için deneme mi buraya yazdım okumanız için.alınganlık saymayın mesaj atmamı istemiyorsanız bana söylemeniz yeterlidir.
Gölcük diyordum ve neden çok seviyorum o kasabayı anlatayım biraz.uzun yıllar yaşadım bir kez.yaşamda belki de çoğunluğun edinemediği bir dostum oldu, kardeşimden ileri.dostluğun o doyulmaz hazzını yaşadım yıllarca.çok sıcak insanlar tanıdım o kasaba da.ne arkadaşlıklarımız ve nice unutulmaz anlarımız oldu.zaman geldi elimizde ne varsa yüzlere böldük zaman geldi bölünenleri tam yaptık orda.zaman geldi bir deprem aldı götürdü hepsini.dostumu da peşine takarak.ve bana yeniden başla dedi silbaştan her şeye.olmadı tabi olamazda.evet belki yaşanır yaşam, yeniden doğan güneşe inanılarak günaydın denilebilir.belki de yanılıyorumdur ama giden dostun yeri dolmaz.o kolay edinilir değil ki.rastgele de olmadı.tırnakla yavaş yavaş kazılarak edinildi.bir mücadelenin ve uğruna yaşam verilen bir savaşın zaferiydi.ve şimdi o kasabanın yakınından bile geçsem oraların gri havası içimi kapladığında bu zafer aklıma gelir.şimdi unutulur mu yada yerini başka mekanlara devredebilir mi buralar.?
Ve birde aile olduk burada.derler ya çekirdek aile işte yani.Evlendiğimizde 10 daireli binada sadece iki daire vardık, ama yalnız değildik ha öyle düşünme.Önümüzü denize arkamızı ormana verdik.Önümüzde poseidon arkamızda doğa ana bize komşu oldu.Akşamlarımızı paylaştılar ve bizle konuştular.Şanslıydık bir çok insana göre.Yaşanmamışlıklarımızı öğrettiler orda.Derken bi baktık bizim gibiler çoğaldı.Oraya o topraklara özgüydü bu.Gri göğün insanlarına aitti.Eşimle dünya ya ilk sürgünümüzü bu gri göğün insanlarının yaşadığı topraklarda ektik ve sürgün aldık.Sabah çayımıza, ekmeğimize katık ettik rüzgarını denizin.Renkleri öğrendik ormanda.Dost edindik tüm çekirdek aile o insanı.O da bizi.Bilemezdik yaklaşan fırtınayı öngöremezdik.Doğa anayı suçlamak sahtekarlık olurdu.O demedi ki fırtınamın önüne durun, fırtınamın önüne binalar yapın ve o binalarda yaşayın.Bizi insanlar kandırdı yine.Ama Gölcüğün insanı değil.Başka topraklardan gelenlerdi bunlar.Her şeyimizi almaya hazırlanıyorlardı biz onları Tanrı misafiri diye ağırlarken.Ne bilirdik dostumuzu da peşlerine takıp sonsuzluğa götürerceklerini.
24.02.2009 - 15:12
AZRAİLİM OL
Bir sevdadır seni yasamak
Baldan tatlıdır adını anmak
Atesden yakıcıdır hasretine dayanmak
Bir ömürdür seni
Kalbimde tasımak
Varlıgınla hayatımın her anını
Askınla kalbimin her kösesini
Sevginle yüregimin her zerresini
Doldur ve öyle büyük askla gel ki
Bana
Yasarken cennetim ol
Atesim sen ol yanması benden
Kaderim sen ol cekmesi benden
Kursunum sen ol sıkması benden
Azrailim sen ol ölmesi benden
AKREP
Toplam 29 mesaj bulundu