1989'un bir Kasım günü düştüm bu dünyaya. Çocukluğum dört duvarın arasına sığmadı; benim asıl yuvam sokaklar, gölgeli ormanlar ve avuçlarımla içtiğim o buz gibi pınar sularıydı. Ev, benim için sadece gün bittiğinde başımı koyduğum bir duraktı; ruhum hep o bağların, bahçelerin rüzgarıyla beslendi.
Şiirle tanışmam, kalbimin ilk kez o tanımadığım sızıyla tanışmasıyla oldu. Gecelerce yazdım, kağıtları mısralarla doldurdum. Ama zamanla anladım ki; aşk sadece yazılacak bir şey değil, bilakis yanılacak ve iliklerine kadar yaşanacak bir kor ateşmiş.
Senelerim o sevda ateşinde pişerek, eksilerek ama öğrenerek geçti gitti. Şimdi ise yolun yarısındayım. Arkamda bıraktığım o koca geçmişi, tüm yükü ve yaşanmışlığıyla sırtıma vurdum; durup soluklanıyor ve yeni hayatıma el sallıyorum. Kendime "şairim" diyerek kelimeleri incitmekten korkuyorum, hala kendimi frenliyorum; ama biliyorum ki ben, hayatı mısra mısra yürüyen o çocuğun ta kendisiyim.
..


Kırık Bir Zamanın İzinde
Asaf Eren Türkoğlu
18.03.2026 - 12:33Hoyratca esen bir seher yeliyken
Gemiyi savurdu dalgalar geçmişin kıyısına
Gün yüzü görmeden geçen yıllar filizken
Bir acı bin doğuruş bıraktı şu yaralı bulutlara
Oysa ölümde şandı yaşamak da
Yaradan bir dua bekledi senden, benden
Alnın o secdeye bir gün vardığında
Sübhane rabbiyel a'lâ aşk ...
Şarlatan
Şuayip Odabaşı
18.03.2026 - 12:21Dikilmiş mumlar edilmiş dualar
Acınası bir haldeyiz gün geçtikçe
Bu nasıl hayat bu nasıl keder?
Hoca kulağımıa üflemiş borç borç diye :)
Cin Var Recim Var Var Oğlu Var
Mahmut Nazik
18.03.2026 - 12:17Duvarın çatlak
gözlerin bozuk
Önünde duruyor yemenili
kadını seçemiyon mu?
Yürüyüşü edalı
gözleri rimel
ses tonundan da olsa
anlamıyon mu?
Mahmut bey kıssadan hisse :)
Toplam 6 mesaj bulundu