Galip Sertel Adlı Antoloji.com Üyesinin Hakkı ...

  • Işık German Ersoy
    Işık German Ersoy

    16.08.2020 - 21:06

    Arkadaş Grubumdan Sn. Galip Sertel
    ** DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN **
    - Ayrıca sizi bu saygın gruplarımızda görmek dileklerimizle esen kalın.
    * Antoloji Yetkili Şairleri * Evrensel Sanatçılar * Şarkı Sözü Yazarları *
    * Çağdaş Şairler * Antoloji Üyeleri * Özgür Şair-Yazarlar *

  • Hüsamettin Sungur
    Hüsamettin Sungur

    16.08.2020 - 07:31

    DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

  • Işık German Ersoy
    Işık German Ersoy

    16.08.2019 - 20:46

    Arkadaş Grubumdan Sn. Galip Sertel

    < DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN >

  • Işık German Ersoy
    Işık German Ersoy

    16.08.2017 - 22:17

    Sayın Galip Serter

    ** DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...**

  • Işık German Ersoy
    Işık German Ersoy

    16.08.2016 - 21:11

    * Arkadaş Grubumdan * Gazeteci ve Şair Yazar arkadaşımız
    Sayın Galip Sertel

    ** DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...**

    - Ayrıca sizi sitemizdeki bu saygın gruplarımızda aramızda görmek
    dileklerimle esen kalın.

    * Dr.Jivago - Işık German Ersoy *
    * Mustafa Kemal Atatürk Birliği MKAB *
    * Özgür Antoloji Gazetesi Şair Yazarlar Birliği *
    * Antoloji Sitesi Yetkili Şairler Grubu *
    * Antoloji.Com Çağdaş Şair Yazarlar Birliği *
    * Evrensel Sanatçılar Birliği ESB *

  • Işık German Ersoy
    Işık German Ersoy

    16.08.2015 - 22:10

    Öğretmen ve Gazeteci Şair Yazar arkadaşımız Sayın Galip Sertel

    ** DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...**

    Dr.Jivago - Işık German Ersoy

  • Galip Sertel
    Galip Sertel

    21.10.2014 - 13:52

    GEÇ KEŞFEDİLEN BİR YETENEK


    Bu sayımızda birkaç şiiriyle tanıtımını yapmak istediğimiz öğretmen şair Galip Mehmet Sertel,Silistre'nin küçük,ama şiir denli çekici meskün yeri Bistra (Akpınar) köyünde doğdu (1942) .Köyünde İlkokulu,Bezmer (Abdullah) köyünde Ortaokulu bitirince Tolbuhin'de (Dobriç,Hacıoğlu Pazarcık) yeni açılan Türk Pedagoji ÖğretmenOkulu'nun kapısını çaldı.Dobruca-Deliorman köylerindeki Türk çocuklarına yararlı olabilme amaciyle çok yönlü etkinlikleri gelenek haline getirdi.Öğrenci olmasına rağmen,onu,okul kitaplarıyle beraber şehir kütüphanesi de tatmin etmedi.Tek emeli:soyunun zengin tarihini öğrenmek ve öğretmek oldu.Bunun dışında,şiir ve öykü denemelerine de başladı.Okulu bitirince, Dobruca köylerine bu duygularla açıldı.Türkçeye karşı (ve diğer dillere) bilinçli ve duyarlı davranışları sonucu,birkaç yıl öğretmenlikten sonra Silistre'de çıkan Türkçe 'Ziya' gazetesine atandı. 'Çuvaldız iğnesi torbada durmaz 'derler ya,Galip birkaç yıl gazeteciliği sırasında bunu yaşadı:Görevden alındı.Ama niceler gibi el ayak öpmedi.İdeoloji mahkümları saflarında işçi olarak çalışmaya başladı.Zorunlu göç sırasında Anavatan'a yerleşen,eğitim etkinlikleriniİstanbul/Avcılar'da(Tahtakale İlköğretim Okulu) sürdüren şair,evli ve yüksek öğrenimli iki çocuk babasıdır.
    Galip Öğretmen Okulu mezunu sıfatıyle İlkokul öğretmenliğini sürdürmektedir,kitap okuma alışkanlığını da gelenek haline getirmiştir.Onunla edebiyat,tarih,siyaset,sosyoloji,diğer deyimle her konuda fikir teatisinde bulunmak mümkün.Bu konularda iyi bir muhatabın olur.Zenginliği kese doldurmadan değil,kafa doldurmada arayanlar soyundandır Galip.
    Geç keşfedilen bu kalem ustasına Tuna Şair ve Yazarlar Topluluğu oruntuklarına yakışır etkinlikler temenni ederiz.


    Tuna Dergisi Yayın Kurulu,istanbul,TUNA dergisi,Sayı 49-50-51,Ocak-Şubat-Mart 2001

  • Galip Sertel
    Galip Sertel

    19.10.2014 - 10:56

    'Bulgaristan'dan Niksar'a gelerek programa
    katılan şair Galip SERTEL'in yüreği şiirleri hasret
    ve yangınlar doluydu. Gurbetten ne gelirse kalbi
    sızlatan, çantada, bavulda, kamyonda değil
    de şairin yüreğinde gelirmiş dedirten Galip SERTEL
    şiirleriyle ve yorumlaryyla Bulgaristan gurbetindeki
    Türklerin acılarını dile getirdi.'

    Şükrü Çakır,Tokat Vali Yardımcısı 'Kümbet' Dergisi,Sayı14/2009

  • Galip Sertel
    Galip Sertel

    10.12.2013 - 16:18

    'Taş Toprak Dobruca',Galip Sertel'in ilk ve tek kitabı.1942'de Silistre'nin Akpınar köyünde doğan şair de,
    baskılardan nasibini alıp 1990'da Türkiye'ye gelmiştir.Kitabını dört bölüme ayırmış.Sertel'in şiirleri de yalın.
    'Ve Yol 89' şiirinden bir bölüm okuyalım:
    Bu yol uzun upuzun
    Uzanıp serilmiş Dobruca'nın düzüne
    Başımı alıp da gidemiyorum
    Gidilmiyor bir türlü
    Kalanların vebali üzerimde...'
    Şiirleri çokça yaşamı gibidir Sertel'in: Acı ve özlem ve umut.
    H.Hüseyin YALVAÇ, 'Yeni Hayat' Ağustos 2008

  • Galip Sertel
    Galip Sertel

    02.07.2010 - 15:52

    TAŞ TOPRAK DOBRUCA'







    Bulgaristan doğumluyum.Uzun yıllarım öğretmenlik yaptığım Silistre'de geçti.Zorunlu göç sırasında(1989) ,Türkiye'ye sığındım.İstanbul'a yerleştim.Kalemdaşlarımdan
    Galip Mehmet de göç edenlerden oldu.
    O da ailece İstanbul'da oturmaktadır.
    Bulgaristan'ı sık sık ziyaret ederim.
    Haziran 2007'nin ilk yarısında Dobruca ve Tuna güzeli Silistre şehrindeydim.Tam o günlere yakın,çok saydığım dostum Galip M. Sertel2in ilk kitabı çıkmıştı İstanbul'da.
    Tanıdıklar her yerde merak ediyorlardı.
    'Galip'in kitabını gördün mü? '
    'Oho çoktan okudum.'
    'Dobruca'yı çok güzel anlatmış! ...'
    'Göç edenlerin çileli hayatını da...'
    Dinledim durdum böyle bu denli konuşmaları kahvehanelerde de,ayaküstü sokak konuşmalarında da...
    Bu denli konuşmaları İstanbul'da da dinşledim ama biraz farklı...Birirleri Şişli'den seslendi:
    İşte böyle okur düşünceleri uzayıp gidiyor.Kitapla ilgil görüşlerimi Galip'le paylaştıklarım belleğimde canlanıyor.
    'Dostum,demiştim,sende derin düşünce var,amaşiir,şiiriyet,şiir tekniği pek o kadar yok gibi.Hani derler ya,düşüncelerini şiir yazarken zorluyorsun gibime geliyor.
    Oysa bunları düz yazıya döksen,dediklerin de
    daha güçlü çıkacak.,okuyucuyu daha fazla etkileyecektir...'
    Gerçi bu olup bitenlerden biraz da ben suçluyum.Kabiliyetini bildiğim için Galip'i sık sık uyarmışımdır.
    'Hadi be,senin de bir kitabını görelim! Ne zaman kitaplı şair olacaksın? ...'
    Galip güler geçer,sonra bana hafiften:'Kitap için daha erken' olduğuğnğ söyler,'olur o...'derdi.
    Galip ilk şiir denemelerini daha 60'lı yıllarda başlamıştı.Silistre'de çıkan 'Ziya' gazetesinde dikkatimi çekmişti ilk denemeleri.Bugün bile iyi hatırladığım,
    onun 'Trabant ta araba mı/ Moda yaktı ya canımı...'
    dizeli şiiri günün eğlencesi olmuştu okurların dilinde...Diyeceğim,ben bu denli ilgi çekiici,etkileyiici bir güldeste bekliyordumGalip'ten.O da zamanı ve koşulları iyi değerlendirerek,
    'Taş Toprak Dobruca'yı' okurlarına sunuverdi.
    İyisiyle kötüsüyle,her yönüyle ortada bir şiir kitabı var Avcıla'da oturanSilistre'li kalemdaşımız Galip Mehmet Sertel'den.Değerlendirmeler de 'iyiler' ağırlıklı.
    Silistre'il emektar gazeteci Hikmet Şan'a göre:'Vay ne güzel anlatmış Dobruca'yı,Silistre'yi,yörede anılmış öğretmen merhum Bosnalı Hüsnü Efendi'yi! ...'
    Doğru,tam öyle...Ama bunlar nazım değil,düzyazı olsaydı,daha güzel,daha akııcı ve sevecen anlatılırdı yaşanan, bilinen gerçekler
    Kitap,Mart 2007,BAY yayınları No 38,şiir dizisi 27.eseri/Baskı-cilt Prizren,Kosova olarak kayıtlı.
    Birinci hamur ve 80 sayfalık olan kitabın ilüstrasyonu İstanbul ve Paris'de eğitim görmüş genç ve yetenekli ressamımız Coşkun Şinasi yapmış...
    Her şey güzel ama,ben derinlemesine kitaba değinmek yerine,önemli gördüğüm birkaç soruna ağırlık vermek istiyorum:
    1. Ad değişimi yerinde ve ağır basıyor...Bu dizeleri okurken hayalen ya Silistre'de,Dobruca'da gibiyim,ya da Avcılar'da, Türkiye'de...İnsan öyle bir hisse kapılıyor.
    Yerden,yurttan kopmanın acılarını,göçün
    serüvenlerini,perişanlıkları,zorlukları yaşıyor.Göç'ü göç etmeyen bilmez...Ve bunların her yönünü Galip derinlemeye anlatmış da anlatmış.İsabetli anlatım var dilinde...
    'diline sağlık'desem az gelir...
    2.Tamam da Galip,sana da söylediğim gibi,o Arapça,Farsca deyim ve sözcükler niye? Bunlar bu güzel şiirlerde kime yarar sağlar okuyucunun anlamamasından gayri?
    Birkaç örnek aktarmak yerinde olacaktır:
    dehliz(s19) ,aziz-i vakt,â'da zelil(s.23) ,nedamet(s.31) ,bir od sultan-i yegâh(s.52) ,hasbelkader,şahane(s.69) ,külli masarafı(s.70) ,bir mütareke terekesi tevekkül(s.67) v.s.gibi...
    Bilinmelidir ki çağdaş şiir çağdaş Türkçe'yi gerektirir.
    3.Bir de şu hatalı yazılışları(tashih hataları) kitaplar okumaya bıktım usandım artık.Bu yönde şair dostumun titiz olduğuna inanıyorum ama,yine de işin başında durmayınca
    hatalara meydan veriliyor.
    Hele de şu bilgisayar çağında.Örneğin:ahradın-avradın(s.27) ,içitim-içtim(33) ,çeyiz yıkar(s.35) - çeyiz yıkanmaz,çeyizin hangi elemanı ykanırken görülmüş? Gerliova-Gerlova(s.49)
    ,Bosna-lı değil,Bosnalı(s.64) ,
    mızaka-mızıka(s.67) ,tekerleklerin çalparaları-çanparaları (s.75) vs...
    4.Sonra sayfa düzenindeki dizgi işleminde puntonun en ufağının seçilmesi neyin nesi? Bu,okuyucu zorluyor ki zorluyor.Oysa şiir kitaplarında punto büyük olmalı ki okuyan
    kolayca,zevkle okuyabilsin! ...
    Buna düzenleme işinde biraz dikkat lazım.Aslında bu, matbaacının,dizgicinin özenle yapacağı bir iş ama,nedense kendilerinikaliteye değil,koşuşturmaya veriyorlar.
    Sonuçta yapılanlar göze diken gibi batıyor.
    5.Şiirlerde dikkat çeken bir şey daha var.Galip Bey Bulgaristan Türkleri'nin folklorundan bol bol faydalanmış.Sık sık rastladığımız Tuna,Tuna boyunda,Alişim,Dobruca,
    Göçler,Kız kaçırma serüvenleri,olayların
    anlatımı v.s. bunların zengin bir ifadesidir.Ve bu yönde şairimizi tebrik ederim.
    6.Nihayet sevdiğim bir dost olarak diyorum ki:şiir yazma cabaları güzel,duyguları güzel ama,çoğunluğun da hemfikir olduğu gibi,bazı şiirlerde,röportaj havası ağır basıyor
    .Bu da, şairi nazımdan daha fazla
    nesire yaklaştırıyor.Paylaştığım çoğunluğun düşüncesi de bu.Bilinen bir şey var ki,şairimiz nesirde,düz yazıda daha güçlüdür.Eksi diye bütün bu söylediklerime rağmen,
    ki bunlar yapııcı diye düşünüyorum,
    Galip'in şiirlerinde çok hoşuma giden bazı dizeleri anımsamadan geçemiyeceğim...Bulgaristan Türkleri'nin ad değiştirme olaykarını canlandıran dizelerden örnekler:

    Bunlar kör kaderin bilmecesi
    Yirminci asrın 'soya dönüş ' düzmecesi
    Hristiyan adları yazıyorlar ezanlı adlarımız üstüne
    Kırarak mezar taşlarını geceleri
    Şeytanca sırıtarak....
    (s.20)

    Bir başka şiirinde de madalyonun diğer yönü yansıtılıyor.

    Geldiler
    Kahvenin adı ne dediler
    Bildiği Türk kahvesiydi
    Türk dememelidi
    Suç işemiş gbiydi aldılar içeri...
    (s.22)


    'Taş Toprak Dobruca' şiirinde busoykırım çok özgün dizelerle anlatılıyor:


    Taşın toprağın dili tutulmuş köy meydanında
    Köy meydanı köylülerle tanklara tutsak...
    Ve yıl bin dokuz yüz seksen beş
    Ve Ocak
    Soykırımı sırıtıyor ceviz dallarında çırılçıplak
    Kanlı kar taneleriyle soykırımı salkım saçak...

    (s.23)

    Bir düşünün,soykırımın ceviz dallarında çırılçıplak sırıtmasını...Film gibi, o denli güçlü bir söyleyiş...Şair, olayları öylesine canlı dile getiriyor ki,sanki okuyucu da
    olayların seyrinde.Evet,bu sahneler hiçbir
    zaman hayallerden silinmeyecek,unutulmayacak.
    Sonra 1989 yazı.Bulgaristan Türkleri'nin Türkiye'ye Zorunlu göç serüveni başlıyor...Olaylarca süren acılar,ayrılıklar, ölüm-kalım ve dert yüklü yolculuklar...
    Evlâd- Fatihan topraklarında tarih yaratmış olanların göz yaşlarıyla yazılmış en acılı tarihi...'Dobruca 89' bir nebze bu söylenenlerin yankısı oluyor.

    Çoluk çocuğu göç yollara dökmüş
    Yolların üstünü gam keder örtmüş.

    (s.31)



    Yuvamı yıkıp da bırakımıyorum
    Bırakılmıyor bir türlü
    Ata yadigârı Dobrucam ele güne...

    (s.32)

    Bu göç yolları zelil zebun
    Burcu burcu hasret Dobruca'dan Tuna'dan
    Bu kara toprak
    Bağrında binbir yara...

    (s.32)


    Esmiş göç yelleri Dobruca'yı yakar gider.

    (s.40)

    Ve böylece alıp gider şairin soykırımlı,göçlü,acılarla yüklügözyaşlarıyla dolu tarihin gerçeklerini incelikleriyle anlatan hüzünlü,özlemli,unutulmaz şiirleri...
    Unutulmaz' diyorum çünkü bunlar çağdaş BulgaristanTürkleri'nin yakın geçmişini anlatan tarihi gerçekler olarak insanlık tarihine silinmeyecek bir şekilde damgasını vurmuştur.
    Tarih utansın.


    Hüseyin Rasim GÜLER
    19 Haziran 2007, TUNA Dergisi, sayı 121-123, İstanbul,

  • Galip Sertel
    Galip Sertel

    25.12.2009 - 15:04

    Galip Sertel ve 'Taş Toprak Dobruca'




    Tunalı bir şair.Rumeli'de göçün heyecanını,bekleyişini,Türkçe özlemini,tutkularını dile getirmiş ve her zaman şiirinde Tuna simgesi çağlmıştır. Ve ben Galip Sertel'in yumuşak kaleminden dökülen dizelerini
    okurken her zaman Rumeli'ye taze bir heyecan duyarım.Rumeli insanının yüreğindeki acısını,yüzündeki eksilmeyen gülüşünü gönül aynama yerleştirirm.Galip Sertel bir sevda eridir,kor yüreğidir.
    'Taş Toprak Dobruca' yüreğini ıslatan yağmur çağlayan coşkun suyu Tuna'dır.Türk'ün,unutamadım adını,Aliş'im...
    'Taş Toprak Dobruca' şiir kitabına Galip Sertel zamana yakarış şiirleriyle başlar...Ve zamanla beş gerçek...
    Ve gelmiş geçmiş bütün peygamber ve azizlerin hüsnüniyet buyruklarına rağmen,İsa'dan 1985 yıl sonra ve Tuna Boyları'nde ve Dobruca'da binlerce Türk'ün köyü, evi,bağı,bahçesi kuşatıldı tankla,topla,
    tüfekle,askerle...Yolu,suyu,rızkı kesildi...Bir komünist hükmetinin emriyle Müslüman adlar değiştirildi Hristyan adlarla...Direnenler oldu.tutuklananlar oldu,hunharca öldürülenler oldu...Sığınabildiğim ve kucaklayıcı
    zamana yakarıştır bu şiir...İşte Galip Sertel dedelerinden miras kalmış bu topraklarda 1985 de zor günler geçirdiğini,o anı bir daha untmadığını alnım aktır ve hep ak olacak şiirleriyle günümüze taşıdı.
    Milli ruhu ve tarihi şiirlerinde görme olanağı buluyoruz.
    'Tuna Boyları'nda gecelerin boyu kısa/ babaları kayıp çocukların öyküleri uzun' dizelerinde bağrından fışıkran bir hüznü bakın şair ne de güzel anlatıyor.Rahat bir söyleyiş içinde zaman hakimiyetini
    yakalayarak yazıyor.Nice ki: /diyelim ki bir akşam vakti/ günlerden Salı/ aylardan Ocak / yılların 1985'i/ akşam yemeğinden evvel/ sofrada bismillâh bile diyemeden/ seni evsiz edecekler evinden/...
    Galip Sertel acıyı da istırabı da şiirsel bir ustalıkla algılıyor.

    'Bu gece yıldız yok Mecittabiye'de
    Ne kızların gülüşünden bir seda Silistre'de'

    Beni, şair eski günlere götürür,Silistre'ye götürür.Mecittabiye'nin surlarında nöbet tutan zamana.Ezana beş kala derviş Yunus olururm.Yüreğim tomurcuk.Konuştu can yoldaşım Tuna benimle...Silistre
    hayalimde,bir sesi,bir soluğu dinleyen acısı yüreğimde...'Boz yeleli atlarıyla geliyor Türk illeri...' diyor ve o an Arif Nihat Asya'nın dizeleri usumda:

    'O zaferler getiren atların
    Nalları altındanmış;
    Gidişleri akına,
    Gelişleri akındanmış...
    ...
    Kimi kılıç dövülen al külçeden
    Kimi güllerin al açtığı bahçeden
    Kimi dağların yorulduğu
    Şu mor yığındanmış...'

    Şair 1985 li yıllarında değiştirme dramını dizelerinde yansıtmaktadır.Destanımsı şiirlerinde Bulgaristan'da Türkler'in acılarını,kahramanlıklarını ölümsüzleştirmiştir...

    'Aliş'im, Aliş'im civan Aliş'im
    Yad eller koynunda
    Adın yadigâr mı kalır Tuna boyunda?

    Evet... Şair Tuna boylarında melem melem Aliş'iini arar...
    'Uçurtmalar turnalar peşinde Tuna yalısında'
    Ve gel gör ki şair 'Dönüüşümler' şiirinde nasıl da/Kan ter olmuş anızlar içinde yalınayak/ ve /Dalından kopmuş Hıdırellez salıncağı/ diyerek bu yörenin insanlarını ve çilesini anlatır.Sıkıntılara rağman
    hayatı sever,seksenbeşli yılları zordur ama yarına umutla bakmakta ve yeni doğan günlerin tüm kötülüklerin üstesinden gelebileceği kararlılığını şiirlerinde göstermiş,umuda bağlanmış ve ufuğa götürmüştür.
    ve şair şiirinde şöyle ifade etmiştir:

    'Ve orada karlı dağlar ardında
    Roman adlı bir sürgün diyarında
    Bir toplama kampının isli camlarına
    Yağmurla dökülüyor anılarım sicim sicim
    İsli camlarında bir toplama kampının
    Sabaha karşı tel tel olmuş dileklerim
    Tan yeri nerdeyse uç vermeli Yarabbim
    Uç vermeli bir yerlerden
    Güneş doğmalı bu karlı tepeler üstüne
    Bildiğim güneş pırıl pırıl
    Işıl ışıl...'

    Şairin yüreği hece hece bir toplama kampında.Bunca zamandır Rumeli acılarıyla koyun koyuna gibi.Nerde bir kara bulut görsem peşine takılır giderim,nerde bir acı söz işitsem sancısı beni vurur,dünyanın
    neresinde göçe hazırlık başlasa Rumeli'deki mevsimim gelir,yolunu gözlerim göçün,şiirini alıp dağlara bakarak'sabır acıdır ama meyvası tatlıdır'...
    Şair az sözle çok anlam ifade etmesi büüyük önem taşır mantığıyla şiirlerinde bu durum görülmektedir. Ve şair bunu başarıyor.Yalın anlatımda yoğun anlamlı dizeler görülmekte.Rumeli acısını çok boyutlu
    göstermiş.

    Uyandım
    kaldırımların elini yüzünü yıkamış yağmur
    mahallede çiçek açmış o bizim yaşlı ihlamur.

    Uyandım
    ne bir soykırım kâbusu,ne de yüreklerde çamur
    çocuk sofrada aşure kaşıklıyor şapur şupur.

    Uyandım
    Silistre'de köşe bucak her yer bu sabah pürneşe
    ah bir uyanabilseydim,uyanabilseydim keşke...


    Galip Sertel şiirleriyle uzağı yakın kılan bir serüveni anlatmaktadır.Şiir insanların ortak duygularını ve düşüncelerini ifade ettiği evrensel boyutta bir türdür.Şiir her şeyi bize söylüyor.Dobruca'yı öyle bir güzel
    anlatıyor ki şair,sanki oraya gitmeden o yerleri görmüş kadar oluyoruz.Şair 89 göçünü şöyle anlatıyor dizelerinde:


    Dobruca'nın köyleri yepyeni
    Yeni kiremitler örtmüş evleri
    Çoluk çocuğu göç yollara dökmüş
    Yolların üstünü gam keder örtmüş.

    Uğura gelmiş konu komşu
    Kalan ana baba göç eden oğlu
    Rüzgârın sesinde bir garip korku
    Ayrılık okuyor akşamın ufku.

    Yerlere serilmiş bir eski hasır
    Nedamet diz çökmüş, kem sözler kısır
    Çalgın çarpmış gibi bahçeyi bağı
    Sarmış köyü göçün vefasız ağı

    İşte Bulgaristanlı Dobruca bölgesinin Silstre ili Akpınar köyünde doğan şair Galip Sertel bir toplumun acılarını ve ıztıraplarını böyle anlatmaya çalışıyor.Soykırırmı sürecinde şair,Roman toplama kampında
    tutuklu kaldı ve cezaevinden çıktıktan sonra,Bulgaristan'ın demokrasiye geçiş günleri Silistre şehri Hak ve Özgürlükler Hareketi kurucularındandır. İl koordinatörlüğü,HÖH Merkez Yürütme Kurulu üyrliğine seçildi.
    Şair Galip Sertel'in 'Taş Toprak Dobruca' kitabındaki şiirlerinde kara kara günlerinden sonra aydınlık günlerinin şiirlerini yazması dileğiyle...




    Osman BAYMAK

    Balkan Aydınları ve Yazarlar Birliği Başkanı, DOST dergisi,sayı 71,2009

Toplam 11 mesaj bulundu