Sabit Dongu Adlı Üyenin Nedir Yazıları - Anto ...

  • film replikleri

    22.02.2005 - 16:14

    'yapıyosun yapıyosun özür diliyosun'
    Marla Singer - Dövüş Kulübü

  • okunası dergiler

    22.02.2005 - 14:42

    2023 Dergisi

  • yetenek

    22.02.2005 - 14:27

    Meselâ e. e. cummings... bütün majiskülleri miniskül yazardı. (majiskül: büyük harf, miniskül: tersi)

  • yetenek

    22.02.2005 - 14:26

    Aslında 'dahi' anlamına gelen 'de' bağlacını ayrı yazıp, yazmamanın - ki bütün imla kuralları insan yapısı değil mi - yeteneklilik veya yeteneksizlikle ilgisi yoktur.

  • osmanlı imparatorluğu

    22.02.2005 - 14:23

    Er geç,
    Bir gün,
    yenilenerek yeniden...
    Çünkü dünyanın buna ihtiyacı var. Dünyanın yoksa bile bizim buna ihtiyacımız var.

  • necip fazıl kısakürek

    22.02.2005 - 14:21

    Necip Fazıl'ın dar anlamda bir siyasî görüşü yoktur; hayatî görüşü, hayatı görüşü vardır.

  • yetenek

    22.02.2005 - 14:17

    'Dahi' anlamına gelen 'de'leri ayrı yazmak bir yetenektir.

  • yazmak

    20.01.2005 - 02:04

    Kelimeler atomların biz sıradan insanların gözüne görünmesinden ibaret. Hayatın çelişkilerini ancak onlar taşır. Ruhlarımızın yapıtaşlarıdır; kim demiş ruhlar bölünmez diye. Öyle kelimeler var ki ruhlarımızı milyonlarca parçaya böler de belki bir mavi ve gülümser kelime bütünleştirir hayatımızı. Kelime dediysem en geniş anlamıyla kelimedir. Kaçak bir bakış, yıkıcı bir terk ediş, üzerinize üzerinize gelen mavi ışıklar hayatınızın şifrelerini taşıyan kelimelerdir. Önce kelam vardı ve kelamı ancak kelimeler taşır. Bizse ebleh sarsıntıların arasından bütün binalar üzerimize yıkılmadan geniş bir düzlüğe kaçabilirsek ne mutlu!

  • yazmak

    20.01.2005 - 01:47

    Yazmak öyle istila etmeli ki sefil bünyeni kanatlandırıp, bu buz gibi renksiz köhne, kahpe, kalleş dünyanın ortasında, merkezinde kelimelerle cisimleşen geniş bir vaha doğmalı, oraya kaçıp kurtulmalısın içindeki sahte senden... Okumak gerçek bir ölüm gibi olmalı. Herşeyin sahtelendiği bu acaip, garip, perdeli ve gerçek bir ölümün galiba en büyük nimet olduğu dünyada yazmak aklın en delikanlı ve sakin duruşu olmalı.

  • şiir

    20.01.2005 - 01:39

    Ameliyat olacak hastaya gerçek şiir okunmalı.

  • yazmak

    20.01.2005 - 01:38

    Öyle yazmalı ki insan, yazı yazı olmamalı, başka bir şey olmalı. Üzerine satır sihri kokusu sinmiş kelimeler yazarken senin başını döndürmeli. 'Unutma, bu yolun sonu yok! '

  • dünya küçük

    20.01.2005 - 01:36

    Evet, dünya kafalarımız kadar küçük. Yahut kafalarımız kadar büyük! Hepsi orda, kafalarımızın içinde.

  • yazmak

    20.01.2005 - 01:35

    Meselen varsa yazarsın. Yoksa yazmak meselendir. Mesele, yoldaki taşı kaldırmak değildir. Öyle yaz ki taş da kaybolsun, yol da. Öyle yaz ki, içindeki müziği duymayan kalmasın. Duyamayanlar mı? Okumayı onlar da sökecek veya sökmeyecek; senin meselen değil.

  • yazmak

    20.01.2005 - 01:30

    Yazmak ki ruhun bütün varlığını bu köhne dünyaya yedirmesi. Yazmak ki ciğerden kan sökesi... Yazmak ki bir şaman temposuyla uzun, çok uzun bir koşunun ayak sesleri... Yazmak ki acı gerçekten, perdelerin ardındaki gerçeğe kaçmak. Bir yazmak ki... Öylesi görülmemiş olsun... Ya başarmak, ya yüksek yerlerden boşluğa uçmak... Acıtıcı, kanatıcı, bir satırla büyüleyip, uyuyan halleri ayaklandırıcı... Bir yazmak, bir yazmak, bir yazmak. Hiç usanmamak. Bir gün kimlik kartına yazılası...

  • müzik

    20.01.2005 - 01:23

    Kalinka. Şu anda o çalıyor.

  • yalnızlık

    18.01.2005 - 12:11

    Mutlak yalnızlık mümkün değil. O, Allah'a mahsus. Ama 'mutlak'a yakın bir yalnızlık imkan dahilinde. Tabi gücünüz yetiyorsa. Benim yetmiyor.

  • nostradamus

    14.01.2005 - 21:06

    Nostradamus çok atmış az da olsa tutturmuş olabilir. Mesele, eşyanın pek çok farklı açıdan okunabilmesidir. Yani geleceğe dair ne uydurursanız uydurun, birileri gelip, pekâlâ onu tersinden okuyup, sizi büyük kahin ilan edebilir. Ama meselenin bir de 'aynalar dünyası' boyutu var. Dünya, isimlerin yansıdığı aynalardır. Ve bu aynalar 'sır'lı aynalardır. Bir boyut olup, olmadığı tartışılan ZAMAN, bu aynaların köşeleridir. Gören gözler, görmesini öğrendikleri zaman geçmiş, şimdi ve geleceğin ancak eşyanın köşelerini oluşturduğunu fark edeceklerdir. Ve en büyük sır da aynalarda değil, bu aynalardaki görüntüleri yorumlayan insandadır.

    Nostradamus'u anlamak kolay değil. Önce Şeyh-ül Ekber Muhyiddin-i Arabî'yi anlamalısınız. Sonra vahdetül vücud, vahdetüş Şuhut ve yeni ve batılı tanımlamayla 'matrix'i anlamalısınız. Sonra kabaca quantum felsefesi ve kaos teorisini harmanlamak gerekiyor. Ruhun dünyasını ve emir alemi sınırlarını kurcalayamıyorsanız bu işlere bulaşmayın.

  • bi

    14.01.2005 - 20:25

    Kafkasya'da Bey'e bi denir.

  • kaplumbağa terbiyecisi

    13.01.2005 - 10:27

    Ressam bir dönmedir. Resimdeki terbiyeci 'efendi'leri, 'kamlumbağalar' da masum milleti temsil eder. Olabilir mi? Sembollerle konuşmayı pek seven gizemli bir kabile söz konusuysa neden olmasın? Bkz. Özsoy (Ozsoy) Operası

  • türban

    12.01.2005 - 10:22

    Türban kelimesi 1980'lerde iri basın tarafından yaygınlaştırıldı. Başörtüsü halkın kullandığı bir tabirken türban, burada 'öteki'leştirmek için kullanılıyor. Kim kimin 'öteki'si halk karar verir.

  • adolf hitler

    12.01.2005 - 10:18

    Kürsüydeyken her zaman 'penal ereksiyon' halindedir. Heyecandan olsa gerek. Etrafta müdahale için her zaman doktor bulunur.

  • necip fazıl kısakürek

    11.01.2005 - 17:53

    Kopyala yapıştır tekniğine karşıyım ama bu istisna olsun çünkü önemli, 'egoizm' sanılan bir ruh halini gösteriyor:

    Necip Fazıl'daki yüksek ve büyük benlik algısını 'bencillik' ya da 'özseverlik' sanacak ve bu sanısının üzerine saçmasapan yargılar inşa edecek kadar alçak ve küçük bir bakış açısı var Bedirhan Toprak'ın. Dolayısıyla Ali K. Metin'in şu cümlelerini anlayabileceğini sanmıyorum:

    'Necip Fazıl'ın şiiri genelde ben-merkezli bir yapıya sahiptir. 'Ben', aslında insan oluşun, başka bir deyişle varoluşun temelidir. İnsanın kendini bilmeden hayatı ve hakikati bilme iddiasında bulunması tek kelimeyle garip olur. Kendine yabancılaşmış insan, olsa olsa birtakım yanılsamalarla meşgul ve mutlu olma çabası içersindedir denebilir. Necip Fazıl'da ben-merkezlilik egosantrik bir şey olmayıp bir çeşit öznelcilik olarak anlaşılmalıdır. Fakat bunu da Ahmet Hâşim'in, daha doğrusu modernizmin bireyselliğinden ayırmak gerekir. Modernizmin bireyi kendisini mutlaklaştıran bir öznelcilikle tezahür eder. Oysa Necip Fazıl'da böyle bir mutlaklaştırmadan söz edilemez. Ondaki âdeta hakikat ve varoluş kaygısıyla mayalanmış bir 'ben'dir.' (Kökler 6, s. 68)

    İbrahim Kardeş - Yeni Şafak

  • Tsunami Felaketi

    11.01.2005 - 17:05

    Tsunami, 'sunami' yazılır 'sunami' okunur.

  • sahtekarlık

    11.01.2005 - 16:27

    Ruh hâlinin yansıdığı davranış çeşididir. Ruhun cinsiyeti olmadığı için sahtekarlığın da cinsiyeti olmaz.

Toplam 100 mesaj bulundu