'Bir padişah var ki neyi örter, gizlersen bilir.
Dilsiz dudaksız köpürsen bile bilir O...
Herkes söz satma hevesini bilir,
Bense susmayı bilenin
Kulu kölesiyim...'
Dame una corona más que esta noche yo quiero perder
la conciencia que me hace temblar cada vez que te veo venir
volverme invisible tal vez, seguirte por toda la ciudad
y llegar a tu casa
sentarme a tu lado, escucharte escondida,
conversar, saber lo que piensas
de la vida cuando ves las noticias
protegerte de noche a los pies de tu cama,
descifrar el sentido de tus sueños
y cada que dormido me hablas
Dame una corona más para ver si dejo de pensar
en poderes paranormales de heroina de comic
y me atrevo a acercarme a ti,
soltarte a la cara la verdad y dar media vuelta
recoger mi chaqueta y salir por la puerta contigo
Te daré mi corazón
te daré mi vida
te daré mi alma perdida
Ojalá, ojalá nunca cambie esa forma que tienes de estar en el mundo
ojalá que el tiempo no te cambie
Te daré mi corazón
te daré mi vida
te daré mi alma perdida
'gurbete kaçacağım' çok özel bir şarkı, özellikli sonundaki kemençeye dikkat ve Zerrin Atakan(şarkıdaki o güzel sesin sahibi) keşke hep kalsaydı Yeni Türkü ile...
Öyle yalnız kaldım ki hayatımda
Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum
Çok zaman annemin dizlerine hasret
Koydum başımı kendi dizlerime
Doya doya ağladım
Paylaşırsa dost paylaşırmış
İnsanın derdini sevincini
Dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör
Hangi kapıyı çalsan kimseler yok
Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar
Aşık mı olmadım taparcasına
Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben
Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi
Ferhat gibi gürz mü sallamadım dağlara
Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin
O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum
Sabahları sokağa çıkmadan evvel
Cesaret şairim cesaret
Kendi saçlarımı okşuyorum geceleri
Sevgilimin saçları niyetine
damla olsam dökülürüm
ak ellerini yuğmaya
gözyaşıysam sabrederim
kirpiklerinde kalmaya
gel gör ki sevdakârım
aşk oduyla yanarım
bu hallere düşmemi gözlerine sayarım.
KARAGÜL
İkimizde acemi birer aşıktık o zamanlar
Sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun
Bense kendimi usta sanıyordum bu işlerde
Ve yağmur gibi akıp giden yıllardan
Geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana kadar
Ama farkındaydım yinede
Ne zaman seninle olsam
Tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanırdım her sabah
Şimdiyse kırılgan mektuplar yazıyorum
Hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden
Malumun olsun ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yağmurlarla taşan boynu bükük nehirleri
Ben sende yolları sevdim
Dallarına hiçbir kuşun konmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla
Kaplı yolları
İkimizde acemi birer aşıktık aslında
Ne yapacağımızı bilmeden serseri dolaşırdık yollarda
Ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yağmurları
Mor kanatlı turnaları yar...
Ben sende rüzgarı sevdim
Alıp götüren yılları
Saklı kalan umutları yar...
Ne yeminler bozdum
Geceler büyürken sensiz
Ne yeminler bozdum
Yıllar geçerken sitemsiz
Ne yeminler bozdum
Tarifi bile imkansız
Senin için ey karagül
Ben sende yolları sevdim
Yüreğinden gelip geçen
Sevda yüklü katarları yar...
Ben sende seni sevdim
Avuçlarken yüzümü
Yahut dokunurken sessiz yar...
Dönelim
Döndürsün bizi
Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan
Ve akılda kalan bir yokuştan
Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından
Ve çocukluktan
Dönelim
Dönelim mi biz
Gençlikten, oralardan
Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan
Dönelim mi acıya
Acıya, büyük acıya
Ve soralım mı acaba
Ey büyük yalnızlık insansan eğer
Bir kaya
Dalgalar yalarken onu
O bakarken kaskatı kalabalıklara
Ah, kalbin bulut bulut akan sesi.
.....
Ne zaman geldin ruhum
Görmedim seni
Uçaktan atlarken
Unuttum galiba özledim
Sarıl bana ruhum ne olur
Sar beni
Çıglıklar geçti üstünden
Bulutlar geçti
Ve o gençlik günlerimizde
Sen ve biz
Seni öldü sandım ruhum
Biliyor musun
Sensiz yaşamaya alıştırdılar
Galiba özledim
Dur. Bırak. Kaynasın kahvenin suyu
Bana İstanbul’u anlat nasıldı
Bana boğazı anlat nasıldı
Haziran titreyişleri kaçak yağmurlar ardı
Yıkanmış kurunur muydu yine o yedi tepe
Ana şefkati gibi sıcak güneşte......
İnsanlar gülüyordu de
Trende vapurda otobüste
Yalanda olsa hoşuma gidiyor söyle
Hep kahır hep kahır hep kahır hep kahır
Bıktım be.
Dur. Bırak kalsın açma televizyonu
Bana İstanbul’u anlat nasıldı
Şehirlerin şehrini anlat nasıldı
Beyoğlu sırtlarından yasak gözlerimle bakıp
Köprüler Sarayburnu Minareler ve Halice
Deyiverdim mi bir merhaba gizlice
Dur. Bırak. Kımıldama kal biraz öylece ne olur
Kokun İstanbul gibidir
Gözlerin İstanbul gecesi
Şimdi gel sarıl sarıl bana kınalım
Gök kubbenin altında orda da beraber
Çok şükür diyerek yeniden başlamanın hayali
Hasretimin çölünde sanki bir pınar gibi
İnsanlar gülüyordu de
Trende vapurda otobüste
Yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle
Hep kahır hep kahır hep kahır hep kahır
Bıktım be.
Bir Ağrı Yakıldıkça Sevilmeli
Gecenin dürüstlüğünden herkes kuşkulanır
korkulur o kuş yüklü iniltilerden
ve mor ağzını gecenin kumuna batıran ben
çağdaş serüvenler adına
bütün fotoğraflarını yakan
yakan ve bekleyen.
Çarpar yüzü bir çocuğun mezarlara
yine de ağartamaz tanımını gecenin.
Ezgisiz ama esnaf bakışlarıyla soyunan bir kadın
ayartılmaya uygun o çok baygın yerlerim
ağartamaz
çünkü çocuklar yağız bir öpüşle korunur
ben yakarım çağımın ellerini. Ben bekliyenim.
Gecenin kıyısında benden konuşulur.
Kara bir irin akıyor
öpünce o yıkılmış gülüşünden çocukların.
Kara bir salgıdır çünkü büyük
serüvenler ve çocukların soluk alışları da.
Ürker herkes üşümüş bir anahtar olagelmekten
bir çocuğun şehri çarpar yüzümün varoşlarına.
doğu ve batı
08.01.2007 - 10:09Doğu Batı
Üç ayda bir yayınlanan düşünce dergisi.
mevlana
18.12.2006 - 13:42'Bir padişah var ki neyi örter, gizlersen bilir.
Dilsiz dudaksız köpürsen bile bilir O...
Herkes söz satma hevesini bilir,
Bense susmayı bilenin
Kulu kölesiyim...'
Amaral
23.11.2006 - 19:20ispanyol müzik grubu, solistin sesi çok güzel, şarkılar da öyle, insanın ispanyolca öğrenesi geliyor...
Amaral
23.11.2006 - 19:03Mi alma perdida
Dame una corona más que esta noche yo quiero perder
la conciencia que me hace temblar cada vez que te veo venir
volverme invisible tal vez, seguirte por toda la ciudad
y llegar a tu casa
sentarme a tu lado, escucharte escondida,
conversar, saber lo que piensas
de la vida cuando ves las noticias
protegerte de noche a los pies de tu cama,
descifrar el sentido de tus sueños
y cada que dormido me hablas
Dame una corona más para ver si dejo de pensar
en poderes paranormales de heroina de comic
y me atrevo a acercarme a ti,
soltarte a la cara la verdad y dar media vuelta
recoger mi chaqueta y salir por la puerta contigo
Te daré mi corazón
te daré mi vida
te daré mi alma perdida
Ojalá, ojalá nunca cambie esa forma que tienes de estar en el mundo
ojalá que el tiempo no te cambie
Te daré mi corazón
te daré mi vida
te daré mi alma perdida
Dame una corona más...
yeni türkü
20.11.2006 - 11:15'gurbete kaçacağım' çok özel bir şarkı, özellikli sonundaki kemençeye dikkat ve Zerrin Atakan(şarkıdaki o güzel sesin sahibi) keşke hep kalsaydı Yeni Türkü ile...
cahit sıtkı tarancı
20.10.2006 - 23:15Öyle yalnız kaldım ki hayatımda
Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum
Çok zaman annemin dizlerine hasret
Koydum başımı kendi dizlerime
Doya doya ağladım
Paylaşırsa dost paylaşırmış
İnsanın derdini sevincini
Dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör
Hangi kapıyı çalsan kimseler yok
Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar
Aşık mı olmadım taparcasına
Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben
Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi
Ferhat gibi gürz mü sallamadım dağlara
Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin
O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum
Sabahları sokağa çıkmadan evvel
Cesaret şairim cesaret
Kendi saçlarımı okşuyorum geceleri
Sevgilimin saçları niyetine
seyduna türküleri
11.10.2006 - 23:16Gözlerinin İçi
söğüt olsam eğilirim
nazlı dal veren toprağa
çiçek olsam meylederim
dağ başlarında kokmaya
güneş olsam tez doğarım
gökyüzüne çıkmaya
aras olsam yol bulurum
yattığın yere akmaya
aras olsam yol bulurum
yatağına akmaya
gözlerinin içini öpeyim
yüreğim serinlesin
şiirler yetmez sevdama
öylesi derinimsin
şiirler yetmez sevdama
türkünün demindesin.
damla olsam dökülürüm
ak ellerini yuğmaya
gözyaşıysam sabrederim
kirpiklerinde kalmaya
gel gör ki sevdakârım
aşk oduyla yanarım
bu hallere düşmemi gözlerine sayarım.
gözlerinin içini öpeyim
yüreğim serinlesin
şiirler yetmez sevdama
öylesi derinimsin
şiirler yetmez sevdama
türkünün demindesin
seyduna türküleri
11.10.2006 - 23:13deniz kenarında bir ev yapmışam
kerpicim tükenmiş naçar kalmışam
bir yâr için terk-i diyar olmuşam
elâ gözlü nazlı şirvanım benim
havuzun başında esmesin yeller
bugün efkârlıyım açmasın güller
derdime katlandı susdu bülbüller
elâ gözlü nazlı şirvanım benim
gönül yarası
15.09.2006 - 08:09dağların inciri, dağların güzeli
incir ağacısın gam götürensin
güllerin içindesin, güllerin içindesin
incir ağacısın gam götürensin
gelin, damadın yüreğidir
incir ağacısın gam götürensin
ahmet telli
14.07.2006 - 10:45Kainat-ı Evren
evren
yalnızlıktan da küçükmüş
düşlermiş asıl sonsuz olan.
evren
umutlardan da küçükmüş
mutsuzluk daha büyükmüş meğer.
nurettin rençber
12.07.2006 - 01:11KARAGÜL
İkimizde acemi birer aşıktık o zamanlar
Sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun
Bense kendimi usta sanıyordum bu işlerde
Ve yağmur gibi akıp giden yıllardan
Geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana kadar
Ama farkındaydım yinede
Ne zaman seninle olsam
Tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanırdım her sabah
Şimdiyse kırılgan mektuplar yazıyorum
Hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden
Malumun olsun ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yağmurlarla taşan boynu bükük nehirleri
Ben sende yolları sevdim
Dallarına hiçbir kuşun konmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla
Kaplı yolları
İkimizde acemi birer aşıktık aslında
Ne yapacağımızı bilmeden serseri dolaşırdık yollarda
Ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yağmurları
Mor kanatlı turnaları yar...
Ben sende rüzgarı sevdim
Alıp götüren yılları
Saklı kalan umutları yar...
Ne yeminler bozdum
Geceler büyürken sensiz
Ne yeminler bozdum
Yıllar geçerken sitemsiz
Ne yeminler bozdum
Tarifi bile imkansız
Senin için ey karagül
Ben sende yolları sevdim
Yüreğinden gelip geçen
Sevda yüklü katarları yar...
Ben sende seni sevdim
Avuçlarken yüzümü
Yahut dokunurken sessiz yar...
edip cansever
22.06.2006 - 11:35Dönelim
Döndürsün bizi
Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan
Ve akılda kalan bir yokuştan
Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından
Ve çocukluktan
Dönelim
Dönelim mi biz
Gençlikten, oralardan
Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan
Dönelim mi acıya
Acıya, büyük acıya
Ve soralım mı acaba
Ey büyük yalnızlık insansan eğer
Bir kaya
Dalgalar yalarken onu
O bakarken kaskatı kalabalıklara
Ah, kalbin bulut bulut akan sesi.
.....
ismet özel
22.06.2006 - 11:28Elbet bir hinlik vardım seni sevişimde
ey kanıma çakıllar karıştıran isyan!
yaşar kurt
18.05.2006 - 11:56Ne zaman geldin ruhum
Görmedim seni
Uçaktan atlarken
Unuttum galiba özledim
Sarıl bana ruhum ne olur
Sar beni
Çıglıklar geçti üstünden
Bulutlar geçti
Ve o gençlik günlerimizde
Sen ve biz
Seni öldü sandım ruhum
Biliyor musun
Sensiz yaşamaya alıştırdılar
Galiba özledim
nefes
10.05.2006 - 23:32Nefes almak, içten içe, derin derin,
Taze, ılık, serin,
Duymak havayı bağrında.
Nefes almak, her sabah uyanık,
Ağaran güne penceren açık,
Bir ağaç gölgesinde, bir su kenarında.
Üstünde gökyüzü, ufuklara karşı,
Senin her yer: Caddeler, meydanlar, çarşı...
Kardeşim, nefes alıyorsun ya!
Koklar gibi maviliği, rüzgârı öper gibi,
Ananın südünü emer gibi,
Kana kana, doya doya...
Nefes almak, kolunda bir sevgili
Kırlarda, bütün bir pazar tatili.
Bahar, yaz, kış.
Nefes almak, akşam, iş bitince,
Çoluk çocuğunla artık bütün gece,
Nefesin nefeslerine karışmış.
Yatakta rahat, unutmuş, uykulu,
Yanında karına uzatıp bir kolu,
Nefes almak.
O dolup boşalan göğse...
Uyumak, sevmek nefes nefese,
Kalkıp adım atmak, tutup ıslık çalmak
Sürahide, ışıl ışıl, içilecek su.
Deniz kokusu, toprak kokusu, çiçek kokusu,
Yüzüme vuran ışık, kulağıma gelen ses.
Ah, bütün sevdiklerim, her şey, herkes...
Anlıyorum birbirinden mukaddes,
Alıp verdiğim her nefes
Ziya Osman Saba
cem karaca
10.05.2006 - 23:27Hep kahır
Dur. Bırak. Kaynasın kahvenin suyu
Bana İstanbul’u anlat nasıldı
Bana boğazı anlat nasıldı
Haziran titreyişleri kaçak yağmurlar ardı
Yıkanmış kurunur muydu yine o yedi tepe
Ana şefkati gibi sıcak güneşte......
İnsanlar gülüyordu de
Trende vapurda otobüste
Yalanda olsa hoşuma gidiyor söyle
Hep kahır hep kahır hep kahır hep kahır
Bıktım be.
Dur. Bırak kalsın açma televizyonu
Bana İstanbul’u anlat nasıldı
Şehirlerin şehrini anlat nasıldı
Beyoğlu sırtlarından yasak gözlerimle bakıp
Köprüler Sarayburnu Minareler ve Halice
Deyiverdim mi bir merhaba gizlice
Dur. Bırak. Kımıldama kal biraz öylece ne olur
Kokun İstanbul gibidir
Gözlerin İstanbul gecesi
Şimdi gel sarıl sarıl bana kınalım
Gök kubbenin altında orda da beraber
Çok şükür diyerek yeniden başlamanın hayali
Hasretimin çölünde sanki bir pınar gibi
İnsanlar gülüyordu de
Trende vapurda otobüste
Yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle
Hep kahır hep kahır hep kahır hep kahır
Bıktım be.
ismet özel
11.04.2006 - 00:37Bir Ağrı Yakıldıkça Sevilmeli
Gecenin dürüstlüğünden herkes kuşkulanır
korkulur o kuş yüklü iniltilerden
ve mor ağzını gecenin kumuna batıran ben
çağdaş serüvenler adına
bütün fotoğraflarını yakan
yakan ve bekleyen.
Çarpar yüzü bir çocuğun mezarlara
yine de ağartamaz tanımını gecenin.
Ezgisiz ama esnaf bakışlarıyla soyunan bir kadın
ayartılmaya uygun o çok baygın yerlerim
ağartamaz
çünkü çocuklar yağız bir öpüşle korunur
ben yakarım çağımın ellerini. Ben bekliyenim.
Gecenin kıyısında benden konuşulur.
Kara bir irin akıyor
öpünce o yıkılmış gülüşünden çocukların.
Kara bir salgıdır çünkü büyük
serüvenler ve çocukların soluk alışları da.
Ürker herkes üşümüş bir anahtar olagelmekten
bir çocuğun şehri çarpar yüzümün varoşlarına.
dostluk
16.01.2006 - 16:50uzun süre ayrı kalıp tekrar karşılaştığında aynı yerden devam edebilmektir dostluk, herşeyi paylaşabilmektir şüphesiz, yalansız...
Toplam 42 mesaj bulundu