Ceyda Şirin Adlı Üyenin Nedir Yazıları - Anto ...

  • doğu ve batı

    08.01.2007 - 10:09

    Doğu Batı

    Üç ayda bir yayınlanan düşünce dergisi.

  • mevlana

    18.12.2006 - 13:42

    'Bir padişah var ki neyi örter, gizlersen bilir.
    Dilsiz dudaksız köpürsen bile bilir O...
    Herkes söz satma hevesini bilir,
    Bense susmayı bilenin
    Kulu kölesiyim...'

  • Amaral

    23.11.2006 - 19:20

    ispanyol müzik grubu, solistin sesi çok güzel, şarkılar da öyle, insanın ispanyolca öğrenesi geliyor...

  • Amaral

    23.11.2006 - 19:03

    Mi alma perdida

    Dame una corona más que esta noche yo quiero perder
    la conciencia que me hace temblar cada vez que te veo venir
    volverme invisible tal vez, seguirte por toda la ciudad
    y llegar a tu casa
    sentarme a tu lado, escucharte escondida,
    conversar, saber lo que piensas
    de la vida cuando ves las noticias
    protegerte de noche a los pies de tu cama,
    descifrar el sentido de tus sueños
    y cada que dormido me hablas
    Dame una corona más para ver si dejo de pensar
    en poderes paranormales de heroina de comic
    y me atrevo a acercarme a ti,
    soltarte a la cara la verdad y dar media vuelta
    recoger mi chaqueta y salir por la puerta contigo

    Te daré mi corazón
    te daré mi vida
    te daré mi alma perdida

    Ojalá, ojalá nunca cambie esa forma que tienes de estar en el mundo
    ojalá que el tiempo no te cambie

    Te daré mi corazón
    te daré mi vida
    te daré mi alma perdida

    Dame una corona más...

  • yeni türkü

    20.11.2006 - 11:15

    'gurbete kaçacağım' çok özel bir şarkı, özellikli sonundaki kemençeye dikkat ve Zerrin Atakan(şarkıdaki o güzel sesin sahibi) keşke hep kalsaydı Yeni Türkü ile...

  • cahit sıtkı tarancı

    20.10.2006 - 23:15

    Öyle yalnız kaldım ki hayatımda
    Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum
    Çok zaman annemin dizlerine hasret
    Koydum başımı kendi dizlerime
    Doya doya ağladım

    Paylaşırsa dost paylaşırmış
    İnsanın derdini sevincini
    Dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör
    Hangi kapıyı çalsan kimseler yok
    Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar

    Aşık mı olmadım taparcasına
    Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben
    Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi
    Ferhat gibi gürz mü sallamadım dağlara
    Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin

    O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum
    Sabahları sokağa çıkmadan evvel
    Cesaret şairim cesaret
    Kendi saçlarımı okşuyorum geceleri
    Sevgilimin saçları niyetine

  • seyduna türküleri

    11.10.2006 - 23:16

    Gözlerinin İçi

    söğüt olsam eğilirim
    nazlı dal veren toprağa
    çiçek olsam meylederim
    dağ başlarında kokmaya

    güneş olsam tez doğarım
    gökyüzüne çıkmaya
    aras olsam yol bulurum
    yattığın yere akmaya
    aras olsam yol bulurum
    yatağına akmaya

    gözlerinin içini öpeyim
    yüreğim serinlesin
    şiirler yetmez sevdama
    öylesi derinimsin
    şiirler yetmez sevdama
    türkünün demindesin.

    damla olsam dökülürüm
    ak ellerini yuğmaya
    gözyaşıysam sabrederim
    kirpiklerinde kalmaya
    gel gör ki sevdakârım
    aşk oduyla yanarım
    bu hallere düşmemi gözlerine sayarım.

    gözlerinin içini öpeyim
    yüreğim serinlesin
    şiirler yetmez sevdama
    öylesi derinimsin
    şiirler yetmez sevdama
    türkünün demindesin

  • seyduna türküleri

    11.10.2006 - 23:13

    deniz kenarında bir ev yapmışam
    kerpicim tükenmiş naçar kalmışam
    bir yâr için terk-i diyar olmuşam
    elâ gözlü nazlı şirvanım benim

    havuzun başında esmesin yeller
    bugün efkârlıyım açmasın güller
    derdime katlandı susdu bülbüller
    elâ gözlü nazlı şirvanım benim

  • gönül yarası

    15.09.2006 - 08:09

    dağların inciri, dağların güzeli
    incir ağacısın gam götürensin
    güllerin içindesin, güllerin içindesin
    incir ağacısın gam götürensin
    gelin, damadın yüreğidir
    incir ağacısın gam götürensin

  • ahmet telli

    14.07.2006 - 10:45

    Kainat-ı Evren

    evren
    yalnızlıktan da küçükmüş
    düşlermiş asıl sonsuz olan.

    evren
    umutlardan da küçükmüş
    mutsuzluk daha büyükmüş meğer.

  • nurettin rençber

    12.07.2006 - 01:11

    KARAGÜL
    İkimizde acemi birer aşıktık o zamanlar
    Sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun
    Bense kendimi usta sanıyordum bu işlerde
    Ve yağmur gibi akıp giden yıllardan
    Geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana kadar
    Ama farkındaydım yinede
    Ne zaman seninle olsam
    Tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanırdım her sabah
    Şimdiyse kırılgan mektuplar yazıyorum
    Hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden
    Malumun olsun ben sende ülkemi sevdim
    Hüzün dolu yağmurlarla taşan boynu bükük nehirleri
    Ben sende yolları sevdim
    Dallarına hiçbir kuşun konmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla
    Kaplı yolları
    İkimizde acemi birer aşıktık aslında
    Ne yapacağımızı bilmeden serseri dolaşırdık yollarda

    Ben sende ülkemi sevdim
    Hüzün dolu yağmurları
    Mor kanatlı turnaları yar...

    Ben sende rüzgarı sevdim
    Alıp götüren yılları
    Saklı kalan umutları yar...

    Ne yeminler bozdum
    Geceler büyürken sensiz
    Ne yeminler bozdum
    Yıllar geçerken sitemsiz
    Ne yeminler bozdum
    Tarifi bile imkansız
    Senin için ey karagül

    Ben sende yolları sevdim
    Yüreğinden gelip geçen
    Sevda yüklü katarları yar...

    Ben sende seni sevdim
    Avuçlarken yüzümü
    Yahut dokunurken sessiz yar...

  • edip cansever

    22.06.2006 - 11:35

    Dönelim
    Döndürsün bizi
    Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
    Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan
    Ve akılda kalan bir yokuştan
    Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından
    Ve çocukluktan
    Dönelim
    Dönelim mi biz
    Gençlikten, oralardan
    Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan
    Dönelim mi acıya
    Acıya, büyük acıya
    Ve soralım mı acaba
    Ey büyük yalnızlık insansan eğer
    Bir kaya
    Dalgalar yalarken onu
    O bakarken kaskatı kalabalıklara
    Ah, kalbin bulut bulut akan sesi.
    .....

  • ismet özel

    22.06.2006 - 11:28

    Elbet bir hinlik vardım seni sevişimde
    ey kanıma çakıllar karıştıran isyan!

  • yaşar kurt

    18.05.2006 - 11:56

    Ne zaman geldin ruhum
    Görmedim seni
    Uçaktan atlarken
    Unuttum galiba özledim
    Sarıl bana ruhum ne olur
    Sar beni
    Çıglıklar geçti üstünden
    Bulutlar geçti
    Ve o gençlik günlerimizde
    Sen ve biz
    Seni öldü sandım ruhum
    Biliyor musun
    Sensiz yaşamaya alıştırdılar
    Galiba özledim

  • nefes

    10.05.2006 - 23:32

    Nefes almak, içten içe, derin derin,
    Taze, ılık, serin,
    Duymak havayı bağrında.

    Nefes almak, her sabah uyanık,
    Ağaran güne penceren açık,
    Bir ağaç gölgesinde, bir su kenarında.

    Üstünde gökyüzü, ufuklara karşı,
    Senin her yer: Caddeler, meydanlar, çarşı...
    Kardeşim, nefes alıyorsun ya!

    Koklar gibi maviliği, rüzgârı öper gibi,
    Ananın südünü emer gibi,
    Kana kana, doya doya...

    Nefes almak, kolunda bir sevgili
    Kırlarda, bütün bir pazar tatili.
    Bahar, yaz, kış.

    Nefes almak, akşam, iş bitince,
    Çoluk çocuğunla artık bütün gece,
    Nefesin nefeslerine karışmış.

    Yatakta rahat, unutmuş, uykulu,
    Yanında karına uzatıp bir kolu,
    Nefes almak.

    O dolup boşalan göğse...
    Uyumak, sevmek nefes nefese,
    Kalkıp adım atmak, tutup ıslık çalmak

    Sürahide, ışıl ışıl, içilecek su.
    Deniz kokusu, toprak kokusu, çiçek kokusu,
    Yüzüme vuran ışık, kulağıma gelen ses.

    Ah, bütün sevdiklerim, her şey, herkes...
    Anlıyorum birbirinden mukaddes,
    Alıp verdiğim her nefes

    Ziya Osman Saba

  • cem karaca

    10.05.2006 - 23:27

    Hep kahır

    Dur. Bırak. Kaynasın kahvenin suyu
    Bana İstanbul’u anlat nasıldı
    Bana boğazı anlat nasıldı
    Haziran titreyişleri kaçak yağmurlar ardı
    Yıkanmış kurunur muydu yine o yedi tepe
    Ana şefkati gibi sıcak güneşte......
    İnsanlar gülüyordu de
    Trende vapurda otobüste
    Yalanda olsa hoşuma gidiyor söyle
    Hep kahır hep kahır hep kahır hep kahır
    Bıktım be.
    Dur. Bırak kalsın açma televizyonu
    Bana İstanbul’u anlat nasıldı
    Şehirlerin şehrini anlat nasıldı
    Beyoğlu sırtlarından yasak gözlerimle bakıp
    Köprüler Sarayburnu Minareler ve Halice
    Deyiverdim mi bir merhaba gizlice
    Dur. Bırak. Kımıldama kal biraz öylece ne olur
    Kokun İstanbul gibidir
    Gözlerin İstanbul gecesi
    Şimdi gel sarıl sarıl bana kınalım
    Gök kubbenin altında orda da beraber
    Çok şükür diyerek yeniden başlamanın hayali
    Hasretimin çölünde sanki bir pınar gibi
    İnsanlar gülüyordu de
    Trende vapurda otobüste
    Yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle
    Hep kahır hep kahır hep kahır hep kahır
    Bıktım be.

  • ismet özel

    11.04.2006 - 00:37

    Bir Ağrı Yakıldıkça Sevilmeli
    Gecenin dürüstlüğünden herkes kuşkulanır
    korkulur o kuş yüklü iniltilerden
    ve mor ağzını gecenin kumuna batıran ben
    çağdaş serüvenler adına
    bütün fotoğraflarını yakan
    yakan ve bekleyen.
    Çarpar yüzü bir çocuğun mezarlara
    yine de ağartamaz tanımını gecenin.
    Ezgisiz ama esnaf bakışlarıyla soyunan bir kadın
    ayartılmaya uygun o çok baygın yerlerim
    ağartamaz
    çünkü çocuklar yağız bir öpüşle korunur
    ben yakarım çağımın ellerini. Ben bekliyenim.
    Gecenin kıyısında benden konuşulur.
    Kara bir irin akıyor
    öpünce o yıkılmış gülüşünden çocukların.
    Kara bir salgıdır çünkü büyük
    serüvenler ve çocukların soluk alışları da.
    Ürker herkes üşümüş bir anahtar olagelmekten
    bir çocuğun şehri çarpar yüzümün varoşlarına.

  • dostluk

    16.01.2006 - 16:50

    uzun süre ayrı kalıp tekrar karşılaştığında aynı yerden devam edebilmektir dostluk, herşeyi paylaşabilmektir şüphesiz, yalansız...

Toplam 42 mesaj bulundu