Mustafa Yürük Antoloji.com

Mustafa YÜRÜK yazıyı bir anlatım aracı olmaktan çok, insanın kendine yaklaşma biçimi olarak gören bir yazardır. Onun metinleri, yüksek sesle konuşmaktan ziyade durup dinlemeyi, acele etmeden bakmayı ve çoğu zaman görmezden gelinen ayrıntılarda anlam aramayı tercih eder. Yazdıkları, yaşanmışlıkla düşüncenin, sessizlikle sözün arasında kurulan ince bir denge üzerine kuruludur.
Yazı serüveni, bir “başlama” anından çok, zaman içinde derinleşen bir ihtiyaç olarak şekillenmiştir. Hayatın içinde biriken sorular, karşılığı hemen bulunmayan duygular ve insanın kendisiyle kurduğu zor ama gerekli yüzleşmeler, onu yazıya yaklaştırmıştır. Bu nedenle metinlerinde kesin cevaplar değil, samimi sorular vardır; okurdan çok, önce kendisine yöneltilmiş sorular…
Metin dünyasında insan, merkezde durur. Yalnızlık, inanç, kayıp, ölüm, aidiyet ve hafıza gibi temalar; süslü cümlelerle değil, sakin ama derin bir dille ele alınır. Dili bilinçli bir sadelik taşır; çünkü ona göre kelimeler, fazla yükle ağırlaştığında hakikate yaklaşmak zorlaşır. Bu sadelik, metinlerin yüzeyinde değil, derinliğinde kendini gösterir.
Farklı alanlarda edindiği deneyimler ve gözlemler, yazılarına tek bir pencereden bakmayan bir perspektif kazandırmıştır. Hayatı olduğu gibi anlatma çabası, onu romantize etmekten ya da dramatize etmekten uzak tutar. Onun metinleri, hayatın olduğu hâliyle, eksik, kırık ve çoğu zaman cevapsız yanlarını kabullenerek ilerler.
Yazmak, Yürük için bir üretim disiplini olduğu kadar, bir iç düzen kurma biçimidir. Hızla tüketilen metinlerin aksine, okurun zihninde ve duygusunda yer etmeyi amaçlayan bir dil kurar. Okuyucusunu yönlendirmek yerine, onunla yan yana yürümeyi seçer; birlikte durup bakmayı, birlikte düşünmeyi önerir.
Ona göre edebiyat, dünyayı açıklamaktan çok, insanın kendini anlamasına alan açtığında anlamlıdır. Bu alanı açmak, onun yazı serüveninin temel motivasyonudur.
Eserleri: Sen'leri Anlatıyorum Sessizce
..

Devamını Oku