Ne ağlayabilecek kadar günahkarım, nede gözlere çıkacak kadar masum.Ne yaşadıklarımdan huzursuzum,nede şu an yaptıklarımdan mutlu.Sırlar içinde bir dünyam var.Birde SEN varsın. Ne seni kaybedecek kadar cesurum nede seni kazanabilecek kadar güçlüü....
Ne ağlayabilecek kadar günahkarım, nede gözlere çıkacak kadar masum.Ne yaşadıklarımdan huzursuzum,nede şu an yaptıklarımdan mutlu.Sırlar içinde bir dünyam var.Birde SEN varsın. Ne seni kaybedecek kadar cesurum nede seni kazanabilecek kadar güçlüü....
Adını Koyamadık Konuşamadık bir türlü, Vakitsizlikten değil elbette Hiç kaybeden olmadı, Yokluğunu yaşadık... Cesaret bulmanın.
Hatırlamıyorum hiç yazıştık mı? Bakışırdık sıkça, Elbette farklı yollarıydı... Birşeyler anlatmanın.
Oysa, herşey hazırdı aşk için, Sen ve ben... Dilde kemik bizde cesaret yoktu, Bir türlü konuşamadık.
Sen sevdin, ben sevdim Adını koyamadık.
(İstanbul 8 şubat 2002)
Suat Uğurlu
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimleri? Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda? Yeniden düşünmeliyim Dostluklarımı, ilişkilerimi Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, Giysilerim ütülü, odam düzenli mi? Geri verdim mi aldıklarımı: Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları, Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? Yokladım mı duygularımı Hâlâ sevebiliyor muyum insanları? Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma Ovmalı umutları Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar Gece telefonları, ıssız konuşmalar Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey O kadar çok anlattım ki Kendime kaldım anlatmaktan... Bunaldım kendisiyle boğuşmasını Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan, Ofset duyarlılıklardan Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum 'İçtenliğin' ya da 'dünya görüşünün' kirletmediği Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları Vitrin camlarına yansıyan yüzlerde Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar Hâlâ bir umut var mıdır Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz Sadece rüzgârlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim Senin ve benim, yani bizim için...
ben bir yolcuyum.....sakin,dinleyen,izleyen bir satranç oyuncusuyum..nehirin kıyısında suyun akışını izlemekten sıkılıp,nehirde damla olmaya karar vermiş biri..ama hızla akan bir damla..hayatın kendine dayattığı yavan rollerden sakınıp,ısrarla hayatta kendi rolünü arayan biri..sıradan biri,hiçbirşey bilmeyen biri... nerdeyim? hayat akıyor ben bakıyorum şaşkınım öğretildiği gibi çıkmadı hiçbirşey.yanlışlar doğru getirdi doğrular yanlış,kazanmanın veya kaybetmenin kuralı yok.adaletin terazisi yok...insaflı ol merhametli ol diyerek büyütüyorz çocukları ama bunun da kuralı yok. 2 2 daha 4 eder derlerdi; anladık öyle olmuyor,çok sonraları şunu anlamak zorunda kaldık işlem de yok sonuçta aslolan süreç.kazanmakta yok kaybetmekte... sadece an var... ertelemek yok...yarında yok dün de sadece an var.bir de vaktin sahibi...anlayana aşk olsun! ben vazgeçtim anlamaktan
Öğrendim ki; Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi var...
Öğrendim ki; Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar daha uzun yol yürüyor...
Ve öğrendim ki... Mutluluk ne kadar sahip olduğuma değil sahip olduklarımla ne kadar yetinebildiğime bağlı... Bunca zaman bana anlatmaya çalıştıgını, Kendimi buldugumda anladım
KARANLIK
Karanlıgı sevmeyecegim bir türlü Aşkını ve seni hatırlattıgı için bana Ne zaman ışık tuttunki sen yollarıma Hangi bir gün yol gösterdin umutlarıma
Karanlıgı sevemedim bir türlü Aşkını ve seni hatırlattıgı için bana Söyle be ey zalim em oldunmu hiç dertlerime Denemekten vazgeçmeyen ümitlerime
Karanlıgı sevmiyorum bir türlü Aşkını ve seni hatırlattıgı için bana Zifir renklerinizle ne ümitleri Ne tükenmez hayalleri yuttunuz bir bilsen.......
Artık ugraşmıyorum'da sevmek için Kendini kasmana'da gerek kalmadı artık Hani....hani sesini duyunca Yüzünü görünce titreyen o yürek vardı'ya hani Karanlıkla el birlik onun'da hakkından geldiniz kutlarım sizi
....M.ALİÇELİK...
OLSUN agladınmı sen, ben kendimi tüketirken yoksa hiç umrunda bile degilmiydi tükenişlerim farkında olduguna emindim ama hiç önemi yokmuydu örselenmelerin oysa, oysa böylemi olmalıydı tek taraflı keser gibi hep önünemi yonmalıydı
olsun be olsun artık önemide yok zaten ilk yamalı sevda benimkimi sanki desemde inanma sevgili, kandırmaca benimki yıllarca oldugu gibi ha bir eksik ha bir fazla acı olsada itiraf ediyorum şimdi...... yanlış seçimmiş be gülüm çok düşündüm bunu acı ama gerçek
suçu hep sende armakta düpedüz körlükmüş be gülüm şimdi daha iyi anlamaktayım bunu sanki gözümün önüne görünmez bir perde inmiş yada görmek istememişim.... belkide gülüm hayat denen bu sahnede bize düşen rollerdi bunlar sadece seni bilmem ama benim için çıkarsızca üstlenilmiş...... m.ali çelik....
CESARET Yiyip bitiriyorum kendimi Neden diye sorma bana Söylüyemiyorumki kendime bile Cesaretimi topladım bi kaçkez Şimdi tam zamanı diye Ya kapı çaldı ya sen yoktun
Akrep yelkovanı kovaladı yine Ömür kütügüne bi çentik daha atıldı Ha bugün ha yarın derken İçimdeki ses şimdi tam zamanı dedi yine İçimde bi sevinç vardı söyleyecektim bu defa Cesaretimi toplamışken Ya kapı çaldı ya sen yoktun yine
Anladımki olmayacak yapamayacagım Kendimde kabullendim artık gerçegi El yordamıyla şöyle bi yokladıgımda içimi Cesaretimide bulamıyordum artık Bana sundugu fırsatları degerlendirmedigim için Oda terk edip gitmişti beni
M. Ali. Çelik
Alın Yazım
Yağmur gözlerinde tutuklu kaldım Candan öte cansın,aşka sarıldım Ben bende değilim,sana akarım Masmavi günlere,umut bağladım
Yanın cennettir can,yalnız seninim Bir göz oda olsun,hüznü silerim Karanfil kokulum aşkımsın benim Son nefesimi yar,sende vereyim
Ömrüme ömür kat ey sevgili yar Sensiz bahar değil,bana hazan var Açtım yüreğimi gelde artık sar Sensiz yaşamak yok,yeminliyim yar
Nar kırmızısı aşk ah hayalimsin Sevilmeye değer tek gerçeğimsin Rabbim ahirette yaz sen benimsin Alın yazım ahdım bense helalin
O yağmursu gözler sana hep baksın Hüdaya dualar canına can katsın Biz olduk hayalde aşk bizi yaksın Helalim ol gel aşk yüzük taksın
vaadler bir yere kadar elbet tutkuyu da yaşamalı insan böyle her sabah kırağı altında üşürken bekleyişler sözcükler ki frezya kokulu bir ağızdan öpülmek ister
özlemek bir yere kadar elbet aşk çekip almak ister sıcak ıslak uzun bir öpüs kadar uzun soğuk kurudur özleyişler
şehvete değince niye utanır sözcükler yedi iklimde tek bir dil değil mi ki bu inleyişler
nedir o halde yüzüme gülüp geçen bu deli heves bu kar altında titreyen bu gamsız ateş
susma artık ya gel öp beni sev avut ya da
değil mi ki ağzın bir avuç frezya
Bin beterim hezeyanın haykırışından da, sükûtum darp izi taşıyor anlık yakarışlara. Zamanın serseriliğinden an kaybına uğruyor nifak düşlü cinnetlerim. Ham vakitlerin güç yetmezliğinde barınırken alın çizgilerimi silen sızı, öfkeye delâlet ıslıkları boğumluyorum gırtlağımda. Kandil ışığında seyrediyorum yüzüme bulaşan karanlığı. Kırk beşlik ampullerin tafrası yetmiyor gözyaşımı sarmalayan ah’ı aydınlatmaya....! ! ! ...........
Ne ağlayabilecek kadar günahkarım, nede gözlere çıkacak kadar masum.Ne yaşadıklarımdan huzursuzum,nede şu an yaptıklarımdan mutlu.Sırlar içinde bir dünyam var.Birde SEN varsın. Ne seni kaybedecek kadar cesurum nede seni kazanabilecek kadar güçlüü....
Ne ağlayabilecek kadar günahkarım, nede gözlere çıkacak kadar masum.Ne yaşadıklarımdan huzursuzum,nede şu an yaptıklarımdan mutlu.Sırlar içinde bir dünyam var.Birde SEN varsın. Ne seni kaybedecek kadar cesurum nede seni kazanabilecek kadar güçlüü....
Adını Koyamadık
Konuşamadık bir türlü,
Vakitsizlikten değil elbette
Hiç kaybeden olmadı,
Yokluğunu yaşadık...
Cesaret bulmanın.
Hatırlamıyorum hiç yazıştık mı?
Bakışırdık sıkça,
Elbette farklı yollarıydı...
Birşeyler anlatmanın.
Oysa, herşey hazırdı aşk için,
Sen ve ben...
Dilde kemik bizde cesaret yoktu,
Bir türlü konuşamadık.
Sen sevdin, ben sevdim
Adını koyamadık.
(İstanbul 8 şubat 2002)
Suat Uğurlu
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimleri?
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
Giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hâlâ sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
Ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
'İçtenliğin' ya da 'dünya görüşünün' kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
Vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hâlâ bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgârlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
Senin ve benim, yani bizim için...
M.Mungan
ben bir yolcuyum.....sakin,dinleyen,izleyen bir satranç oyuncusuyum..nehirin kıyısında suyun akışını izlemekten sıkılıp,nehirde damla olmaya karar vermiş biri..ama hızla akan bir damla..hayatın kendine dayattığı yavan rollerden sakınıp,ısrarla hayatta kendi rolünü arayan biri..sıradan biri,hiçbirşey bilmeyen biri...
nerdeyim? hayat akıyor ben bakıyorum şaşkınım öğretildiği gibi çıkmadı hiçbirşey.yanlışlar doğru getirdi doğrular yanlış,kazanmanın veya kaybetmenin kuralı yok.adaletin terazisi yok...insaflı ol merhametli ol diyerek büyütüyorz çocukları ama bunun da kuralı yok. 2 2 daha 4 eder derlerdi; anladık öyle olmuyor,çok sonraları şunu anlamak zorunda kaldık işlem de yok sonuçta aslolan süreç.kazanmakta yok kaybetmekte... sadece an var... ertelemek yok...yarında yok dün de sadece an var.bir de vaktin sahibi...anlayana aşk olsun! ben vazgeçtim anlamaktan
Cutecodez.com
Öğrendim ki;
Öğrendim ki;
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız,
sadece kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz
ve gerisini karşı tarafa bırakırsınz...
Öğrendim ki;
Güveni geliştirmek yıllar alıyor, yıkmak bir dakika...
Öğrendim ki;
Hayatında nelere sahip olduğun değil,
kiminle olduğun önemli...
Öğrendim ki;
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün,
ama sonrası için birşeyler bilmek gerek...
Öğrendim ki;
Olmak istediğim insan olabilmem çok vakit alıyor...
Öğrendim ki;
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek,
hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun...
Öğrendim ki;
Kahraman dediğimiz insanlar,
birşey yapılması gerektiğinde yapılması gerekeni
şartlar ne olursa olsun yapanlardır...
Öğrendim ki;
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor...
Öğrendim ki;
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi var...
Öğrendim ki;
Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar daha uzun yol yürüyor...
Ve öğrendim ki...
Mutluluk ne kadar sahip olduğuma değil
sahip olduklarımla ne kadar yetinebildiğime bağlı...
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştıgını,
Kendimi buldugumda anladım
KARANLIK
Karanlıgı sevmeyecegim bir türlü
Aşkını ve seni hatırlattıgı için bana
Ne zaman ışık tuttunki sen yollarıma
Hangi bir gün yol gösterdin umutlarıma
Karanlıgı sevemedim bir türlü
Aşkını ve seni hatırlattıgı için bana
Söyle be ey zalim em oldunmu hiç dertlerime
Denemekten vazgeçmeyen ümitlerime
Karanlıgı sevmiyorum bir türlü
Aşkını ve seni hatırlattıgı için bana
Zifir renklerinizle ne ümitleri
Ne tükenmez hayalleri yuttunuz bir bilsen.......
Artık ugraşmıyorum'da sevmek için
Kendini kasmana'da gerek kalmadı artık
Hani....hani sesini duyunca
Yüzünü görünce titreyen o yürek vardı'ya hani
Karanlıkla el birlik onun'da hakkından geldiniz kutlarım sizi
....M.ALİÇELİK...
OLSUN
agladınmı sen, ben kendimi tüketirken
yoksa hiç umrunda bile degilmiydi tükenişlerim
farkında olduguna emindim ama hiç önemi yokmuydu örselenmelerin
oysa, oysa böylemi olmalıydı tek taraflı keser gibi hep önünemi yonmalıydı
olsun be olsun artık önemide yok zaten ilk yamalı sevda benimkimi sanki
desemde inanma sevgili, kandırmaca benimki yıllarca oldugu gibi
ha bir eksik ha bir fazla acı olsada itiraf ediyorum şimdi......
yanlış seçimmiş be gülüm çok düşündüm bunu acı ama gerçek
suçu hep sende armakta düpedüz körlükmüş be gülüm şimdi daha iyi anlamaktayım bunu
sanki gözümün önüne görünmez bir perde inmiş yada görmek istememişim....
belkide gülüm hayat denen bu sahnede bize düşen rollerdi bunlar sadece
seni bilmem ama benim için çıkarsızca üstlenilmiş......
m.ali çelik....
CESARET
Yiyip bitiriyorum kendimi
Neden diye sorma bana
Söylüyemiyorumki kendime bile
Cesaretimi topladım bi kaçkez
Şimdi tam zamanı diye
Ya kapı çaldı ya sen yoktun
Akrep yelkovanı kovaladı yine
Ömür kütügüne bi çentik daha atıldı
Ha bugün ha yarın derken
İçimdeki ses şimdi tam zamanı dedi yine
İçimde bi sevinç vardı söyleyecektim bu defa
Cesaretimi toplamışken
Ya kapı çaldı ya sen yoktun yine
Anladımki olmayacak yapamayacagım
Kendimde kabullendim artık gerçegi
El yordamıyla şöyle bi yokladıgımda içimi
Cesaretimide bulamıyordum artık
Bana sundugu fırsatları degerlendirmedigim için
Oda terk edip gitmişti beni
M. Ali. Çelik
Alın Yazım
Yağmur gözlerinde tutuklu kaldım
Candan öte cansın,aşka sarıldım
Ben bende değilim,sana akarım
Masmavi günlere,umut bağladım
Yanın cennettir can,yalnız seninim
Bir göz oda olsun,hüznü silerim
Karanfil kokulum aşkımsın benim
Son nefesimi yar,sende vereyim
Ömrüme ömür kat ey sevgili yar
Sensiz bahar değil,bana hazan var
Açtım yüreğimi gelde artık sar
Sensiz yaşamak yok,yeminliyim yar
Nar kırmızısı aşk ah hayalimsin
Sevilmeye değer tek gerçeğimsin
Rabbim ahirette yaz sen benimsin
Alın yazım ahdım bense helalin
O yağmursu gözler sana hep baksın
Hüdaya dualar canına can katsın
Biz olduk hayalde aşk bizi yaksın
Helalim ol gel aşk yüzük taksın
Bahar Dilek
Frezya
Nilay Aksu
span style='font: italic bolder 30px serif; color:red; '>
vaadler bir yere kadar
elbet tutkuyu da yaşamalı insan
böyle her sabah kırağı altında
üşürken bekleyişler
sözcükler ki
frezya kokulu bir ağızdan
öpülmek ister
özlemek bir yere kadar elbet
aşk çekip almak ister
sıcak ıslak uzun bir öpüs kadar
uzun soğuk kurudur özleyişler
şehvete değince niye utanır sözcükler
yedi iklimde tek bir dil değil mi ki
bu inleyişler
nedir o halde
yüzüme gülüp geçen bu deli heves
bu kar altında titreyen
bu gamsız ateş
susma artık
ya gel öp beni
sev avut ya da
değil mi ki ağzın
bir avuç frezya
Bin beterim hezeyanın haykırışından da, sükûtum darp izi taşıyor anlık yakarışlara. Zamanın serseriliğinden an kaybına uğruyor nifak düşlü cinnetlerim. Ham vakitlerin güç yetmezliğinde barınırken alın çizgilerimi silen sızı, öfkeye delâlet ıslıkları boğumluyorum gırtlağımda. Kandil ışığında seyrediyorum yüzüme bulaşan karanlığı. Kırk beşlik ampullerin tafrası yetmiyor gözyaşımı sarmalayan ah’ı aydınlatmaya....! ! ! ...........
top: 0px; ' border='0'>