Nietzsche.Dostoyevski.Charles Bukowski.Boris Vian.Albert Camus.Cesare Pavese.Jerzy Kozinski.Arthur Schopenhauer.Arthur Rimbaud.Henry Miller.Ernest Hemingway.John Fante.Charles Baudlaire.ve daha aklıma gelmeyenler, hepside bu tiyatronun içindeydiler.rolleri,karakterleri farklıydı ama oyun aynı oyundu.....
Kadınlar! ! !
Biraz kas yapabilmek için,
yakışıklı bir çocuk olabilmek için,
özgün bir görünüme sahip olabilmek için,
hayvan gibi kokmamak için,
ayaklarınızla arkadaşlarınızı rahatsız etmemek için,
dik yürüyebilmek için,sağlıklı, temiz, eli yüzü düzgün biri olabilmek için kıçınızı yırtıyorsunuz....
gel gör ki, karılar karşılarına çıkan ilk hıyar herife hayran oluyor. Berbat bir şey bu...........Vernon Sullivan
bi zamanlar nerdeyse her gün bütün kanallarda gösterilirdi bu herifin filmleri..türk televizyon sinemasında babalar ve oğulların bir araya gelip izlediği nadir izlediği filmlerinin aktörüydü..filmlerin konusu annelerin tabiriyle,vurdulu kırdılıydı...
Güzellik diye bir şey yok, özellikle insan yüzünde… fizyonomi dediğimiz şey. Hatlar arası uyum söz konusudur, matematikseldir. Burun fazla göze batmasın, yanlar modaya uygun olsun, kulak memeleri fazla iri olmasın, saçlar uzun… Genellemelerden oluşmuş bir serap. Kimileri bazı yüzleri harikulade bulur, ama gerçekte, son kertede, değillerdir. Sıfıra eşitlenmiş cebirsel bir denklem. 'Gerçek güzellik', tabii ki, kişilikte yatar.......hank
Hiç yalnız hissetmedim kendimi. Bir odada tek başıma kaldım, intiharın eşiğinde. Kendimi çok kötü hissettiğim oldu, ama hiçbir zaman birinin odaya girip kendimi daha iyi hissetmemi sağlayacağını düşünmedim… ya da birkaç kişinin. Başka bir deyişle, yalnızlık beni hiçbir zaman rahatsız etmemiştir, çünkü yalnız kalmaya doyamam. Ben kendimi insan dolu bir odada ya da tezahürat yapan seyircilerle dolu bir tribünde en yalnız hissederim. Ibsen'den bir alıntı yapacağım: 'En güçlü insanlar genellikle yalnızdır.' Hiçbir zaman içimden, 'şuh bir sarışın içeri girip beni düzecek, taşaklarımı ovacak ve kendimi daha iyi hissedeceğim,' diye geçirmedim. Hayır, onun hiçbir yararı olmaz. İnsanları bilirsin, 'Hey, Cuma akşamı, ne yapacağız? Burda kös kös oturacak mıyız? ' Evet, kesinlikle. Çünkü yok dışarıda bir şey. Aptallık sadece. Aptal insanlarla fingirdeyen aptal insanlar. Geceye koşa koşa çıkmak gibi bir ihtiyaç içinde olmadım hiçbir zaman. Barlarda gizlendim, çünkü fabrikalarda gizlenmek istemiyordum. Hepsi bu. Milyonlarca insan adına özür dilerim, ama ben kendimi hiçbir zaman yalnız hissetmedim. Kendimden hoşnutum. Bildiğim en iyi eğlence kendimim. Biraz daha şarap içelim! ...............hank
yalanlar yalanlar....ne kadar çok yalan söylüyoruz değil mi? ....
bunların hepsi yalan...tiyatroyu falan sevmiyoruz biz...sadece öyle sanıyoruz....tıpkı kendimiz gibi...
daha geçen hafta nasreddin hocayı perdeye koyduğu ve kendisinin nasreddin hocayı canlandırdığı oynunda,,oyunu sadece 4 kişiye oynadıktan sonra,sahnenin üzerinde oturup ağlamaya başladığı tiyatromuzun yapıtaşlarından birisi..
ve bu olayı gören hürriyuet gazetesi yazı işleri müdürünün ise pişkin pişkin,müşfik abiye çok üzüldüm demesi...
ulan zaten sen yani medya ilgi göstermeye göstermeye böyle oldu bu durum...koskoca gazetende kaç sutun ayırdın müşfik abine ki geliip bunu diyosun...
Zeki Demirkubuz dan Muhteşem bir 'Yabancı' uyarlama seneryosu....ve filmi...senaryoyu anlatmam gerek yok sanırım...
oyuncular ise:: Serdar Orçin,Zeynep Tokuş,Demir Karahan ve Engin Günaydın...bence Zeki Demirkubuz un Masumiyet ten sonra ki en iyi filmi..zaten varoluşcu bi yapıya sahip kendisi..dostoyevski,albert camus vb....hayranı...ve günün birinde suç ve ceza sı da gelecek emin olun...
fiilmi için son olarak şunu söyliyim,,,serdar orçin e bayılacaksınız..
ve zeynep tokuşu en masum haliyle,kırık bir oyunculukla göreceksiniz...
Amor Fati....
en sevdiğim adamlardan biri olan nietzsche nin vardığı son nokta..anlattığı yahut anlatmaya çalıştığı şeylerde hep varmak isteği yer ubermensh olmuştur.yani üstün insan..
İnsanlığı geliştireceği ileri sürülen Hıristiyan değerlerin, insanları gerçek bir esarete, sindirmeye götürdüğü ortadadır. Güçlülerin kötü olduğu ve onları iyi olmaya zorlamak yönünde etkinlik göstermek gerektiği, bu değerlere dayanarak işleniyor. Yanıltılan, baştan çıkartılan güçlü insan da, ister istemez kendi arzusuyla iç güdülerini baskılama yoluna dönüyor. Toplum güçlü insanları aşağılama yoluyla zayıflatmaya çalışıyor. Hatta baskı altına alamadıklarını suçlandırıyor, cezalandırıyor. İç güdülerini baskılamazlarsa bu davranışların kendilerini hoş olmayacak durumlara sürükleyeceğini işliyor.Halbuki iç güdüler kırılacağına, yüceleştirilmelidir. İç güdüyü yüceleştirmek demek, ona başka bir amaç vermek demektir. Niçe'ye göre insanda iki türlü sıkıntı vardır:
- Biri iç güdüleri baskılamaktan gelen iç sıkıntısı. Bu yıkıcıdır.
- Öteki yaratıcı bir amaç için, iç güdüleri kırmadan, onları disiplin altına sokmanın getirdiği iç sıkıntısı. Bu pozitiftir. İnsanın ve insanlığın gelişmesine katkı yapar.
İşte Niçe'nin zamanındaki görüşü budur. Ona göre duygusal insanlar zayıftır. Esirdirler. Fakat Niçe bu sözcükleri fiziksel veya politik anlamda kullanmamıştır. Esirler, kendi kendilerinin esiridir. Bu kişiler bir şeye bağlanmadan, dayanmadan yaşayamazlar. Dayandıkları ise geleneksel ahlaktır. Onlar geleneksel ahlakın uygulayıcılarıdırlar. Koyunlardır. Fakat ne yazık ki toplumda bu tip insanlar hüküm sürüyor. Yanlış ahlak değerlerinin toplumdaki yaşamını bu insanlar sürdürüyorlar. Çünkü bu tip davranış kolaylarına geliyor. Esirler iktidarda. Hatalı var oluşlarının intikamını almak için güçlülere de saldırıyorlar. Onları; gururun kötü olduğunu, asıl özverili davranışın gururu yenmek olduğunu işleyerek, kişiliklerinden şüphelendiriyorlar, intikam alıyorlar. Toplumun suçlandırdığı güçlüler, gerçekte diğer insanlardan üstün oldukları halde, artık kendilerini üstün kabul etmek istemiyorlar. İşte Niçe'nin zayıf ve güçlü (üstün) insan tarifi budur. Fakat bu görüşünü açık bir biçimde açıklayamamıştır.
NIETZSCHE: en sevdiğim herif....
bu ayın 3.vü cumasında vizyona girecek olan fatih akın filmlerinden..bir italyan ailesinin hayatı anlatılmış..sıcak ve buram buram sevgi kokan,iyimser filmlerden..adını hatırlayamıyorum ama o temmuz'da da oynayan alman çocuk oynuyo başrolde..salaksı salaksı bakışları vardı..
film,duvara karşı dan önce çekildi,ama yeni vizyona giriyor..
filmin konusu,anlatımı,msjları falan benim tarzım değil.ama fatih akın sineması için çok önemli..yani bir konuya yıkılıp kalmıyo,hep aynı şeyni anlatmıyo..aslında bir yönetmenin filmografisi demek onun hep anlatmaya çalıştığı şey demek..her film ayrı bir paragraftır.ama özünde yönetmen bi tek şeyi anlatmak ister..keza fatih de öyle..
martin scorsese nin tam 8 filminde baş rollerin adamı olmuş 70ler hollywood unun asi herifi harvey keitel...de niro ve al pacino kadar çok ve kaliteli filmler yapmıştır..ama onlar kadar ünlü olamamıştır.dünyaca tanınmasa da amerika da baya itibar gösterilen bi heriftir.....son olarak red dragon ki FBI ajanı olarak karşımıza çıktı..ha bide 2004 de izlediğim büyük hazine de oynadı... bi de herkes kesin hatırlicaktır..tarantinonun ilk filmi olan rezervuar köpeklerinde de boy göstermişti zamanında...
işte sevdiğim yüzlerden bi numunelik.böyle suratlara bayılıyorum erkekte..yarı katilimsi,küçük sürprizler besleyen,ve her an patlayacakmış gibi duran..amerikan sapığında ki en iyi kendisiydi..şimdi de makinist diye bir filmi girdi vizyona,sadece istenbulda girdi şimdiliik...makinist tam bi arıza fiilmi zaten..neyse orda oynadı..ve tam 28 kilo verdi film için...ve 2005 eylülünde de colin farrell le birlikte the new world de izlicez....bi de yenisi çekilen batman serisinde de görecez...seviyorum bu herifi..
menocchio
12.03.2005 - 18:34Carlo Ginzburg ve peynir ve kurtlar
'Lama Sabaktani...'
12.03.2005 - 18:32Eloi Eloi! .. Lama Sabaktani” Bu uzun ve çileli bekleyişin ardından gelen mini bir serzenişin ifadesidir....gerçekten çok saçma...
matthew bellamy
12.03.2005 - 18:31muse grubunun solistidir kendisi.
gölge oyunu
12.03.2005 - 18:25gayet hoş bi yavuz turgul filmiydi..şener şen ve şevket altuğ başrollerde...ha bi de jigolo rolündeki korhan abay'ı unutmayalım...
uyumsuzluk tiyatrosu
12.03.2005 - 18:23Nietzsche.Dostoyevski.Charles Bukowski.Boris Vian.Albert Camus.Cesare Pavese.Jerzy Kozinski.Arthur Schopenhauer.Arthur Rimbaud.Henry Miller.Ernest Hemingway.John Fante.Charles Baudlaire.ve daha aklıma gelmeyenler, hepside bu tiyatronun içindeydiler.rolleri,karakterleri farklıydı ama oyun aynı oyundu.....
mezarlarınıza tüküreceğim
12.03.2005 - 18:01eskiden fransızların ingilizlere ithaf ettiği....
kadınlar
11.03.2005 - 17:31Kadınlar! ! !
Biraz kas yapabilmek için,
yakışıklı bir çocuk olabilmek için,
özgün bir görünüme sahip olabilmek için,
hayvan gibi kokmamak için,
ayaklarınızla arkadaşlarınızı rahatsız etmemek için,
dik yürüyebilmek için,sağlıklı, temiz, eli yüzü düzgün biri olabilmek için kıçınızı yırtıyorsunuz....
gel gör ki, karılar karşılarına çıkan ilk hıyar herife hayran oluyor. Berbat bir şey bu...........Vernon Sullivan
Mark Dacascos
11.03.2005 - 17:27bi zamanlar nerdeyse her gün bütün kanallarda gösterilirdi bu herifin filmleri..türk televizyon sinemasında babalar ve oğulların bir araya gelip izlediği nadir izlediği filmlerinin aktörüydü..filmlerin konusu annelerin tabiriyle,vurdulu kırdılıydı...
lolita
11.03.2005 - 17:16çıtırlar farkında değil...
yeni dünya düzeni
11.03.2005 - 16:56herkes mutlu,bir tek çocuklar mutsuz....
sessizlikten önce
11.03.2005 - 16:42duvarlar ve odalar...
adana
10.03.2005 - 20:21özledim şimdi seni,,hepsi bu...
vazgeçmek
10.03.2005 - 20:19birdenbire olmalı,,,ince ve soğuk...
Kalecinin Penaltı Anındaki Endişesi
10.03.2005 - 20:18ilkinde herkes bunu yaşamıştır,,boris vian ın dışında tabi....
güzellik
10.03.2005 - 19:53Güzellik diye bir şey yok, özellikle insan yüzünde… fizyonomi dediğimiz şey. Hatlar arası uyum söz konusudur, matematikseldir. Burun fazla göze batmasın, yanlar modaya uygun olsun, kulak memeleri fazla iri olmasın, saçlar uzun… Genellemelerden oluşmuş bir serap. Kimileri bazı yüzleri harikulade bulur, ama gerçekte, son kertede, değillerdir. Sıfıra eşitlenmiş cebirsel bir denklem. 'Gerçek güzellik', tabii ki, kişilikte yatar.......hank
sen-sizlik
10.03.2005 - 19:52Hiç yalnız hissetmedim kendimi. Bir odada tek başıma kaldım, intiharın eşiğinde. Kendimi çok kötü hissettiğim oldu, ama hiçbir zaman birinin odaya girip kendimi daha iyi hissetmemi sağlayacağını düşünmedim… ya da birkaç kişinin. Başka bir deyişle, yalnızlık beni hiçbir zaman rahatsız etmemiştir, çünkü yalnız kalmaya doyamam. Ben kendimi insan dolu bir odada ya da tezahürat yapan seyircilerle dolu bir tribünde en yalnız hissederim. Ibsen'den bir alıntı yapacağım: 'En güçlü insanlar genellikle yalnızdır.' Hiçbir zaman içimden, 'şuh bir sarışın içeri girip beni düzecek, taşaklarımı ovacak ve kendimi daha iyi hissedeceğim,' diye geçirmedim. Hayır, onun hiçbir yararı olmaz. İnsanları bilirsin, 'Hey, Cuma akşamı, ne yapacağız? Burda kös kös oturacak mıyız? ' Evet, kesinlikle. Çünkü yok dışarıda bir şey. Aptallık sadece. Aptal insanlarla fingirdeyen aptal insanlar. Geceye koşa koşa çıkmak gibi bir ihtiyaç içinde olmadım hiçbir zaman. Barlarda gizlendim, çünkü fabrikalarda gizlenmek istemiyordum. Hepsi bu. Milyonlarca insan adına özür dilerim, ama ben kendimi hiçbir zaman yalnız hissetmedim. Kendimden hoşnutum. Bildiğim en iyi eğlence kendimim. Biraz daha şarap içelim! ...............hank
tiyatro
10.03.2005 - 19:45yalanlar yalanlar....ne kadar çok yalan söylüyoruz değil mi? ....
bunların hepsi yalan...tiyatroyu falan sevmiyoruz biz...sadece öyle sanıyoruz....tıpkı kendimiz gibi...
yol
10.03.2005 - 19:33herşey senden önce VE senden sonra...............
Müşfik Kenter
10.03.2005 - 12:42daha geçen hafta nasreddin hocayı perdeye koyduğu ve kendisinin nasreddin hocayı canlandırdığı oynunda,,oyunu sadece 4 kişiye oynadıktan sonra,sahnenin üzerinde oturup ağlamaya başladığı tiyatromuzun yapıtaşlarından birisi..
ve bu olayı gören hürriyuet gazetesi yazı işleri müdürünün ise pişkin pişkin,müşfik abiye çok üzüldüm demesi...
ulan zaten sen yani medya ilgi göstermeye göstermeye böyle oldu bu durum...koskoca gazetende kaç sutun ayırdın müşfik abine ki geliip bunu diyosun...
yazgı
10.03.2005 - 12:38Zeki Demirkubuz dan Muhteşem bir 'Yabancı' uyarlama seneryosu....ve filmi...senaryoyu anlatmam gerek yok sanırım...
oyuncular ise:: Serdar Orçin,Zeynep Tokuş,Demir Karahan ve Engin Günaydın...bence Zeki Demirkubuz un Masumiyet ten sonra ki en iyi filmi..zaten varoluşcu bi yapıya sahip kendisi..dostoyevski,albert camus vb....hayranı...ve günün birinde suç ve ceza sı da gelecek emin olun...
fiilmi için son olarak şunu söyliyim,,,serdar orçin e bayılacaksınız..
ve zeynep tokuşu en masum haliyle,kırık bir oyunculukla göreceksiniz...
Amor Fati....
übermensch
10.03.2005 - 12:30en sevdiğim adamlardan biri olan nietzsche nin vardığı son nokta..anlattığı yahut anlatmaya çalıştığı şeylerde hep varmak isteği yer ubermensh olmuştur.yani üstün insan..
İnsanlığı geliştireceği ileri sürülen Hıristiyan değerlerin, insanları gerçek bir esarete, sindirmeye götürdüğü ortadadır. Güçlülerin kötü olduğu ve onları iyi olmaya zorlamak yönünde etkinlik göstermek gerektiği, bu değerlere dayanarak işleniyor. Yanıltılan, baştan çıkartılan güçlü insan da, ister istemez kendi arzusuyla iç güdülerini baskılama yoluna dönüyor. Toplum güçlü insanları aşağılama yoluyla zayıflatmaya çalışıyor. Hatta baskı altına alamadıklarını suçlandırıyor, cezalandırıyor. İç güdülerini baskılamazlarsa bu davranışların kendilerini hoş olmayacak durumlara sürükleyeceğini işliyor.Halbuki iç güdüler kırılacağına, yüceleştirilmelidir. İç güdüyü yüceleştirmek demek, ona başka bir amaç vermek demektir. Niçe'ye göre insanda iki türlü sıkıntı vardır:
- Biri iç güdüleri baskılamaktan gelen iç sıkıntısı. Bu yıkıcıdır.
- Öteki yaratıcı bir amaç için, iç güdüleri kırmadan, onları disiplin altına sokmanın getirdiği iç sıkıntısı. Bu pozitiftir. İnsanın ve insanlığın gelişmesine katkı yapar.
İşte Niçe'nin zamanındaki görüşü budur. Ona göre duygusal insanlar zayıftır. Esirdirler. Fakat Niçe bu sözcükleri fiziksel veya politik anlamda kullanmamıştır. Esirler, kendi kendilerinin esiridir. Bu kişiler bir şeye bağlanmadan, dayanmadan yaşayamazlar. Dayandıkları ise geleneksel ahlaktır. Onlar geleneksel ahlakın uygulayıcılarıdırlar. Koyunlardır. Fakat ne yazık ki toplumda bu tip insanlar hüküm sürüyor. Yanlış ahlak değerlerinin toplumdaki yaşamını bu insanlar sürdürüyorlar. Çünkü bu tip davranış kolaylarına geliyor. Esirler iktidarda. Hatalı var oluşlarının intikamını almak için güçlülere de saldırıyorlar. Onları; gururun kötü olduğunu, asıl özverili davranışın gururu yenmek olduğunu işleyerek, kişiliklerinden şüphelendiriyorlar, intikam alıyorlar. Toplumun suçlandırdığı güçlüler, gerçekte diğer insanlardan üstün oldukları halde, artık kendilerini üstün kabul etmek istemiyorlar. İşte Niçe'nin zayıf ve güçlü (üstün) insan tarifi budur. Fakat bu görüşünü açık bir biçimde açıklayamamıştır.
NIETZSCHE: en sevdiğim herif....
Solino
10.03.2005 - 12:19bu ayın 3.vü cumasında vizyona girecek olan fatih akın filmlerinden..bir italyan ailesinin hayatı anlatılmış..sıcak ve buram buram sevgi kokan,iyimser filmlerden..adını hatırlayamıyorum ama o temmuz'da da oynayan alman çocuk oynuyo başrolde..salaksı salaksı bakışları vardı..
film,duvara karşı dan önce çekildi,ama yeni vizyona giriyor..
filmin konusu,anlatımı,msjları falan benim tarzım değil.ama fatih akın sineması için çok önemli..yani bir konuya yıkılıp kalmıyo,hep aynı şeyni anlatmıyo..aslında bir yönetmenin filmografisi demek onun hep anlatmaya çalıştığı şey demek..her film ayrı bir paragraftır.ama özünde yönetmen bi tek şeyi anlatmak ister..keza fatih de öyle..
Harvey Keitel
08.03.2005 - 11:16martin scorsese nin tam 8 filminde baş rollerin adamı olmuş 70ler hollywood unun asi herifi harvey keitel...de niro ve al pacino kadar çok ve kaliteli filmler yapmıştır..ama onlar kadar ünlü olamamıştır.dünyaca tanınmasa da amerika da baya itibar gösterilen bi heriftir.....son olarak red dragon ki FBI ajanı olarak karşımıza çıktı..ha bide 2004 de izlediğim büyük hazine de oynadı... bi de herkes kesin hatırlicaktır..tarantinonun ilk filmi olan rezervuar köpeklerinde de boy göstermişti zamanında...
Christian Bale
08.03.2005 - 11:11işte sevdiğim yüzlerden bi numunelik.böyle suratlara bayılıyorum erkekte..yarı katilimsi,küçük sürprizler besleyen,ve her an patlayacakmış gibi duran..amerikan sapığında ki en iyi kendisiydi..şimdi de makinist diye bir filmi girdi vizyona,sadece istenbulda girdi şimdiliik...makinist tam bi arıza fiilmi zaten..neyse orda oynadı..ve tam 28 kilo verdi film için...ve 2005 eylülünde de colin farrell le birlikte the new world de izlicez....bi de yenisi çekilen batman serisinde de görecez...seviyorum bu herifi..
Toplam 672 mesaj bulundu