Hiç bitmeyecek gibi gelen uzuun tren yolculukları vardı hayatımda. Bir şehirden başka bir şehire değil bir yürekten başka bir yüreğe hiç değildi...sadece istasyondan ayrılma vakitleriydi...
Biraz mecbur biraz gönüllü gidişler yaşadım hep. Gönüllü dediysem gönlümü bıraktım her gidişimde ben her yola çıktığım istasyonlarda...
İlk giden sendin. Bir yaz güneşi içimi ısıtırken yataktan kalkmamak için çocukca bahaneler üretirken içimde gittiğini söyledi hiç tanımadığım bir çocuk panikle ağlayarak. En son ozaman ağlamıştım yıllar önce. En son belkide bu kadar çaresizce. Daha sonra senin gidişin alıştırdı beni gitmelere. Hep giden oldum diğer tüm zamanlarımda. Kaçarak kendimden nefret ettirerek genelde. Çünkü biliyordum ki gidenin canı acımıyordu geride kalan o terkedilmiş istasyondan daha çok. Gidişinin intikamıydı gitmelerim en çok şimdi anlıyorum
Dönmeyecektin ve gitmeyi de sen seçmemiştin ve acılarımın hafifletici sebepleriydi bunlar. Hafifleyen acıların yerine daha ağır olanları yaşamaktır derdik ya hayat bende belkide sırf bunun için iki yürek oldum tam dokuz sene sonra.
Tutunduğum dalımdın sen nefes alma sebebimdin diyemem çünkü senden sonra hala ayaktayım ve nefes alıyorum ve inan hiç bir yere tutunmadan da yaşayabiliyor yapraklar yere düşseler bile bir süre. Ama gidişinde yaşamanın anlamınıda yanında götürdüğüne inanıyordum o kapkara ankara gecelerinde. Belki alıştık belki yalnızlıktı insanın doğası bilemiyorum ama yeniden sebepler aradım kendime nefes almak için. Buldum da yada buldum sandım gidişinin acısını çıkartmak için.
Biliyormusun Bahar Yüzlüm senden sonra ilk defa ve sanki son defa yeniden isim verdim sevdama...YÜREĞİM...
Senden farkı yoktu sevdamın hayatımın anlamlarımın. Senle yaptıklarımızı yaptık en çok yapamadıklarımız ise hala yapamadıklarımdı. Belkide sırf bu yüzden gidişinin sebebiydi Yüreğim’in. Bizden yoruldu senle bizden değil ama çünkü seni hatırlatmayan tek yürek ondaydı bu hayatta bana.
..