Bir Fransız sanat ansiklopedisi Necip Fazıl’la ilgili maddeye şu notu düşer: “Hapis hayatı tahsil hayatından fazla olan mütefekkir! ” Hakikaten ömrünün ciddi bir bölümü koğuşlarda geçmiştir. CİNNET MÜSTATİLİ adlı eseri ve ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP şiiri Cezaevi hayatına dair imgeler taşır.
Katıldığı duruşmalar birer savunmadan çok konferansa ve sanat gösterisine dönüşür.Hakimler çoğu kez, dile hakimiyetine hayran kalıp etkisinde kalırlar.Bu fark edilince hakim değiştirilir ve yeni hakim: “Artistlik Yapmadan adam gibi savunma yap.” diye çıkışır. Cevabı yine anlamlıdır. “Hapishanelerde bize öyle güzel muamele ettiler ki; adamlıktan çıktık. Karşınızda adam gibi görünmek için rol yapmak zorunda kalıyoruz hakim bey” der. İnci gibi sözlerle dolu MÜDAFAALARIM adlı eserle bu savunmalar tarihe belge olarak sunulur. Öyle ki; Büyük Doğu’nun kapağında Osmanlı Arması var diye Halifecilik, Saltanatçılıkla suçlanacak kadar yoğun baskı altında tutulur, dergisi,eserleri ve kendisi.
Siyasete Etkisi:
Milli Nizam Partisi kuruluşunda Erbakan’a danışmanlık yapan Üstat, MSP döneminde O’nunla yollarını ayırıp bir süre MHP’ye destek verecek, ömrünün son yıllarında ise: “Dava adamları davayı unutmuş.” diyerek, evinde uzlete çekilmeyi yeğleyecektir. Bu durumda bile yöneticileri uyarmaktan geri kalmaz.80 darbesinden sonra darmadağın olan Türk Siyasi hayatını toparlamak için yoğun çalışmalara giren Turgut ÖZAL; Dört Eğilimi Birleştiren bir parti kurma telkinini Necip Fazıl’dan alacaktır.
Ve Bugün:
Üstat Necip Fazıl’dan ilhamla yetişen siyaset-fikir ve sanat adamları, bugün önemli mevkilerdedir. Zor beğenen bir insan olan üstadın “Benim şiirlerimi en güzel bu delikanlı okur” dediği Recep Tayyip Erdoğan Başbakanımızdır.
Öncelikle kadın ve erkeğin eşit olmadığını söyleyerek başlamak istiyorum. Kadın ve erkeğin eşit olmaması kimseyi üzmemesi gerekir. Çünkü bu yaratılıştan gelen GENETİK bir mevzudur. Yaradan erkeği ve kadını bir elmanın iki yarısı gibi yaratmıştır. Birbirini tamamlarlarsa elmanın bütün güzelliğine kavuşurlar. Aksi halde yarım elma zamanla biliyorsunuz kararır. Elmanın iki parçası aynı gibi görünse de dikkatli bakıldığında birbirinden tamamen farklıdır.
Bilim-Fen alanında erkeklerin kadınlara olan üstünlüğünden söz ediliyor. Çeşitli şekilde yapılan araştırmalara göre analitik problem çözme yeteneğinin yönetildiği beyin bölgesinin erkeklerde daha gelişkin olduğunu buna karşın sözel ve sosyal aktiviteleri idare eden kısmınsa bayanlarda daha güçlü olduğunu gösteriyor. Bu durumda erkeklerin akademik ortamda daha etkin olacağı beklenebilir. Nitekim de öyledir. Akademik ortam ağırlıklı olarak Fen bilimleri üstüne inşaa edilmiştir. Yani daha analitik ve sayısal branşlar. Elbette sosyal bilimlere yönelik branşlar azımsanamaz fakat biz müspet ilimlerden sözettiğimiz zaman tıp, mühendislik, kimya, fizik, matematik gibi bölümler hukuk, tarih, sosyoloji, psikoloji gibi bölümlere sayıca üstünlük sağlıyor. Böylece üniversiteler bu sayısal bölümlerle ağırlıklı olarak erkek nüfusunu barındırıyor.
Beynin yapısı ve akademik ortam kadınların siyaset ve iş dünyasında arka planda kalmasının sebeplerinden sadece birisi ve aslında aradığımız sebebi tamamen açıklayamıyor. Çünkü sosyal bir bölüm olan hukuk fakültelerinde(ki siyasetçilerin çoğunluğu hukuk mezunudur) de erkekler egemen olmuştur. Üniversite sınavına giren kız ve erkek oranına baktığımızda az bir farkla kız sayısı daha fazla. Bu durumda ya fakültelere yerleştirilen erkek sayısı açık ara bayanlara farkatmış ya da bayanlar, ileride siyasetçi iş adamı gibi kariyer getirtecek branşlara(hukuk, mühendislik, işletme) değil de öğretmenlik eczacılık gibi branşlara yönelmişler. Bence ikinci söylediğim daha mantıklı. Böylece bayanlar üniversite tercihleriyle kendilerini daha kritik pozisyonlara getirecek durumdan yalıtmaya çalışmışlardır. İşte tam burada kadınların geri planda durmasının asıl sebepleri ortaya çıkmaya başlıyor. Bunlar neler?
Kadınlar herşeyden önce evcildir. Sakın erkekler vahşidir anlamı çıkmasın buradan :) Kadınlar kendilerini korumaya muhtaç hisseder. Kaç bayan kalkıp da kuvvetli bir erkeğin kolları arasında uyumak benim hoşuma gitmez diyebilir? Bu yaradılışla ilgilidir. Küçümseyemeyiz. Kadınlar çocuk doğursun doğurmasın anadırlar, ana adayıdırlar. Şefkatlidirler, duygusaldırlar aşağılanmalara hor görülmelere dayanamazlar, fiziken zayıftırlar öyle ki ağır çalışma kosullarına dayanamaz ya da cinsel tacize maruz kaldıklarında karşı koyamazlar. İşte bu gibi özellikler kadını evinde daha güvenli ve huzurlu kılar. Kadın evinden ayrılmak istemez. Sokaklar erkeklerin evler kadınların olur. Böyle oldukça denge sağlanır. Bu özellikleriyle beraber kadınlar idari pozisyonlara(rektörlük, siyasetçi, iş adamı...) erkekler kadar talip olamazlar. Fakat onlar evlerinde kraldırlar. Evin içine girince oranın idarecisi kadındır, kararlar ondan çıkar. Tabi bu söylediklerim geneli tasvir eder. İstisnalar mevcuttur. İTÜ rektörü bayandır. Tansu ÇİLLER başbakanlık yapmıştır. Ama Türkiye'de 1 örnektir. Ve bu tür makamlara gelmiş olan kadınları yakından tanıma fırsatı bulduğunuzda şunun farkına varırsınız, bu insanlar bazı yönleriyle erkekleşmiştirler, yani doğuştan gelen özelliklerini bir kenara itip erkeksi davranmaya başlamışlardır. Hani reklamda çıktğı gibi 'Çocuk da yaparım kariyer de' sloganı doğrudur doğru olmasına fakat kadından bu uğurda alıp götürdükleri de çoktur. Kadın dengesini yitirmiştir, kadın dengesini yitirince toplum da yitirmiştir. Şöyle bir söz vardır, kadınları bozuk olan bir milleti bozguna uğratmak için ekstra bir çaba harcamaya gerek yoktur. Kadın elmanın öteki yarısı görevini yerine getirme görevini yerine getirdikçe toplumu ayakta tutmak daha kolay olacaktır.
'Gerçekle hayalin arasındaki ince çizginin arkasında saklıdır şizofreninin hikayesi. Kendilerinden başkasına zararları yok onların. Neyin gerçek neyin hayal olduğunun ayırımına varamıyorlar ama insanların onlara korkuyla bakmaları en büyük üzüntüleri...
Geliştirilen yeni ilaçların, psikoterapinin, sosyal beceri eğitiminin ve rehabilitasyonun da eklenmesiyle artık çoğu hasta normal yaşama dönebiliyor.
'Şehrullahi'l-Muharrem' olarak meşhur olan, yani 'Allah'ın ayı Muharrem' olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.
Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah'ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.
Âşura Günü ise Muharrem'in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan 'On geceye yemin olsun' ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem'in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(1)
Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.
Bugüne 'Âşura' denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir.
Ak saçlı başını alıp elineKara hülyalara dal anneciğim
O titrek kalbini bahtın selineBir ince tüy gibi sal anneciğim.
Sanma bir gün geçer bu karanlıklar,Zulmetin ardında yine zulmet var.
Çocuklar hıçkırır anneler ağlar; Yaşlı gözlerinle kal anneciğim.
Gözlerinde aksi bir derin hiçin;
Kanadın yayılmış çırpınmak için
Yaratıcı ve din kavramlarına inanmayan, bilimsel araştırmalarla açıklanmış gerçeklere inanan kişi. Diğer insanlardan çok da farkı yoktur.Bu bir tercih, vicdan ve kalp meselesidir ve tamamen kişinin kendisiyle ilgilidir. Ayrıca hiç bir Gerçek Dindar tarafından dışlanmazlar çünkü gerçek dindarlar dinde zorlama olmadığını, inancın kişinin kendi vicdanıyla ilgili olduğunu bilir.
1- Evli olduğunu öğrendiğinizde kaçmak istersiniz. Ama eşiyle çok mutsuz olduğunu, boşanacağını söyler. Gitmemeniz için yalvarır.
2- Hayatındaki en güzel günleri sizinle geçirmektedir. Sizin için şiirler yazar, ağlar. O her şeyi halledecektir.
3- Eşine ayrılmak istediğini söyler. Eşi ve Çocuğu feryat figan ağlar. Sonunda eşi hastanelik olur. Ve bu olaylar defalarca yaşanır.
4- İkiniz de perişan olursunuz. Defalarca ayrılmaya kalkarsınız. Ancak çektiğiniz acıya dayanamayıp tekrar birleşirsiniz.
5- Onurlu davranmak size düşer. Acıdan gebererek onu artık sevmediğini söyler, hakaret eder, gitmeye çalışırsınız. İzin vermez. Kendini öldüreceğini söyler! Ama siz yine de kaçarsınız.
6- Bugün beşinci gün. Acıdan ölmek üzereyim. Telefonum kapalı. Sevdiğim adam ne durumda bilmiyorum. En acısı da bu yarabbim. Ne olur iyi olsun!
Belli başlı diğer mafya türleri ise şu şekilde sıralanıyor: Uyuşturucu Mafyası, Kumar Mafyası, Altın-pırlanta mafyası, Kira-Tahliye Mafyası, Fuhuş Mafyası, İcra Mafyası, Nakliye Mafyası, İnşaat Mafyası, Ehliyet mafyası, Sigara mafyası, Silah Mafyası, Odun-Kömür Mafyası, Hal-Pazar Mafyası, İlaç Mafyası, Sahil Mafyası, İthalat-İhracat Mafyası, Bebek-Çocuk Mafyası, Boşanma-Evlenme Mafyası, Dilenci Mafyası, Vize ve Pasaport Mafyası, Döviz Mafyası, Gecekondu Mafyası, Turizm Mafyası, Kapıcı Mafyası, Hamal Mafyası, Seyyar Satıcı Mafyası, Plaka Mafyası, Fırın Mafyası, Çayhane Mafyası, Kantin mafyası, Nükleer-maden-Civa Kaçakçılığı Mafyası, Ulaşım (taksi, dolmuş, okul servisi, iş servisi) Mafyası, Nakliyat Mafyası, Oto Çekici Mafyası, Oto Kaçakçılığı Mafyası, Otogar Mafyası, Orman Mafyası, Futbol Mafyası, Kaldırım mafyası, Pazaryeri Mafyası, Su Mafyası, Insan Mafyası. Pornografi Mafyası, Reçete Mafyası, Özelleştirme Mafyası, Milli Emlak Mafyası, İş Takip Mafyası, Kokoreç-Balık ve Simit Mafyası, Balık Pazarı Mafyası, Yedd-i Emin ve İcra Mafyası, Hırsızlık Malı Pazarlama Mafyası, Müzik Mafyası, Kitap Mafyası, Bilet Jeton Mafyası, Kumar Mafyası, Kapıcı Mafyası, Kıraathane Mafyası, Göçmen Mafyası, Silah Ticareti Mafyası, Tarihi Eser Kaçakçılığı Mafyası, Kalpazanlık, Yetkisiz Para Ticareti ve Tefecilik Mafyası, Kimyasal Atık-Çöp ve Çevre Suçları Mafyası, Koruma ve Haraç Mafyası, Bilişim Suçları Mafyası, Telefon Dinleme ve İzleme Mafyası, Hapisane Mafyası, Naylon Fatura Mafyası, Gümrük Mafyası.
Yaşam alanları giderek yaygınlaşan mafya dünyasını adlandırmakta çok sayıda ifade kullanıldığına dikkat çekilen araştırmada bunların başlıcaları şu şekilde sıralandı: Mafya Ekonomisi, Yeraltı Ekonomisi, Suç Ekonomisi, Kurşun Ekonomisi, Karapara Ekonomisi, Yasa Dışı Ekonomi.
Bekle beni; döneceğim, Bütün ölümleri çatlatmak için döneceğim! 'Şansı varmış...' desinler, Beklemedikleri için, Beni bekleyerek Düşman ateşinden nasıl Koruduğunu anlayamazlar. Sağ kalışımın sırrını yalnız Senle ben b ...
necip fazıl kısakürek
01.02.2007 - 16:38Bir Fransız sanat ansiklopedisi Necip Fazıl’la ilgili maddeye şu notu düşer: “Hapis hayatı tahsil hayatından fazla olan mütefekkir! ” Hakikaten ömrünün ciddi bir bölümü koğuşlarda geçmiştir. CİNNET MÜSTATİLİ adlı eseri ve ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP şiiri Cezaevi hayatına dair imgeler taşır.
Katıldığı duruşmalar birer savunmadan çok konferansa ve sanat gösterisine dönüşür.Hakimler çoğu kez, dile hakimiyetine hayran kalıp etkisinde kalırlar.Bu fark edilince hakim değiştirilir ve yeni hakim: “Artistlik Yapmadan adam gibi savunma yap.” diye çıkışır. Cevabı yine anlamlıdır. “Hapishanelerde bize öyle güzel muamele ettiler ki; adamlıktan çıktık. Karşınızda adam gibi görünmek için rol yapmak zorunda kalıyoruz hakim bey” der. İnci gibi sözlerle dolu MÜDAFAALARIM adlı eserle bu savunmalar tarihe belge olarak sunulur. Öyle ki; Büyük Doğu’nun kapağında Osmanlı Arması var diye Halifecilik, Saltanatçılıkla suçlanacak kadar yoğun baskı altında tutulur, dergisi,eserleri ve kendisi.
Siyasete Etkisi:
Milli Nizam Partisi kuruluşunda Erbakan’a danışmanlık yapan Üstat, MSP döneminde O’nunla yollarını ayırıp bir süre MHP’ye destek verecek, ömrünün son yıllarında ise: “Dava adamları davayı unutmuş.” diyerek, evinde uzlete çekilmeyi yeğleyecektir. Bu durumda bile yöneticileri uyarmaktan geri kalmaz.80 darbesinden sonra darmadağın olan Türk Siyasi hayatını toparlamak için yoğun çalışmalara giren Turgut ÖZAL; Dört Eğilimi Birleştiren bir parti kurma telkinini Necip Fazıl’dan alacaktır.
Ve Bugün:
Üstat Necip Fazıl’dan ilhamla yetişen siyaset-fikir ve sanat adamları, bugün önemli mevkilerdedir. Zor beğenen bir insan olan üstadın “Benim şiirlerimi en güzel bu delikanlı okur” dediği Recep Tayyip Erdoğan Başbakanımızdır.
Kadın zekası
01.02.2007 - 09:48Öncelikle kadın ve erkeğin eşit olmadığını söyleyerek başlamak istiyorum. Kadın ve erkeğin eşit olmaması kimseyi üzmemesi gerekir. Çünkü bu yaratılıştan gelen GENETİK bir mevzudur. Yaradan erkeği ve kadını bir elmanın iki yarısı gibi yaratmıştır. Birbirini tamamlarlarsa elmanın bütün güzelliğine kavuşurlar. Aksi halde yarım elma zamanla biliyorsunuz kararır. Elmanın iki parçası aynı gibi görünse de dikkatli bakıldığında birbirinden tamamen farklıdır.
Bilim-Fen alanında erkeklerin kadınlara olan üstünlüğünden söz ediliyor. Çeşitli şekilde yapılan araştırmalara göre analitik problem çözme yeteneğinin yönetildiği beyin bölgesinin erkeklerde daha gelişkin olduğunu buna karşın sözel ve sosyal aktiviteleri idare eden kısmınsa bayanlarda daha güçlü olduğunu gösteriyor. Bu durumda erkeklerin akademik ortamda daha etkin olacağı beklenebilir. Nitekim de öyledir. Akademik ortam ağırlıklı olarak Fen bilimleri üstüne inşaa edilmiştir. Yani daha analitik ve sayısal branşlar. Elbette sosyal bilimlere yönelik branşlar azımsanamaz fakat biz müspet ilimlerden sözettiğimiz zaman tıp, mühendislik, kimya, fizik, matematik gibi bölümler hukuk, tarih, sosyoloji, psikoloji gibi bölümlere sayıca üstünlük sağlıyor. Böylece üniversiteler bu sayısal bölümlerle ağırlıklı olarak erkek nüfusunu barındırıyor.
Beynin yapısı ve akademik ortam kadınların siyaset ve iş dünyasında arka planda kalmasının sebeplerinden sadece birisi ve aslında aradığımız sebebi tamamen açıklayamıyor. Çünkü sosyal bir bölüm olan hukuk fakültelerinde(ki siyasetçilerin çoğunluğu hukuk mezunudur) de erkekler egemen olmuştur. Üniversite sınavına giren kız ve erkek oranına baktığımızda az bir farkla kız sayısı daha fazla. Bu durumda ya fakültelere yerleştirilen erkek sayısı açık ara bayanlara farkatmış ya da bayanlar, ileride siyasetçi iş adamı gibi kariyer getirtecek branşlara(hukuk, mühendislik, işletme) değil de öğretmenlik eczacılık gibi branşlara yönelmişler. Bence ikinci söylediğim daha mantıklı. Böylece bayanlar üniversite tercihleriyle kendilerini daha kritik pozisyonlara getirecek durumdan yalıtmaya çalışmışlardır. İşte tam burada kadınların geri planda durmasının asıl sebepleri ortaya çıkmaya başlıyor. Bunlar neler?
Kadınlar herşeyden önce evcildir. Sakın erkekler vahşidir anlamı çıkmasın buradan :) Kadınlar kendilerini korumaya muhtaç hisseder. Kaç bayan kalkıp da kuvvetli bir erkeğin kolları arasında uyumak benim hoşuma gitmez diyebilir? Bu yaradılışla ilgilidir. Küçümseyemeyiz. Kadınlar çocuk doğursun doğurmasın anadırlar, ana adayıdırlar. Şefkatlidirler, duygusaldırlar aşağılanmalara hor görülmelere dayanamazlar, fiziken zayıftırlar öyle ki ağır çalışma kosullarına dayanamaz ya da cinsel tacize maruz kaldıklarında karşı koyamazlar. İşte bu gibi özellikler kadını evinde daha güvenli ve huzurlu kılar. Kadın evinden ayrılmak istemez. Sokaklar erkeklerin evler kadınların olur. Böyle oldukça denge sağlanır. Bu özellikleriyle beraber kadınlar idari pozisyonlara(rektörlük, siyasetçi, iş adamı...) erkekler kadar talip olamazlar. Fakat onlar evlerinde kraldırlar. Evin içine girince oranın idarecisi kadındır, kararlar ondan çıkar. Tabi bu söylediklerim geneli tasvir eder. İstisnalar mevcuttur. İTÜ rektörü bayandır. Tansu ÇİLLER başbakanlık yapmıştır. Ama Türkiye'de 1 örnektir. Ve bu tür makamlara gelmiş olan kadınları yakından tanıma fırsatı bulduğunuzda şunun farkına varırsınız, bu insanlar bazı yönleriyle erkekleşmiştirler, yani doğuştan gelen özelliklerini bir kenara itip erkeksi davranmaya başlamışlardır. Hani reklamda çıktğı gibi 'Çocuk da yaparım kariyer de' sloganı doğrudur doğru olmasına fakat kadından bu uğurda alıp götürdükleri de çoktur. Kadın dengesini yitirmiştir, kadın dengesini yitirince toplum da yitirmiştir. Şöyle bir söz vardır, kadınları bozuk olan bir milleti bozguna uğratmak için ekstra bir çaba harcamaya gerek yoktur. Kadın elmanın öteki yarısı görevini yerine getirme görevini yerine getirdikçe toplumu ayakta tutmak daha kolay olacaktır.
dost
31.01.2007 - 15:59'Birgün birisiyle dost olduğunuzda, yarın onun bir düşman olabileceğini unutmayın.'
muavenet
31.01.2007 - 14:51Muavenet; yardım.
hayal gücü
31.01.2007 - 14:36Hiç bir şey, hayal gücü kadar özgür değildir.
heybetli
31.01.2007 - 12:31'yürümek
Bir mavzer kurşunu gibi
havayı ikiye yararak
yürümek...
...Gecenin karanlığında
ardından gelmeyenleri,
arkandaki boş sokaklar gibi
bırakarak
yürümek...
yürümek
Dost omuz başlarını
omuz başında hissedip
kelleni orta yere,
yüreğini yumrukların arasına
alarak,
yürümek...
yürümek
Önünde pusuya yattıklarını
arkandan çelme attıklarını
bilerek
yürümek..
yürümek
Yürekten gülerekten
yürümek...'
yeşil
31.01.2007 - 12:23Gözlerim yeşildir çözülmez andığı
Sözlerim yeşildir duyulmaz kandığı
Közlerim yeşildir görülmez yandığı
atilla kaya
31.01.2007 - 11:23Severek Ölebilirim
Gözlerin bir silah bakışın kurşun
Zamansız bir anda kalbimden vurdun
Sevgilim ben seni gökde arardım
Aniden yanımda karşımda buldum
İste herşeyimi verebilirim
Ömrümü ömrüne katabilirim
Bu yolun sonunu hiç düşünmeden
Seninle ölmeye gelebilirim
Severek uğrunda ölebilirim
Bu kadar sevdimse şaşırma sakın
Tarifi imkansız inan bu aşkın
Sen bana uzaksın hayalin yakın
Dünyamda tek seni yaşatacağım.
Atilla KAYA...
melatonin
31.01.2007 - 11:20Melatonin beyinde yalnızca geceleri ve karanlıkta salgılanan bir hormon.
elentari
31.01.2007 - 11:14'yıldızların kraliçesi' anlamına gelen varda'nın lakaplarından birisi.
habitus
31.01.2007 - 11:11Habitus: Bir bitki yada hayvanın genel görünüşü.
şizofren
31.01.2007 - 10:30'Gerçekle hayalin arasındaki ince çizginin arkasında saklıdır şizofreninin hikayesi. Kendilerinden başkasına zararları yok onların. Neyin gerçek neyin hayal olduğunun ayırımına varamıyorlar ama insanların onlara korkuyla bakmaları en büyük üzüntüleri...
Geliştirilen yeni ilaçların, psikoterapinin, sosyal beceri eğitiminin ve rehabilitasyonun da eklenmesiyle artık çoğu hasta normal yaşama dönebiliyor.
nihat hatipoğlu
31.01.2007 - 10:16Doç.Dr.Nihat HATİPOĞLU;
Özellikle Allah ve Peygamber sevgisi üzerine yaptığı anlatımlar beni etkiliyor.
necip fazıl kısakürek
30.01.2007 - 14:56YATTIĞIM KAYA
Bu akşam o kadar durgun ki sular
Gömül benim gibi kedere diyor.
İçimde maziden kalma duygular
Ağla geri gelmez günlere diyor.
Ey gönül, gidenden ümidini kes!
Kaçan bir hayale benziyor herkes,
Sanki kulağıma gaipten bir ses
Buluşmalar kaldı mahşere diyor.
Enginden engine koşarken rüzgar,
Bende bir yolculuk heyecanı var...
Yattığım kayaya çarpan dalgalar
Çıkıver bir sonsuz sefere diyor.
Necip Fazıl Kısakurek
insan
30.01.2007 - 14:24İnsan
Bir bölünmez ki, insan, onu zaman bölüyor;
İnsan her ân dirilip her saniye ölüyor...
1978
Necip Fazıl Kısakürek |
aşure günü
26.01.2007 - 17:28'Şehrullahi'l-Muharrem' olarak meşhur olan, yani 'Allah'ın ayı Muharrem' olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.
Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah'ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.
Âşura Günü ise Muharrem'in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan 'On geceye yemin olsun' ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem'in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(1)
Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.
Bugüne 'Âşura' denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir.
sevgi
26.01.2007 - 09:27ANNECİĞİM
Ak saçlı başını alıp elineKara hülyalara dal anneciğim
O titrek kalbini bahtın selineBir ince tüy gibi sal anneciğim.
Sanma bir gün geçer bu karanlıklar,Zulmetin ardında yine zulmet var.
Çocuklar hıçkırır anneler ağlar; Yaşlı gözlerinle kal anneciğim.
Gözlerinde aksi bir derin hiçin;
Kanadın yayılmış çırpınmak için
Necip Fazıl Kısakürek
ateist
25.01.2007 - 17:52Yaratıcı ve din kavramlarına inanmayan, bilimsel araştırmalarla açıklanmış gerçeklere inanan kişi. Diğer insanlardan çok da farkı yoktur.Bu bir tercih, vicdan ve kalp meselesidir ve tamamen kişinin kendisiyle ilgilidir. Ayrıca hiç bir Gerçek Dindar tarafından dışlanmazlar çünkü gerçek dindarlar dinde zorlama olmadığını, inancın kişinin kendi vicdanıyla ilgili olduğunu bilir.
ağlatmak
25.01.2007 - 15:39AĞLAYAN ÇOCUKLAR
Kafesli evlerde ağlar çocuklar,
Odalarda akşam olurken henüz.
O zaman gözümün önünde parlar,
Buruşuk buruşuk, ağlayan bir yüz.
Ne vakit karanlık kaplasa yeri,
Başlar çocukların büyük kederi;
Bakınır, korkuyla dolu gözleri:
Ya artık bir daha olmazsa gündüz?
Gittikçe kesilir derken sedalar,
Gece; bir siyah el gözümü bağlar;
Duyarım, içime sığınmış, ağlar,
Bir ufacık çocuk, bir küçük öksüz...
1924
Necip Fazıl Kısakürek |
evli birine aşık olmak
18.01.2007 - 18:00Evli biriyle beraber olmak:
1- Evli olduğunu öğrendiğinizde kaçmak istersiniz. Ama eşiyle çok mutsuz olduğunu, boşanacağını söyler. Gitmemeniz için yalvarır.
2- Hayatındaki en güzel günleri sizinle geçirmektedir. Sizin için şiirler yazar, ağlar. O her şeyi halledecektir.
3- Eşine ayrılmak istediğini söyler. Eşi ve Çocuğu feryat figan ağlar. Sonunda eşi hastanelik olur. Ve bu olaylar defalarca yaşanır.
4- İkiniz de perişan olursunuz. Defalarca ayrılmaya kalkarsınız. Ancak çektiğiniz acıya dayanamayıp tekrar birleşirsiniz.
5- Onurlu davranmak size düşer. Acıdan gebererek onu artık sevmediğini söyler, hakaret eder, gitmeye çalışırsınız. İzin vermez. Kendini öldüreceğini söyler! Ama siz yine de kaçarsınız.
6- Bugün beşinci gün. Acıdan ölmek üzereyim. Telefonum kapalı. Sevdiğim adam ne durumda bilmiyorum. En acısı da bu yarabbim. Ne olur iyi olsun!
aşk
15.01.2007 - 12:31Sadece ALLAH aşkı!
ölüm
11.01.2007 - 17:25'Ölüm güzeldir,ölüm güzel olmasaydı hiç ölürmüydü peygamber'
Necip fazıl'ın şiir'i ama tam olarak bilmiyorum
mafya
11.01.2007 - 14:47Belli başlı diğer mafya türleri ise şu şekilde sıralanıyor: Uyuşturucu Mafyası, Kumar Mafyası, Altın-pırlanta mafyası, Kira-Tahliye Mafyası, Fuhuş Mafyası, İcra Mafyası, Nakliye Mafyası, İnşaat Mafyası, Ehliyet mafyası, Sigara mafyası, Silah Mafyası, Odun-Kömür Mafyası, Hal-Pazar Mafyası, İlaç Mafyası, Sahil Mafyası, İthalat-İhracat Mafyası, Bebek-Çocuk Mafyası, Boşanma-Evlenme Mafyası, Dilenci Mafyası, Vize ve Pasaport Mafyası, Döviz Mafyası, Gecekondu Mafyası, Turizm Mafyası, Kapıcı Mafyası, Hamal Mafyası, Seyyar Satıcı Mafyası, Plaka Mafyası, Fırın Mafyası, Çayhane Mafyası, Kantin mafyası, Nükleer-maden-Civa Kaçakçılığı Mafyası, Ulaşım (taksi, dolmuş, okul servisi, iş servisi) Mafyası, Nakliyat Mafyası, Oto Çekici Mafyası, Oto Kaçakçılığı Mafyası, Otogar Mafyası, Orman Mafyası, Futbol Mafyası, Kaldırım mafyası, Pazaryeri Mafyası, Su Mafyası, Insan Mafyası. Pornografi Mafyası, Reçete Mafyası, Özelleştirme Mafyası, Milli Emlak Mafyası, İş Takip Mafyası, Kokoreç-Balık ve Simit Mafyası, Balık Pazarı Mafyası, Yedd-i Emin ve İcra Mafyası, Hırsızlık Malı Pazarlama Mafyası, Müzik Mafyası, Kitap Mafyası, Bilet Jeton Mafyası, Kumar Mafyası, Kapıcı Mafyası, Kıraathane Mafyası, Göçmen Mafyası, Silah Ticareti Mafyası, Tarihi Eser Kaçakçılığı Mafyası, Kalpazanlık, Yetkisiz Para Ticareti ve Tefecilik Mafyası, Kimyasal Atık-Çöp ve Çevre Suçları Mafyası, Koruma ve Haraç Mafyası, Bilişim Suçları Mafyası, Telefon Dinleme ve İzleme Mafyası, Hapisane Mafyası, Naylon Fatura Mafyası, Gümrük Mafyası.
Yaşam alanları giderek yaygınlaşan mafya dünyasını adlandırmakta çok sayıda ifade kullanıldığına dikkat çekilen araştırmada bunların başlıcaları şu şekilde sıralandı: Mafya Ekonomisi, Yeraltı Ekonomisi, Suç Ekonomisi, Kurşun Ekonomisi, Karapara Ekonomisi, Yasa Dışı Ekonomi.
sabetayist
11.01.2007 - 14:31Yahudi dönmeleri
Toplam 122 mesaj bulundu