Bir danışmanı, elinde uzaktan kumanda ile 'Canlı Canlı' senin, 'Pazar Keyfi' benim dolaşmaya fırsat bulamayan, dolayısıyla 'alemde' neler olup bittiğinden pek haberdar olmayan Mehmet Ağar’a gelmiş ve şöyle demiştir:
'Sayın genel başkanım! Şebnem Scheffer adında ar, haya ve namus timsali bir manken kızımız var. Kendisini partimize katarsak, Anadolu’daki genç kızlarımız için iyi bir örnek sunmuş oluruz.'
Mehmet Ağar’ın Şebnem Scheffer’ı DYP saflarına katmasına olanak sağlayan cümle herhalde budur.
Çanakkale'yi denizden geçemeyen İtilaf Devletleri'nin 25 Nisan 1915 günü Gelibolu Yarımadası'na ve Kumkale'ye asker çıkarmalarıyla Çanakkale kara savaşları başlamıştı. 25-26 Nisan 1915 tarihlerinde Arıburnu'nda karaya çıkıp Conkbayırı'nda ilerleyen çıkarma kuvvetleri, 19. Tümen K.Kur.Yb. Mustafa Kemal'in 25 Nisan günü verdiği “Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir” emrini uygulayan Türk birliklerince durduruldu. Bu birliklerden biri Yb.Hüseyin Avni Bey'in komutasındaki 57. Alay'dı. 57. Alay'ın başta komutanları olmak üzere 628 kişilik mevcudunun tamamı 25-28 Nisan 1915 tarihleri arasında şehit düşmüştür.
Oğlu’nun saçına kınayı yakıp alayına gönderen anayı; kardeşini, abisini, sevgilisini, eşini, oğlunu gözünü kırpmadan Çanakkale’ye, Trablusgarb’a gönderen anaları, ablaları, kardeşleri, sevgilileri, eşleri düşünüp ben neden bu kadar cesur değilim diye kendi halinize ağladığınız oldu mu? Bana oldu,
Günlerce ağladım… Dünya’ya, geride kalan kadınlara en çok da kendime ağladım…
Cumhuriyet ilkedir, nizamdır
Herkes bunlara mutlaka uyacaktır
Cumhuriyet devrimdir
Dünya ondan yol bulur
Cumhuriyet laikliktir
Din ve devleti savunur
Cumhuriyet ışıktır
Her karanlığı aydınlatır
Cumhuriyet kelepçedir
Karanlık güçleri bağlayacaktır
Cumhuriyet güneştir
İnsanın kalbini ısıtır
Cumhuriyet bir dildir
Her şahsa kendini anlatır
Cumhuriyet tarihtir
Yüce Türk Milleti onu yaşamaktadır
Cumhuriyet hayattır
O olmazsa yaşanmayacaktır.
Refik Başaran ismini gönüllere yerleştiren türkülerin başında, genç yaşta vurularak öldürülen Ürgüplü Cemil'in ardından karısı Şerife'nin söylediği o meşhur ağıt gelir:
Şen Olasın Ürgüp Dumanın gitmez
Kıratım acemi konağı (kolanı?) tutmaz
Oğlum da pek küçük yerimi tutmaz
Cemalım Cemalım algın Cemalım
Al kanlar içinde kaldın Cemalım
Bu türkü dün olduğu gibi bugün de sadece Ürgüp ve çevresinde değil, Orta Anadolu başta olmak üzere pek çok yörede yaygın olarak bilinen ve söylenen içli bir ağıttır. Refik Başaran bu ağıtı o kadar güzel çalar ve söyler ki, ismi neredeyse bu türküyle özdeşleşir ve hep onunla anılır.
Sevgiydi inandık.İnsan,varlık nedenini yok sayamazdı.Telefondaki apansız bir sesti sevgi,soluktu.Dokunmaktı biraz.Yollar yürümekti.Bilinmedik zamanlarda yan yana oturup gülümsemekti pencere önlerinde ufka dalıp boşluklara dalıp yitip gitmekti.Uzaklarda,çok uzaklarda yol bilmez kuşların kırık kanatlarına bağlı pusulalarda yazanı beklemekti sevgi.Özlemekti.
Yazık! İnsanlar gördük,biz bir ses duyumu özlemlerde yanarken,yalan sevgilerin hoyratlığındakendine kimlikler arıyan.duymayan insanlar gördük,bütün çiçeklere renk körü bakan.telefonlarda sesimiz her defasında susuz topraklar gibi çatlaktıda onlar bizi anlamazlar.
Tarihsel açılımı ve ifadesi çok farklı olan, son olarak Albert Einstein'in tarifiyle son bulmuş ve anlam kazanmış ifade.
İçinde olduğumuz 3 mekan ve 1 zaman boyutlu uzay-zamanın soyut olan boyutu.
Zaman olgusu fizikte 't' harfiyle tanımlanır.
Zamanın objekif olarak var olup olmadığı, fiziğin en önemli ve çözülemeyen konularının başında gelir. Planck zamanı denilen saniyenin 10 üzeri 43'de birinden daha kısa olan süre, fizikçilerce içinde bulunduğumuz 3+1 boyutlu uzayın sınırı ve kara delik ortamının başlangıcı olarak kabul edilir.
Zamanın akıp akmadığı veya hangi yönde aktığı da aynı şekilde fiziğin en tartışmalı konulardandır.
Uzay-zaman'da olan her gelişmenin içindedir. Sebep-sonuç ilişkisi zaman akış oku ile ilgili olup, tersine zaman oku da teorik olarak mümkündür.
Zaman, ışık hızı ile de dolaysız ilişki içinde olup, maddenin ışık hızına yaklaşması durumunda zamanının yavaş akması, ışık hızında durması ve ışık hızı ötesinde de tersine akması; takyonlar denilen atom altı parçacıkların ışıktan hızlı hareket ettiği ve zamanlarının gelecekten geçmişe doğru aktığı veya içinde bulunduğumuz uzay-zamandan başka sonsuz sayıda da ihtimalin olabileceği hipotezleri de modern fiziğin ve relativite teorisinin temelini oluşturan konulardandır.
Deniz Gezmiş’i az çok biliyorsunuzdur.
Sol görüşünden dolayı idam edildi. Aslında kendisi yarı hafız olduğunu biliyormuydunuz?
Size, Deniz Gezmişin babasıyla yaşadığı diyaloğu anlatacağım. Deniz yeni ünüversiteyi kazanmış ve okumaya gitmişti, okuduğu ortam sol görüşlerin hakim olduğu ortamdı. Neyse Deniz Gezmiş babasına bir mektup yazar, baba, beni bu ünüversiteden al,artık eskisi kadar namazlarımı kılamıyorum, babası, oğlum sen okulunla ilgilen boş ver onları diyordu.
Aradan belli bir zaman geçti babasına birdaha mektup yazdı, baba, artık bende onların görüşlerini benimsemeye başlıyacagimm, gel artık beni al dedi. Yine babasının cevabı aynıydı.
Artık, Gezmiş son mektubu yazmıştı,baba, artık gelmen fayda etmez, ben idam oluyorum.
Bekle beni; döneceğim, Bütün ölümleri çatlatmak için döneceğim! 'Şansı varmış...' desinler, Beklemedikleri için, Beni bekleyerek Düşman ateşinden nasıl Koruduğunu anlayamazlar. Sağ kalışımın sırrını yalnız Senle ben b ...
leyla zana
22.03.2007 - 10:04Bu kadını neden kimse susturamıyor.
Hiç işim olmaz
21.03.2007 - 10:36Boş beleş insanlarla hiç, İŞİM OLMAZ.
namus
21.03.2007 - 10:21Bir danışmanı, elinde uzaktan kumanda ile 'Canlı Canlı' senin, 'Pazar Keyfi' benim dolaşmaya fırsat bulamayan, dolayısıyla 'alemde' neler olup bittiğinden pek haberdar olmayan Mehmet Ağar’a gelmiş ve şöyle demiştir:
'Sayın genel başkanım! Şebnem Scheffer adında ar, haya ve namus timsali bir manken kızımız var. Kendisini partimize katarsak, Anadolu’daki genç kızlarımız için iyi bir örnek sunmuş oluruz.'
Mehmet Ağar’ın Şebnem Scheffer’ı DYP saflarına katmasına olanak sağlayan cümle herhalde budur.
nargile
21.03.2007 - 10:17Tömbeki'si güzel olmalı.. Ama aromalı seviyorum.
57. ALAY
20.03.2007 - 09:5157. ALAY
Çanakkale'yi denizden geçemeyen İtilaf Devletleri'nin 25 Nisan 1915 günü Gelibolu Yarımadası'na ve Kumkale'ye asker çıkarmalarıyla Çanakkale kara savaşları başlamıştı. 25-26 Nisan 1915 tarihlerinde Arıburnu'nda karaya çıkıp Conkbayırı'nda ilerleyen çıkarma kuvvetleri, 19. Tümen K.Kur.Yb. Mustafa Kemal'in 25 Nisan günü verdiği “Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir” emrini uygulayan Türk birliklerince durduruldu. Bu birliklerden biri Yb.Hüseyin Avni Bey'in komutasındaki 57. Alay'dı. 57. Alay'ın başta komutanları olmak üzere 628 kişilik mevcudunun tamamı 25-28 Nisan 1915 tarihleri arasında şehit düşmüştür.
kürt
20.03.2007 - 09:45hiç sevmiyorum.
çanakkale şehitleri
20.03.2007 - 09:43Oğlu’nun saçına kınayı yakıp alayına gönderen anayı; kardeşini, abisini, sevgilisini, eşini, oğlunu gözünü kırpmadan Çanakkale’ye, Trablusgarb’a gönderen anaları, ablaları, kardeşleri, sevgilileri, eşleri düşünüp ben neden bu kadar cesur değilim diye kendi halinize ağladığınız oldu mu? Bana oldu,
Günlerce ağladım… Dünya’ya, geride kalan kadınlara en çok da kendime ağladım…
cumhuriyet
20.03.2007 - 09:37Cumhuriyet ilkedir, nizamdır
Herkes bunlara mutlaka uyacaktır
Cumhuriyet devrimdir
Dünya ondan yol bulur
Cumhuriyet laikliktir
Din ve devleti savunur
Cumhuriyet ışıktır
Her karanlığı aydınlatır
Cumhuriyet kelepçedir
Karanlık güçleri bağlayacaktır
Cumhuriyet güneştir
İnsanın kalbini ısıtır
Cumhuriyet bir dildir
Her şahsa kendini anlatır
Cumhuriyet tarihtir
Yüce Türk Milleti onu yaşamaktadır
Cumhuriyet hayattır
O olmazsa yaşanmayacaktır.
çevre kirliliği
20.03.2007 - 09:33Hava kirliliği, Toprak kirliliği, Su kirliliği, Ses kirliliği
vatan sağolsun
28.02.2007 - 16:52Şehitler ölmez... 'Vatan Sağolsun.'
türkü
28.02.2007 - 16:50Refik Başaran ismini gönüllere yerleştiren türkülerin başında, genç yaşta vurularak öldürülen Ürgüplü Cemil'in ardından karısı Şerife'nin söylediği o meşhur ağıt gelir:
Şen Olasın Ürgüp Dumanın gitmez
Kıratım acemi konağı (kolanı?) tutmaz
Oğlum da pek küçük yerimi tutmaz
Cemalım Cemalım algın Cemalım
Al kanlar içinde kaldın Cemalım
Bu türkü dün olduğu gibi bugün de sadece Ürgüp ve çevresinde değil, Orta Anadolu başta olmak üzere pek çok yörede yaygın olarak bilinen ve söylenen içli bir ağıttır. Refik Başaran bu ağıtı o kadar güzel çalar ve söyler ki, ismi neredeyse bu türküyle özdeşleşir ve hep onunla anılır.
sanatçı
22.02.2007 - 16:59Yaratıcılığını ve yeteneğini sanat kollarınınn birinde ispatlamış insandır.
aşağılık kompleksi
22.02.2007 - 16:45Kendine güvensiz insanlar ve her insanda az da olsa kompleks vardır.
felek
17.02.2007 - 10:18Bahtım kaptan olmuş, gönlüm amiri,
Gözleri güzelim, tayfanın piri.
Yüklemiş yükünü, almış demiri,
Ömrümde yüzüyor, zaman gemisi.
Dünya yalancıdır, anlamaz bizi,
Bir tek biz biliriz, bizdeki gizi.
Kıyısız limansız, özlem denizi,
Üstünde yüzüyor, zaman gemisi.
Çıkılan limanın, yoktur dönüşü,
Varılan limandır, ömrün finişi.
Akıl sır ermeyen, feleğin işi,
Üstünde yüzüyor, zaman gemisi.
aile
17.02.2007 - 10:11Sene gibi, kederde havaya bulaşır. Herhangi bir evin içine bir bakiş, o evde sevgi yada mutsuzluğun hüküm sürdügünü size anlatmak için yeterlidir.
atasözü
15.02.2007 - 17:46Bir çivi bir nalı, bir nal bir tırnağı, bir tırnak bir ayağı, bir ayak bir atı, bir at bir kumandanı, bir kumandan bir vatanı mahvedebilir…
sevgi
13.02.2007 - 10:53Sevgiydi inandık.İnsan,varlık nedenini yok sayamazdı.Telefondaki apansız bir sesti sevgi,soluktu.Dokunmaktı biraz.Yollar yürümekti.Bilinmedik zamanlarda yan yana oturup gülümsemekti pencere önlerinde ufka dalıp boşluklara dalıp yitip gitmekti.Uzaklarda,çok uzaklarda yol bilmez kuşların kırık kanatlarına bağlı pusulalarda yazanı beklemekti sevgi.Özlemekti.
Yazık! İnsanlar gördük,biz bir ses duyumu özlemlerde yanarken,yalan sevgilerin hoyratlığındakendine kimlikler arıyan.duymayan insanlar gördük,bütün çiçeklere renk körü bakan.telefonlarda sesimiz her defasında susuz topraklar gibi çatlaktıda onlar bizi anlamazlar.
'Sevenlerin hor görüldüğü dünyada' aykırı mevsimlerde çığsı çığsı ıslanırdıda saçları güneşe bakamazlardı.Bizi bilmezlerdi.Sormazlardı.Anlamazlardı.
Aşk'tı inandık. İnsan bütün güzelliklerin tek kaynağı olan Tanrıya giden yolu bu kadar silemezdi.
Bedellerin kimi zaman yaşam pahasına ödendiği bir uygarlıktı aşk.
Bulutların rüzgarlarından üşüyen Anabell Lee'ye ağlarken sevdalı olmaktı.
Sevgiler gördük, seveni yangımlarda bırakıp yabancı tenlerde kendini tüketen.
İhanetler gördük,yalanlar gördük,bizim olan herşeyi bir bir yağmalayan.Artık ağlamak vaktiydi.Ağladık.
Apansız terkeden sevgiliye değil,kendimize ağladık.
Aşk üzere aşka ağladık kimseler bilmezdi bizi canımızı adadığımız sevgili bilmezdi,kahrettik.
Karabasanlar çöktü gözlerimize birgün bile ah etmedik.
Sevdik hepsi bu!
Yalnızlık hiç bu kadar anlamlı olmadı.
İnsandık.Sevdik.Yaşadık.Yanılmadık...
zaman
13.02.2007 - 10:50Tarihsel açılımı ve ifadesi çok farklı olan, son olarak Albert Einstein'in tarifiyle son bulmuş ve anlam kazanmış ifade.
İçinde olduğumuz 3 mekan ve 1 zaman boyutlu uzay-zamanın soyut olan boyutu.
Zaman olgusu fizikte 't' harfiyle tanımlanır.
Zamanın objekif olarak var olup olmadığı, fiziğin en önemli ve çözülemeyen konularının başında gelir. Planck zamanı denilen saniyenin 10 üzeri 43'de birinden daha kısa olan süre, fizikçilerce içinde bulunduğumuz 3+1 boyutlu uzayın sınırı ve kara delik ortamının başlangıcı olarak kabul edilir.
Zamanın akıp akmadığı veya hangi yönde aktığı da aynı şekilde fiziğin en tartışmalı konulardandır.
Uzay-zaman'da olan her gelişmenin içindedir. Sebep-sonuç ilişkisi zaman akış oku ile ilgili olup, tersine zaman oku da teorik olarak mümkündür.
Zaman, ışık hızı ile de dolaysız ilişki içinde olup, maddenin ışık hızına yaklaşması durumunda zamanının yavaş akması, ışık hızında durması ve ışık hızı ötesinde de tersine akması; takyonlar denilen atom altı parçacıkların ışıktan hızlı hareket ettiği ve zamanlarının gelecekten geçmişe doğru aktığı veya içinde bulunduğumuz uzay-zamandan başka sonsuz sayıda da ihtimalin olabileceği hipotezleri de modern fiziğin ve relativite teorisinin temelini oluşturan konulardandır.
siverek
09.02.2007 - 16:42Urfanın sivereği,yozgatın çekereği,konyanın ermeneği,sivasın Gemereğinden uzak dur. Demişler :)))))) niye böyle demişler bilen varsa bana açıklasın.
mutluluk
09.02.2007 - 08:59Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür....
haddini bilmek
02.02.2007 - 16:58Haddimi biliyorum,bilmediğim zamanlarda bildirdiler.
kaptan
02.02.2007 - 16:44Yorgunum beni bekleme kaptan;
Seyir defterini birbaşkası yazsın
Mavi kubbeli bir liman
Beni o limana çıkaramazsın.
deniz gezmiş
02.02.2007 - 10:13Kaybolan Genclik FARUK
Deniz Gezmiş’i az çok biliyorsunuzdur.
Sol görüşünden dolayı idam edildi. Aslında kendisi yarı hafız olduğunu biliyormuydunuz?
Size, Deniz Gezmişin babasıyla yaşadığı diyaloğu anlatacağım. Deniz yeni ünüversiteyi kazanmış ve okumaya gitmişti, okuduğu ortam sol görüşlerin hakim olduğu ortamdı. Neyse Deniz Gezmiş babasına bir mektup yazar, baba, beni bu ünüversiteden al,artık eskisi kadar namazlarımı kılamıyorum, babası, oğlum sen okulunla ilgilen boş ver onları diyordu.
Aradan belli bir zaman geçti babasına birdaha mektup yazdı, baba, artık bende onların görüşlerini benimsemeye başlıyacagimm, gel artık beni al dedi. Yine babasının cevabı aynıydı.
Artık, Gezmiş son mektubu yazmıştı,baba, artık gelmen fayda etmez, ben idam oluyorum.
ALINTI..
gitmeden söylenilecek son söz
02.02.2007 - 09:32Ben adam olmam.
Toplam 122 mesaj bulundu