Han Zade Adlı Antoloji.com Üyesinin Hakkında ...

  • Han Zade
    Han Zade

    07.01.2011 - 01:59

    Gizlerin Arasına...

    Şaşmadan, şaşırmadan yolu bulmak istersen,
    Dikkatli bakman gerek izlerin arasına..
    ' Görünen köy ilerde, neden acaba' dersen,
    İzler vardır gömülü tozların arasına...

    Dereler ayrı ayrı, akışlar birleşse de,
    Tepeler başka başka, yokuşlar birleşse de,
    Nazar ettiğin yerde bakışlar birleşse de,
    Mevlam bir burun koymuş gözlerin arasına...

    Dikce duran tepenin etekleri yamaçtır,
    Kim toprağa aç ise, toprak ta ona açtır,
    Farklı olan ne varsa birbirine mühtaçtır,
    Dağlar neden çakılı düzlerin arasına? ...

    Gayıp: iç içe bir sır. Akıl, fikir kâr etmez,
    Senin bildiğin ne ki; bilmediğine yetmez,
    Hikmet-i Rabbani bu,sayıp çözmekle bitmez,
    Gizler var ki; gizlenmiş, gizlerin arasına...

    Maşukun ardısıra koşmayı kolay sanma,
    Bu yolda tökezleyip, düşmeyi kolay sanma,
    Kızgın aşk ateşiyle pişmeyi kolay sanma,
    Yüreğini atta gör közlerin arasına...

    Ehli dıl-a sardır sen gönül yaralarını,
    Yüreği yaralılar, bekler sıralarını,
    İlla okumalısın satır aralarını,
    Kaç muamma saklıdır sözlerin arasına...

    Tut aşkın ateşini, yaksa bile söndürme,
    Pervane ol, dön de dur, Sakın onu döndürme,
    Sevgi tesettür ister, kapalı tut, dondurma,
    Hiç sevda ekilir mi buzların arasına...


    seyfeddin karahocagil

  • Han Zade
    Han Zade

    06.01.2011 - 14:10

    NEMELAZIMCILIK


    Osmanlı’nın yıkılış sebeplerine dair çok şey söylenip yazıldı.
    “Yeniçeri’nin yozlaşması” dendi,
    “Sanayi Devrimi’nden geri kalması” dendi.
    Belki de söylenegelen sebeplerin hepsinde birer hakikat payı vardı. Fakat yıkılışın önemli bir sebebi...var ki, Osmanlı’nın hem de en zirvede olduğu zamanda dile getirilmişti:
    Nemelazımcılık.
    Bu sosyal kara delik tarih boyunca, nice fert, topluluk, cemaat, devlet ve imparatorluğu yutmuştu.

    Kanuni Sultan Süleyman, devletini olabilecek en yüksek seviyelere çıkarır; ama, “Günün birinde Osmanoğulları da inişe geçer, çökmeye yüz tutar mı? ” diye de zaman zaman düşünür…
    Birçok meselede olduğu gibi, bu endişe edilecek düşüncesini süt kardeşi meşhur alim Yahya Efendi’ye açmaya karar verir. Keşfine, kerametine inandığı
    Yahya Efendi’ye el yazısıyla bir mektup gönderir:
    “Sen ilahi sırlara vakıfsın. Kerem eyle de, bizi aydınlat. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanoğulları’nın akıbeti nasıl olur? Bir gün olur da izmihlale
    uğrar mı? ” diye özetler endişesini.
    Devrin kudretli sultanı Muhteşem Süleyman’dan gelen bu mektubu okuyan Yahya Efendi’nin cevabı ise gayet kısadır:
    “Nemelâzım be Sultanım! ”
    Topkapı Sarayı’nda bu cevabı hayretle okuyan Sultan, bu söze bir mana veremez, endişesi daha da artar. Zira Yahya Efendi gibi bir zat, ciddi bir meseleye böylesine basit bir cevap vermezdi, vermemeliydi…
    Söylenmeye başlar:
    “Acaba bilmediğimiz bir mana mı vardır bu cevapta? ”
    Kalkar, Yahya Efendi’nin Beşiktaş’taki dergahına gider. Bu sefer sitem dolu bir şekilde.
    “Ağabey ne olur mektubuma cevap ver. Bizi geçiştirme, soruyu ciddiye al! ” diyerek, sorusunu tekrar sorar.
    Yahya Efendi duraklar:
    “Sultanım, sizin sorunuzu ciddiye almamak kabil mi? Ben sorunuzun üzerine iyice düşündüm ve kanaatimi de açıkça arz etmiştim.”
    “İyi ama bu cevaptan bir şey anlamadım. Sadece “nemelazım be sultanım! ” demişsiniz. Sanki ‘beni böyle işlere karıştırma’ der gibi bir mana çıkarıyorum.”
    Yahya Efendi bunun üzerine, ibret dolu şu sözleri tarih gergefine nakşeder:
    “Sultanım! Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlıklar ayyuka çıksa… İşitenler de nemelazım, deyip uzaklaşsalar, sonra koyunları kurtlar değil de, çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa, gizleseler, fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin, feryadı göklere çıksa da, bunu da taşlardan başkası işitmese,işte o zaman devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, halkın itimat ve hürmeti sarsılır. Asayiş ve emniyete vesile olan, itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlal de böylece mukadder hale gelir…”
    Söyleneni dinlerken ağlamaya başlayan koca Sultan, başını sallayarak da bunları tasdik eder. Söz bitince ikazlarının devamı için tembihte bulunur süt kardeşine. Sonra da memleketinde kendisini ikaz eden böyle bir alim
    olduğu için Allah’a şükrederek oradan ayrılır…

    ***
    Devletlerini yükseltenler, fetihler yapanlar “nemelazım” demediler.
    “Ne güzel kumandan..! ” iltifatına mazhar olan Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri, Trabzon dağlarını aşarken yanında Karamanoğlu’nun kızı olan halası bulunmakta idi…
    “Sultanım” dedi halası, “bunca zahmete değer mi bir kefere için? ”
    O koca sultanın ayağında gut hastalığı vardı o zaman ve sarp dağlarda, karların üzerinde atıyla giderken büyük acılar ve zahmetler çekiyordu. İşte hala yüreği buna dayanamamıştı…
    Fatih, döndü ve halasına şöyle dedi:
    “Bibi (hala) , bizim zahmetimiz din-ü devlet içindir, i’la-yı kelimetullah içindir, şahsımız için değildir. Eğer bu zahmeti çekmezsek bize ‘gazi’ demek yalan olur! ”

    ***

    Evet, imparatorlukları “nemelazımcılık” yıkar, ama onları, bir vazife doğduğunda:
    “Bunu kim yapar? ” sorusunu duyar duymaz, sağına soluna bakmadan:
    “Ben varım! ” diyenler kurar ve yaşatır.!

  • Han Zade
    Han Zade

    04.01.2011 - 14:23

    Söyle Gönül Seni Neyleyeyim,

    Bir yanın hasret,bir yanın hüzün.
    Duruşun hüzün,bakışın hüzün.
    Dağlanan bağırdan dökülen sözün,
    Mıh gibi sineye, çakılır gönül...


    Söylesen olur mu,anlayan bilen.
    Halinle hallenip ahvalin gören.
    Yaralı bağırdan sökülüp gelen,
    Kana duçar olmuş, gibisin gönül..


    Söyle gönül seni neyleyeyim?
    Ne edipte eyleyeyim.? ! ....

    Aysel bahram

  • Han Zade
    Han Zade

    03.01.2011 - 20:59

  • Han Zade
    Han Zade

    31.12.2010 - 15:53

    YA RABB...

    Lisan-ı ağızda olanı değil
    Lisanı gönülde olanlara yar et bizi
    Tebessümü simasında olanı değil....
    Tebessümü gönüllerde olanlara kat bizi
    Aşk-ı tende sanan-ı Değil
    Aşk-ı ruhunda can bilenlere arat bizi.

    {Hz Mevlana}

  • Han Zade
    Han Zade

    28.12.2010 - 13:54

    Aslı’m

    Arzular içimde oluyor volkan
    Durmadan yüreğim kanıyor Aslı’m
    Bir ses uzaklardan gel diyor ama
    Kulağım neyzeni tanıyor Aslı’m

    Uyku tutmaz oldu bozuldu düzen
    Hep davetkar oldu duyduğum ezan
    Nasıl yandığını gör diyen neyzen
    Sanki her an beni anıyor Aslı’m

    Çok oldu kapattım eski defteri
    Sılayı terk eden dönmüyor geri
    Yüreğim titrerken zalimin biri
    Kanıma ekmeği banıyor Aslı’m

    Bağrıma dökülür gözyaşım yine
    Erkekler ağlamaz diyordun bana
    Meylere dökerim duyduğum kini
    İçtikçe şu başım dönüyor Aslı’m

    Dertliyim derdime doğmadı kamer
    Yaşamak denen şey en büyük kumar
    Yüzüme gülmeyen kaderim semer
    Vuracak merkep mi sanıyor Aslı’m

    Bilemem ölürüm belki bu gece
    Adın kalır bende son iki hece
    Aklıma eskiyen yıllar gelince
    Sevda renkli kanım donuyor Aslı’m

    Bin bir günahım var ey yeni nesil
    Yaşadıkça kirleniyor hep sicil
    Melek deyip geçme zira Azrail
    Sabrımı benimle sınıyor Aslı’m

    Al götür hepsini bende kalmasın
    Aşkın artıkları beni bulmasın
    İmer’im dostlarım kötü bilmesin
    Mecnun bile beni kınıyor Aslı’m



    ibrahim imer

  • Han Zade
    Han Zade

    27.12.2010 - 15:04

    ALLAH AŞKINA

    Dönme, günahkar ruhum ömrümce yaslı kalsın,
    Yüzüme bahtım kadar gülme Allah aşkına.
    Dönme ki meyhaneler hicrinle süslü kalsın,
    Aldırma imdadıma, gelme Allah aşkına.

    Ben ki dönüp bakmadım peşimden koşanıma,
    Yakışır her sefalet benim mağrur şanıma.
    Yer verme düşlerinde hal-i perişanıma;
    Tatlı uykularını bölme Allah aşkına.

    Pınar sesin ömrümün serabına çağlasın,
    Ahvalime dost değil, gören ağyar ağlasın,
    Bırak da her damlası bir yerimi dağlasın,
    Dokunma göz yaşıma, silme Allah aşkına.

    Dönme ki sevenlere ibret olsun bu beste,
    Duysan da feryadımı bir gün buruk bir seste,
    Titreyen ellerimle, belki de son nefeste,
    Kime yazıldığını bilme Allah aşkına.

    CEMAL SAFİ


    http://www.dailymotion.com/video/x4jh2s_allah-akna-cemal-safi-iirine-yorum_music

  • Han Zade
    Han Zade

    26.12.2010 - 23:18

    Mesleğimiz tefekkürdür, şefkattir, aczimizi kusurumuzu bilmektir.
    Aynı zamanda aklın idrak etmediği çok hakikatleri kalbin gördüğünü bilmektir. Kalbi işletmektir!

  • Han Zade
    Han Zade

    26.12.2010 - 16:07

    sözler hedefi vurunca ses getirir! ! !

    Yazılan ve konuşulan gerçekler,eğer hedefini vuruyor ve çıbanlarını deşiyorsa, ses getirir...

  • Han Zade
    Han Zade

    25.12.2010 - 11:54

    Bekleyen / Necip Fazıl Kısakürek



    Sen, kaçan bir ürkek ceylânsın dağda,
    Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
    İstersen dünyayı çağır imdada;
    Sen varsın dünyada, bir de ben varım!

    Seni korkutacak geçtiğin yollar,
    Arkandan gelecek hep ayak sesim.
    Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
    Enseni yakacak ateş nefesim.

    Kimsesiz odanda kış geceleri,
    İçin ürperdiği demler beni an!
    De ki: Odur sarsan pencereleri,
    De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!

    Göğsümden havaya kattığım zehir,
    Solduracak bir gül gibi ömrünü.
    Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir,
    Bana kalacaksın yine son günü.

    Ölürsün... Kapanır yollar geriye;
    Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
    Varılmaz hayale işaret diye
    Toprağında bir taş olur, beklerim...

  • Han Zade
    Han Zade

    24.12.2010 - 23:18

    http://www.vindir.org/al-senin-olsun-zara-ibo-show-hq-140160.html


    Aşık Mahzuni Şerif - Yar Senin Olsun

    ----------


    Boşuna aldandım dünya ben sana
    Emmi, dayı, hasım, yâr senin olsun
    Bir yiğit bir defa gelir cihana
    Onu da bağrına sar senin olsun

    İnsan bir karara vardıktan sonra
    Önünden sonunu bildikten sonra
    Benim hatırımı kırdıktan sonra
    Al götür hasıra sar senin olsun

    Mahzuni Şerif'e sakın dokunma
    Bir canı varsa al da sakınma
    Ben dünyayım diye artık yakınma
    Güneş de soyuldu gör senin olsun

  • Han Zade
    Han Zade

    24.12.2010 - 15:22

    Bir insan bilmiyorsa ne istediğini,hem SENİ ZİYAN eder hem de KENDİNİ...!

  • Han Zade
    Han Zade

    22.12.2010 - 23:18

    http://www.dailymotion.com/video/x6t6v9_zara-sarmasik-gulleri_music


    SARMAŞIK GÜLLERİ

    Yalnız kalan ruhumun acısı çok derindir
    Yıllar geçse de inan kalbimin esiridir
    Alamaz bin sevgili kalbimdeki bu yeri
    Sanki içimde açan bu sarmaşık gülleri

    Her yerde hatıran var
    Her şey seninle doğru
    Her şeyde senin ismin
    Bu yol aşkımın yolu

    Alamaz bin sevgili kalbimdeki bu yeri
    Sanki içimde açan bu sarmaşık gülleri

  • Han Zade
    Han Zade

    22.12.2010 - 10:18

    DUHA SURESİNİN SIRLARI



    BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
    Ved duha.Vel leyli iza seca.Ma veddeake rabbüke ve ma kala.Velel ahiratü hayrun leke minel üla.Ve le sevfe yu'tıyke rabbüke fe terda.E lem yecidke yetiymen fe ava.Ve vecedeke dallen fe heda.Ve vecedeke ailen fe ağna.Fe emmel yetiyme fela takhar.Ve emmes saile fe la tenher.Ve emma bi nı'meti rabbike fe haddis

    *7 kere okuyanın birşeyi kaybolmaz
    *evinden birşeyi çalınmaz
    *evinde geçimsizlik,veba,taun ve cin girmez
    *evi demir bir sur gibi korur
    *Kaybolan İnsanın İsmini niyet ederek o kişinin gelmesi için okunursa,kısa zamanda geri döner(imam gazali)
    *hergün 40 kere 40 gün okuyup,Allahım ya Ğaniyy beni öyle zenginleştirki,bundan sonra fakirlik yüzü görmiyim diye dua ederse Allah her zaman yardımcısı olur

  • Han Zade
    Han Zade

    21.12.2010 - 20:48

    Güvendiğiniz dağlara karlar yağdığında en güzel çare, dağ ile karı başbaşa bırakmaktır. Gün gelip karlar eridiğinde; dağ yolunuzu gözleyince en güzel cevap, başka bir dağdan selam yollamaktır.
    Hz.Mevlana

  • Han Zade
    Han Zade

    12.12.2010 - 03:33

    “EĞER”

    “Bütün etrafındakiler panik içine düştüğü,
    Ve bunun sebebini senden bildikleri zaman,
    Eğer sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;
    ...Eğer sana kimse güvenmezken, sen kendine güvenir
    Ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen,
    Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan,
    Veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen
    Ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
    Bütün bunlarla beraber, ne çok iyi, ne de çok akıllı görünmezsen;
    Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,
    Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen;
    Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
    Ve bu ikisine karşı aynı şekilde davranabilirsen;
    Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin, bazı alçaklar tarafından
    Ahmaklara tuzak kurmak için değiştirilmesine katlanabilirsen;
    Ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
    Ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;
    Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten sonra bile
    Onları işine yaramaya zorlayabilirsen,
    Ve kendinde “dayan” diyen iradeden başka bir güç
    Kalmadığı zaman dayanabilirsen;
    Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
    Ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen,
    Ne düşmanların, ne de sevgili dostların seni incitebilirse;
    Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;
    Eğer bir daha geri dönmeyecek olan dakikayı,
    Altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;
    Yeryüzü ve üstündekiler senindir.

    VE DAHASI, SEN BİR İNSAN OLURSUN OĞLUM.

    %%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%



    'Telafisi olmayan şeylerin, izahı gereksizdir.'

    %%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%
    Evet,imparatorlukları 'nemelazımcılık'yıkar,ama onları,bir vazife doğduğunda:“Bunu kim yapar? ” sorusunu duyar duymaz,sağına soluna bakmadan:“Ben varım! ” diyenler kurar ve yaşatır.

    %%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%


    İDRAKIN YÜCELİĞİNE ERMİYORSAN, İNKARIN BASİTLİĞİNDEN SIYRIL...

  • Han Zade
    Han Zade

    10.12.2010 - 12:18

    Sır Saklayamayan Aynaları Tutma Ruhuma

    Esrik bir öfke sokuluyor yalnız bedenime
    Yönsüz bir telaş v/ar gövdemin tekerinde
    Parm/aklarımda tanımsız meçhul hareler
    Yüreğimdeki yükleri almaz oldu gemiler
    Bir b/aşka liman olur mu ah yalnızlığım!

    Sil baştan cümleler kursam olmazlığa
    Tutanağı imkânsız yağmalar ruhumda
    Hangi vir/gülden kopunca gülüm/ser aşk
    Sancılar ekiyor sevda tarlasına kadınlar
    Anıların kıyılarında sefil, hırçın dalgalar
    Hangi cennetin çullarıdır oturduğumuz?

    Gururun ücra siperine yağmur yağıyor
    Kendi saltanatını inkârda şimdi anılar
    Bir yangın çarşısının tam ortasındayım
    Aşkın kitabını satıyor mezatta pazarcılar
    Her bitiş başka bir başlangıca gebeymiş
    Sonun başlangıcıyla doğar mı şafaklar?

    Sensizliğin karanlık sokaklarındayım
    İçimde geziniyor pişmanlığın kahkahası
    Bir köşede aşkı s/atıyor sokak çalgıcıları
    Sessizliğin masasında ısmarlama düşler
    Yaşamla vedalaşamıyor asla yüzsüzler
    Yaşlı gözlerin girdabına karışır mı sular?

    En güzel öykü kendisini anlatır içinde
    Her korku karanlığa sevdalı bir ışıktır
    Eksik ihtimallerin ömrü gölgesi kadardır
    Sır saklayamayan aynaları tutma ruhuma
    Bu ömür hücresinde sabır en asil yontudur
    Aşk bilesin ki yar, bilinmeze yanıt oluştur

    Selahattin Yetgin

  • Han Zade
    Han Zade

    09.12.2010 - 17:19

    Ucuz İnsanlar

    İnsanlar da parsellenmiş arsalar gibi
    Duygular bölük bölük, his parça parça.
    Bakışları andırır gerçek dost gibi
    Yürekler sönük sönük, sis dalga dalga.

    Şerefin böylesi ucuz gittiği,
    Yüreğin böylesine teslim dediği.
    Kulun kula acz ile ram ettiğini
    Ne yazık ki burada sizinle gördüm.

    Eskiden şeref için ölenler vardı,
    Gurur onur şahsiyetin anlamı vardı.
    Gerçekleri haykırmak yiğit şanıydı,
    Bugün eskiden demek ne kadar acı.

    Birleşmiş üçü beşi birlik olmuşlar,
    Sükut ikrardan diye suskun kalmışlar.
    Cemaziyelevvel malum ya bize
    Ucuz ihanete ortak olmuşlar.

    Benim adım Bedirhan bilenler bilir,
    Benim özüm de bir sözlerim de bir.
    Yalan söylüyorsam söyleyin bir bir,
    Doğru diyorsanız söyleyin hep bir.

    İsim isim yazmak bana yakışmaz,
    Teşhir etmem ise yakışık almaz.
    Dost oldum herdem dost bulamadım,
    Ulan çek git derim size yakışmaz

    ANKARA 1996

    Bedirhan Gökçe

  • Han Zade
    Han Zade

    09.12.2010 - 00:15

    ..............................Hiç bir şey deme bana

    Aşkın güneşine kör takılıp ta,
    Zifir karanlığı nur deme bana.
    Nefreti sevgime silah kılıp ta,
    Umut boyun eğmiş, vur deme bana.

    Çile yumağıyla ördüğüm şeyin,
    Nefesimi kesen kör düğüm şeyin,
    Puslu pencereden gördüğüm şeyin,
    Araya ördüğüm sur deme bana.

    Doğumdan sancılı, şimşekten ani,
    Sırat kadar kavi, gölgeden fani,
    Sevdama dilinle sövsen de hani,
    İçimde büyüyen ur deme bana.

    En büyük yokluğa yetmez kanaat,
    Sevgimi sakla da, beni kaldır at.
    En demli yerinde durmuşken saat,
    Bir başka zamana kur deme bana.

    Onca hep içinden bir hiç’i seçip,
    Bir anda bin ömür sensizlik içip,
    Gelmeyen yarına kefen’i biçip,
    Sessizce göçerim, dur deme bana.

    Şefik Tiryaki

  • Han Zade
    Han Zade

    08.12.2010 - 00:47

    Hele bak ki yanağındayım
    gözlerim şakağındaki son umuda konmuş
    taylar gibi deşindiğin yiğitliklerde
    hele bak ki ikimiz kalmışız bizden umudu kesen
    başımın belası geceler karanlığının
    bir anası yok mu ki ışık emzire
    her sevincin arefesinde gözlerini getiriyor
    ama sen yoksun....

    Oluyor böyle şeyler
    beni de yok bil eyy uzağım
    geceler dört nala geçti üzerimden
    karardım sana....
    %%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%

    Aramızdan geçenler,
    bir ıssızlık ırmağını çoğaltırken bile
    biz onunla yine ikiz düşlüydük
    koyverilmiş küskünlükleri sulayıp sustuk
    öfkeler örüldü kirpiklerimizin ucuyla
    sanki ikimizin düşleriydi elimizden gidenler
    O'da bende sonraları özleyip durduk
    belki de o sonralarmış bizi şimdisiz edenler..
    %%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%

    Adınla ayrılan kavşaklarda
    gözlerini beklemekten geldim hep
    bırakmadın
    bulvarları güzel güne yetirem..

    Bir sırrı açıklarcasına çaldığımda kapını
    tutuşacak ıslık gibi incitip saldın sokağa
    zeytin karası damlarken gözlerinden sineme
    bana koyun koyuna özlemeyi öğrettin
    yağmalanmış düş gibiyim bu yerde
    SEN BANA ETTİĞİNİ SANA DA ETTİN..

    &&&&&&

    Yanımdaki yokluğunda
    benden uzaklığı büyüttün hep
    bırakmadın ki
    yanak yanağa çoğalmayı getirem..
    Öksüze söver gibi söyleyip geçtin beni
    bir dağı sökmeye tükenen
    aslan ettin gözündeki denizde
    fırtınalar kanıyorken ellerinden elime
    bana hastalanmış rüzgârları üflettin
    dili ağzında kurumuş ölüden beter haldeyim
    SEN BANA ETTİĞİNİ ASLINDA SANA ETTİN..

  • Han Zade
    Han Zade

    06.12.2010 - 17:24

    ‎ 1-Bir yokuşun inişine benzeme olasılığı
    Gidişinle gelişinin arasında ben gibi
    Kolay gibi gözüken ayrılığın yarası
    Bekleyen bir yürek de pıhtılaşmış kan gibi.

    2-Ağrı vurur derinden susmayan dil kısılar
    Şahdamarın bakarsın ta dibinden kesilir
    Yâr besleyen sineye kara taşlar basılır
    Ölümlerin öncesi ağarmayan tan gibi.

    3-Dağlar saman çuvalı gözükürken gözüne
    Kaygılar havlu atar bıçaklardan sözüne
    Bir bırakıp gidenin çürüttüğü özüne
    Ar denen rezilliğin dayattığı yan gibi.

    4-Sevdiğini yadların kapısında görmek de
    Bile bile yüreği yangınlara sürmek de
    Umut denen denizi koltuğuna dürmek de
    Aynı derdin dalıdır anadan üryan gibi...

  • Han Zade
    Han Zade

    05.12.2010 - 23:50

    'Kalem kec-dil, mürekkeb rû-siyeh,kağıt dü-rû bilmem,
    Kimi etsem o şûha arz-ı hâlim yazmada mahrem? '



    Şeb-i yeldayı müneccim muvakkıt ne bilir
    Müptelayı gama sor kim geceler kaç saat?

  • Han Zade
    Han Zade

    05.12.2010 - 22:45

    Kalem eğri dilli, mürekkep siyah yüzlü, kağıt iki yüzlü!
    Şimdi kalkıp arzuhâlimi yazmaya kimi mahrem kılayım? ....

  • Han Zade
    Han Zade

    04.12.2010 - 18:28

    Zeki olma hayali, tüm insanlar için idealdir. Ancak zeki insanların yaşantı tarzı ile toplumun yaşantı tarzı arasındaki çelişkiyi gördükleri zaman, acaba bu insanlar zeki mi? Ben bu insanlar gibi mi olmak istiyorum? Soru ifadelerini insanlar kendilerine sorarlar.
    Zeki insanların zeka ifadeleri çoğunlukla doğuştan gelmektedir, ancak siz iyi bir eğitimden geçtiyseniz, zeki insanların özelliklerini gösterirsiniz. Tam tersi olarak ta zeki bir insan kötü bir eğitimden geçtiği zaman normal insan modelini gösterecektir.
    Zaman zaman sorulur, zeki insanların özellikleri nelerdir? Özelliklerinden bir tanesi çok büyük fiziksel enerjiye sahip olmalarıdır. Bu doğuştan gelen bir enerji modellemesi olmayıp, tamamen kendini adapte ettiği konuyu tamamlamak için saatlerce çalışması gerektiği bilincine sahip olmasıdır. Bunun sonucu olarakta irade ve kalp koordineli bir şekilde enerjiyi temin için çalışırlar.
    Üstün zekalı insanların diğer bir özelliği ise hem zeki görünüşlü olmaları ve hem de doğal görünmeleridir. Hem zekalarını belli ederler ve hem de çocukça bir yapıyla hareket ederler. Bu nedenden dolayı da sorgulanırlar; bu kişi gerçekten zeki mi?
    Zeki kişiler hem disiplinle ve hem de oyun oynar tarzda işlerine eğilirler. Yaptıkları işi büyük bir ciddiyetle yaparlar, ancak oyun havası da vererek yaptıkları işten büyük bir zevk alırlar.
    Zeki kimseler hem gerçek dünya ile bağlarını koparmazlar ve hem de hayal dünyası içinde yaşarlar. Ürettikleri şeyler gerçek dünyada kullanılacaktır, ancak olmayan şeyleri üretmek zorundadırlar. Normal insanlara göre üstün zekalı insanların düşünceleri fantestiktir, ancak bilimsel çalışmalar fantestik hayaller sonucu ortaya çıkmaktadır.
    Üstün zekalı insanlar hem dışa dönüktür ve hem de içe dönüktür. Normal insanlar bu olaylardan sadece birisine sahiptir. Normal bir insan ya dışa dönük bir yapıya sahiptir, ya da iç dünyasına kapanık yaşar, Zeki insanlar ise zaman zaman dışa dönüktür, zaman zaman da iç dünyalarına kapanırlar. Ancak bu olayı son derece dengeli bir şekilde yaparlar.
    Üstün zekalı insanlar son derece inatçı yapılı kimselerdir. Başarısızlıkta asla yılmazlar ve asla pes etmezler. Düşünsenize, Edison ampulü bulmadan önce binlerce sefer deneme yapmıştır ve asla pes etmemiştir Sonunda da başarıya ulaşmıştır.
    Üstün zekalı insanlar halkın nazarında ukala tabir edilen yapıya sahiptirler. Bir konu hakkında bilgi sahibi olmadan konuşmazlar ve konuştukları konu hakkında derin bilgiye sahiptirler, bu nedenden dolayı da konuşmalarında inat ederler. Bu da onların ukala damgasını yemelerine neden olur.
    Üstün zekalı insanlar yaptıkları işe büyük bir tutkuyla, ama büyük bir gerçekçi bakış ile sarılırlar. Onların tutkuları yaptıkları işten vazgeçmemelerine, gerçekçi olmaları da uygun eserler çıkarmalarına neden olur.
    Üstün zekalı insanlar rahatlarına ve sanata düşkündürler. Herhangi bir sanat dalı ile uğraşıyorlarsa başarılı olurlar. Rahat şartları da severler.
    Üstün zekalı insanlar lider ruhlu insanlardır. Genellikle her konuda söyleyecekleri şeyler olduğu için her türlü insana hitap edebilirler. Sevecen ve babacan bir tavırları vardır. Genellikle öğrenciliklerinden itibaren lider ruhlu özellikleri belirginleşir.
    Çok hareketli ve aktif insanlardır. Devamlı bir şeyler üretme ihtiyacı hissettikleri için bir yerde duramazlar. Bazen zeki çocukların hareketli olmaları hiper aktiflik ile karıştırılır. Bu nedenden dolayı ebeveynlerin dikkatli olmaları gerekmektedir.
    Sizlerde içinizde var olan zeka potansiyelini harekete geçirebilirsiniz. Hayal kırıklığından ve başlarısızlıktan korkmadan çalışırsanız, çevrenizdekilerin aptal demelerine aldırmazsanız (genellikle de ukala denir) , hayallerinizi zaptedebilirseniz; neden olmasın. Önemli olan ise başarıya götürecek yolları hayal etmektir.

Toplam 776 mesaj bulundu