Ahir zamanda yaşamak nasipmiş bize Cihatımız var şimdi münafıka dinsize Tutsak olmadık menfaat için nefsimize Bir elimde Kuran bir elimde Sancak “Allah’ın huzurunda eğilirim ben ancak”
Kula kulluk etmem budur benim düsturum Çamurdan,çirkeften,iftiradan uzaktır yolum Bu vücut ezilsede temiz ve hürdür ruhum Bir elimde Kuran bir elimde Sancak “Allah’ın huzurunda eğilirim ben ancak”
Törem Türk töresi,ahlakım İslamdır benim Bir kutlu savaş için uğraş verir bu bedenim İslamı muzaffer kılmak aleme nizamdır görevim Bir elimde Kuran,bir elimde Sancak “Allah’ın huzurunda eğilirim ben ancak”
Alıştım faşist,kurtçu,şaman laflarına Yıldıramaz kem söz,giderken doğru yolumda Mevlam nasip etmesin eğriliği bu garip kuluna Bir elimde Kuran,bir elimde Sancak 'Allah’ın huzurunda eğilirim ben ancak'
Devlet-i Ebed Müddet için varım eğilmez başım Alem-i İslam için kederim dökülür kanlı yaşım İsterim bu yüce dava için toprağa düşsün naşım Bir elimde Kuran,bir elimde Sancak 'Allah’ın huzurunda eğilirim ben ancak'
Bilirim bir ölsekde bu vatanda bin diriliriz Menfaat için değil bu toprak için can veririz Döndüremez hiçbir kuvvet bu yolda ser vereniz Bir elimde Kuran,bir elimde Sancak 'Allah’ın huzurunda eğilirim ben ancak' Mesut Özbek
Bir söyle pir söyle Hakk'ın aşkına Konuşan dili ol susan canların Mazlumu sömüren dönsün şaşkına Konuşan dili ol susan canların Hakkı var üstünde garibanların
Saltanata gözün gönlün tok olsun Nazarında makam mevki yok olsun Yüreğin yay gibi sözün ok olsun Konuşan dili ol susan canların Hakkı var üstünde garibanların
Mazluma yoldaş ol yüreğini ver Bir cana can olmak her şeye değer Vebalin büyüktür susarsan eğer Konuşan dili ol susan canların Hakkı var üstünde garibanların! ..
Adalet hükmetsin divan kurulsun Hak yerini bulsun meydan durulsun Haksız babansa da hesap sorulsun Konuşan dili ol susan canların Hakkı var üstünde garibanların! ..
Şu dünyada bir tek doğru kalsa da Doğruyu demekten alem yılsa da Bunun sonu ipe gitmek olsa da Konuşan dili ol susan canların Duası üstünde garibanların! .. Uğur Işılak
Kalana git demek terbiyesizlere, Dönmeyene dön demek acizlere, Hak edene git demek asillere yakışır Kimseye hak etmediğinden fazla değer verme,yoksa değersiz olan hep sen olursun… Düşün..
Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen? Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen? Kim sever seni, sen kendini sevmezsen? Her şey sende başlar, sende biter… Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini… Ya çare sizsiniz yada çaresizsiniz...
Öyle bir hayat yaşadım ki cenneti de gördüm cehennemi de. Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm pes etmeyi de. Bazıları seyrederken hayatı en önden, kendimi bir sahnede buldum oynadım. Öyle bir rol vermişlerdi ki okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde, hem kızdım hem güldüm halime. Sonra dedim ki söz ver kendine Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin, Uçmayı biliyorsan düşmeyi de bileceksin, Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredeceksin. Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım. Öyle değerliymiş ki zaman hep acele etmem bundan anladım.
Yolcuyum şu fani dünyada Hüzünlü yalnızlığım var mısralarımda Değişken iklimlerdeyim Mevsim şimdi sonbahar Seyre dalıyorum alemi Gönül bahçemin penceresinden Dökülüyor bir bir umutlar Sararıp solan gönül bahçemden Yalnızlık damlıyor hüzün akan kalemimden Ne hasret ne fırtınalar Dilim sanki lal kesilmiş Tarife sığmaz duygular Titrek ellerim silmeye varmıyor Kanlı gözyaşlarımı Yönelişim Allaha! arzum ona Affına sığınmışım Affet Allahım..! Merhametini ummuşum Bağışla Allah’ım Şimdi pişmanlık ateşlerindeyim Yüreğimde kor alevler Dilim yakarışta Beni bana bırakma ey hak ne olur Ey ruhumu okşayan dualar Ey gözyaşlarıyla ıslanan seccadem Ey rahmete açılan kapım Dua için semaya kavuşan ellerim Gitmeyin! Gitmeyin! Ey hayellerim Yarından umudum olsun isterim İlahi sevdam yarama merhem Yansın yüreğim ilahi aşkla Dem bu dem Güller açsın yüreğinde hazana inat Bülbüller şen şakrak ötsün gülşen olsun kainat Varlığım hikmetinle dolsun arasın sahibini Arasın mecrasında bu mülkün malikini Ey bana asi nefsim! Davetim sanadır gel! Ara hakkı bulursun Kavuşmak sanma hayal Sıyrıl ihtiraslardan Kır şu zincirlerini Beklemekte hala imanım seni Gel! durma gel!
çok uzun yıllar önce iki kır çiçeği birbirlerine aşık olurlar. her bahar diğer çiçekler gibi onlar da açıp güneşe merhaba derler. fakat bir bahar başlangıcı bu çiçeklerden biri diğerine; “biz diğer çiçekler gibi bu bahar açmayalım, kışın ortasında herkesin soğuktan kaçtığı karlı günlerde açalım ki, bütün doğa bize ait olsun” der ve ikisi de o bahar açmamaya karar verirler. biri açmak için kışın gelmesini ve karın yağmasını beklerken, diğeri o yaz açar. o gün bugündür, karda açan ve sevgilisini bekleyen çiçeğe “kardelen”, sevgilisini yarı yolda bırakan çiçeğe de “hercai” denilir. işte bu yüzden hayırsız sevgiliye “hercai” diye hitap edilir...
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim; O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim. Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur; Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur. Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale, Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canim; Vatanim da vatanim... İstanbul, İstanbul...
Tarihin gözleri var, surlarda delik; Servi, endamlı servi, ahirete perdelik... Bulutta saha kalkmış Fatih'ten kalma kir at; Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat... Şahadet parmağıdır göğe doğru minare; Her nakısta o mana: Öleceğiz ne çare? Hayattan canlı olum, günahtan baskın rahmet; Beyoğlu tepinirken ağlar Karaca Ahmet...
O manayı bul da bul! İlle İstanbul’da bul! İstanbul, İstanbul...
Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği; Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği. Oynak sular yalının alt katına misafir; Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir. Her aksam camlarında yangın çıkan Üsküdar, Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar... Bir ses, bilemem tambur gibi mi, ud gibi mi? Cumbalı odalarda inletir katibi mi...
Kadını keskin bıçak, Taze kan gibi sıcak. İstanbul, İstanbul...
Yedi tepe üstünde zaman bir gergef isler! Yedi renk, yedi sesten şayisiz belirişler... Eyüp oksuz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu, Adada rüzgar, ucan eteklerden sorumlu. Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından. Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar; Güleni söyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sümbül kokan Türkçe’si bülbül kokan, İstanbul, İstanbul...
amin yarabbı Ya Rab! Affını ihsan eyle nur sızmamış her hâlimize. Ağırlığından ezildiğimiz gü...nah defterlerimize. Günbatımlarının kuşattığı aciz sözlerimize, dile getiremediğimiz tövbe yüklü cümlelerimize... Ört üzerlerini Settar isminle çirkinliklerimizin... Ya Rab! Esirgeme 'sevgi' dediğin, o anlaşılmaz kalb anahtarını... Mühürleme tahtını kurduğun şu kalbi sensizlikle. Bizi bize bırakıp, yapayalnız koyma karanlıklarda. Ya Rab! N'olur günyüzü göster bize, güneşi avuçlayalım sımsıkı. Tüllensin yeniden sevgimiz... Ya Rab! Ümit bahşet! .. Ümit olsun yeni doğan sabahlarımızın adı... Bir güvercin kanadında, yahut mor menekşe akşamlarda... Buz kesilmiş hayâllerimizin yamacında beklerken, ümit yeşertsin dualarımız. Rüzgârın hâyhûyuna takılıp sararan ömrümüze bir çiğ düşsün ümitten yana. N'olur hiç solmasın ümidin yedi rengi içimizde... Ya Rab! Unutturma kendini.. unuttur Sen'den gayri her şeyi. Beyhude geçen günlerimizin alaca karanlığında takılıp kaldığımız 'mecâzî sevdaları.' Şu ritmi bozuk kalb atışlarımıza şifâ sun.. acı veren isyan günlerimize, diz üstü çöktüğümüz kara gecelerimize. Yağmuruna hasret bıraktığınız gönül mevsimlerine... Yalvarıyorum! Rahmetini lûtfet günün birinde. Ya Rab! Barış lûtfet, sekîneler indir meleklerin nurdan kanatlarıyla, taştan da katı yüreklere... Ve silâh gölgesinde gözyaşı döken masum çocuklara, güzel günler lûtfeyle... Ya Rab! Dindir içimizdeki acıları. Bembeyaz tebessümler nakşeyle dudaklarımıza.. ölümü değil, umudu bekleyenlere, bugünü değil, yarını arayanlara, güller sunalım ışık süvarilerimizle... Yaşayan değil, yaşatan olalım... Dalgalı denizlerde alabora olanları, tanımadığı sularda yitip gidenleri, sâhil-i selâmete ulaştır. Günyüzü göster bize, güller açsın solgun ve yorgun şehirlerimizde. Rahmetinin serinliğini indir toprağımıza... Ya Rab! Zaman ve mekânları aşkın bir surette gidelim Peygamber-i Zîşân'ın şefkât iklimine. İklimi sarsın bizi tül tül ve biz gönül kadehlerimizde sunalım dostluğumuzu... Katık edelim gözyaşlarımızı, 'vuslat'ı yaşayalım. Dillerimiz yana yakıla, Amin velhamdülillahi rabbil alemin. ^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^ amin yarabbı Ey Allah'ım! Ey duaları geri çevirmeyen Rahman! Sana bütün gücümle, bütün kalbimle... ve kalbimin tercümanı olan gözyaşlarımla yalvarıyorum. Seni tanımayan biçarelere de göster kendini. Tattır onlara sevgini. Bilsinler ne büyük bir aşk olduğunu. ...Bilsinler Senin alemlere Rahmet olan Rasülünü. Bilsinler Senin affediciliğini. Onlar da gelsin Senin mağfiret kapına. Onlar da istesin Seni bizim istedigimiz gibi. Rabb'im hayatında hiç Sana ibadet etmemiş, içinde hiç Allah aşkı olmayan, imana susamış ama susuzluğunun kaynağını bilmeyen bu insanlara hidayet nasip et ne olur! Ne olur Allah'ım; .. Senin içime koyduğun sevgiyle sevdim ben onları. Senin rızan için arkadaş dedim onlara. Rabbim ben sadece bu dünya icin sevmiyorum. Sevdiğim herkesi ahirette de birlikte olayım diye seviyorum. Sana gelirken onlarla birlikte geleyim diye seviyorum. Yani herkesi seviyorum Sen; den ötürü. Allah'ım! Ya sarılırsa yakama, ya bana derse o Büyük Günde, Neden anlatmadın bana Rabbini? Neden anlatmadın bana cennet-cehennemi? Neden Rahmet Peygamberinden söz etmedin? Neden bu ilahi düğüne beni de davet etmedin? Sen benim arkadaşım değil miydin? Hani arkadaslar birbirlerine herşeyi anlatırlardı. Sen bana neden anlatmadın? Bana neden bugünden haber vermedin? Neden, neden, neden? ' Allah'ım! ! Ben ne yaparim bu soruların karşılığında? Ne cevap veririm, nasıl dayanırım? Omuzlarım kaldırır mı bu yükü? Öyle bir yük, öyle bir yük ki Sana ve Rasülüne kavuşmanın sevincini yaşatmayacak bana. Çünkü bir şeyleri eksik bırakmışım ben dünyada. Haketmemişim ben bu sevinci.. Tam Sana kavuştum derken bu arkadaşımın hakkının altından nasıl kalkarım, nasıl öderim bu vebali? Rabbim Sen istersen, Sen ol dersen ne olmaz ki! ALLAH'ım onları da aramıza kat. Onları da Sana yönelt. Onlar da sevsin Seni. Seni sevince zaten bulacak bütün güzelliği, bütün doğruluğu. Seni sevince ölümü de sevecek, peygamberleri de sevecek. Herşeyi, herkesi sevecek. Seni seven neyi sevmemiş ki? Ben acizim, birşey yapamıyorum duadan baska. Elimden fazlası gelmiyor. Senin sevgini yine ancak Sen koyarsın onların kalbine. Sen yöneltirsin onları kendine. Allah'm! Yapabildiğim tek şey şu anda gözyaşlarımla birlikte elimi açıp sana yalvarmak. Yalvarıyorum hidayet nasip et onlara. Asıl mutluluğu ver onlara ve onlar gibilere. Ver onlara Allah'im sevgini! Yağdır Rahmetini! Ve beni de bütün müslüman kardeşlerimi de affet Rabbim
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^ amin yarabbı Ya Rab..! Kurtar Bu Endişeden.. Serinlet Alev Alev Yanan Yüreğimi.. İnşirak Ver Dar...alan Ruhuma.. Genişlik Ver Sıkışan Gönlüme.. ...Aklımın Ziyasını Ziyadeleştir..
Ya Rab..! Beni Yalnız Bırakma.. Bedenime Mecal.. Gözlerime Fer Ver..
Ya Rab..! Beni Yalnız Bırakma.. Takıldığımda.. Sendelediğimde.. Düştüğümde.. Yalnız Bırakma.. Ya Rab..! Beni Yalnız Bırakma..
Hani: Kulum Bana Bir Adım Gelirse.. Ben Ona On Adım Varırım.. Atabildim mi O Adımı Bilmiyorum.. Ama.. SON Adımım Sana Ya Rab.. Sana..
Kulum Bana Yürüyerek Gelirse.. Ben Ona Koşarak Gelirim.. Yürüyebildim mi Bilmiyorum.. Ama.. SON Yürüyüşün Sana Ya Rab.. Sana..
Öyle Bir An Gelir Ki.. Onun Yürüyen Ayağı.. Gören Gözü.. İşiten Kulağı.. Konuşan Ağzı.. Olurum Buyuruyorsun ya.. Olur musun Ya Rab..! Olur musun..
Sana Yürüyen Ayağım.. SON Yürüyüşüm.. Sana Konuşan Ağzım.. SON Konuşmam.. Seni Gören Gözüm.. SON Görmem.. Seni İşiten Kulağım.. SON İşitmem.. Olur musun Ya Rab.. Olur musun..
Gelmedi mi O Gün.. O Gün Gelmedi mi.. Gelmedi mi.. Ya Rab...
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
amin yarabbı Hüzün çiçeği gibi boynu bükük, kalbi kırık, dili titrek, gözü yaşlı, boynu b...ükük bir dille duadan başka birşey gelmez elimizden. Muhkem dağlar kadar günahla kapında duran bu mücrim, rahmetinden öylesine ümidvar ki Züleyhanın Yusufu özlemesinden daha çok bir aşkla beklemekte eşyanın hakikatını görmek için. Hasretinden yanan gönüllerin ateşi can olanları yaksa dahi, dumanı götüren rüzgar ırak yüreklere ulaşır diye rahmetinin peşine düştük.Bizi seni sevenlerin sevgisinden uzak tutma. Amin..
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^ amin yarabbı Ey zâtını hamd ile azîz olduğum! Ey zâtını hamdden âciz olduğum! Ben, layıkıyla öv...emem Seni! Sen, övdüğün gibisin kendini! Seni, layıkıyla ancak Sen tanırsın! Seni, layıkıyla ancak Sen översin! Hamd’im Sana mahsustur, senâm Sanadır! Umudum, korkum ve sevdam Sanadır1 Özümü Sana çevirdim, Sana tutundum! Elimi Sana açtım, gönlümü Sana sundum! ^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^ amin yarabbı Allahım! Ağlamayan gözden, sızlamayan özden, kızarmayan yüzden Sana sığınırım. Şir...kten, küfürden, müşrikten, Cahilden, gafilden, kafirden Sana sığınırım. Harama dayalı servetten, Hak edilmemiş şöhretten Sana sığınırım. Korkaklıktan, pısırıklıktan, kıskançlıktan Sana sığınırım. Hasetten, fesattan, kesattan, nifaktan, Fısktan, fücurdan Sana sığınırım. İftiradan, ihanetten, cimrilikten, kincilikten Sana sığınırım.
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
amin yarabbı Ya Hû! Allah’ım Sen Ehadsin; beni nazarında biricik eylemişsin, yakarışım Sanadır..., yalnız Sana kulluk ederim… Allah’ım sen Samedsin. Ellerimden tutan sensin,ihtiyacım yalnız sanadır, yalnız Senden yardım dilerim… Allah’ım sen doğurmadın doğrulmadın, kimseye benzemezsin sade Sana güvenirim. Allah’ım denginde yok benzerinde, munezzehsin, mukaddessin… sade Seni İlah bilirim. Bana beni Sen verdin, beni bende bırakma… Beni Senden uzak eyleme, kendine dost eyle. Beni Sen benden eyledin, bendimi huzurundan ayırma… Beni bana bend eyleme, kendine bend eyle.. Beni benden iyi bilirsin, bana benden yakınsın.. Beni bana bırakma, kendine kul eyle. Beni bana bırakma! Ya İlahe İlla Hû… Amin
amin yarabbı Gönülden Dualar Sabır, tahammülün bittiği yerde filizlenir… Olmaz gönlüm, olmaz öyle! Keskin sirkenin akıbeti malûm. Dört mevsimi yaşayan bir cennetin bağrında büyüdün de sen, onun için böyle bir baharı ve yazı özlersin. İstersin ki çabuk geçs...in fırtınalı sonbahar, ayaza durmasın kışlar. Dedim ya, sen dört mevsim hesabını yaparsın yaşarken duygularını. Ama bilmelisin herkes buralı değil. Bilmelisin, güneş görmeyen yurtlar var. Olmaz gönül, olmaz öyle. Yükün ağır bilmekteyim, baharı yaşamayanlarla kış nasıl geçer; onu da bilmekteyim. Ama şunu da bilmekteyim ki, sabredebildiğin ölçüde yaşarsın. Eminim ki, hayat sabra denktir. Ve sabır, tahammülün bittiği yerde filizlenir. Sabır gönlüm, sabır! İçine çekerken, zehir gibi gelir tadı, boğulacağını zannedersin.. Kanın çekilir yüzünden, bembeyaz olur sîman; yutkunursun, geri döner içinde düğümlenenler. Başını eğmek istemezsin; ama kaldıramazsın da öyle göklere doğru. Ağlarsın, gözyaşın akmaz. Haykırmak gelir içinden, zangır zangır gürültüler habercisi olur titreyen ellerin. Konuşursun yalnızca kendinle, dökersin içini; senden başkası duymaz bilirsin bunu. Sitemlerin dillenir haklı olduğunca, bağırırsın rahatlarcasına, ama sadece kendi içinde, ama Sonra gözlerin… Gözlerin nihai nokta olmak ister en sonunda. Durur öylece, bakar, bakar… Ve kimseler fark etmez neden donuklaştığını, kimseler anlamaz anlatmak istediği çifte derin mânâyı… Sonra çekip alıverirsin anlamlı bakışlarını ruhunu bir kenara bırakmışlardan. Yüzünü çekersin, yalan dünyanın yalancılarından. Alnındaki kırışıklıkları alıverirsin haberi olmayanların önünden. Ve başlar böylece sabır maratonun...
Kanuni Sultan Süleyman ordusunu güzel bir bahar mevsiminde sefere çıkarmış ve Belgrad önlerine kadar gelmişti. Ordu mola verdi. Önce namaz kılacaklar sonra da yemek yiyeceklerdi. Atlarından inen askerler, hemen çevredeki çeşmelerin başlarına yığıldı. Mo...la verilen yerde bir manastır vardı. Manastırın başrahibi bu manzarayı görünce, aklına şeytani bir düşünce geldi. Bu fırsattan istifade ederek, Osmanlı'nın ruh kumaşını deneyecekti. Bakalım bu askerin ahlaki kalitesi ne kadardı? Hemen manastırdaki genç rahibe kızları, o devre göre açık saçık sayılabilecek giyimlerle çeşmelere yolladı. Güya manastıra su getireceklerdi.Kendisi de durumu gözetlemeye ve askerlerin nasıl davranacaklarını anlamaya çalışacaktı. Ancak gördükleri karşısında hayretten hayrete düşmüş, tabiatıyla da çok üzülmüştü. Çünkü, bu genç rahibeleri açık saçık vaziyette çeşme başlarında gören askerler, hemen geriye çekildiler ve arkalarını dönerek onları görmemeye çalıştılar. Rahibeler çeşme başlarında oyalandıkları müddetçe de asla dönüp bakmadılar. Ancak el ayak çekilince, tekrar çeşme başına geldiler. Rahip bütün bunları hayretler içinde gördükten sonra, daha önce duyduklarına da inanmak zorunda kalmıştı. Bu asker, sıcakta ve susuz olduğu halde, kenarından geçtiği bağlardan bir salkım üzüm koparmamıştı. Hatta üzüm koparan birkaç asker değerine değerinden çok fazla edecek altın paralar bırakmıştı. Bunun üzerine Haçlı komutanlara bir mektup yazdı. Onlara şöyle dedi: 'Osmanlı ordusunun kalbinde müthiş bir Allah korkusu ve sevgisi vardır. Bunlar dünya malına itibar etmezler. Kadına, kıza dönüp bakmazlar. Ancak Allah yolunda ve padişah buyruğunda severek savaşırlar. Kendilerinden çok din ve vatanını düşünürler. Adaletlidirler. Zulümden çekinirler. Allah için ölmeyi şeref ve nimet bilirler. Osmanlı'da bu yüksek özellikler varken, siz asla zafer yüzü göremezsiniz. Bu meziyetlerini ortadan kaldırmadıkça, onları yenmenize imkan ve ihtimal yoktur.' İşte bu mektup, Osmanlı askeri'nin başarılarının en büyük sebebini açıkça anlatmaktadır. Avrupalılar, kendi kötü hasletlerini Osmanlılara aşıladıkları zaman, ancak bu şekilde onları yenebileceklerini fark edince, faaliyetlerini bu yönde yoğunlaştırdılar.
Olduğum gibi kim görebilir beni Ne rengim var benim, ne nişanım Benim de bildiğim sırlar var diyeceksin ama Hem o sırlarım ben, hem de o sırları saklayanım Bu gönül ne vakit durulacak bilmem Ama şu anda hiç kımıldamadan duran ...
13.06.2011 - 14:59
Düsturum
Ahir zamanda yaşamak nasipmiş bize
Cihatımız var şimdi münafıka dinsize
Tutsak olmadık menfaat için nefsimize
Bir elimde Kuran bir elimde Sancak
“Allah’ın huzurunda eğilirim ben ancak”
Kula kulluk etmem budur benim düsturum
Çamurdan,çirkeften,iftiradan uzaktır yolum
Bu vücut ezilsede temiz ve hürdür ruhum
Bir elimde Kuran bir elimde Sancak
“Allah’ın huzurunda eğilirim ben ancak”
Törem Türk töresi,ahlakım İslamdır benim
Bir kutlu savaş için uğraş verir bu bedenim
İslamı muzaffer kılmak aleme nizamdır görevim
Bir elimde Kuran,bir elimde Sancak
“Allah’ın huzurunda eğilirim ben ancak”
Alıştım faşist,kurtçu,şaman laflarına
Yıldıramaz kem söz,giderken doğru yolumda
Mevlam nasip etmesin eğriliği bu garip kuluna
Bir elimde Kuran,bir elimde Sancak
'Allah’ın huzurunda eğilirim ben ancak'
Devlet-i Ebed Müddet için varım eğilmez başım
Alem-i İslam için kederim dökülür kanlı yaşım
İsterim bu yüce dava için toprağa düşsün naşım
Bir elimde Kuran,bir elimde Sancak
'Allah’ın huzurunda eğilirim ben ancak'
Bilirim bir ölsekde bu vatanda bin diriliriz
Menfaat için değil bu toprak için can veririz
Döndüremez hiçbir kuvvet bu yolda ser vereniz
Bir elimde Kuran,bir elimde Sancak
'Allah’ın huzurunda eğilirim ben ancak'
Mesut Özbek
Mesut Özbek
11.06.2011 - 23:21
Konuşan Dili Ol Susan Canların
Bir söyle pir söyle Hakk'ın aşkına
Konuşan dili ol susan canların
Mazlumu sömüren dönsün şaşkına
Konuşan dili ol susan canların
Hakkı var üstünde garibanların
Saltanata gözün gönlün tok olsun
Nazarında makam mevki yok olsun
Yüreğin yay gibi sözün ok olsun
Konuşan dili ol susan canların
Hakkı var üstünde garibanların
Mazluma yoldaş ol yüreğini ver
Bir cana can olmak her şeye değer
Vebalin büyüktür susarsan eğer
Konuşan dili ol susan canların
Hakkı var üstünde garibanların! ..
Adalet hükmetsin divan kurulsun
Hak yerini bulsun meydan durulsun
Haksız babansa da hesap sorulsun
Konuşan dili ol susan canların
Hakkı var üstünde garibanların! ..
Şu dünyada bir tek doğru kalsa da
Doğruyu demekten alem yılsa da
Bunun sonu ipe gitmek olsa da
Konuşan dili ol susan canların
Duası üstünde garibanların! ..
Uğur Işılak
11.06.2011 - 19:57
ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM
Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım! ..
- Boğamazsın ki!
- Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?
M.Akif Ersoy
11.06.2011 - 02:03
Senden Sonrası
Aşkın hudûdunu aştı muradım,
Maksûda varıştır senden sonrası;
Erenler katına belki bir adım,
Belki bir karıştır senden sonrası.
Farkına varınca olup bitenin,
Kırdım zincirini nefsin, bedenin!
Beni aşkın ile ıslah edenin,
Lutfuna eriştir senden sonrası...
Bana bu gayreti sağlayan kudret,
Eyyûb'ün sabrından aldığım ibret.
Ne riya, ne kibir, ne kin, ne nefret;
Ebedî barıştır senden sonrası.
Bir gonca Bakî'nin gül destesinden,
Bir yudum sakînin sır testisinden,
Yüce Mevlâna'nın gel bestesinden,
Feyz alış veriştir senden sonrası.
Kevser sarhoşuyum meyhane değil,
Hiçbir zevk böylesi şahane değil,
Kays gibi Leyla'yı nefsane değil,
Efsane görüştür senden sonrası...
Yumup gözlerimi yalan dolana;
Açtım can evimi gerçek olana.
Elifi bırakıp Karac'oğlana,
Yunûs'la yarıştır senden sonrası
Cemal Safi
10.06.2011 - 13:50
Resulullaha aşıktı hannane...
Resûlullaha âşıktı
Mescid-i Nebî ilk inşâ edilince, hutbe okumak
için minber yoktu önceleri.
Bir “Hurma kütüğü” vardı mescid içinde.
Hattâ adı bile vardı bu kütüğün:
“Hannâne”
Bu kütük, cansızdı, ama
âşıktı Resûlullaha
Efendimiz aleyhisselam
Cuma hutbesini buna dayanarak
okuyorlardı.
Sonraları bir “Minber” yapıldı.
Ve ilk Cuma günü,
Efendimiz aleyhisselam
Hutbe okumak için bu minbere
çıktılar.
Tam hutbeyi okuyacaklardı ki, kütükten,
garip sesler gelmeye başladı.
“Ağlama” ve “İnleme” sesleriydi bunlar.
Kütüğün ağlama sesleri kesilmeyince,
Efendimiz aleyhisselam
minberden inip, o
“Hurma kütüğü”nün
yanına vardılar.
Ve şefkatle okşadılar onu.
Ânında kesildi ağlaması.
Sonra eshâba dönüp;
Ey eshâbım, inip de onu okşamasaydım,
kıyâmete kadar böyle ağlayacaktı.
buyurdular.
Sonra seslendiler o kütüğe:
İster seni bahçeye dikeyim. Tekrar dal budak sal.
İstersen Cennete dikeyim. Allah dostları
yesin meyvelerinden!
Kütükten cevap geldi:
Yâ Resûlallah! Cennete dikin beni!
Efendimiz aleyhisselam;
Âhireti dünyâya tercih etti
buyurdular.
Bu, bir mûcize idi.
Allahü teâlâ her şeye kadirdir.
Dilerse bir “Taş”a da lisan verir,
bir“Kuru kütüğe” de.
09.06.2011 - 11:37
n.....Kiminle konuştuğunuzu bilseydiniz Namaz'dan hiç ayrılmazdınız.. 'Hz. Muhammed (s.a.v) '
! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! !
Rabbim...çaresiz olmaktan, senden uzaklaşmaktan, doğru yoldan sapmaktan sana sığınırım..* AMİN *
! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! !
'İnsan sevme hissini israf etmemeli, Kim ne kadar sevilmeye layıksa,onu o kadar sevmeli...'
! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! !
Haddini biLmek Gibi iLim ve İrfan oLmaz, Hak AşkıyLa suLanan Bahçenin GüLü soLmaz..
! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! !
Güvenme zaman ahir zamandır. Amel ihlas yoksa halin yamandır. Aldatır dünyanın yalan ziyneti, seni kurtaracak tek gercek İMAN'dır.
! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! !
Dünyada bir kadına en büyük hediye onu mevlaya yaklaştıracak,dinin inceliklerini öğretecek bir eştir...
! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! !
Eğer sevgi bir çiçekse, saygı onu koruyan saksıdır. Çiçek solmaya başlamışsa, dikkat edin; saksı mutlaka çatlamıştır.
! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! !
Birgün bensizlik çalar kapını.Benli günleri düşünür,avunursun.sanma ki yalanlar içinde, bir ben gibi doğru bulursu
07.06.2011 - 16:35
UTANSIN
Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!
Eski çınar şimdi noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!
Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!
Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!
Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!
NECİP FAZIL KISAKÜREK
07.06.2011 - 11:00
hayatta en namussuzlar kadar cesaretli olmadıkça,bu ülke düzlüğe çıkamaz! ! !
02.06.2011 - 20:31
Yokluğumun Resmi Sözleri
Attığım her adım benden uzakta
Bastığım her yerde yokmuşum meğer
Çırprnırken 'ben' denilen tuzakta
'ben' bana saplanan okmuşum meğer...
Aklım kumsal iken, ben toz paresi
Çıktıkça yükseğe alçalır oldum
Düşündüm derdimin nedir çaresi
Susarak konuşmak, sonunda buldum...
Esrarlı vuslata bir adım kala
Hasretin vecdiyle, ben kement attım
Deryada boğulmak ne güzel bela
Battıkça kurtuldum, çıktıkça battım...
Görünmez cevheri buldum diyerek
Körlüğü kör ettim, deli bir taşla
Bilmeyi bilmeden, bildim diyerek
Boşluğu doldurdum, dolu bir boşla...
Nasılların sebebini sorarken
Sualimi cevapladım 'niçin'de
Çokluğumda yokluğumu ararken
Yalnız kaldım yığınların içinde...
Satır satır böldü beni heceler
Her kırkımı, kırka yardım savuştum
Boşluğumu kucakladı geceler
Sessizlikte, gürültüyle boğuştum...
Var'da yoku, haykırırken her seda
Aklım ki, aklımı başımdan aldı
O'na gidiyorum, bana elveda
Sonsuz olan sona, bir nefes kaldı..
uğur ışılak
02.06.2011 - 10:30
Yar Senin Adını Hasret Koydum Ben
Kalbimin derdini, kalem yazıyor
Yar senin adını hasret koydum ben
Bu sevda çok ağır, yürek eziyor
Yar senin adını hasret koydum ben.
Sitemin çok acı, gönül yakıyor
Yine gözlerimden yaşlar akıyor
Melekler şahidim bana bakıyor
Yar senin adını hasret koydum ben
Gerçek aşkta olmaz gülüm hiç gurur
Sana ait bu kalp, çırpınıp durur
Özlemin yandırır, kalbimden vurur
Yar senin adını hasret koydum ben
Seven gönüllerde olur merhamet
Dünyada sevmenin bedeli hasret
Sevginle bu dünya olsada cennet
Yar senin adını hasret koydum ben
Şaşırdım birtanem inan bu işe
Engel olamadım ben bu gidişe
Benzesede yüzün, ay'a güneşe
Yar senin adını hasret koydum ben
Dileğim Mevladan hep mutlu ol, gül
Sen gönlümde açan nadide bir gül
Hayalinle yaşar, bu deli gönül
Yar senin adını hasret koydum ben.
Salih Kozan
28.05.2011 - 10:00
HAYAT
Gidene kal demeyeceksin...
Gidene kal demek zavallılara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Dönmeyene dön demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yakışır
Kimseye hak etmediğinden fazla değer verme,yoksa değersiz olan hep sen olursun…
Düşün..
Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter…
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini…
Ya çare sizsiniz yada çaresizsiniz...
Öyle bir hayat yaşadım ki cenneti de gördüm cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden, kendimi bir sahnede buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişlerdi ki okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde, hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki söz ver kendine
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı biliyorsan düşmeyi de bileceksin,
Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredeceksin.
Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım.
Öyle değerliymiş ki zaman hep acele etmem bundan anladım.
NIETSZCHE
27.05.2011 - 13:59
Gel..! Durma..! Gel...!
Yolcuyum şu fani dünyada
Hüzünlü yalnızlığım var mısralarımda
Değişken iklimlerdeyim
Mevsim şimdi sonbahar
Seyre dalıyorum alemi
Gönül bahçemin penceresinden
Dökülüyor bir bir umutlar
Sararıp solan gönül bahçemden
Yalnızlık damlıyor hüzün akan kalemimden
Ne hasret ne fırtınalar
Dilim sanki lal kesilmiş
Tarife sığmaz duygular
Titrek ellerim silmeye varmıyor
Kanlı gözyaşlarımı
Yönelişim Allaha! arzum ona
Affına sığınmışım
Affet Allahım..!
Merhametini ummuşum
Bağışla Allah’ım
Şimdi pişmanlık ateşlerindeyim
Yüreğimde kor alevler
Dilim yakarışta
Beni bana bırakma ey hak ne olur
Ey ruhumu okşayan dualar
Ey gözyaşlarıyla ıslanan seccadem
Ey rahmete açılan kapım
Dua için semaya kavuşan ellerim
Gitmeyin!
Gitmeyin!
Ey hayellerim
Yarından umudum olsun isterim
İlahi sevdam yarama merhem
Yansın yüreğim ilahi aşkla
Dem bu dem
Güller açsın yüreğinde hazana inat
Bülbüller şen şakrak ötsün gülşen olsun kainat
Varlığım hikmetinle dolsun arasın sahibini
Arasın mecrasında bu mülkün malikini
Ey bana asi nefsim!
Davetim sanadır gel!
Ara hakkı bulursun
Kavuşmak sanma hayal
Sıyrıl ihtiraslardan
Kır şu zincirlerini
Beklemekte hala imanım seni
Gel! durma gel!
Salih Kozan
08.05.2011 - 10:00
çok uzun yıllar önce iki kır çiçeği birbirlerine aşık olurlar. her bahar diğer çiçekler gibi onlar da açıp güneşe merhaba derler. fakat bir bahar başlangıcı bu çiçeklerden biri diğerine; “biz diğer çiçekler gibi bu bahar açmayalım, kışın ortasında herkesin soğuktan kaçtığı karlı günlerde açalım ki, bütün doğa bize ait olsun” der ve ikisi de o bahar açmamaya karar verirler. biri açmak için kışın gelmesini ve karın yağmasını beklerken, diğeri o yaz açar. o gün bugündür, karda açan ve sevgilisini bekleyen çiçeğe “kardelen”, sevgilisini yarı yolda bırakan çiçeğe de “hercai” denilir. işte bu yüzden hayırsız sevgiliye “hercai” diye hitap edilir...
01.05.2011 - 12:14
Canım İstanbul
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canim;
Vatanim da vatanim...
İstanbul,
İstanbul...
Tarihin gözleri var, surlarda delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta saha kalkmış Fatih'ten kalma kir at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakısta o mana: Öleceğiz ne çare?
Hayattan canlı olum, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karaca Ahmet...
O manayı bul da bul!
İlle İstanbul’da bul!
İstanbul,
İstanbul...
Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her aksam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tambur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir katibi mi...
Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...
Yedi tepe üstünde zaman bir gergef isler!
Yedi renk, yedi sesten şayisiz belirişler...
Eyüp oksuz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, ucan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni söyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sümbül kokan
Türkçe’si bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...
Necip Fazıl Kısakürek
08.04.2011 - 10:41
Ay çok çekicidir...
bu yüzden değil midir?
gel gitler..
meddü cezirler...?
han zade
01.04.2011 - 23:04
Bir kırılmış kalbe lale eken yar
Bir kırılmış kalbe lale eken yar
Ben hem beden hem can ile vuruldum
Gül gül iken gül dalında diken var
Ben hem beden hem can ile yoruldum
Can can diyen bir,cemale zar etmez
Mevla için yanan,kulu yar etmez
Haktan uzak kalbe, merhem kar etmez
Ben hem beden hem can ile kavruldum
Ene diyen kula sual sorulmaz
Hakka boyun eğen beden yorulmaz
Bir kalp kaynamazsa gönül durulmaz
Ben hem beden hem can ile savruldum
Gül bağının gonca gülü savrulmaz
Sam vurmuş ağacın dalı doğrulmaz
Çeşm-i Giryân olan bir göz kavrulmaz
Ben hem beden hem can ile yoğruldum
Çeşm-i Giryân..... Ağlayan göz.
Ferit Battal
31.03.2011 - 16:12
amin yarabbı
Ya Rab! Affını ihsan eyle nur sızmamış her hâlimize. Ağırlığından ezildiğimiz gü...nah defterlerimize. Günbatımlarının kuşattığı aciz sözlerimize, dile getiremediğimiz tövbe yüklü cümlelerimize... Ört üzerlerini Settar isminle çirkinliklerimizin...
Ya Rab! Esirgeme 'sevgi' dediğin, o anlaşılmaz kalb anahtarını... Mühürleme tahtını kurduğun şu kalbi sensizlikle. Bizi bize bırakıp, yapayalnız koyma karanlıklarda.
Ya Rab! N'olur günyüzü göster bize, güneşi avuçlayalım sımsıkı. Tüllensin yeniden sevgimiz...
Ya Rab! Ümit bahşet! .. Ümit olsun yeni doğan sabahlarımızın adı... Bir güvercin kanadında, yahut mor menekşe akşamlarda... Buz kesilmiş hayâllerimizin yamacında beklerken, ümit yeşertsin dualarımız. Rüzgârın hâyhûyuna takılıp sararan ömrümüze bir çiğ düşsün ümitten yana. N'olur hiç solmasın ümidin yedi rengi içimizde...
Ya Rab! Unutturma kendini.. unuttur Sen'den gayri her şeyi. Beyhude geçen günlerimizin alaca karanlığında takılıp kaldığımız 'mecâzî sevdaları.' Şu ritmi bozuk kalb atışlarımıza şifâ sun.. acı veren isyan günlerimize, diz üstü çöktüğümüz kara gecelerimize. Yağmuruna hasret bıraktığınız gönül mevsimlerine... Yalvarıyorum! Rahmetini lûtfet günün birinde.
Ya Rab! Barış lûtfet, sekîneler indir meleklerin nurdan kanatlarıyla, taştan da katı yüreklere... Ve silâh gölgesinde gözyaşı döken masum çocuklara, güzel günler lûtfeyle...
Ya Rab! Dindir içimizdeki acıları. Bembeyaz tebessümler nakşeyle dudaklarımıza.. ölümü değil, umudu bekleyenlere, bugünü değil, yarını arayanlara, güller sunalım ışık süvarilerimizle...
Yaşayan değil, yaşatan olalım... Dalgalı denizlerde alabora olanları, tanımadığı sularda yitip gidenleri, sâhil-i selâmete ulaştır. Günyüzü göster bize, güller açsın solgun ve yorgun şehirlerimizde. Rahmetinin serinliğini indir toprağımıza...
Ya Rab! Zaman ve mekânları aşkın bir surette gidelim Peygamber-i Zîşân'ın şefkât iklimine. İklimi sarsın bizi tül tül ve biz gönül kadehlerimizde sunalım dostluğumuzu... Katık edelim gözyaşlarımızı, 'vuslat'ı yaşayalım. Dillerimiz yana yakıla,
Amin velhamdülillahi rabbil alemin.
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
amin yarabbı
Ey Allah'ım!
Ey duaları geri çevirmeyen Rahman!
Sana bütün gücümle, bütün kalbimle... ve kalbimin tercümanı olan gözyaşlarımla yalvarıyorum.
Seni tanımayan biçarelere de göster kendini. Tattır onlara sevgini.
Bilsinler ne büyük bir aşk olduğunu.
...Bilsinler Senin alemlere Rahmet olan Rasülünü.
Bilsinler Senin affediciliğini. Onlar da gelsin Senin mağfiret kapına.
Onlar da istesin Seni bizim istedigimiz gibi.
Rabb'im hayatında hiç Sana ibadet etmemiş, içinde hiç Allah aşkı olmayan,
imana susamış ama susuzluğunun kaynağını bilmeyen bu insanlara hidayet nasip et ne olur!
Ne olur Allah'ım; ..
Senin içime koyduğun sevgiyle sevdim ben onları. Senin rızan için arkadaş dedim onlara.
Rabbim ben sadece bu dünya icin sevmiyorum.
Sevdiğim herkesi ahirette de birlikte olayım diye seviyorum.
Sana gelirken onlarla birlikte geleyim diye seviyorum. Yani herkesi seviyorum Sen; den ötürü.
Allah'ım! Ya sarılırsa yakama, ya bana derse o Büyük Günde, Neden anlatmadın bana Rabbini?
Neden anlatmadın bana cennet-cehennemi? Neden Rahmet Peygamberinden söz etmedin?
Neden bu ilahi düğüne beni de davet etmedin?
Sen benim arkadaşım değil miydin?
Hani arkadaslar birbirlerine herşeyi anlatırlardı. Sen bana neden anlatmadın?
Bana neden bugünden haber vermedin? Neden, neden, neden? '
Allah'ım! ! Ben ne yaparim bu soruların karşılığında? Ne cevap veririm, nasıl dayanırım?
Omuzlarım kaldırır mı bu yükü?
Öyle bir yük, öyle bir yük ki Sana ve Rasülüne kavuşmanın sevincini yaşatmayacak bana.
Çünkü bir şeyleri eksik bırakmışım ben dünyada. Haketmemişim ben bu sevinci..
Tam Sana kavuştum derken bu arkadaşımın hakkının altından nasıl kalkarım,
nasıl öderim bu vebali?
Rabbim Sen istersen, Sen ol dersen ne olmaz ki! ALLAH'ım onları da aramıza kat.
Onları da Sana yönelt. Onlar da sevsin Seni. Seni sevince zaten bulacak bütün güzelliği,
bütün doğruluğu.
Seni sevince ölümü de sevecek, peygamberleri de sevecek. Herşeyi, herkesi sevecek.
Seni seven neyi sevmemiş ki? Ben acizim, birşey yapamıyorum duadan baska.
Elimden fazlası gelmiyor. Senin sevgini yine ancak Sen koyarsın onların kalbine.
Sen yöneltirsin onları kendine.
Allah'm! Yapabildiğim tek şey şu anda gözyaşlarımla birlikte elimi açıp sana yalvarmak.
Yalvarıyorum hidayet nasip et onlara.
Asıl mutluluğu ver onlara ve onlar gibilere.
Ver onlara Allah'im sevgini!
Yağdır Rahmetini!
Ve beni de bütün müslüman kardeşlerimi de affet Rabbim
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
amin yarabbı
Ya Rab..!
Kurtar Bu Endişeden..
Serinlet Alev Alev Yanan Yüreğimi..
İnşirak Ver Dar...alan Ruhuma..
Genişlik Ver Sıkışan Gönlüme..
...Aklımın Ziyasını Ziyadeleştir..
Ya Rab..!
Beni Yalnız Bırakma..
Bedenime Mecal..
Gözlerime Fer Ver..
Ya Rab..!
Beni Yalnız Bırakma..
Takıldığımda..
Sendelediğimde..
Düştüğümde..
Yalnız Bırakma..
Ya Rab..!
Beni Yalnız Bırakma..
Hani:
Kulum Bana Bir Adım Gelirse..
Ben Ona On Adım Varırım..
Atabildim mi O Adımı Bilmiyorum..
Ama..
SON Adımım Sana Ya Rab..
Sana..
Kulum Bana Yürüyerek Gelirse..
Ben Ona Koşarak Gelirim..
Yürüyebildim mi Bilmiyorum..
Ama..
SON Yürüyüşün Sana Ya Rab..
Sana..
Öyle Bir An Gelir Ki..
Onun Yürüyen Ayağı..
Gören Gözü..
İşiten Kulağı..
Konuşan Ağzı..
Olurum Buyuruyorsun ya..
Olur musun Ya Rab..!
Olur musun..
Sana Yürüyen Ayağım..
SON Yürüyüşüm..
Sana Konuşan Ağzım..
SON Konuşmam..
Seni Gören Gözüm..
SON Görmem..
Seni İşiten Kulağım..
SON İşitmem..
Olur musun Ya Rab..
Olur musun..
Gelmedi mi O Gün..
O Gün Gelmedi mi..
Gelmedi mi..
Ya Rab...
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
amin yarabbı
Hüzün çiçeği gibi boynu bükük, kalbi kırık, dili titrek, gözü yaşlı, boynu b...ükük bir dille duadan başka birşey gelmez elimizden. Muhkem dağlar kadar günahla kapında duran bu mücrim, rahmetinden öylesine ümidvar ki Züleyhanın Yusufu özlemesinden daha çok bir aşkla beklemekte eşyanın hakikatını görmek için.
Hasretinden yanan gönüllerin ateşi can olanları yaksa dahi, dumanı götüren rüzgar ırak yüreklere ulaşır diye rahmetinin peşine düştük.Bizi seni sevenlerin sevgisinden uzak tutma.
Amin..
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
amin yarabbı
Ey zâtını hamd ile azîz olduğum!
Ey zâtını hamdden âciz olduğum!
Ben, layıkıyla öv...emem Seni!
Sen, övdüğün gibisin kendini!
Seni, layıkıyla ancak Sen tanırsın!
Seni, layıkıyla ancak Sen översin!
Hamd’im Sana mahsustur, senâm Sanadır!
Umudum, korkum ve sevdam Sanadır1
Özümü Sana çevirdim, Sana tutundum!
Elimi Sana açtım, gönlümü Sana sundum! ^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
amin yarabbı
Allahım!
Ağlamayan gözden, sızlamayan özden, kızarmayan yüzden Sana sığınırım.
Şir...kten, küfürden, müşrikten,
Cahilden, gafilden, kafirden Sana sığınırım.
Harama dayalı servetten,
Hak edilmemiş şöhretten Sana sığınırım.
Korkaklıktan, pısırıklıktan, kıskançlıktan Sana sığınırım.
Hasetten, fesattan, kesattan, nifaktan,
Fısktan, fücurdan Sana sığınırım.
İftiradan, ihanetten, cimrilikten, kincilikten
Sana sığınırım.
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
amin yarabbı
Ya Hû!
Allah’ım Sen Ehadsin; beni nazarında biricik eylemişsin, yakarışım Sanadır..., yalnız Sana kulluk ederim…
Allah’ım sen Samedsin. Ellerimden tutan sensin,ihtiyacım yalnız sanadır, yalnız Senden yardım dilerim…
Allah’ım sen doğurmadın doğrulmadın, kimseye benzemezsin sade Sana güvenirim.
Allah’ım denginde yok benzerinde, munezzehsin, mukaddessin… sade Seni İlah bilirim.
Bana beni Sen verdin, beni bende bırakma… Beni Senden uzak eyleme, kendine dost eyle.
Beni Sen benden eyledin, bendimi huzurundan ayırma… Beni bana bend eyleme, kendine bend eyle.. Beni benden iyi bilirsin, bana benden yakınsın.. Beni bana bırakma, kendine kul eyle.
Beni bana bırakma!
Ya İlahe İlla Hû…
Amin
31.03.2011 - 14:25
amin yarabbı
Gönülden Dualar
Sabır, tahammülün bittiği yerde filizlenir…
Olmaz gönlüm, olmaz öyle!
Keskin sirkenin akıbeti malûm. Dört mevsimi yaşayan bir cennetin bağrında büyüdün de sen, onun için böyle bir baharı ve yazı özlersin.
İstersin ki çabuk geçs...in fırtınalı sonbahar, ayaza durmasın kışlar.
Dedim ya, sen dört mevsim hesabını yaparsın yaşarken duygularını.
Ama bilmelisin herkes buralı değil.
Bilmelisin, güneş görmeyen yurtlar var.
Olmaz gönül, olmaz öyle.
Yükün ağır bilmekteyim, baharı yaşamayanlarla kış nasıl geçer; onu da bilmekteyim.
Ama şunu da bilmekteyim ki, sabredebildiğin ölçüde yaşarsın.
Eminim ki, hayat sabra denktir.
Ve sabır, tahammülün bittiği yerde filizlenir.
Sabır gönlüm, sabır!
İçine çekerken, zehir gibi gelir tadı, boğulacağını zannedersin..
Kanın çekilir yüzünden, bembeyaz olur sîman; yutkunursun, geri döner içinde düğümlenenler.
Başını eğmek istemezsin; ama kaldıramazsın da öyle göklere doğru.
Ağlarsın, gözyaşın akmaz.
Haykırmak gelir içinden, zangır zangır gürültüler habercisi olur titreyen ellerin.
Konuşursun yalnızca kendinle, dökersin içini; senden başkası duymaz bilirsin bunu.
Sitemlerin dillenir haklı olduğunca, bağırırsın rahatlarcasına, ama sadece kendi içinde, ama Sonra gözlerin…
Gözlerin nihai nokta olmak ister en sonunda.
Durur öylece, bakar, bakar…
Ve kimseler fark etmez neden donuklaştığını, kimseler anlamaz anlatmak istediği çifte derin mânâyı…
Sonra çekip alıverirsin anlamlı bakışlarını ruhunu bir kenara bırakmışlardan.
Yüzünü çekersin, yalan dünyanın yalancılarından.
Alnındaki kırışıklıkları alıverirsin haberi olmayanların önünden.
Ve başlar böylece sabır maratonun...
24.03.2011 - 01:33
Müslümanlar neden böyle perisan
Sebeb ne, arayip soruyormuyuz
Bunun sebebi yine müslüman
Acaba farkina variyormuyuz?
Müslümanlik cünkü adimiz bizim
Adimiz gibimi tadimiz bizim
Eksikmi dedimiz kodumuz bizim
Fitnesiz hesabsiz duruyormuyuz?
Islamin sarti bes imanin alti
Diyerek isleriz hertürlü halti
Aklimiza gelmez topragin alti
Emaneti saglam koruyormuyuz?
Esiri olmusuz malin servetin
Zinanin,sehvetin, kovu giybetin
Vatanin, Milletin,Dinin, Devletin
En ufak isine yariyormuyuz?
Bu devirde kimin kötü hali var
Simdi itin bile özel yali var
Hepimizin iyi kötü mali var
Fitreyi zekati veriyormuyuz?
Bir birine düsman zenginle fakir
Birinde hamd eksik birinde sükür
Hepimizde ayri degisik fikir
Birlikte üc adim yürüyormuyuz?
Elin evindeki cöpleri tek tek
Görüp gösteririz kacirmayiz pek
kendi gözümüzde mertek var mertek
Biz bizdeki sucu görüyormuyuz?
Neyi ögreniyor neyi duyuyor
Karni evde beyni nerde doyuyor
Oglumuz kizimiz nasil büyüyor
Üstüne kol kanat geriyormuyuz?
Kitabimiz KURAN ilim kokuyor
Kac müslüman günde acip bakiyor
Okuyanda iste öyle okuyor
Manasina kafa yoruyormuyuz?
Mademki her nefes HAK`TAN hediye
Dünya icin HAK´KI unutmak niye
Bugün ALLAH icin ne yaptim diye
Aksam kendimize soruyormuyuz?
Arif olan ham laf etmez kardesim
Bir destanla bu dert bitmez kardesim
Müslümanim demek yetmez kardesim
Müslümanca hayat sürüyormuyuz?
Ozan Arif
23.03.2011 - 13:41
Kanuni Sultan Süleyman ordusunu güzel bir bahar mevsiminde sefere çıkarmış ve Belgrad önlerine kadar gelmişti. Ordu mola verdi. Önce namaz kılacaklar sonra da yemek yiyeceklerdi. Atlarından inen askerler, hemen çevredeki çeşmelerin başlarına yığıldı. Mo...la verilen yerde bir manastır vardı. Manastırın başrahibi bu manzarayı görünce, aklına şeytani bir düşünce geldi. Bu fırsattan istifade ederek, Osmanlı'nın ruh kumaşını deneyecekti. Bakalım bu askerin ahlaki kalitesi ne kadardı? Hemen manastırdaki genç rahibe kızları, o devre göre açık saçık sayılabilecek giyimlerle çeşmelere yolladı. Güya manastıra su getireceklerdi.Kendisi de durumu gözetlemeye ve askerlerin nasıl davranacaklarını anlamaya çalışacaktı. Ancak gördükleri karşısında hayretten hayrete düşmüş, tabiatıyla da çok üzülmüştü. Çünkü, bu genç rahibeleri açık saçık vaziyette çeşme başlarında gören askerler, hemen geriye çekildiler ve arkalarını dönerek onları görmemeye çalıştılar. Rahibeler çeşme başlarında oyalandıkları müddetçe de asla dönüp bakmadılar. Ancak el ayak çekilince, tekrar çeşme başına geldiler. Rahip bütün bunları hayretler içinde gördükten sonra, daha önce duyduklarına da inanmak zorunda kalmıştı. Bu asker, sıcakta ve susuz olduğu halde, kenarından geçtiği bağlardan bir salkım üzüm koparmamıştı. Hatta üzüm koparan birkaç asker değerine değerinden çok fazla edecek altın paralar bırakmıştı. Bunun üzerine Haçlı komutanlara bir mektup yazdı. Onlara şöyle dedi: 'Osmanlı ordusunun kalbinde müthiş bir Allah korkusu ve sevgisi vardır. Bunlar dünya malına itibar etmezler. Kadına, kıza dönüp bakmazlar. Ancak Allah yolunda ve padişah buyruğunda severek savaşırlar. Kendilerinden çok din ve vatanını düşünürler. Adaletlidirler. Zulümden çekinirler. Allah için ölmeyi şeref ve nimet bilirler. Osmanlı'da bu yüksek özellikler varken, siz asla zafer yüzü göremezsiniz. Bu meziyetlerini ortadan kaldırmadıkça, onları yenmenize imkan ve ihtimal yoktur.' İşte bu mektup, Osmanlı askeri'nin başarılarının en büyük sebebini açıkça anlatmaktadır. Avrupalılar, kendi kötü hasletlerini Osmanlılara aşıladıkları zaman, ancak bu şekilde onları yenebileceklerini fark edince, faaliyetlerini bu yönde yoğunlaştırdılar.
20.03.2011 - 15:18
Önyargıyı bırak sonyargıya bak
Niyet okumaya başlama hemen
Önyargıyı bırak sonyargıya bak
Önüne geleni taşlama hemen
...Önyargıyı bırak sonyargıya bak
Bekle gör sayı gün haftayı
İnsafsız davranıp vurma yaftayı
Ne berduşu zemmet nede softayı
Önyargıyı bırak sonyargıya bak
Peşin hükmün sonu ah ile zardır
Geniş bakmayanın dünyası dardır
Viran içinde hazine vardır
Önyargıyı bırak sonyargıya bak
Laf ü güzaf ile karın doyurma
Rengine bakarak adam kayırma
Şucu bucu diye insan ayırma
Önyargıyı bırak sonyargıya bak
Kah çağdaş kah yobaz kah ilerici
Güya kimi uygar kim gerici
Vazgeç fişlemekten olma yerici
Önyargıyı bırak sonyargıya bak
Bak aynanın karşısına geçerek
Herkesin kendini görmesi gerek
Mahkeme-i kübra'mısın mübarek
Önyargıyı bırak sonyargıya bak
uğur ışılak
16.03.2011 - 22:32
Bazen bir bayrak olur dalgalanırım,
Bazen mehtaplı gecede bir ayyıldız,
Bazen bulutlar arkasında saklanırım,
Bazen ayın ondördü dolunay cankız,
hannane
11.03.2011 - 13:29
http://www.7kubbe.net/31_29767_serdar-tuncer-gecilmez-necip-fazil-kisakurek.html
GEÇİLMEZ
Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez;
Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.
İçeride bir has oda, yeri samur döşeli;
Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez.
Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada,
Bütün fâni lezzetlere darılmadan geçilmez.
Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün?
Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez.
Kayalıklı boğazlarda yön arayan bir gemi;
Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez.
Ne okudun, ne öğrendin, ne bildinse berhavâ;
Yer çökmeden, gök iki şak yarılmadan geçilmez.
Geçitlerin, kilitlerin yalnız O'nda şifresi;
İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez!
NECİP FAZIL KISAKÜREK
08.03.2011 - 18:17
Bir kadın güçlüdür aslında.
Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.
Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez.
İster ki Erkeğin gücü kendisine huzur versin.
Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile Erkeğin yapmasını bekler.
Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de
erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir.
Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz.
Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.
Bir kadın sevgilidir aslında.
İçinde her zaman sevgiyi taşır.
Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz.
Zor sever ama tam sever.
Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için
yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir.
Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız.
Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz.
Ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz.
Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette.
Bunun nedeni ise engelleyemedikleri “acımak” duygusudur.
Can DÜNDAR
Toplam 776 mesaj bulundu