william wallace büyük adam; gerçekten de çok sevdim.. fakat Çanakkale şehitlerinin; benim memleketimin yarı aç-yarı esir insanlarının tırnağı bile olamaz...
Fakat yine bu onun büyüklüğünü ve kutsallığını kısıtlamaz...
Kurtuluş savaşında bütün şehirlerimiz yüreklerini koymuştur; aralarından birini çıkarmak yanlış bence kastamonu olsun başka bir yer olsun; düşünün kilis, gaziantep, adana, kahraanmaraş, sanlıurfa, dörtyol, izmir, afyon, eskişehir v.s v.s..
Eclemif abi senin bilgiçlik yapmadığını herkes biliyor.. Sen hep bir dengedesin diğerleri(ben de dahil) daha uçlardayız...
Bir de Nazım'ı ve Mevlana'yı sevipte başka insanlara laf yetiştirenlerede soruyorum, aynı şekilde, kim veriyor bu hakkı size? Gelin önce aynaya bakalım bir dediğimiz bir dediğimize tutuyor mu?
bu lafı kendi üstüme alınıyorum.. Bir çok kişinin de üstüne alınması gerekenler olduğuna da inanıyorum... Kendi adıma yazayım bir şeyler:
Gerek yaşımdan gerek fikirlerimden hep tartışmaların içindeydim.. Samimiyetle başka ünlüleri (güzel bir tanım olmadı ama) eleştirirken onlara laf atmamaya çalıştım fakat bazen ileri gitmiş olabilirim.. Çoşku, galeyan, heyecan... Ama daha dikkatliyim.. Mesela Necip Fazıl'ın şahsiyetine bir laf ettiğim yok...Fakat insanlar da dikkatli olmalı.. Savunurken de celalli savunuorum ama burda bir olay görmüyorum.. Davranışa karşı davranış görüyor insan..
Uludağ22 ile Mehmet Akif tartışması yaptık mesela... Sonra yazdıklarımızı silmemiz gerektiğine karar verdik.. Çünkü sinirli bir haldeyken yazılmış yazılardı ve siteye uygun görmedik.. O da sildi yazılarını; ben de... Ve hatta birbirimizden bir şeyler öğrendiğimizi de ekledik... Uludağ22 ve ben üstümüze düşeni yaptık orda.. amaaynı şeyleri başka birine söylediğimde böbürlendive 'silip silmeyeceğim konusunda düşüneceğim' dedi..
Mehmet Akif konusunda eğer çok ileri gittiysem kendi adıma üzgünüm ama bu sitedeki bazı insanların da daha düzgün davranması gerekir.. Bilmem anlaşılabildim mi? ?
eclemif abinin çağrısına herkes gelmeli buraya... bence herkes kendi kendini yargılamalı burada! ....
Osmanlıca arapça-farsça-türkçe karışımıdır bunu bilmeyen yok heralde.. ve arapçanın büyük bir üstünlüğü vardır burda... Yazı arap alfabeleriyle, sağdan sola doğru yazılırdı... Buna da itirazı yok kimsenin... Şimdi Osmanlıca'da şu an kullanılmayan Türkçeleşmemiş Arapça ve Farsça kelimeler çok var... Mesela Neyzen Tevfik'te de öyle... Tanpınar'da da öyle... Ama bir Orhan Veli'de, Nazım'da, (serbest nazımcılar ve 1.yeniciler) saf, akıcı, daha kolay anlaşılabilir bir Türkçe bulabilirsiniz.... Bunu demek istemiştim anlatamadıysam veya anlayamadıysanız üzgünüm...
Tekrarladığım üzere ben Necip Fazıl'a saygı duyuyorum; benim için 'edebiyatta' Nazım'ın üstüne yoktur.. Necip Fazıl'ı kötülemediğim gibi (osmanlıca kullanmak suç değil elbet!) Nazım'ı eleştirenlere de laf atmıyorum; gel gör ki karşılıklı değil bazı şeyler...
Yazarlarla ilgili elime geçen bir kitapçıktaki Nazım Hikmet bölümünü aynen aktarıyorum:
'Türk edebiyatı tarihinde, hiçbir yazar, hiç bir şair Nazım Hikmet kadar edebiyata damga vurmamış, dünya çapında bir isme dönüşmemiştir. Türkiye, bir çok yabancı için Nazım Hikmet'in ülkesidir. Nazım Hikmet Türkiye'nin, Türk dilinin aşığıdır.
'Memleketimi seviyorum/ çınarlarında kolan vurdum/ hapishanelerinde yattım/ hiç bir şey gideremez iç sıkıntımı/ Memleketimin şarkıları ve tütünü gibi...'
Nazım Hikmet'in yaşamı sanatı; sanatı da yaşamıdır. Şiirde her türlü biçimsel sınırlandırmaların dışına çıkmıştır. Onun şiirlerini, şu ölçünün, bu ölçünün değil, anlamın, sesin ve sözün gücüdür.
Nazım Hikmet düşüncelerine katılmayanların da saygı duyduğu bir şairdir. (burda bir not düşüyorum: galiba çok iyimser davranmış kitapçık...)
'yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine
bu hasret bizim'
Böyle diyor Nazım Hikmet
Bu hasret hepimizin Nazım Hikmet!
UNESCO tarafından 2002 'Nazım Hikmet Yılı' ilan edildi ve dünyanın dört bir yanında Nazım Hikmet anıldı. Şiirlerinden başka, oyunları, masalları, mektupları, yazılarıyla kültürümüze ve adınlığımıza onlarca cilt yapıt armağan etti'
Şey galiba bu ezdiğin; süper güç bile bize hükmedemiyor dediğin ülkedesin... Ayrıca memleketine gelseydin BURADA GURUR DUYULACAK ÇOK ŞEY OLDUĞUNU GÖRÜRDÜN! ....
yabancı bir memlekette olmana saygı duyarım (tabii eğer gurbetçi statüsündeysen) ama bu memleketin gurur ve onur duulacak çok şeyi var! ... İyi niyetlisin belki ama uzaktaki biri olarak dahi düzgün konuşman gerekirdi! ....
Bu arada tezkere diyince benim aklıma hep şu gelirdi:
'...gel tezkere gel tezkere bitsin bu hasret....'
ama artık gelme tezkere, gelme tezkere diyorum
....
Beyaz adam
özgürlük adına dev bir kadın heykeli dikti
doğu denizinin kıyısına
ve her gece
altında dans ettiğimiz yıldızları
bayrak diye tutsak etti
bir bez parçasına
Beyaz adam özgürlük gibi adaleti de
bir kadın heykeliyle simgeledi
ama elinde terazi tutan
zavallı kadın
gözleri bağlı olduğu için
kendisine tecavüz edenin
kim olduğunu
göremedi...
Açlık ordusu yürüyor
yürüyor ekmeğe doymak için
ete doymak için
kitaba doymak için
hürriyete doymak için.
Yürüyor köprüler geçerek kıldan ince kılıçtan keskin
yürüyor demir kapıları yırtıp kale duvarlarını yıkarak
yürüyor ayakları kan içinde.
Açlık ordusu yürüyor
adımları gök gürültüsü
türküleri ateşten
bayrağında umut
umutların umudu bayrağında.
Açlık ordusu yürüyor
şehirleri omuzlarında taşıyıp
daracık sokakları karanlık evleriyle şehirleri
fabrika bacalarını
paydostan sonralarının tükenmez yorgunluğunu taşıyarak.
Açlık ordusu yürüyor
ayı ini köyleri ardınca çekip götürüp
ve topraksızlıktan ölenleri bu koskoca toprakta.
Açlık ordusu yürüyor
yürüyor ekmeksizleri ekmeğe doyurmak için
hürriyetsizleri hürriyete doyurmak için açlık ordusu yürüyor
yürüyor ayakları kan içinde.
9 Ağustos 1962
Nazım Hikmet Ran
Amarigan ordusu yürüyor
yürüyor petrole doymak için
ambargoya doymak için
katletmeye doymak için
sömürmeye doymak için.
Yürüyor yeşili kırmızıya çevirerek
yürüyor insanları yakıp canlı kalkanları yıkarak
yürüyor kendisi metal soğukluğunda.
1902'de doğdum
Doğduğum şehre dönmedim bir daha
Geriye dönmeyi sevmem
Üç yaşımda Halep'te paşa torunluğu ettim
On dokuzumda Moskova'da komünist Üniversite öğrenciliği
Kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu
Ve on dördümden beri şairlik ederim.
Kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
Ben ayrılıkların
Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
Ben hasretlerin
Hapislerde de yattım büyük otellerde de
Açlık çektim açlık grevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir
Otuzumda asılmamı istediler
Kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
Verdiler de
Otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu
Elli dokuzumda on sekiz saatte uçtum Prag'dan Havana'ya
Lenin'i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924'te
961'de ziyaret ettiğim Anıtkabri kitaplarıdır
Partimden koparmaya yeltendiler beni
Sökmedi
Yıkılan putların altında da ezilmedim
951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü
Sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
Şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
Aldattım kadınlarımı
Konuşmadım arkasından dostlarımın
İçtim ama akşamcı olmadım
Hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana
Başkasının hesabına utandım yalan söyledim
Yalan söyledim başkasını üzmemek için
Ama durup dururken de yalan söyledim
Bindim trene uçağa otomobile
Çoğunluk binemiyor
Operaya gittim
Çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
Çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
Camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
Ama kahve falıma baktırdığım oldu
Yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiye'mde Türkçemle yasak
Kansere yakalanmadım daha
Yakalanmam da şart değil
Başbakan filan olacağım yok
Meraklısı da değilim bu işin
Bir de harbe girmedim
Sığınaklara da inmedim gece yarıları
Yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
Ama sevdalandım altmışıma yakın
Sözün kısası yoldaşlar
Bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam da
İnsanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
Başımdan neler geçer daha
kim bilir.
Gün gelecek Nazım Hikmet'in, Orhan Veli'nin, Melih Cevdet'in, Ahmed Arif'in, Necip Fazıl'ın, tüm şairlerimizin adınlarımızın heykelleri, anıtları dikilecek dört bir yanına memleketimin.. İşte o zaman vatanperver olacağız gerçekten... Bu arada adamlarına sesleniyorum: Biz tüm Türk şairlerine adam gibi davranırız; çünkü gerçek vatanperver biziz.. Necip Fazıl'ın heykeli de dikilecek günü geldiğinde Nazı Hikmet'in de... (zaten Nazım'ın izmir'de bir heykeli var! ...)
Allah tek Tanrı'dır! .. İnsanlar yıllar boyunca kendilerini bir kalıba, düzene sokmak için akıllarınca dinler, bu dinlere de tanrılar uydurmuştur... Bu udurma dinler arasında akla en yatkın olanı Türklerin; atalarımızın yarattığı/uydurduğu tek tanrı Gök(köq) tengri (tanrı) 'dir... dinleri islmaiyeti çok benzer; bilginler Türklere de peygamber getirildiğini sanmakta; Gök tanrı dininin de Allah'ın dininin zamanla bozulması olarak adlandırmaktadırlar.. Bunlarla beraber mitolojide en ünlü tanrılar grek tanrılarıdır bunlarla beraber Mısır ve İskandinav Tanrıları da önemli MİTlerdir...
Grek (helen) : zeus, hera, nike, hermes, poseidon, promethius v.b
Atatürk'ün 'BÜYÜK OLMAK ÖZDEYİŞİNİ OKUYUN' anlayana...
Ben Nazım Hikmeti çok seviyorum; bu memleketi Nazım'I sevdiğimden çok seviyorum... Ve bu iki duygu da ben de olduğu için Allah'a şükrediyorum... Nazım Hikmet kim ne derse desin bu ülkenin en ünlü ve muhteşem şairi ve kendi adıma kim ne derse desin; vatanperverim ki Nazım buna köstek değil destek! ....
İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Onu didik didik didiklediler,
saçlarından tutup sürüklediler.
götürüp kâfire: «Buyur...» dediler.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Eli kolu zincirlere vurulmuş,
vatan çırılçıplak yere serilmiş.
Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Günü gelir çarh düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
Günü gelir sualiniz sorulur:
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
1959
Ben düşünüyorum ki vatanını gerçekten seven (sağcı olsun solcu olsun) insanlar için bu şiir çok şe ifade etmeli... Bugün için bile geçerli olan bu şiir...
william wallace
23.03.2003 - 00:56william wallace büyük adam; gerçekten de çok sevdim.. fakat Çanakkale şehitlerinin; benim memleketimin yarı aç-yarı esir insanlarının tırnağı bile olamaz...
Fakat yine bu onun büyüklüğünü ve kutsallığını kısıtlamaz...
çanakkale türküsü
18.03.2003 - 21:19Kurtuluş savaşında bütün şehirlerimiz yüreklerini koymuştur; aralarından birini çıkarmak yanlış bence kastamonu olsun başka bir yer olsun; düşünün kilis, gaziantep, adana, kahraanmaraş, sanlıurfa, dörtyol, izmir, afyon, eskişehir v.s v.s..
çerkez
17.03.2003 - 22:54çerkesleri öğrenmek isteyenlere ATLAS DERGİSİ MART SAYISI
sunay akın
17.03.2003 - 18:13abi ben sunay akın kadar araştırmacı bir insan tanımıyorum adam neler biliyor ya onun gösterilerine bir gitseniz....
şu bu o
11.03.2003 - 22:14Eclemif abi senin bilgiçlik yapmadığını herkes biliyor.. Sen hep bir dengedesin diğerleri(ben de dahil) daha uçlardayız...
Bir de Nazım'ı ve Mevlana'yı sevipte başka insanlara laf yetiştirenlerede soruyorum, aynı şekilde, kim veriyor bu hakkı size? Gelin önce aynaya bakalım bir dediğimiz bir dediğimize tutuyor mu?
bu lafı kendi üstüme alınıyorum.. Bir çok kişinin de üstüne alınması gerekenler olduğuna da inanıyorum... Kendi adıma yazayım bir şeyler:
Gerek yaşımdan gerek fikirlerimden hep tartışmaların içindeydim.. Samimiyetle başka ünlüleri (güzel bir tanım olmadı ama) eleştirirken onlara laf atmamaya çalıştım fakat bazen ileri gitmiş olabilirim.. Çoşku, galeyan, heyecan... Ama daha dikkatliyim.. Mesela Necip Fazıl'ın şahsiyetine bir laf ettiğim yok...Fakat insanlar da dikkatli olmalı.. Savunurken de celalli savunuorum ama burda bir olay görmüyorum.. Davranışa karşı davranış görüyor insan..
Uludağ22 ile Mehmet Akif tartışması yaptık mesela... Sonra yazdıklarımızı silmemiz gerektiğine karar verdik.. Çünkü sinirli bir haldeyken yazılmış yazılardı ve siteye uygun görmedik.. O da sildi yazılarını; ben de... Ve hatta birbirimizden bir şeyler öğrendiğimizi de ekledik... Uludağ22 ve ben üstümüze düşeni yaptık orda.. amaaynı şeyleri başka birine söylediğimde böbürlendive 'silip silmeyeceğim konusunda düşüneceğim' dedi..
Mehmet Akif konusunda eğer çok ileri gittiysem kendi adıma üzgünüm ama bu sitedeki bazı insanların da daha düzgün davranması gerekir.. Bilmem anlaşılabildim mi? ?
eclemif abinin çağrısına herkes gelmeli buraya... bence herkes kendi kendini yargılamalı burada! ....
necip fazıl kısakürek
11.03.2003 - 21:39Osmanlıca arapça-farsça-türkçe karışımıdır bunu bilmeyen yok heralde.. ve arapçanın büyük bir üstünlüğü vardır burda... Yazı arap alfabeleriyle, sağdan sola doğru yazılırdı... Buna da itirazı yok kimsenin... Şimdi Osmanlıca'da şu an kullanılmayan Türkçeleşmemiş Arapça ve Farsça kelimeler çok var... Mesela Neyzen Tevfik'te de öyle... Tanpınar'da da öyle... Ama bir Orhan Veli'de, Nazım'da, (serbest nazımcılar ve 1.yeniciler) saf, akıcı, daha kolay anlaşılabilir bir Türkçe bulabilirsiniz.... Bunu demek istemiştim anlatamadıysam veya anlayamadıysanız üzgünüm...
Tekrarladığım üzere ben Necip Fazıl'a saygı duyuyorum; benim için 'edebiyatta' Nazım'ın üstüne yoktur.. Necip Fazıl'ı kötülemediğim gibi (osmanlıca kullanmak suç değil elbet!) Nazım'ı eleştirenlere de laf atmıyorum; gel gör ki karşılıklı değil bazı şeyler...
nazım hikmet
07.03.2003 - 18:53Yazarlarla ilgili elime geçen bir kitapçıktaki Nazım Hikmet bölümünü aynen aktarıyorum:
'Türk edebiyatı tarihinde, hiçbir yazar, hiç bir şair Nazım Hikmet kadar edebiyata damga vurmamış, dünya çapında bir isme dönüşmemiştir. Türkiye, bir çok yabancı için Nazım Hikmet'in ülkesidir. Nazım Hikmet Türkiye'nin, Türk dilinin aşığıdır.
'Memleketimi seviyorum/ çınarlarında kolan vurdum/ hapishanelerinde yattım/ hiç bir şey gideremez iç sıkıntımı/ Memleketimin şarkıları ve tütünü gibi...'
Nazım Hikmet'in yaşamı sanatı; sanatı da yaşamıdır. Şiirde her türlü biçimsel sınırlandırmaların dışına çıkmıştır. Onun şiirlerini, şu ölçünün, bu ölçünün değil, anlamın, sesin ve sözün gücüdür.
Nazım Hikmet düşüncelerine katılmayanların da saygı duyduğu bir şairdir. (burda bir not düşüyorum: galiba çok iyimser davranmış kitapçık...)
'yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine
bu hasret bizim'
Böyle diyor Nazım Hikmet
Bu hasret hepimizin Nazım Hikmet!
UNESCO tarafından 2002 'Nazım Hikmet Yılı' ilan edildi ve dünyanın dört bir yanında Nazım Hikmet anıldı. Şiirlerinden başka, oyunları, masalları, mektupları, yazılarıyla kültürümüze ve adınlığımıza onlarca cilt yapıt armağan etti'
Aynen aktardım...
felsefe
06.03.2003 - 22:21bir altımdaki felsefei eleştiren yazıyı tam anlamıyla, ifade şekliyle 'felsefe'ye örnektir...
tezkere
02.03.2003 - 22:13Şey galiba bu ezdiğin; süper güç bile bize hükmedemiyor dediğin ülkedesin... Ayrıca memleketine gelseydin BURADA GURUR DUYULACAK ÇOK ŞEY OLDUĞUNU GÖRÜRDÜN! ....
yabancı bir memlekette olmana saygı duyarım (tabii eğer gurbetçi statüsündeysen) ama bu memleketin gurur ve onur duulacak çok şeyi var! ... İyi niyetlisin belki ama uzaktaki biri olarak dahi düzgün konuşman gerekirdi! ....
Bu arada tezkere diyince benim aklıma hep şu gelirdi:
'...gel tezkere gel tezkere bitsin bu hasret....'
ama artık gelme tezkere, gelme tezkere diyorum
sunay akın
02.03.2003 - 22:06....
Beyaz adam
özgürlük adına dev bir kadın heykeli dikti
doğu denizinin kıyısına
ve her gece
altında dans ettiğimiz yıldızları
bayrak diye tutsak etti
bir bez parçasına
Beyaz adam özgürlük gibi adaleti de
bir kadın heykeliyle simgeledi
ama elinde terazi tutan
zavallı kadın
gözleri bağlı olduğu için
kendisine tecavüz edenin
kim olduğunu
göremedi...
Sunay Akın (Beyaz adam/ Kaza Süsü)
nazım hikmet
02.03.2003 - 22:01Açlık ordusu yürüyor
yürüyor ekmeğe doymak için
ete doymak için
kitaba doymak için
hürriyete doymak için.
Yürüyor köprüler geçerek kıldan ince kılıçtan keskin
yürüyor demir kapıları yırtıp kale duvarlarını yıkarak
yürüyor ayakları kan içinde.
Açlık ordusu yürüyor
adımları gök gürültüsü
türküleri ateşten
bayrağında umut
umutların umudu bayrağında.
Açlık ordusu yürüyor
şehirleri omuzlarında taşıyıp
daracık sokakları karanlık evleriyle şehirleri
fabrika bacalarını
paydostan sonralarının tükenmez yorgunluğunu taşıyarak.
Açlık ordusu yürüyor
ayı ini köyleri ardınca çekip götürüp
ve topraksızlıktan ölenleri bu koskoca toprakta.
Açlık ordusu yürüyor
yürüyor ekmeksizleri ekmeğe doyurmak için
hürriyetsizleri hürriyete doyurmak için açlık ordusu yürüyor
yürüyor ayakları kan içinde.
9 Ağustos 1962
Nazım Hikmet Ran
Amarigan ordusu yürüyor
yürüyor petrole doymak için
ambargoya doymak için
katletmeye doymak için
sömürmeye doymak için.
Yürüyor yeşili kırmızıya çevirerek
yürüyor insanları yakıp canlı kalkanları yıkarak
yürüyor kendisi metal soğukluğunda.
nazım hikmet
02.03.2003 - 21:36Otobiyografi
1902'de doğdum
Doğduğum şehre dönmedim bir daha
Geriye dönmeyi sevmem
Üç yaşımda Halep'te paşa torunluğu ettim
On dokuzumda Moskova'da komünist Üniversite öğrenciliği
Kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu
Ve on dördümden beri şairlik ederim.
Kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
Ben ayrılıkların
Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
Ben hasretlerin
Hapislerde de yattım büyük otellerde de
Açlık çektim açlık grevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir
Otuzumda asılmamı istediler
Kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
Verdiler de
Otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu
Elli dokuzumda on sekiz saatte uçtum Prag'dan Havana'ya
Lenin'i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924'te
961'de ziyaret ettiğim Anıtkabri kitaplarıdır
Partimden koparmaya yeltendiler beni
Sökmedi
Yıkılan putların altında da ezilmedim
951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü
Sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
Şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
Aldattım kadınlarımı
Konuşmadım arkasından dostlarımın
İçtim ama akşamcı olmadım
Hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana
Başkasının hesabına utandım yalan söyledim
Yalan söyledim başkasını üzmemek için
Ama durup dururken de yalan söyledim
Bindim trene uçağa otomobile
Çoğunluk binemiyor
Operaya gittim
Çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
Çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
Camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
Ama kahve falıma baktırdığım oldu
Yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiye'mde Türkçemle yasak
Kansere yakalanmadım daha
Yakalanmam da şart değil
Başbakan filan olacağım yok
Meraklısı da değilim bu işin
Bir de harbe girmedim
Sığınaklara da inmedim gece yarıları
Yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
Ama sevdalandım altmışıma yakın
Sözün kısası yoldaşlar
Bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam da
İnsanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
Başımdan neler geçer daha
kim bilir.
(11 Eylül 1961-Berlin)
Nazım Hikmet Ran
nazım hikmet
02.03.2003 - 21:32Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.
Hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.
Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.
Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.
Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin,
şeker de yiyebilsinler.
(1956)
Nazım Hikmet Ran
Nazım Hikmet dünya barış ödülünü almış tek Türk insanıdır! ...
'....30'umda asılmamı istediler
48'imde barış madalyasının bana verilmesini;
verdiler de...'
nazım hikmet
02.03.2003 - 21:28dünyayı güzellik kurtacak; bir insanı sevmekle başlayacak her şey! ...
nazım hikmet
01.03.2003 - 15:19Gün gelecek Nazım Hikmet'in, Orhan Veli'nin, Melih Cevdet'in, Ahmed Arif'in, Necip Fazıl'ın, tüm şairlerimizin adınlarımızın heykelleri, anıtları dikilecek dört bir yanına memleketimin.. İşte o zaman vatanperver olacağız gerçekten... Bu arada adamlarına sesleniyorum: Biz tüm Türk şairlerine adam gibi davranırız; çünkü gerçek vatanperver biziz.. Necip Fazıl'ın heykeli de dikilecek günü geldiğinde Nazı Hikmet'in de... (zaten Nazım'ın izmir'de bir heykeli var! ...)
tanrı
28.02.2003 - 21:43başına Gök gelince ben çıkıyorum karşıya... :))
Allah tek Tanrı'dır! .. İnsanlar yıllar boyunca kendilerini bir kalıba, düzene sokmak için akıllarınca dinler, bu dinlere de tanrılar uydurmuştur... Bu udurma dinler arasında akla en yatkın olanı Türklerin; atalarımızın yarattığı/uydurduğu tek tanrı Gök(köq) tengri (tanrı) 'dir... dinleri islmaiyeti çok benzer; bilginler Türklere de peygamber getirildiğini sanmakta; Gök tanrı dininin de Allah'ın dininin zamanla bozulması olarak adlandırmaktadırlar.. Bunlarla beraber mitolojide en ünlü tanrılar grek tanrılarıdır bunlarla beraber Mısır ve İskandinav Tanrıları da önemli MİTlerdir...
Grek (helen) : zeus, hera, nike, hermes, poseidon, promethius v.b
türkiye
28.02.2003 - 21:25herşeye rağmen bu memleketin evladı olduğum için büyük onur ve minnet(Tanrı'ya) duyuyorum...
bu arada o monteskiyo kim bilmiom ama bayaa iyi laf etmiş...
nazım hikmet
28.02.2003 - 20:47otobiyografi'den...
........
Yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiye'mde Türkçemle yasak
.........
neymiş.....Türkiye'm; Türkçe'm...Rusya'm değil! ........
nazım hikmet
28.02.2003 - 19:35Atatürk'ün 'BÜYÜK OLMAK ÖZDEYİŞİNİ OKUYUN' anlayana...
Ben Nazım Hikmeti çok seviyorum; bu memleketi Nazım'I sevdiğimden çok seviyorum... Ve bu iki duygu da ben de olduğu için Allah'a şükrediyorum... Nazım Hikmet kim ne derse desin bu ülkenin en ünlü ve muhteşem şairi ve kendi adıma kim ne derse desin; vatanperverim ki Nazım buna köstek değil destek! ....
ahmet arif
27.02.2003 - 21:59ardarda bilmem kaç zemheri geçti
kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
dışarda gürül gürül akan bir dünya
bir ben uyumadım kaç bahar leylim
hasretinden pırangalar eskittim
karanlık gecelerde kendiden geçtim
............................
vatan
26.02.2003 - 15:25Insanları ne kadar seviyorum
Memleketimi seviyorum diyorum
İnsanı olmadan, rahat yaşamadan
Memleket işe yarar mı?
Vatan içinde insanlarımız olunca vatandır! .........
nazım hikmet
26.02.2003 - 15:14İşte VATANPERVER nazım hikmet:
Bu Vatana Nasıl Kıydılar...
İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Onu didik didik didiklediler,
saçlarından tutup sürüklediler.
götürüp kâfire: «Buyur...» dediler.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Eli kolu zincirlere vurulmuş,
vatan çırılçıplak yere serilmiş.
Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Günü gelir çarh düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
Günü gelir sualiniz sorulur:
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
1959
Ben düşünüyorum ki vatanını gerçekten seven (sağcı olsun solcu olsun) insanlar için bu şiir çok şe ifade etmeli... Bugün için bile geçerli olan bu şiir...
arif nihat asya
25.02.2003 - 22:36Şu arif nihat asya denen insanın biografisi bile yok 2473 kişi arasında....
nihal atsız
25.02.2003 - 22:14Fikirleri falan tartışılır; fakat kararlılığını çok takdir ettim; ve şu şiirini de çok sevdim
Ağıt
Gönlümde yazdığım bu son ağıta
Nazire yaparak coşan dalgalar!
Hastası olup da geç vakit hekim
Arayanlar gibi koşan dalgalar!
Sizin de elbette var ki bir sızınız,
Bundan mı geliyor korkunç hızınız?
Beni de beraber alır mısınız
Kederle kabarıp şişen dalgalar?
Sizinle paylaşssak bu korkunç gamı;
Bitmiyor bu sonsuz ecel akyamı.
Bilmem ki bundan mı titriyor gemi
Ey dalgakıranı aşan dalgalar?
Hey Atsız! Çöküyor eski bir direk.
Baksan da dünyaya titremeyerek
Hepimiz beraber haykırsak gerek
Ey bela dehrinde pişen dalgalar! ..
Toplam 430 mesaj bulundu