Uçmaktan korkarim ,koşmayı severim. Dikenden nefret ederim ,gülle bayılıyorum. Şiiri severim yağmuru severim şimşeklerden nefret ederim dürüstlüğü severim iftiradan nefret ederim dediğim dedik sildim mi tam silerim hatalı olduğumda özür dilemesini de bilirim dolu dolu yaşamayi severim abartmaktan nefret ederim.
unutmak -özlem
unutabilsemi gecmisi su ani ozlemezmiyim mutlu oldugum ani unutabilsem cektigim acilari ozlemezmiyim kuslarin neseli seslerini
unutabilsem dunu ozlemezmiyim bu gunu unutabilsem hayalerimi ozlemezmiyim hic kendimi
unutbilsem soguk geceleri ozlemezmiyim yagmurun dans eden damlalarini unutabilsem mutsuzlugu ozlemez miyim mutlulugun degerini
unutabilsem hasta oldugum ani ozlemezmiyim annemin basimda duran elini unutabilsem agladigim ani ozlemezmiyim mutlulugun goz yaslarini unuta bilsem her seyi -ozlemezmiyim kendimi
Gülün Hikmeti
Bir gece işten çıktım… Elde poşet, yorgun bir günün ağırlığı omuzlarımda. Ay bile sessizdi o akşam. Bir ışığın altında yürürken, Küçük bir gölge gözümün ucunda titredi. Saksıların ardına sinmiş bir çocuk… Elinde güller, gözünde yaşlar.
Ne olduğunu sordum. Sustu. Sadece gözyaşıyla konuştu. Boncuk boncuk yaşlar, gecenin üstüne düştü. Belki karnı açtı, belki canı yanmıştı, Belki satamadığı her gül için bir ceza onu bekliyordu… Bilmiyordum. Ama bildiğim bir şey vardı: İnsan, insanın yoldaşıydı.
Yemeğimi açtım. Yere onun yanına oturdum. Elimle besledim. Ağzı değil, ruhu doysun istedim. Sonra ıslak mendille gözyaşlarını sildim — Belki de o gece, ilk kez birinin gözleri için biri eğiliyordu.
Tam kalkacaktım ki, Elime bir gül tutuşturdu. "Bu hediye" dedi.
Ben o gülü parayla almak istedim — Israr etti, "hayır" dedi. Ama ben, onun emeğini görmezden gelemezdim. Gülü aldım, ama o gül aslında onun suskunluğuydu.
Yola devam ettim… Bir banka geldim. Orada yorgun bir kadın oturuyordu. Yüzü kırış kırış, bakışları uzak. Üzgündü belki, belki de sadece hayatın yükü çökmüştü üzerine.
Gülü uzattım. Gülümsedim. Kadın önce şaşırdı, Sonra o da gülümsedi. Kokladı, Sanki gül değil de bir insanlık nefesi almış gibi...
Ben yürüdüm. Ne teşekkür bekledim, ne göz teması. Ama bir şeyi fark ettim:
> O gece gül vermedim aslında, Aynı gülü üç kalpten geçirdim.
Gül çocuğun hüznünden çıktı, Benim merhametimde soluklandı, Kadının tebessümünde tomurcuklandı.
Ve ben yalnız bir temizlikçi olarak değil, İnsanlığın izini süren bir yolcu olarak yürümeye devam ettim.
O gece, günün tüm yorgunluğu bedenimden değil, ruhumdan silindi.
Dikenden nefret ederim ,gülle bayılıyorum.
Şiiri severim
yağmuru severim şimşeklerden nefret ederim
dürüstlüğü severim iftiradan nefret ederim
dediğim dedik sildim mi tam silerim
hatalı olduğumda özür dilemesini de bilirim
dolu dolu yaşamayi severim abartmaktan nefret ederim.
unutmak -özlem
unutabilsemi gecmisi su ani
ozlemezmiyim mutlu oldugum ani
unutabilsem cektigim acilari
ozlemezmiyim kuslarin neseli seslerini
unutabilsem dunu
ozlemezmiyim bu gunu
unutabilsem hayalerimi
ozlemezmiyim hic kendimi
unutbilsem soguk geceleri
ozlemezmiyim yagmurun dans eden damlalarini
unutabilsem mutsuzlugu
ozlemez miyim mutlulugun degerini
unutabilsem hasta oldugum ani
ozlemezmiyim annemin basimda duran elini
unutabilsem agladigim ani
ozlemezmiyim mutlulugun goz yaslarini
unuta bilsem her seyi -ozlemezmiyim kendimi
Gülün Hikmeti
Bir gece işten çıktım…
Elde poşet, yorgun bir günün ağırlığı omuzlarımda.
Ay bile sessizdi o akşam.
Bir ışığın altında yürürken,
Küçük bir gölge gözümün ucunda titredi.
Saksıların ardına sinmiş bir çocuk…
Elinde güller, gözünde yaşlar.
Ne olduğunu sordum.
Sustu.
Sadece gözyaşıyla konuştu.
Boncuk boncuk yaşlar, gecenin üstüne düştü.
Belki karnı açtı, belki canı yanmıştı,
Belki satamadığı her gül için bir ceza onu bekliyordu…
Bilmiyordum.
Ama bildiğim bir şey vardı:
İnsan, insanın yoldaşıydı.
Yemeğimi açtım.
Yere onun yanına oturdum.
Elimle besledim.
Ağzı değil, ruhu doysun istedim.
Sonra ıslak mendille gözyaşlarını sildim —
Belki de o gece, ilk kez birinin gözleri için biri eğiliyordu.
Tam kalkacaktım ki,
Elime bir gül tutuşturdu.
"Bu hediye" dedi.
Ben o gülü parayla almak istedim —
Israr etti, "hayır" dedi.
Ama ben, onun emeğini görmezden gelemezdim.
Gülü aldım, ama o gül aslında onun suskunluğuydu.
Yola devam ettim…
Bir banka geldim.
Orada yorgun bir kadın oturuyordu.
Yüzü kırış kırış, bakışları uzak.
Üzgündü belki, belki de sadece hayatın yükü çökmüştü üzerine.
Gülü uzattım.
Gülümsedim.
Kadın önce şaşırdı,
Sonra o da gülümsedi.
Kokladı,
Sanki gül değil de bir insanlık nefesi almış gibi...
Ben yürüdüm.
Ne teşekkür bekledim, ne göz teması.
Ama bir şeyi fark ettim:
> O gece gül vermedim aslında,
Aynı gülü üç kalpten geçirdim.
Gül çocuğun hüznünden çıktı,
Benim merhametimde soluklandı,
Kadının tebessümünde tomurcuklandı.
Ve ben yalnız bir temizlikçi olarak değil,
İnsanlığın izini süren bir yolcu olarak yürümeye devam ettim.
O gece, günün tüm yorgunluğu bedenimden değil,
ruhumdan silindi.