Pega Sus Adlı Üyenin Nedir Yazıları - Antoloj ...

  • küresel ısınma

    08.03.2007 - 00:04

    kışın ısınma parası ödemekten kurtulma

  • youtube

    07.03.2007 - 23:53

    değerli antoloji üyelerinin tanıtım sayfalarındaki youtubeden alınmış kliplerde gitmiş.

    bu ne lan? elin yunanının yaptığı öküzlüğün cezasını yine biz çekiyoz.

    'hatırla sevgili' klibimi istiyoruuuuum:(

  • papatya

    07.03.2007 - 23:46

    kızların bayıldığı bir kır çiçeği

  • yayık ayranı

    07.03.2007 - 23:18

    bol köpüklüsünden hakiki susurluk ayranı

  • yeşilay

    07.03.2007 - 23:17

    tutulmayan ay çeşitlerinden biri kızılay diğeri yeşilay ;)

  • terk i diyar

    07.03.2007 - 23:14

    birgün mutlaka olacak

  • dün bugün yarın

    07.03.2007 - 23:06

    Dün tedavülden kalkmış para gibidir, unut gitsin.

    Yarın çek gibidir, karşılığı çıkmayabilir.

    Bugün nakittir, dolu dolu yaşa gitsin........!

  • ay tutulması

    07.03.2007 - 23:00

    araya karakedi girmesi

  • gözlerime çizdim seni

    07.03.2007 - 22:58

    baktığım heryerde yüzün duruyor

  • adet sancısı

    07.03.2007 - 22:55

    allahtan erkeğim dedirten yüz nedenden biri

  • aşk

    07.03.2007 - 22:50

    AŞK gözünde büyütür
    SEVGİ razı olur

    AŞK aldatır
    SEVGİ ikna eder

    AŞK (aşık) kıskanır
    SEVGİ (sevgili) güvenir

    AŞK seni de onu da ikiye böler
    SEVGİ ikinizi bir eder

    AŞK zehir gibidir
    SEVGİ ilaç

    AŞK ay gibidir hep bir karanlık yüzü var senden gizlenen
    SEVGİ güneş gibidir hep sana bakar içini ısıtır

    AŞK gider (isteyince)
    SEVGİ kalır (isteyerek)

    AŞK çeker, ezer, cesaret kırar
    SEVGİ iter, teşvik eder, yüreklendirir.

    AŞK ise; o senin için hedeftir
    SEVGİ ise; ikiniz de aynı hedefe koşan oklarsınız.

    Gül Ozan

  • ben senden önce ölmek isterim

    07.03.2007 - 22:44

    ben senden önce ölmek isterim çünkü sensizlik zaten beni öldürür

  • tomurcuk

    05.03.2007 - 04:54

    açmak için hazırlık yapan çiçeğe tomurcuk deriz.
    gül tomurcuğuna da gonca deriz.

  • korkmak

    05.03.2007 - 04:48

    Korkularım var benim
    Korkuyorum...
    Yokluğundan korktuğum kadar, varlığından korkuyorum...
    hayatımda bir SEN olamayacağından korktuğum kadar, yaşamıma eklenecek bir SEN olgusundan korkuyorum...
    senden gelecek tüm güzelliklere kucak açmak istediğim kadar,
    o güzellikleri yakalayamamaktan...
    bana olacak yakınlığının, bağlının adını SEVDA koymak istediğim kadar,
    bu isimle kendi adımı birleştirememekten korkuyorum...
    yüreğimde bu adı yerleştirecek bir kapı aralayamamaktan..
    hislerine tercüman olacak tüm güzel kelimeleri, -yüzüm kızararak ta olsa- duymak istediğim kadar bu ifadelere alışmaktan,
    SANA alışmaktan, sevgine alışmaktan korkuyorum
    güvensizliğime rağmen, güvenme sorunuma rağmen
    sana güvenmekten te, güvenememekten de korkuyorum...
    aradaığımı bulmak istediğim kadar, bulduğumu farkedememekten,
    geç kalmaktan ve hatta bulduğumu farketmiş olmaktan..
    buna inanmaktan korkuyorum...
    adı kalbimde açacak çiçeği görmek istediğim kadar,
    o çiçeği kabul etmeyecek olan benliğimle savaşmaktan ta..
    savaşı bırakıp çiçekle yaşamaya başlamaktan da korkuyorum....
    ve yaşamaya başlamaktan...
    yaşarken üzmekten, üzülmekten....
    mutlu olmak isterken mutsuz etmekten...
    SONRA..........
    korkularımla yüzleşip, hayatımda risk alamadığım tek meselede
    riski göze aldıktan sonra....
    sevdikten sonra...
    bağlandıktan sonra...

    İKİ OLMAYI BAŞARDIKTAN SONRA
    TEK KALMAKTAN KORKUYORUM!

    Yakında uzaklığı yaşamaktan
    yüreğinden yavaş yavaş çıkıyor olduğumu görmekten...
    sevgi kelimelerinin tükenmesinden
    Gözlerinin gözlerimin içine ışıl ışıl,

    ÇOCUKSU BAKAMAMASINDAN...KORKUYORUM!

    Evet, korkularım var benim...
    Ey SEN! her kimsen senin de korkuların var mı?

  • grafiti

    25.02.2007 - 01:46

    Her hangi bir zemin üzerine sprey boya ile resim yapma ve süslü yazı yazmaya denir. Bunu yapanlara hayranım, yetenek isteyen bir çalışma.

  • papirüs

    25.02.2007 - 01:32

    Mısır'ın simgesi haline gelmiş, üstüne resim çizilip, yazı yazılabilen yaprakların üstüste koyulmasıyla elde edilen bir tür malzeme.

  • kurtlar vadisi terör

    25.02.2007 - 01:20

    bugün PANA

    yarın SANA

    Güzel bir slogan.

  • sarıkamış

    25.02.2007 - 01:15

    Ayağındaki yırtık çarıklarla düşmana değil, kışa yenilmiş 120 bin kahraman Türk geliyor aklıma. Ruhunuz şad olsun.

  • okan bayülgen

    25.02.2007 - 01:07

    kıl herifin teki

  • yarış

    25.02.2007 - 00:58

    Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı, bir de 'bizimki'
    barda sohbet ederlerken sıra gelmiş memleketlerini övmeğe..

    İngiliz, 'Arkadaşlar..' demiş 'Bizim biramız çok meşhurdur..
    Harika biralar üretiriz içmeğe doyamazsınız..'

    Fransız hemen girmiş konuya 'Bizim kızlarımız meşhurdur..' demiş,
    'Öpmeye kıyamazsınız'

    Alman içini çekip ' Hey gidi memleketim..' demiş, 'Biz öyle arabalar
    üretiriz ki binmeğe doyamazsınız..'

    Hollandalı hemen atılmış, 'Evlerimiz..' demiş,
    'Bizim dünya şirini evlerimiz meşhurdur..'

    Bizim en meşhur şeyimiz övüncümüz KGB'dir..' demiş Rus,
    'Dünyanın bir ucunda sinek havalansa haberdardır! ..'

    Söz ona gelince İranlı 'Halılarımız..' demiş, 'Yumuşacıktır ve çok meşhurdur..'

    Sonra hepsi birden suskun oturan 'bizimkine' dönmüşler.. sakin sakin bakmış onlara ve gülerek başlamış söze..

    'Arkadaşlar bizim delikanlılarımız meşhurdur! ..' demiş.. 'Öyle ki, alır Fransızın kızını, içer İngilizin birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İran halısının üzerinde, değil kocasının, KGB'nin bile ruhu duymaz..'

  • aşk

    22.02.2007 - 22:11

    Seni ölümüne seven dururken sevgiyi,mutluluğu haketmeyecek kişilere vermek.Aşk adaletsizdir,adaletsizliktir.
    Bizi çok sevenler gözümüzün önündeyken.gözümüzü onlara neden kapatırız sanki?

  • şiir

    14.02.2007 - 09:52

    Alkol denizinin derinliklerinde başlayan kasım rüzgarları
    yerini aralık yağmurlarına bırakırken
    elimde bir ayın sigara dumanı…
    aşkın kalbime işleyen akıntıları
    ruhumun yüksek rakımlarında bir nehir edasıyla dalganıyor
    ve kalbime akan Dicle nehri kuruyor…
    bedenimin özgül ağırlığı
    kendini birkaç damla gözyaşı şeklinde dışa vururken
    başarıyla başarısızlık arasındaki arafta kendimi sorguya çekiyorum
    birkaç şiire yön veren hayaller
    kabuslarımla birleşerek beni Ankara'nın resmi aşklarına sürüklüyor
    kalp ağrılarımı nikotin dindiriyor
    siyasi kalabalıklar içinde kendimi yapayalnız hissediyorum
    değişik zamanlarda
    değişik insanlarla
    kendi benliğimi yitirme çabasına girişiyorum
    bir çay deminde kendimi boğmaya çalışıyorum
    edebiyatın hüznü müziğin ritmiyle sevişmeye başlıyor
    acılar derinleştikçe aradıklarımı bulmak istediğim yerlerde bulamayacağı
    anlıyorum
    bütün hayatımı bir kasım ayında görüyorum
    ve bu ayı elimden kaçırıyorum
    geriye şiirler kalıyor…
    bir de ruhumda oluşan tremorun sesimde bıraktığı derin yara…

  • aşk

    14.02.2007 - 09:42

    Hep bitmemiş, bitirilememiş bir tablodur aşk. Bir köşesinde gözü tırmalayan bir boşluk vardır hep. Renksizdir ne kadar renk karıştırılmaya çalışılsa da içine. Boştur çünkü. Boş olacak, boş kalacaktır. Son Aşk'a ait olan yer işte tam burasıdır. Bir türlü içi doldurulamayan. Kıyısından köşesinden yaşanan yarım yamalak aşkların gölgesi düşse de üzerine; boş kalmaya mahkumdur tuvalin o köşesi kendi sessizliğinde. Sağında solunda hep yaşanmış ama asla eskimemiş aşkların solgun ama dingin çizgileri vardır. Eskimiş sansa da insan zaman zaman; o hissettirir varlığını anılarla güçlenip utanıp sıkılmadan.Tıpkı hiç umulmadık bir zamanda ortaya çıkan hayaletler gibi gelir yerleşir tablonun en boş yerine derin bir iç çekişle.

  • sevgililer günü

    14.02.2007 - 09:29

    14 ŞUBAT HİKAYESİ

    Aziz Valentine'ın öyküsü III. Yüzyıl'dan gelir. O dönemde Roma tahtında İmparator II. Claudius vardı, 'Zalim' adıyla tanımlanan Claudius aşırı savaş ve askerlik tutkunuydu, her yetişmiş erkeğin muhakkak asker olmasını istiyor ve kimseye göz açtırmıyordu.

    EVLİLİĞİ YASAKLADI

    Öylesine ileri gitmişti ki, askerliğe engel oluyor düşüncesiyle evlenmeyi dahi yasakladı.Gençler şaşkındı, kimse sevdiği ile beraber olamıyor, Roma kenti sayısı gittikçe artan ve uzak ülkelerde ölen sevgililerinin ardından ağlayan kadınlar ve kızlarla dolmuştu. Kısacası aşk yasaklanmıştı. Bu sıralarda İmparator tüm Romalılar'ın 12 tanrıya tapmalarını aksi şekilde davrananların ve özellikle de Hıristiyanlar'la ilişkiye girenlerin ölümle cezalandırılacaklarını emretti.
    Bu emre uymayanların arasında Aziz olarak kabul edilen filozof Valentinus'da vardı, gezerek dinsel vaazlar veriyor ve İmparator'un hatalı olduğunu anlatıyordu. Sonunda yakalandı ve hapse atıldı. Valentinus'un hapiste olduğu günlerde yaşananlar efsaneye dönüşerek günümüze kadar ulaşmıştır.

    GÜZEL JULİA VALENTİNUS'A GİDER

    Hapishaneyi korumakla görevli gardiyanın kızkardeşi Julia'nın gözleri doğuştan görmemektedir, gardiyan Valentinus'un anlattığı İsa ilgili öykülerin arasında körlerin gözlerinin açıldığını öğrenince, kardeşini gizlice Valentinus'un yanına getirir.
    Julia çok güzel ve zeki bir kızdır. Günlerce beraber olurlar, Valentinus ona Roma tarihini, doğanın yapısını, aritmetiği ve Tanrı'ya yönelmeyi öğretir. Julia, dünyayı Valentinus'un anlattıklarıyla görür, onun bilgeliği ile aydınlanır, güçlenir ve teselli bulur. Bir gün sorar;
    'Valentinus, Tanrı gerçekten dualarımızı duyar mı? ' Aziz gülümser;
    'Evet, herbirini.' Julia;
    'Her sabah ve her gece ne için dua ettiğimi biliyormusun? Görebilmek için dua ediyorum, senin bana anlattıklarını görmeyi çok istiyorum.', Valentinus;
    'Tanrı bizim için en iyi olanı yapar, yeter ki buna inanalım.' Julia, yere diz çöker ve;
    'Böylesine inanmak istiyorum, yardım et.' Beraberce duaya başlarlar. Birden hücrenin içersi altın renkli bir ışıkla aydınlanır ve Julia haykırır;
    'Valentinus, görüyorum, görüyorum.'

    14 ŞUBAT'TA ÖLDÜRÜLÜR

    Valentinus duaya devam etmesini söyler.Ertesi gün Valentinus'un ölüm emri gelir, Aziz Julia'ya son bir not yazar, Tanrı'ya hep yakın olmasını öğütler ve notun altını 'Senin Valentine'ından' diye imzalar. Mektup, ertesi gün Julia'ya ulaşır, o günün tarihi 14 Şubat 270'dir. Valentinus, sonradan Papa I. Julius tarafından 'Porta Valentini' adı verilen bir kemer kapısının altına gömülür (Şimdi orada yani Roma'da Praxedes Kilisesi vardır.) Julia, mezarın yanına pembe çiçekler açan bir badem ağacı diker. Günümüzde sevginin ve dostluğun simgesinin badem ağacı olması buradan kaynaklanır.

    GENÇLERİN İLK CİNSEL DENEYİMİ

    İşin aslına bakılırsa, 15 Şubat tarihi Roma tanrıçalarından Februata Juno adına yapılan kutsama töreninin günüdür; birbirleriyle ilk kez cinsel ilişkiye girecek gençlerin adlarının yazıldığı parşömenler, o gün tanrıçaya sunulurdu. Papalık daha sonra yasaklanan bu geleneğin yerine, azizlerin adlarının yazılı olduğu listeleri sergilemeye başladı.
    Biz yine Roma'ya dönelim. 15 Şubat'ta kutlanan gençlerin aşk festivalinin özgün adı Lupercalia'dır, geleneksel olarak hediyeler verilirdi.
    Kuşların çiftleşme döneminin başlangıcı kabul edilen Şubat ayı döneminde, gençler de onları örnek alarak eşleşirlerdi.
    Hıristiyanlığın güçlenmesinden sonra, Pagan inançları yasaklandı veya yerlerine Hıristiyan versiyonlar getirilmeye başlandı.
    Aziz Valentine Hıristiyanlığın simgesi olan sevgi ve evlilik kuramı ile kişiselleştirildi, onun Lupercalia Festivali'nin arifesinde öldürülmüş olması iyi bir raslantıydı, böylece Roma'nın bereketlilik ve döllenme kutsamalarıyla, Hıristiyanlığın evlilik ve çoğalma ilkesi bütünleştirilmiş oldu. Amaca ulaşılmıştı.
    Günümüzdeki yorumuyla 'St Valentine' yani Sevgililer Günü, Roma'daki gibi sevenlerin birbirlerine sevgilerini Valentinus'un son mesajında olduğu gibi küçük kartlar ve hediyelerle sunmaları şeklinde kutlanmaktadır.

    _YORUMSUZ_

Toplam 133 mesaj bulundu