Yüreğimde ağıttı gidişinin ayak sesleri. Giderken yüreği ile birlikte, sımsıkı tuttuğum ellerinin sıcaklığını da bıraktı ardında Arkasında odanın duvarlarını yumruklayan sımsıkı ellerinin çaresizliği kaldı, ömür yolundaKapalı kapılar ardında mazgallar utandı, şimdi hangi sokak lambası ışığı olacaktı, kim duysacaktı sesini, o yitirdiği sesinin ardına talkılarak düştü zamanın içindeki dönülmezliğin yolunaŞimdi hangi yüz, insan kanayan yaranın otacısı olacak, bütün bakışlar bunca körelmiş iken ve bu kadar sağır iken, uğruna savaştığı kör duvarlar, hangi yara sarıcı el vurabilirdi ki kanayan yerine, gayrı garip ve sahipsiz omuzlarımdan havalanacak içindeki kendine öksüz kuş.Tepemde asılı güneş, yok sayılan emekçiyi kendi harmanımda harmanlıyor, daha ne kadar kavrulacağım, eylül sabahlarında vurulup düşeceğim yargısız, şakaklarıma düşer işken allahsız zemferi soğuğu, yirmi bir aralık sabahında, kar taneleri, daha kaç kış kurşun gibi vurulacak ekmekçiyi, insan sofrasındaOysa dönülmez yol ayrımlarında, yarına buluşmalar vardı, ve hep sen vardın, yanıbaşımda, yürek sızım gibi duran ey sınıf bilincim..Kavgama omuz verdiğin gür sesin ve sevecen gözlerinle o heybetli bedenine sığmayan kocaman yüreğinle, şimdi ondan geride, kendi yüreğimin çaresizliğini haykıracak birileri ne bir sıcak gülüş, nede gönül var sığınabileceğim. Kurtla sofrasında, yalnızlığın kapısını çalarken, ecel, kader diye bizlere dayatılanlar, açlığı, yokluğu sefaleti, hasret kuyusunun tam ortasında, vurdular özlemlerimizi, öylece çaresiz bir başıma kimsesizliğin kollarında can vermeye çrkiliyor hıçkırığım. Artık yarına yüklenmiş sevdalar umut oluyor, düşenlerin dillerinde (kapanan parmaklarımla) avuçlarıma saklıyorum sıkılı yunruğuma özlemlerimi , gayrı yarına dair sevdalı inleyişler yok, nehirler yatağına küskün akıyor şimdi, zehirlendi sularımız, kızıl dağların ayaklarını yıkamıyor gayrı ırmaklar,Artık gözbebeklerimin derinliğini titreten o sevda yüklü sabahlara uyanan simsiyah üzüm gözlerin yok, kömür gözlü bir kızın türküsü söylenir direnenlerin, dillerinde. Ey sınıf bilincim, senin yokluğun en acı tarafı, kanayan yürek yangının dumanında boğulup giden hatıraların bir daha yaşanmayack olması. Emek cephesinde kavuşmalar o kadar uzaklaşıyorki bizden, bir daha kucaklaşmalar olmayacak, kavgada sırt sırta, kavga sonrası kucaklaşmalar, sevişmeler yaşanmayack aşk, odalarımızın kuytularında, güneş yüzlü çocukların gözlerine ışık düşmeyecek, yani emek yüzlüm, nice fırtınalardan sonra, bir bahar sabahı ince dudaklarının alev alev yakan buselerinde eriyemeyecek dudaklarım. Sen ey emek yüzlü sevdam, kırlangıç rüzgarlarında savrulan yüreğim, sana sarılamamak, karanlık geclerin en zifir kuytularında boşluğa tutunmak gibi, bir şey, en hoyrat köşebaşlarında, göklerin yıldızılarına tutunması misali kocaman gökyüzünün altında, bir çırpıda, aya uzanıp bir solukta yakalayıp en kızıl köşesinden, yüreğine tutunmak gibi bir şey, anlıyor musun beni.Eksik kaldı hayatımızda kavgadan kopalı kahve falına benzeyen dilek tutmalar Sıkma baş bağına dönüştü, hürriyet sevdamızın masumiyeti, yüzüne dökülen iki bukle saç perçeminin rüzgara savruluşunda. naftalinli sandıklarla uyuttular, içimizdeki isyanı, emekçi yüreğimin en mahrem yerine amerikan kumaşından beyaz bezbebeklerini bağlayarak. Mum ışığı kadar titrekti gözbebeklerindeki hasret ikliemleri, yanlışların, doğrumdu sınıf savaşında çarpışırken, her kavgadan sorraki kucaklaşarak, başlardık yeniden sarmaya yaraları, anlayamadık nasıl kapladı, ihanet lodosları gönül denizimizi, hiç susmadan sahillerini döverek ağlayan dalgalarıyla, şimdilerde can telaşında kıyılar, ki bir zamanlar yüreğimde ağıttı gidişinin ayak sesleri.Hislenmek istiyorum ama gerçek en acımasız ve en yalın şekli ile gözlerimde, soframdaki ekmeğim çalınır iken, sen arkanı dönüp öylece yürüdün kendinin olmayan yollada, giderken arkada bıraktığın, yaralı yürekler bile aldırmadan, o sana mahsus yere gümüş rengi tonların yakamozlara çaldığı yere, kendi yüzünden uzak, çaresizliğe. Sıtmaya tutulmuşcasına titrerken zulme öfkeli yüreğim, sınıf kervanının dirilişi yolculuğunda senin ve halklarımız adına yürür iken biliyorudum yanımda sen olmayacaksın, ey emekçi ve kapın hala açık duruyor, benden, kavgadan telaş içinde kaçar gibi gitmişçesine.. Şimdiyse hala aklında takılısın sen, kıyamadım ardından bıraktığın o yarı açık kapıyı kapatmaya. Nasıl diyebilirim ki bir inanış çaresizliğe sığınış. Esrik albatrosların yuvasının konuğuyum ben. göçmen kuşların göç yolcusu kanatlarım elleme senin için çırpınan, kanatlarıma, dönüşün gerçek olacakmış gibi öyle, ve şimdi korkalığını avuttuğun meyhanelerin, en yabani misafiriyim, içimde gardiyanını infaz etmiş hırçın bir isyan.Kavgana dön desem biliyorum dönmeyecek kadar kararlı ve dinmeyecek kadar kasırgalarla dolusun. ve en kötüsü bu kavgadan geriye duramayacak kadar gurlusun, oysa gelişine dilekler tutmuştum, şimdi yüreğimde özlem oldu gelişinin ayak sesleri.
..
-
-Ankara da deniz var mı? -
Abdullah Oral
24.05.2014 - 18:42Ruh aydınlığı sınırsızdır
bir köşe loş olurken diğer köşe parıldar
ışıltılarına alır sevecen kollar gibi sarar
uzanırsın rahat huzur içinde mabedine
sunuları kabul edersin aşkla şevkle.
bazan korkular sarar heryeri titretir özü
cesaretini toplar sallarsın umut kılıcını
ve direnirsin ölüm ... -
Buz Dağ'ı Na Çivi Çaktı Gördün Mü?
Ali Ballıktaş
08.02.2014 - 09:58eline yüreğine sağlık bu halk bu ülkenin nasıl soyularak yağmalandığını görmesine gördü de koyunların % 50 olması bu gerçeğin üzerini örtmeğe yetiyor..
-
Toplam 45 mesaj bulundu
-
Abdullah Oral
13.07.2013 - 11:23Gezi parkı eylemleriyle Ülkemize yayılan Haksızlıklara karşı başkaldırı yürüyüşleri, Onun kaleminden aşağıdaki mısralarla Anlatılmış. İşçi hak ve özgürlüklerinin Siyasi iktidarca yok edilişine kadar Emeklileri geçmişe dönük yasalar ile kefenlerine kadar elinden alınmasını Yazılarından okudum. bu şiiri ile onu anlaymayı uygun gördüm...
Ne Olurki.
Öyle yorgun dikilip durma başucumda
Bir nefeste anlatılmaz hayata dair yaşananlar,
Bak tepemizdeki yıldızlar da sarhoş bu akşam!
Dilsizi söyleten, aşığı ağlatan gecelerden geçtim,
Yüreğim dalda dalga sahile vursa ne olur ki..Gel soluklan hele yüreğimde
Birkaç kelimeye sığar mı, ki hayat
Renkler mi dargın gün batımına
Yoksa kararıyormu gündoğumuna dünya
Ya bu şehri kuşatan gaz bulutları da ne? .Özlemlerle susamış yürekleri ne serinletir ki
Bu akşam hangi rengi konuşturayım?
Beklide gün ağarmadan
Ayı, yıldızları güneşin, rengine boyamalıyım
Gökkuşağında hangi renkler saklı bilsek ne olurki…Ellerinden yaprak yaprak ömür dökülürken!
Kırılıp dağılıyor gül bahçesinde güller
Hayat dalgaları sert kayalara çarpıyorsa yüreği!
Yaz sıcağı değildir ki sadece yürekleri kavuran!
Cenneti cehennemi, yaratanların kahpeliği değilmidir?Bütün resimleri güneşin rengine boyamalıyım!
Dağları, denizleri, çiçekleri, yeşile maviye,
Ya mutluluğun rengi nedir!
Acıların, hüzünlerin, hasretlerin!
Hangi çoğrafyada gizli umudun rengi
Kışın donduran ayazında sessizce ölsek ne olurki?Biber gazları sildi, mavi düşleri haritasından!
Bizim çocuklar köşe kapmaca oynuyor
bir sonraki geceye...
Mehtap can çekişmede kızılay güven parkta
Bir gece silinirken taksim gezi parkında
Hangi renk yakışır insanlara
Gökyüzüyle denizin arasnda bulsak ne olurki..Güneşin aydınlığı ve beyazın savkı,
Gözlerimi aşk ile boyuyor durmaksızın...Kendine sağırlaşanların, perde inmiş gözlerine,
Göremiyorlar kısır döngü içindeki ütopyalarını!
İki duvar arasına sıkışıp kalmış alaca karanlıklar sanki.
Gece gündüze haykırıp,sesini duyuramıyor.
Yarın, halklar zulmün zincirini kırsa ne olurki..Gecelerin karanlık kuytularında bıraktım nefesimi,
Bedenim kendi infazını verir,
Kendi içimde kaybolurum!
Yüreğimin intiharı yarına aldırmazlığa yatar,
Dilimin intiharıyla sessizliğe gömülürken sesim!
Hürriyet işçi tulumuyla Alanlara girse ne olurkiAbdullah Oral
-
Abdullah Oral
13.07.2013 - 11:18Hangi Rüzgâr
Elleri kalem acemisi bir şairim
Yüreğimin delilik provaları
Dilime yapışıp kalan sözler!
Çekiyorum içimdeki korkunun pimini
Sensizliğe özlem patlıyor dudaklarımda
Yokluğun varlığımı üşütüyor bu akşam..Gözlerime senli düşler sürüyorum
Sonra yeniden uyanıyorum.
Sen gidiyorsun ben kanıyorum…Çöz gözlerimi senden hadi ey umut
Sana uzaklardan bakmaktan yoruldum
Korkma ben akşamdan kalma değilim
Dünden kalmayım senden
Haydi çöz şimdi kendini kirpiklerimden….Gelişine sevdalı gözlerim bekler yolunu
İçime her düşen her damla gözyaşı, hasretim!
Biliyorum gülün dikeni kendine batamaz ya,
Ama yüreğimdesin
Irgalandıkça batıyorsun derinlerime….Herkes kendi gördüğüne bakar bir şeyler arar
Ben senin yoluna baka kaldım bilmiyor musun
Hadi gel en kanadığımız yerden susalım'Gel olmadan gelinmez derler ya
Sen çık gel sosyalizim güneşim!
Yüreğimdeki sevdanın kızıllığıyla gel
Sen gel ben kıpırdamadan dururum bir yaşam boyu!
Gel öğret bize, biz hangi hayatın rüzgârında yelkeniz…Abdullah Oral Emekçinin penceresindeki karanlığı Güneşin ak yüzüne şiirleriyle taşımaya çalışan İşçi Bir Şair Demek..
Toplam 2 mesaj bulundu
❤ Mutlu ❤ Huzurlu ❤ Bir❤ Yıl ❤ Olsun❤ ღ
ღ ❤ ╚ ═ ═ ═ ═ ═ ═ ═ ═ ೋ ღ ❤ ღ ೋ ═ ═ ═ ═ ═ ═ ═ ═ ❤ ღ ...
Doğum Gününüzü Can-ı Gönülden Kutlar sağlık,sıhhat, huzur ve mutluluk dolu nice nice yıllar dilerim.
Sevgi, Saygı ve Muhabbetle
Sevgili antoloji arkadaşım;
Doğum gününüzü en içten dileklerimle kutlar, yaşam boyu başarı ve mutluluklar dilerim.
Hayat sevgi kadar güzel aşk gibi güçlü olsun..
Doğum gününüzün anısına ** RÜYA ** gibi şiirimin şarkısını aşağıdaki linkten dinlemek ister misiniz?
http://www.ibrahimyilma ...
Toplam 8 mesaj bulundu