Ertuğrul Uzun - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı

Aleviliğin "Işık Yolu" olarak tanımlanmasının temel dayanakları şunlardır:

1.Tarihsel ve Etimolojik Temeller
İsimlendirme Evrimi:16. yüzyıla kadar bu inanca sahip topluluklar Osmanlı belgelerinde "Işık Taifesi" olarak anılmaktaydı.
Avrupa’da ise (özellikle Güney Fransa’da) bu inancı sürdürenlere, Latince Albi (ışık) ve Gen (insan) kelimelerinin birleşimi olan ve doğrudan "Işık İnsanı" anlamına gelen "Albigen" denilmiştir.
Alevi Kelimesinin Sırrı: Alevi" ismi, 1500’lü yıllardaki yoğun baskı ve katliamlardan korunmak için üretilmiş dâhiyane bir "örtü" ve "can simidi"dir.Türkçe "Alev" kelimesine eklenen "-i" aidiyet ekiyle (Alev-i), inancın özü olan"ışığa dair/ışıkla ilgili"kavramı kelimenin içine hapsedilmiştir.

Bu isim, Hz. Ali ile olan ses benzerliği sayesinde topluluğu İslam dairesi içinde göstererek mutlak bir imhadan koruyan bir kalkan görevi görmüştür.
Urum Erenleri ve Türkmenler:Anadolu'nun yerli "Işık İnsanları" (Urum Erenleri) ile Orta Asya'dan gelen ve inançları yine ışık merkezli olan Türkmenler (Horasan Erenleri), aralarında "yol" farkı olmadığı için kolayca kaynaşmışlardır.

2. Bilimsel ve Kozmolojik Temeller (Big Bang ve Enerji)
Alevilik, evrenin varoluşunu modern astrofiziğin "Big Bang" (Büyük Patlama) teorisiyle paralel bir şekilde açıklar.

Gevher ve Kandil: Patlama öncesindeki o muazzam yoğunluktaki ışıklı enerji kütlesine Alevilikte "Hakk","Dost" veya "Gevher"(ışık saçan elmas) denir.

Şiirsel Fizik Analizi: Aşık-ı Sadıklar, bilimin henüz tespit edemediği gerçekleri asırlar önce nefeslerine işlemişlerdir. Örneğin Şah Hatayi’nin "Gönlüme od düştü, yandım da geldim" dizesi, patlama anındaki muazzam ısıyı ve enerjinin maddeye dönüşünü ifade eder.Pir Sultan Abdal’ın "Kandildeki nura geldim" sözü ise varlığın ışık kaynaklı (yıldız tozu) kökenine işaret eder.

Vahdet-i Vücut: Her şeyin aynı enerji kaynağından (Hakk’tan) geldiği ve yine O’na döneceği inancı, enerjinin korunumu yasasıyla uyumludur.

3. Biyolojik ve Evrimsel Temeller (Sekahüm Sırrı)
Aleviliğin en büyük sırrı olarak kabul edilen "Sekahüm Sırrı, antropolojinin açıklamakta zorlandığı **"evrimsel sıçramayı" konu alır.
Gen Transferi:İnanca göre, yaklaşık 100.000 yıl önce "Yeşil Kandil"den gelen "Kırklar", dünyadaki seçilmiş bir topluluğa (Güruhu Naci) genetik bir transfer yaparak insanın bilinç düzeyinde bir sıçrama yaşamasını sağlamışlardır.

Bilimsel Örtüşme:California Üniversitesi biyokimyacılarının, insan DNA’sında 100.000 yıl önce ani bir kimyasal değişim/sıçrama olduğunu laboratuvar ortamında ispatlamış olmaları, Alevi inancındaki bu "bedenleşme" (Bezm-i Elest) anlatısıyla bilimsel bir paralellik gösterir.

4. Ritüel ve Kozmik Döngü
Semah: Atomun çekirdeği etrafındaki elektronlardan galaksilerin dönüşüne kadar evrendeki her şey bir döngü halindedir. Alevilikteki Semah, bu evrensel ve kozmik döngünün ritüelleştirilmiş halidir; insan bu yolla evrensel enerjiyle bütünleşir.

Sonuç olarak Alevilik; bilimi, sevgiyi ve kozmik enerjiyi sentezleyen, "ışık"tan gelip "Hakk"a giden ebedi bir tekamül yolu olarak kurgulanmıştır.