Pazar günlerini hiç sevemedim. “Haftanın en kötü, en anlamsız günü.
Pazar, devamlı kulağınıza, “çalışma, çalışma …” diye fısıldayan hain bir arkadaş gibidir. Pazar günü sürekli yatmak istersiniz; sokaklar bombos butun insanlar ölu gibidirler.
Pazar, nedense hazırlanma günüdür. İşe ya da okula hazırlanmanız beklenir. Ne kadar hazırlanırsanız hazırlanın, asla Pazartesi’ye hazır olmazsınız; olamazsınız. Psikolojik bir durum söz konusu çünkü.
Pazar son tatil günü olması esasıyla da iğrenç bir gündür. Cumartesi, “ooo yarın da tatil, süper” diye sevinirsiniz; ama Pazar günü… Ah o Pazar günü saatler bir başka hızlı akar. Akmasın, bitmesin bu tatil istersiniz ancak saatler geçip gider. Saate baktığınızda daha 12 iken bir de bakarsınız 14:30 sonra da 6 olur. Zaman sanki atlaya atlaya gider. Bir de bakarsınız, uyku saatiniz gelmiş.
Hain arkadaş bir kere daha fısıldar kulağınıza; “haydi arkadaşım, gözlerin kapanıyor, tatil bitiyor”.
Sevmem ben Pazar’ı.
Bu dünya bir kuyu havasız cömlek
DARALIYORUM!
Kelime manayı boğan bir gömlek
PARALIYORUM!
ALLAH ismi varken lügat ne demek
KARALIYORUM!
Kapımı,buyursun diye o melek
Aralıyorum! !
ilk belirtiler başlayalı çok zaman oldu
yaşımmı? üç aşşağı beş yukarı ondu
varlığını hissettiğim ilk yer otoyoldu
okul yolu sabahları hep çile doluydu
miskin bedenim salyalar saldı sırama
tiksinç değilim yafta takmayın adıma
üstüme gelmeyin farklı olan ben değilim
üzgünüm gülmeyin kastii deil bu eğilim
bana inanmadınız hiperaktif sandınız
pediatrik tezde biraz pasif kaldınız
itiraf edemedim her tarafım bertaraf
içimdeki her neyse iyiliğe itilaf
günden güne oda benle büyüdü ve gelişti
doğruyu bilip yanlışı istemesi çelişki
en içten dileklerim cidden bunlar değilki
sen gitsen içimdeki kısmen hepsi biterdi
evet doğru anladın benim içimde biri var
hayır deli değilim bu duyduğum en aptal sual
hala anlamadınız herşey onun eseri
öldürdüğüm kadınada o vurdu ilk keseri
ben istemesemde o yaptırır hep istediğini
dur yapma desemde dinlemez hiç sözlerimi
ben masumum içimdekini çıkarıp yargılayın
ama beni serbest bırakın köreldi algılarım
beni idam etsenizde onu öldüremezsiniz
beden değiştirip durur farkedemezsiniz
duruşma bittiğinde benle olan işide biter
hakim bey kimbilir belkide sizi seçer
girerse içinize görürsünüz katil olmayı
bir bakarsın koymuşsun caddeye bombayı
patladığında can verenler suçsuz bedenler
anlamazsın kandırır görünmez bedeller
herşeyi söyledim alın size bir itiraf daha
birileri ağlarken atmak istedim kahkaha
irtifa kaybetti uçak kulelere daldı
ladin'inde içinde onun ikiz kardeşi vardı
yandı gökyüzü çok soluklar sonlandı
kaydı yıldızlar umutlar onlara bağlandı
bana bakmayın öyle kokainman falan değilim
içimdeki kana bağımlı ben bunu bilirim
sırf bende var sandınız içimdeki lanetten
sokaklara baksanız anlarsınız hakkaten
odaklanmış zekalara kin dolu varlıklar
palazlanmış dehalara soykırım karanlıklar
ne söylesem boş fonksiyonsuz bir köleyim
tek istediğim ötenazi bırakında öleyim
beraat bekledim sanmayım bana acımayın
son bir isteğim var içimdekini çıkarın! ! !
Resûlullahın güzel ahlâkı ve âdetlerinden bazıları şunlardır:
1- Her çağırana lebbeyk (Efendim) diyerek cevap verirdi. Kimsenin yanında ayaklarını uzatmazdı. Diz çöküp otururdu. Hayvan üzerinde giderken, bir yaya görünce, arkasına bindirirdi.
2- Eshâbının oturdukları yere gelince, baş tarafa geçmezdi. Gördüğü boş bir yere otururdu. Birgün sokağa çıktığında, görenler ayağa kalkınca, (Benim için ayağa kalkmayınız! Ben de sizin gibi bir insanım. Herkes gibi yerim. Yorulunca, otururum.) buyurdu.
3- Yemede, giymede ve herşeyde hizmetçilerini kendinden ayırmazdı. Onların işlerine yardım ederdi. Her zaman hizmetinde bulunan Enes bin Mâlik hazretleri; (Resûlullaha on sene hizmet ettim. Onun bana yaptığı hizmet, benim ona yaptığımdan çok idi. Bana incindiğini, sert söylediğini hiç görmedim.) buyurdu.
4- Söküklerini, yırtıklarını diker, hayvanlara yem verirdi. Çarşıdan satın aldığını, eve kendisi götürürdü
5- Hastaları ziyaret eder, cenâzelerde bulunurdu. Gönül almak için fakir, zengin, herkesin hastasını ziyaret ederdi.
6- Sabah namazını kıldırdıktan sonra, cemaate karşı oturup, (Hasta olan kardeşimiz var mı, ziyaretine gidelim.) buyururdu. Hasta yoksa, (Cenâzesi olan var mı, yardıma gidelim.) derdi. Cenâze olursa, yıkanmasında, kefenlenmesinde yardım eder, namazını kıldırır, kabre kadar giderdi.
7- Eshâbından birini 3 gün görmese, onu sorardı. Yolculuğa gidenlere, hayır duâ eder, şehirde olanların da ziyaretine giderdi.
8- Yolda karşılaştığı Müslümana önce kendi selâm verirdi.
9- Hep düşünceli, üzüntülü görünür, az söylerdi. Konuşmaya tebessüm ederek başlardı. Lüzumsuz ve faydasız birşey söylemezdi.
Lâzım olunca, faydalı ve mânâsı açık olarak söylerdi. İyi anlaşılması için bazen üç defa tekrar ederdi.
10- Misafirlerine, eshâbına hizmet eder, (Bir kavmin efendisi, en üstünü, onlara hizmet edendir.) buyururdu.
11- Kimsenin aybını yüzüne vurmazdı. Kimseden şikâyet etmez, arkasından söylemezdi. Bir kimsenin sözünü veya işini beğenmediği zaman, (Bazı kimseler, acaba neden şöyle yapıyorlar.) derdi.
12- Çok cömert idi. Yüzlerce deve ve koyun bağışlar, kendisine birşey bırakmazdı. Nice katı kalbli kâfirler, bu ihsanlarını görerek imana gelmişlerdi. Kendisinden birşey istendiğinde, yok dediği hiç işitilmedi. Var ise verir, yok ise, sükût ederdi.
13- Allahü teâlâ, (İste, vereyim!) buyurmuşken, dünya servetini istemedi. Elenmiş buğday unu ekmeğini hiç yemedi. Hep elenmemiş arpa unu ekmeği yerdi.
Doyuncaya kadar yediği hiç görülmedi. Ekmeği katıksız olarak veya hurma ile, sirke ile, meyve ile, çorba ile veya zeytinyağına batırıp yerdi.
14- Bir yemeği beğenmediği işitilmedi. İkram edileni yerdi.
15- Eve gelince, (Yiyecek var mı?) der, yok denirse, oruç tutardı.
İnsanlığın İftihar Tablosu’nun Hayat kronolojisi -I-
İslâmiyet'ten önce Arabistan'ın durumu
İslâmiyetten önce Araplar koyu bir cehalet içinde idiler, okuma-yazma bilenler yok denecek kadar azdı. İnsan haklarına riayet yoktu. Güçlü olanlar zayıfları eziyordu. Haklarının bir çoğundan mahrum olan kadın, sanki bir eşya gibi alınıp satılıyordu. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömerek öldürmek adet haline gelmişti ve yürekler acısı bu duruma kimse dur demiyordu.
Tek Allah inancı unutulmuş, insanlar kendi elleriyle yaptıkları putlara tapıyorlardı. Kabe'nin içinde 360'dan fazla put vardı. Halbuki Kabe, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından Allah'a ibadet için yapılmıştı. Ayrıca her evde de bir put bulunur, aile fertleri ona tapardı, içki, kumar ve her türlü ahlâksızlık toplumu sarmış, insaf ve merhamet duyguları kalplerden silinmişti. Dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan insanların durumu ise daha kötü idi.
Karanlıklar içinde kalan, insanlığı bu korkunç durumdan kurtaracak, insanlara dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösterecek olan son Peygamberin gelmesine büyük ihtiyaç vardı.
Sahip olacağın şeyler birde sahip olamayacağın şeyler var
Susacağın yerler konusacağın yerler
Göreceğin ama görmemiş olacağın yerler her zaman var
Bu dilden firar eden her söz, yaydan çıkmış ok gibi
Sözler bazen bir hazine bazen dermansız bir dert tipi
Geçmiş dünden bahsetmek lezzetsiz
Gelmemiş yarından hep mi şikayetçiyiz biz
Halim yalın, son sireni benim için çalın
Resmini çekmelisin her anın, kanıdı olmalı her feryadın
Beni burdan alın,canım sıkkın.
-'Onlar toy ve samimiydiler.Birbirlerini delice sevdiklerini sanıyorlardı.Oysa her biri sadece kendisini seviyor ötekini ise istiyordu..Bu yüzden birlikte oldular ama asla
Önce kocamandım soru işaretiydim
Sonra cevabı aradım
Noktalı,noktasız virgül oldum
Bazen soluklandım
Tırnak işaretleri girdi hayatıma
Her tırnakta yara aldım
Ünlemlerim oldu kimi zaman
Zamanlı zamansız haykırdım
Baktığımda tek bir noktaydım
O kirli,sonsuz sayfanın sonundaydım
Ve ufacıktım.......
Anlamak, ısı gibidir bir de hani... Anladıkça ürperirsin, anladıkça terlersin, anladıkça üşür, anladıkça titrersin...
Belki de bunun için anladıkça ağlar insan veya ağladıkça anlar!
pazar
27.12.2006 - 18:43Pazar günlerini hiç sevemedim. “Haftanın en kötü, en anlamsız günü.
Pazar, devamlı kulağınıza, “çalışma, çalışma …” diye fısıldayan hain bir arkadaş gibidir. Pazar günü sürekli yatmak istersiniz; sokaklar bombos butun insanlar ölu gibidirler.
Pazar, nedense hazırlanma günüdür. İşe ya da okula hazırlanmanız beklenir. Ne kadar hazırlanırsanız hazırlanın, asla Pazartesi’ye hazır olmazsınız; olamazsınız. Psikolojik bir durum söz konusu çünkü.
Pazar son tatil günü olması esasıyla da iğrenç bir gündür. Cumartesi, “ooo yarın da tatil, süper” diye sevinirsiniz; ama Pazar günü… Ah o Pazar günü saatler bir başka hızlı akar. Akmasın, bitmesin bu tatil istersiniz ancak saatler geçip gider. Saate baktığınızda daha 12 iken bir de bakarsınız 14:30 sonra da 6 olur. Zaman sanki atlaya atlaya gider. Bir de bakarsınız, uyku saatiniz gelmiş.
Hain arkadaş bir kere daha fısıldar kulağınıza; “haydi arkadaşım, gözlerin kapanıyor, tatil bitiyor”.
Sevmem ben Pazar’ı.
necip fazıl kısakürek
27.12.2006 - 18:35Bu dünya bir kuyu havasız cömlek
DARALIYORUM!
Kelime manayı boğan bir gömlek
PARALIYORUM!
ALLAH ismi varken lügat ne demek
KARALIYORUM!
Kapımı,buyursun diye o melek
Aralıyorum! !
dünyanın en büyük yalanı
27.12.2006 - 17:17okedir, ben geldim... (((:
2007
27.12.2006 - 17:132007 ye son 4 gün..
kararsızlık
27.12.2006 - 17:05bilGisayar muhendisLigi mi, Uzay Bilimi mi?
mi mi mi miiiiiii (:
muhammed
27.12.2006 - 16:28Peygamber efendimiz buyurdular ki:
Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: güzel koku, helal nisa (kadın) , gözüm nuru olan namaz
kız evlat
27.12.2006 - 16:26Zira onların fıtratları, yaratılışları, zaif, nahif ve hassasedir. Kız çocukları daha ziyade merhamete, siyanet ve korunmaya muhtaçtır.
uuiIiIi (:
içimde bir deli var
27.12.2006 - 16:20ilk belirtiler başlayalı çok zaman oldu
yaşımmı? üç aşşağı beş yukarı ondu
varlığını hissettiğim ilk yer otoyoldu
okul yolu sabahları hep çile doluydu
miskin bedenim salyalar saldı sırama
tiksinç değilim yafta takmayın adıma
üstüme gelmeyin farklı olan ben değilim
üzgünüm gülmeyin kastii deil bu eğilim
bana inanmadınız hiperaktif sandınız
pediatrik tezde biraz pasif kaldınız
itiraf edemedim her tarafım bertaraf
içimdeki her neyse iyiliğe itilaf
günden güne oda benle büyüdü ve gelişti
doğruyu bilip yanlışı istemesi çelişki
en içten dileklerim cidden bunlar değilki
sen gitsen içimdeki kısmen hepsi biterdi
evet doğru anladın benim içimde biri var
hayır deli değilim bu duyduğum en aptal sual
hala anlamadınız herşey onun eseri
öldürdüğüm kadınada o vurdu ilk keseri
ben istemesemde o yaptırır hep istediğini
dur yapma desemde dinlemez hiç sözlerimi
ben masumum içimdekini çıkarıp yargılayın
ama beni serbest bırakın köreldi algılarım
beni idam etsenizde onu öldüremezsiniz
beden değiştirip durur farkedemezsiniz
duruşma bittiğinde benle olan işide biter
hakim bey kimbilir belkide sizi seçer
girerse içinize görürsünüz katil olmayı
bir bakarsın koymuşsun caddeye bombayı
patladığında can verenler suçsuz bedenler
anlamazsın kandırır görünmez bedeller
herşeyi söyledim alın size bir itiraf daha
birileri ağlarken atmak istedim kahkaha
irtifa kaybetti uçak kulelere daldı
ladin'inde içinde onun ikiz kardeşi vardı
yandı gökyüzü çok soluklar sonlandı
kaydı yıldızlar umutlar onlara bağlandı
bana bakmayın öyle kokainman falan değilim
içimdeki kana bağımlı ben bunu bilirim
sırf bende var sandınız içimdeki lanetten
sokaklara baksanız anlarsınız hakkaten
odaklanmış zekalara kin dolu varlıklar
palazlanmış dehalara soykırım karanlıklar
ne söylesem boş fonksiyonsuz bir köleyim
tek istediğim ötenazi bırakında öleyim
beraat bekledim sanmayım bana acımayın
son bir isteğim var içimdekini çıkarın! ! !
aahh aahh (: ahhh
muhammed
27.12.2006 - 16:13Resûlullahın güzel ahlâkı ve âdetlerinden bazıları şunlardır:
1- Her çağırana lebbeyk (Efendim) diyerek cevap verirdi. Kimsenin yanında ayaklarını uzatmazdı. Diz çöküp otururdu. Hayvan üzerinde giderken, bir yaya görünce, arkasına bindirirdi.
2- Eshâbının oturdukları yere gelince, baş tarafa geçmezdi. Gördüğü boş bir yere otururdu. Birgün sokağa çıktığında, görenler ayağa kalkınca, (Benim için ayağa kalkmayınız! Ben de sizin gibi bir insanım. Herkes gibi yerim. Yorulunca, otururum.) buyurdu.
3- Yemede, giymede ve herşeyde hizmetçilerini kendinden ayırmazdı. Onların işlerine yardım ederdi. Her zaman hizmetinde bulunan Enes bin Mâlik hazretleri; (Resûlullaha on sene hizmet ettim. Onun bana yaptığı hizmet, benim ona yaptığımdan çok idi. Bana incindiğini, sert söylediğini hiç görmedim.) buyurdu.
4- Söküklerini, yırtıklarını diker, hayvanlara yem verirdi. Çarşıdan satın aldığını, eve kendisi götürürdü
5- Hastaları ziyaret eder, cenâzelerde bulunurdu. Gönül almak için fakir, zengin, herkesin hastasını ziyaret ederdi.
6- Sabah namazını kıldırdıktan sonra, cemaate karşı oturup, (Hasta olan kardeşimiz var mı, ziyaretine gidelim.) buyururdu. Hasta yoksa, (Cenâzesi olan var mı, yardıma gidelim.) derdi. Cenâze olursa, yıkanmasında, kefenlenmesinde yardım eder, namazını kıldırır, kabre kadar giderdi.
7- Eshâbından birini 3 gün görmese, onu sorardı. Yolculuğa gidenlere, hayır duâ eder, şehirde olanların da ziyaretine giderdi.
8- Yolda karşılaştığı Müslümana önce kendi selâm verirdi.
9- Hep düşünceli, üzüntülü görünür, az söylerdi. Konuşmaya tebessüm ederek başlardı. Lüzumsuz ve faydasız birşey söylemezdi.
Lâzım olunca, faydalı ve mânâsı açık olarak söylerdi. İyi anlaşılması için bazen üç defa tekrar ederdi.
10- Misafirlerine, eshâbına hizmet eder, (Bir kavmin efendisi, en üstünü, onlara hizmet edendir.) buyururdu.
11- Kimsenin aybını yüzüne vurmazdı. Kimseden şikâyet etmez, arkasından söylemezdi. Bir kimsenin sözünü veya işini beğenmediği zaman, (Bazı kimseler, acaba neden şöyle yapıyorlar.) derdi.
12- Çok cömert idi. Yüzlerce deve ve koyun bağışlar, kendisine birşey bırakmazdı. Nice katı kalbli kâfirler, bu ihsanlarını görerek imana gelmişlerdi. Kendisinden birşey istendiğinde, yok dediği hiç işitilmedi. Var ise verir, yok ise, sükût ederdi.
13- Allahü teâlâ, (İste, vereyim!) buyurmuşken, dünya servetini istemedi. Elenmiş buğday unu ekmeğini hiç yemedi. Hep elenmemiş arpa unu ekmeği yerdi.
Doyuncaya kadar yediği hiç görülmedi. Ekmeği katıksız olarak veya hurma ile, sirke ile, meyve ile, çorba ile veya zeytinyağına batırıp yerdi.
14- Bir yemeği beğenmediği işitilmedi. İkram edileni yerdi.
15- Eve gelince, (Yiyecek var mı?) der, yok denirse, oruç tutardı.
karizmatik
27.12.2006 - 15:38http://ic1.deviantart.com/fs15/f/2006/360/5/1/In_The_Air_by_sacrebleu7.jpg
muhammed
27.12.2006 - 15:29İnsanlığın İftihar Tablosu’nun Hayat kronolojisi -I-
İslâmiyet'ten önce Arabistan'ın durumu
İslâmiyetten önce Araplar koyu bir cehalet içinde idiler, okuma-yazma bilenler yok denecek kadar azdı. İnsan haklarına riayet yoktu. Güçlü olanlar zayıfları eziyordu. Haklarının bir çoğundan mahrum olan kadın, sanki bir eşya gibi alınıp satılıyordu. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömerek öldürmek adet haline gelmişti ve yürekler acısı bu duruma kimse dur demiyordu.
Tek Allah inancı unutulmuş, insanlar kendi elleriyle yaptıkları putlara tapıyorlardı. Kabe'nin içinde 360'dan fazla put vardı. Halbuki Kabe, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından Allah'a ibadet için yapılmıştı. Ayrıca her evde de bir put bulunur, aile fertleri ona tapardı, içki, kumar ve her türlü ahlâksızlık toplumu sarmış, insaf ve merhamet duyguları kalplerden silinmişti. Dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan insanların durumu ise daha kötü idi.
Karanlıklar içinde kalan, insanlığı bu korkunç durumdan kurtaracak, insanlara dünyada ve ahirette mutlu olmanın yollarını gösterecek olan son Peygamberin gelmesine büyük ihtiyaç vardı.
anladım ki
27.12.2006 - 15:26Sahip olacağın şeyler birde sahip olamayacağın şeyler var
Susacağın yerler konusacağın yerler
Göreceğin ama görmemiş olacağın yerler her zaman var
Bu dilden firar eden her söz, yaydan çıkmış ok gibi
Sözler bazen bir hazine bazen dermansız bir dert tipi
Geçmiş dünden bahsetmek lezzetsiz
Gelmemiş yarından hep mi şikayetçiyiz biz
Halim yalın, son sireni benim için çalın
Resmini çekmelisin her anın, kanıdı olmalı her feryadın
Beni burdan alın,canım sıkkın.
aşk
27.12.2006 - 15:23-'Onlar toy ve samimiydiler.Birbirlerini delice sevdiklerini sanıyorlardı.Oysa her biri sadece kendisini seviyor ötekini ise istiyordu..Bu yüzden birlikte oldular ama asla
bir olamadılar..
niyet
27.12.2006 - 15:00ne Yazik ki iyi niyetlerimi meSgule Verdim..
nokta
27.12.2006 - 14:57Önce kocamandım soru işaretiydim
Sonra cevabı aradım
Noktalı,noktasız virgül oldum
Bazen soluklandım
Tırnak işaretleri girdi hayatıma
Her tırnakta yara aldım
Ünlemlerim oldu kimi zaman
Zamanlı zamansız haykırdım
Baktığımda tek bir noktaydım
O kirli,sonsuz sayfanın sonundaydım
Ve ufacıktım.......
Hasta
27.12.2006 - 14:54Saatler yanıbaşımdan süzülüp gitmiş sessizce,
Başımda isyan yelleri,beynim kaçmak için tepinmekte,
Tenimdeki yangın mevsim normalllerinin üstünde,
Ruhum bedenimin şerrine tutulmuş,derman beklemekte.
ayna ayna söyle bana benden güzelini
27.12.2006 - 13:05- Ayna ayna söyle bana bu gece kim var yansımanda?
-Sen varsın işte, bir de Ay...
hadis
27.12.2006 - 12:34İyilik insanlar arasında kesintiye uğrayabilir. Fakat iyiliği yapanla, Allah arasında hiçbir kesinti olmaz.
[Hadis-i Şerif]
Flush Royale
27.12.2006 - 12:32Poker deki en yüksek ve değerli eldir.
10♥ J♥ Q♥ K♥ A♥
aptal insanlar
27.12.2006 - 12:06banu alkan kesinlikle..
SALAKLIK
27.12.2006 - 04:11yabanci bi diL bildigini gösterme Cabasi,
mucize
27.12.2006 - 03:56dogurmak..
anlamak
27.12.2006 - 03:52Anlamak, ısı gibidir bir de hani... Anladıkça ürperirsin, anladıkça terlersin, anladıkça üşür, anladıkça titrersin...
Belki de bunun için anladıkça ağlar insan veya ağladıkça anlar!
ürpermek istiyorum, Ürpertin beni (: ahah,
dubai
27.12.2006 - 03:45dogum Yerim.pPp
Toplam 443 mesaj bulundu