Bana kalsa değil bir satırı,
Yazmazdım ya sana tek kelime,
Yaz diyor, bende yazıyorum işte,
Annen, yani makbule teyzenin hatırı,
Aslında küfür kafir gelse de dilime,
Bilirsin; ta okul yıllarından sevmemiştik birbirimizi,
Kırgınım sana, hani şimdi tutup,
Nereden çıktı demeyesin bu mektup,
Selam kelam etmemişsem sebebi malumundur,
Ha, sonra biz senin kadar mürekkep yalamadık hani,
Lafa nerede başlanır. nerede biter,
Bırak mektupta, biz sevdiğimize bile süslü laflar edemedik hiç,
Neyse, bilmem haberin var mı?
Memduh amcayı, yani babanı kaybettik,
Ne vakit hal hatır sormaya gittiysem size,
Hep kapı önünde bulurdum,
Karşı yola doğru dururdu öylece solgun yüzü,
Gelmez diyordu, gelmez bu dürzü,
Senin anlayacağın gözleri açık gitti rahmetlik.
Annen sakın duymasın diyorsa da,Salih,
Benden söylemesi,annen geçenlerde evi tefeci tahir”e sattı
Babanın birikmiş borçlarını öylece kapattı,
Hani; doktor,hastane, falan,
Olsa olsa şimdi kefen parasıdır elinde kalan,
Bi ara, bi sor ulan,
Bu nasıl bir nefret ki hala bitmedi,
Ulan Salih,ulan Salih,
Yoksa ciğerini oralarda itler mi yedi,
Bir mektup yaz,bir şeyler karala,
İstersen kız bağır,binbir küfür sırala,
Ne dersen de işte,
Zannedersem,annenin de gözleri açık gidecek bu gidişle.
Adresini Sarı Tijen” den aldım,
Önceleri yok, mok dedi, yemin billah,
Neyse imana geldi,
Bakma sen sarıdır,marıdır,yine de iyidir.
Bak Salih, lafı fazla uzatmayacağım,
Geçenlerde sahilde ki bizim kahvede,
Adaşın Salih,kirkor amca,kasap Nedim,
Dört kol pişti atıyorduk ki;
Mahalleden bir ufaklık,nefes nefese;
Makbule teyze,Makbule teyze,
Bir koşu vardık ki,
Çoktan Çapa”ya kaldırmış Sarı Tijen,
,serum,oksijen,
Korkma,mahalleli aramızda toplayıp masrafları ödedik,
Helali hoş olsun,
Makbule teyzenin az mı su böreğini yedik.
Bir ara doktor dışarı çıkıp,
Başını iki yana sallayıp, haber verin dedi,
Kimi,kimsesi yok mu?
Hep bir ağızdan var dedik, var biziz kimi kimsesi
Ulan Salih,ulan Salih ciğerini yoksa oralarda itler mi yedi.
Dün gece sıra bendeydi, bendim başında bekleyen,
Bir ara gözlerini açtı,
Elini tuttum,gözlerine takılıp kalmış yaşları usulca sildim,
Yastığın altından küçük bir torba çıkarıp;
Al sende kalsın yavrum,kefen param,
Hani,yarın emri hak olursa dedi,
Öyle bir sıkmışım ki yumruklarımı,
Öyle bir vurmuşum ki duvara,
Küfürün adına günah demişler ha,tövbe.tövbe,
Ulan Salih,ulan Salih,hani bir elime geçsen kazara.
Kış diyor mevsim, gelmeye kalkmasın,
Hele bir gelsin bahar yaz,
Sen yine de iyi olduğumu yaz,
Nasıl da tevekkel,nasıl da teslim kaderine,
O an var ya,o an sanki kör bıçaklar soktular en derine,
Yüzünü cama döndü,
Biliyordum ki ağlıyordu,
Elinin tersiyle yüzünü silerken,
Dağlar başına oğul,
Gelen yaşıma oğul,
Sana umud olanın,
Toprak başına oğul,
Kış diyor mevsim,gelmeye kalkmasın,
Hele bir gelsin bahar yaz,
Sen yinede iyi olduğumu yaz,
Son kez gözlerini aralayıp,
Salih”im dedi,Salih”im,
Annen sana Salih”im dedi de,
Sen,bi daha anne diyebilecek misin?
Anne ben geldim kapıyı aç,
Anne karnım aç,
Başım kaşınıyor anne,
Başımı kaşı,
Anlat diyebilecek misin masal anne,
Hani yarım kalmıştı ya dünkü;
Yok Salih yok,
Sen, sen bi daha hiç anne diyemeyeceksin!
Annen,annen ÇÜNKÜ….
Papaz ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek;
'Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle,' der.
Ancak adamdan ses çıkmaz.
Papaz isteğini bir kez daha tekrarlar, ama hastanın sessizliği sürer.
Sonunda Papaz kızgın bir ifadeyle; 'Neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyosun, bre gafil? ' diye sorunca adam halsizce karşılık verir; 'Nereye gideceğim belli olmadan kimse hakkında kötü konuşmak istemiyorum.'
Bir Amerikalı ve bir Japon safariye çıkmışlar. Her ikisi de biribirlerine hava atmak için yanlarına son teknolojik silahlar almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş. Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş... Karavana.
Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş:
-Ne o, aslandan hızlı mı koşacaksın?
-Yoo, senden hızlı koşsam yeter.
Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist aynı işe başvururlar.
Görüşmeci matematikçiye sorar:
'iki kere iki kaç eder? '
Matematikçi cevap verir:
'Dört! '
Görüşmeci sorar:
'Kesin dört mü? '
Matematikçi kendinden emin cevaplar:
'Evet, kesin dört! '
Matematikçi çıkar ve ekonomist odaya girer. Bu sefer görüşmeci aynı soruyu ekonomiste yöneltir. Ekonomist yanıtlar:
'Ortalama dört eder, yüzde 10 aşağya veya yukari oynayabilir, ama ortalama dört eder! '
Ekonomistte de çıkar, muhasebeci odaya girer, aynı soru ona da sorulur. Muhasebeci ayağa kalkar, kapıyı kilitler, panjurları indirir ve görüşmeciye yaklaşarak sorar:
'Kaç etsin istersiniz? '
fıkra bir yana geçmüş muhasebeciler günün kutlu olsun
dost sandıklarımızın bizi etki altında bırakmak için yaptıkları oyunlar itiraz etmeden oynarsan hem o zekice yaptıgı planlarını boşa çıkarmamış olursunuz hemde oyunculuk kabiliyetiniz artar :)
Güneşe inat gecenin yıldızları dans eder
Sevinçlere sur çekilmiş suskun kalpler
Sahile vuran dalgada sessizlik hüküm giyer
Başlamadan biten sevdaya ağıtlar yakılır
Başlar kahkaha köşe başında gülmeye
Kaldırımlar suskun taşlar buz keser
Hüzünlü bir melodi savrulur göklerde
Ne yerin kulağı ne göklerin göz yaşı susar
Başlar sağnak yağışla kirpikler dolu akmaya
Dilek ağacı yapraklarını atar uçurumlardan
Güneş ısıtır gelincik çiçeklerini karından
Dağ gibi seller gelir alır seni de yerinden
Düşlerin donuk kalır göz bebeklerinde
Geçmiş silinir bir anda tüm güzelliği ile
Kapın çalınıyor artık hesap vakti her halde
Gelene git diyemesin susar dilin istemesen de
Ne o valizini hazırladın son yolculuk nereye
Gidenin dönmeyeceği yere sen ne götüreceksin
Anılarını toplasan kaç kibritin ateşiyle yanar
Sulara attığın şişelerde cevap alamadın sende
İsyanların tavan yaptı bu gün kalbinde
Susmak giderken haykırmak mı sence
Ayakları bağlı bir mahkum köle gibisin
Son atılan kurşun anlından vurdu seni de
Dünya da sevdiklerini aldı desene
Gece hep karanlık mı doğdu üstüne
Ya güneş hep mi bedenini yaktı delice
Kış incitti kuruttu mu dallarını habersizce
Sonbahara hüzünle mi girdin hayatı seyrederken
İlkbaharın kokusu gelmedi mi kırlardan sana
Çiçeklerin kokusunu solumadan mı budadın
Deme ki gidiyorsun yaşananları hiçe sayarak
Gideceğin yere sonsuzluk biletin elinde
Dönmeyeceksin demek bu son gidiş
Öyle olsun gideceğin yolda bende varım
Ölüm yolu senin yolun olsa gerek
Senden geride kalan tek adresi
Bir taşa yazdın demek
rüzgarı yandan alan bir tekne apaz seyirdedir. apaz seyir, dar apaz, apaz, geniş apaz olarak üçe ayrılır. yelkenli bir tekne için en süratli seyir bu seyirdir.
iyi apazlar :)))))
Tarladan toplanan tam olgunlasmamis nohutlarin dallariyla beraber yanan atesin üzerine atilmasi suretiyle yapilan yiyecek. nohutlar dallarindan dökülür ve kabuklari yanar, icide piser.
tavsiye ederim çok güzel bir lezzettir
teröritler ağlasın
şehit anneleri değil
gözleri arkada kalmasın
oğulları ölmedi
çünkü şehitler ölmez
bu vatan asla bölünmez
bizi korumak için
şehit oldu askerler
vatanı korumak için
tutsak olmamak için
onlar bizi bekliyor
cennette yaşıyor
bizi hergün izliyor
artık anneler değil
hainler ağlıyor
şu an ne dinliyorum
25.06.2011 - 00:17Mehmet Erdem (kalbim seni seçti)
insan
18.06.2011 - 00:10İnsanlar kötülüğü arzuları güçlü olduğu için değil, vicdanları zayıf olduğu için yaparlar. (J.S.MILL)
iç güzellik
04.06.2011 - 19:14•Güzel ve göz alıcı herşey iyi olmayabilir, ancak iyi olan herşey güzeldir.
Ninon de Lenclos
şu an ne dinliyorum
09.04.2011 - 00:29Grup 84 Hayır OlaMaz
Ana Gibi Yar,Bağdat Gibi Diyar Olmaz
12.03.2011 - 02:17Salih
Bana kalsa değil bir satırı,
Yazmazdım ya sana tek kelime,
Yaz diyor, bende yazıyorum işte,
Annen, yani makbule teyzenin hatırı,
Aslında küfür kafir gelse de dilime,
Bilirsin; ta okul yıllarından sevmemiştik birbirimizi,
Kırgınım sana, hani şimdi tutup,
Nereden çıktı demeyesin bu mektup,
Selam kelam etmemişsem sebebi malumundur,
Ha, sonra biz senin kadar mürekkep yalamadık hani,
Lafa nerede başlanır. nerede biter,
Bırak mektupta, biz sevdiğimize bile süslü laflar edemedik hiç,
Neyse, bilmem haberin var mı?
Memduh amcayı, yani babanı kaybettik,
Ne vakit hal hatır sormaya gittiysem size,
Hep kapı önünde bulurdum,
Karşı yola doğru dururdu öylece solgun yüzü,
Gelmez diyordu, gelmez bu dürzü,
Senin anlayacağın gözleri açık gitti rahmetlik.
Annen sakın duymasın diyorsa da,Salih,
Benden söylemesi,annen geçenlerde evi tefeci tahir”e sattı
Babanın birikmiş borçlarını öylece kapattı,
Hani; doktor,hastane, falan,
Olsa olsa şimdi kefen parasıdır elinde kalan,
Bi ara, bi sor ulan,
Bu nasıl bir nefret ki hala bitmedi,
Ulan Salih,ulan Salih,
Yoksa ciğerini oralarda itler mi yedi,
Bir mektup yaz,bir şeyler karala,
İstersen kız bağır,binbir küfür sırala,
Ne dersen de işte,
Zannedersem,annenin de gözleri açık gidecek bu gidişle.
Adresini Sarı Tijen” den aldım,
Önceleri yok, mok dedi, yemin billah,
Neyse imana geldi,
Bakma sen sarıdır,marıdır,yine de iyidir.
Bak Salih, lafı fazla uzatmayacağım,
Geçenlerde sahilde ki bizim kahvede,
Adaşın Salih,kirkor amca,kasap Nedim,
Dört kol pişti atıyorduk ki;
Mahalleden bir ufaklık,nefes nefese;
Makbule teyze,Makbule teyze,
Bir koşu vardık ki,
Çoktan Çapa”ya kaldırmış Sarı Tijen,
,serum,oksijen,
Korkma,mahalleli aramızda toplayıp masrafları ödedik,
Helali hoş olsun,
Makbule teyzenin az mı su böreğini yedik.
Bir ara doktor dışarı çıkıp,
Başını iki yana sallayıp, haber verin dedi,
Kimi,kimsesi yok mu?
Hep bir ağızdan var dedik, var biziz kimi kimsesi
Ulan Salih,ulan Salih ciğerini yoksa oralarda itler mi yedi.
Dün gece sıra bendeydi, bendim başında bekleyen,
Bir ara gözlerini açtı,
Elini tuttum,gözlerine takılıp kalmış yaşları usulca sildim,
Yastığın altından küçük bir torba çıkarıp;
Al sende kalsın yavrum,kefen param,
Hani,yarın emri hak olursa dedi,
Öyle bir sıkmışım ki yumruklarımı,
Öyle bir vurmuşum ki duvara,
Küfürün adına günah demişler ha,tövbe.tövbe,
Ulan Salih,ulan Salih,hani bir elime geçsen kazara.
Kış diyor mevsim, gelmeye kalkmasın,
Hele bir gelsin bahar yaz,
Sen yine de iyi olduğumu yaz,
Nasıl da tevekkel,nasıl da teslim kaderine,
O an var ya,o an sanki kör bıçaklar soktular en derine,
Yüzünü cama döndü,
Biliyordum ki ağlıyordu,
Elinin tersiyle yüzünü silerken,
Dağlar başına oğul,
Gelen yaşıma oğul,
Sana umud olanın,
Toprak başına oğul,
Kış diyor mevsim,gelmeye kalkmasın,
Hele bir gelsin bahar yaz,
Sen yinede iyi olduğumu yaz,
Son kez gözlerini aralayıp,
Salih”im dedi,Salih”im,
Annen sana Salih”im dedi de,
Sen,bi daha anne diyebilecek misin?
Anne ben geldim kapıyı aç,
Anne karnım aç,
Başım kaşınıyor anne,
Başımı kaşı,
Anlat diyebilecek misin masal anne,
Hani yarım kalmıştı ya dünkü;
Yok Salih yok,
Sen, sen bi daha hiç anne diyemeyeceksin!
Annen,annen ÇÜNKÜ….
(alıntıdır.)
masal
12.03.2011 - 02:02çocukken sonunu duyamadan uyudugum sahah sorunca akşam diyerek savuşturuldugum :)
fıkra
02.03.2011 - 17:15Futbol Var Mı?
Bir futbol fanatiği adam bir gün ölüm döşeğindeki arkadaşının yanına gider.
'Bana bir iyilik yap ve öbür tarafa gittiğinde orda da futbol var mı yok mu diye haber ver.'
Arkadaşı, 'Tamam,' der. Adam öldükten iki hafta sonra fanatik arkadaşını odasında ziyaret eder.
'Sana bir iyi, bir de kötü haberim var. İlk önce hangisini söyleyim? '
Arkadasi:'İyi haberden başla.'
'İyi haber; her çarsamba arkadaşlarla maç yapıyoruz. Kötü haber; bu çarsamba kalecimiz sensin! '
fıkra
02.03.2011 - 17:1114.01.2011
Kötü Konuşmak İstemem
Papaz ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek;
'Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle,' der.
Ancak adamdan ses çıkmaz.
Papaz isteğini bir kez daha tekrarlar, ama hastanın sessizliği sürer.
Sonunda Papaz kızgın bir ifadeyle; 'Neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyosun, bre gafil? ' diye sorunca adam halsizce karşılık verir; 'Nereye gideceğim belli olmadan kimse hakkında kötü konuşmak istemiyorum.'
fıkra
02.03.2011 - 17:10Amerikalı ve Japon
Bir Amerikalı ve bir Japon safariye çıkmışlar. Her ikisi de biribirlerine hava atmak için yanlarına son teknolojik silahlar almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş. Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş... Karavana.
Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş:
-Ne o, aslandan hızlı mı koşacaksın?
-Yoo, senden hızlı koşsam yeter.
1 mart muhasebeciler günü
02.03.2011 - 16:23Kaç Eder?
Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist aynı işe başvururlar.
Görüşmeci matematikçiye sorar:
'iki kere iki kaç eder? '
Matematikçi cevap verir:
'Dört! '
Görüşmeci sorar:
'Kesin dört mü? '
Matematikçi kendinden emin cevaplar:
'Evet, kesin dört! '
Matematikçi çıkar ve ekonomist odaya girer. Bu sefer görüşmeci aynı soruyu ekonomiste yöneltir. Ekonomist yanıtlar:
'Ortalama dört eder, yüzde 10 aşağya veya yukari oynayabilir, ama ortalama dört eder! '
Ekonomistte de çıkar, muhasebeci odaya girer, aynı soru ona da sorulur. Muhasebeci ayağa kalkar, kapıyı kilitler, panjurları indirir ve görüşmeciye yaklaşarak sorar:
'Kaç etsin istersiniz? '
fıkra bir yana geçmüş muhasebeciler günün kutlu olsun
bermuda şeytan üçgeni
24.02.2011 - 14:57dost sandıklarımızın bizi etki altında bırakmak için yaptıkları oyunlar itiraz etmeden oynarsan hem o zekice yaptıgı planlarını boşa çıkarmamış olursunuz hemde oyunculuk kabiliyetiniz artar :)
son yolcu
03.02.2011 - 21:10SON YOLCULUK
Güneşe inat gecenin yıldızları dans eder
Sevinçlere sur çekilmiş suskun kalpler
Sahile vuran dalgada sessizlik hüküm giyer
Başlamadan biten sevdaya ağıtlar yakılır
Başlar kahkaha köşe başında gülmeye
Kaldırımlar suskun taşlar buz keser
Hüzünlü bir melodi savrulur göklerde
Ne yerin kulağı ne göklerin göz yaşı susar
Başlar sağnak yağışla kirpikler dolu akmaya
Dilek ağacı yapraklarını atar uçurumlardan
Güneş ısıtır gelincik çiçeklerini karından
Dağ gibi seller gelir alır seni de yerinden
Düşlerin donuk kalır göz bebeklerinde
Geçmiş silinir bir anda tüm güzelliği ile
Kapın çalınıyor artık hesap vakti her halde
Gelene git diyemesin susar dilin istemesen de
Ne o valizini hazırladın son yolculuk nereye
Gidenin dönmeyeceği yere sen ne götüreceksin
Anılarını toplasan kaç kibritin ateşiyle yanar
Sulara attığın şişelerde cevap alamadın sende
İsyanların tavan yaptı bu gün kalbinde
Susmak giderken haykırmak mı sence
Ayakları bağlı bir mahkum köle gibisin
Son atılan kurşun anlından vurdu seni de
Dünya da sevdiklerini aldı desene
Gece hep karanlık mı doğdu üstüne
Ya güneş hep mi bedenini yaktı delice
Kış incitti kuruttu mu dallarını habersizce
Sonbahara hüzünle mi girdin hayatı seyrederken
İlkbaharın kokusu gelmedi mi kırlardan sana
Çiçeklerin kokusunu solumadan mı budadın
Deme ki gidiyorsun yaşananları hiçe sayarak
Gideceğin yere sonsuzluk biletin elinde
Dönmeyeceksin demek bu son gidiş
Öyle olsun gideceğin yolda bende varım
Ölüm yolu senin yolun olsa gerek
Senden geride kalan tek adresi
Bir taşa yazdın demek
HASAN DAĞ
Nalin
20.01.2011 - 23:53hamamda tak tak diye ses çıkartıp beni gıcık eden şeydi çocuklugumda
insan
20.01.2011 - 23:48dünyanın en duygusal bir okadarda acımasız yaratıkları.
özlü sözler
11.01.2011 - 23:38İyi geçirilmiş bir günün, mutlubir uyku getirmesi gibi; iyi yaşanmış bir hayat da mutlu bir ölüm getirir.
Leonardo da Vinci
özlü sözler
11.01.2011 - 23:36'Öfke Rüzgar Gibidir Bir Süre Sonra Diner Ama, Birçok DaL KırıLmıştır BiLe.'
böyle
09.01.2011 - 23:46gün geçer ömürden geçer :)
Nikris
26.12.2010 - 22:41gut hastalığının diğer adı
münadi
26.12.2010 - 22:38Nidâ eden, seslenen, çağıran.
Apaz
26.12.2010 - 22:34rüzgarı yandan alan bir tekne apaz seyirdedir. apaz seyir, dar apaz, apaz, geniş apaz olarak üçe ayrılır. yelkenli bir tekne için en süratli seyir bu seyirdir.
iyi apazlar :)))))
Kavut
26.12.2010 - 22:30Tarladan toplanan tam olgunlasmamis nohutlarin dallariyla beraber yanan atesin üzerine atilmasi suretiyle yapilan yiyecek. nohutlar dallarindan dökülür ve kabuklari yanar, icide piser.
tavsiye ederim çok güzel bir lezzettir
şehit
26.12.2010 - 22:19terörirsler ağlasın
teröritler ağlasın
şehit anneleri değil
gözleri arkada kalmasın
oğulları ölmedi
çünkü şehitler ölmez
bu vatan asla bölünmez
bizi korumak için
şehit oldu askerler
vatanı korumak için
tutsak olmamak için
onlar bizi bekliyor
cennette yaşıyor
bizi hergün izliyor
artık anneler değil
hainler ağlıyor
şeftali
26.12.2010 - 22:13yaz mevsiminin en güzel meyvesi ve görünce dayanamaıgım tek meyve :)
bakkal
26.12.2010 - 22:10babamızdan aldıgımız harçlıkları okadar kısıtlı şeyler satmasına ragmen ne alsak diye düşünerek bakkal amacayı kızdırdıgımız yer :)
Toplam 97 mesaj bulundu