Ayna ayna varmi benden güzeli bu dünyada?
ayna dile gelir cevap verir:
'Melikem var, sizden daha güzeli, endami hep nüfuz, siyah saclar pür nur, gözleri derin mavi, bakislari öldürür insani...'
Hay soran dillerim kesilsin diye bir haykiris yükselir odadan...
kiz kendine gel, verecegimiz daima ayni ecel, ruhun güzel olsun bu sana yeter!
ucurum ucurum gözlerine baktigim sensin,
prangalarca boynuma takdigim sensin,
dag gölleri gibi gibi hasret cektigim,
her gece uyku diye yattigim sensin,
cok eskiden televizyon evlerde bulunmadigi zaman, insanlar radyolari ile avunurdu. Hic unutmam babamin eski bir radyosu vardi, gurbete gittigimiz vakit ondan türkiye de ki haberleri dinler olmustu. Aksam oldugunda TRT haberlerini dinlerdi ondan, hatta eve televizyon alindiktan sonrada Radyosundan caymamisti, pek severdi bu kücük makinayi, haberleri dakik nasil dinlerdi, simdi hatirladikca gözlerimden yaslar bosaniyor, eski zamanlarin ne tatli anilari yerlesmis kalbime, hepsini laleler misali ruhuma ektim birer birer...
depresyondayim unutuldum aldatildim...biz bayanlarin depresyon hali pek ünlüdür, derhal kendimizi yemege veririz, tika basa doldururuz midemizi elimize gecen bütün yenilebilinecek maddeyle. Ne kadar aci bir durum aslinda, sonrada aman ben bu kilolari nasil verecem sorusuyla beynimizi orta yerinden catlatiriz. Yok kardesim olamaaaz, ben sisman degilim, ben güzelim, bak su endama, su basa, saca aman ne boy ne boy birde su boyu kisaltan her bir yerinden fiskiran fazla et neyin nesi ola ki? Bizi üzenler veya mateme bogacak durumlar neden her defasinda kendimizi fazla ekmek, cikolata yemege sevk ediyor? Teselliyi aradigimiz ve sagligimiz icin cok zararli olan bu gibi haller her defasinda kendimizi sevgili aynamizdan bir kac metre daha uzaklastiriyor...
cirkin ve güzel: al beni kalbine diye haykiran tek ses, yollarini bekleyen umudsuz seven vücut, göz yasi hic dinmeyen iki göz, onu sarmak istegi ile yanip tutusan eller, köselerde karanliklarda sesiz ve sakin mütemadiyen seyreden tek ask...ama nafileler zincirleri halka halka sarmis bogazini... verirken son nefesini bile gögeler arasinda kalmis hic bir vakit fark edememis digeri...
aglayarak seyrederdim bu güzel sahneleri, ne de olsa bu senaryo da güzel bir son var.
bir Kiymet Hanim vardi, Bartin'in sahil köylerinden birinde ikamet ederdi. Cok asil bir kadindi Kiymet Hanim, herkese fazlasiyla iyi davranir, kuru ekmege muhtac olanlarla destak olurdu. Dul bir kadindi Kiymet Hanim, birde oglu vardi, cokta caliskandi bu genc adam. O kadar caliskandi ki Istanbul'da bir is dahi kurmustu. Bilahare annesini de yanina aldi zamani gelince. Ama Kiymet Hanim köylü yani saf, iyi niyetle, namazli niyazli bir Hatun'du. Oglu'nun arkadaslari ve sonunda eve yeni gelen Gelin ki ne Gelin, Kiymet Hanim'a köylü olmasindan dolayi huzur vermedi. Cahillikle, yobazlikla suclardi Gelin Hanim yasli kadini hic durmadan. Sonunda Kiymet oglu'nun evini terk edip köyüne döndü ve son huzurlu günlerini gecirdi tek basina.
Köylü deyip gecmemek lazim, yobaz, örümcek kafali gibi ifadeler bunu kullananlara layiktir ancak. Kendini digerlinden üstün görmen kendi sahisyeti'nin ne kadar alcak oldugunu belirtir, cünkü hepimiz insanligimizla hususiyetlik kazaniriz.
Bir gün bizim koronun sefi cikti karsima ve duydugu bir türk sarkisini benim ona ögretmemi istedi. Adam o derece büyülenmisti ki sarkidan konusurken dahi elleri titriyordu. Sasirmistim, hangi sarkidan bahsettigini sordum, adam tabii türkceyi bilmiyor, söylediklerinden sadece sivas kelimesini anladim. Evde ve arkadaslarimada soracagimi söyledim ve arastirmaya basladim. Sivas yöresi hakkinda türkü ve sarki cok bulundugudan, sadece sivas kelimesini iceren türküler aradim, esasen iki tanesini secerek adama kasede cekerek götürdüm. Birincisini dinledi ve ikincisi dinleyince hemen bu türkü'nün o duydugu türkü oldugunu heyecanla ifade ederken yüzünde ki sevinci hic unutmayacagim. Hatta bir adim ilerki giderek koromuzda da söyledik. Türkü'nün adi Sivas'in yollarina...ama inanin bu türküyü ögretmenimin söylemesinden evvel hic duymamistim...
Ramazan ayi en mübarek aydir, zaten bunu bir kac arkadasimiz burada bir cok defa izah etmisler, benim burada tekrarlamam yersiz olur. Aslinda ben yurt disinda yasayan müslümanlarin ve türkiye de yasayan müslümanlarin ramazan ayi hakkinda bir mukayese yapmak istiyorum:
1.Bizim burada yani Avusturya da minareli camiler bulunmadigi icin ve burada ki camiler dis görünüs olarak normal bir eve veyahut bir apartmana benzedigi icin, en önemlisi de ezan okunmadigi icin orucumuzu müslüman vakiflardan veyahut camilerden satin aldigimiz takvimlerde yazilan zamana göre aciyoruz.
Türkiye de böyle bir sorun yok, herkes ezan ile orucunu aciyor, zaten burada yasayan müslümanlarin en cok ezansiz kalmanin acisini cekiyorlar.
2.Teravi namazina erkekler sayet yakinda bir cami bulunuyorsa arabalari ile gidiyorlar, yoksa evde namaz kilmak zorunda kaliyorlar. Biz kadinlar ise camiye gece vakti gitmemiz imkansiz oluyor, var sayalim cok uzakta, böylece bizde o güzel dualardan ve cemaat ruhundan mahrum kaliyoruz.
Türkiye de her köse de bir cami var, her vakit insanlar oraya gidip namazlarini niyazlarini ifa edebiliyorlar.
3.Hiristiyan aleminde yasadigimiz icin ramazan ayimiz hör görülüyor, sacmalik olarak adlandiriliyor, bu da tabii kalp kirmaktan öte ruhumuzu sarsiyor. Ayirca ramazan ayinin verdigi duygular da apayri bir mevzu.
Türkiye de bu gibi sorunlar da yok, ramazan ayinin verdigi o sevgi ve sefkat hissleri ise her sokakta, her evde, her dükkanda, kuyumcu da dahi sezilmekte. Bunu yazarken gözlerimden yaslar bosandi.
bu kadar yeter zaten dermanim kalmadi, cok müteessir oldum. Herkesin Ramazan ayi mübarek olsun
Bizim eskiden yasli bir Madame'mimiz vardi, kadin vaktiyle ihtida edip müslüman olmus, cokta korkakti >Oh mon dieu< der dururdu, bir gün mahallede oturan komsulardan bir sosyetik kadin söyle sordu: ay bu ne diyor böyle? Bende cevaben: Allah'i aniyor dedim, Kadinda: hani hic Allah demiyor ki, bende tebessüm ederek: Siz de hic Allah demiyorsunuz dedim...
yani dua daimdir, icten gelir, sadece istemek lazim...
divan edebiyatı
14.12.2003 - 14:48aklimda ucusan bir isim, mütemadiyen hep ayni seyi söylüyor: Leyla Saz...
ayna
13.12.2003 - 12:21Ayna ayna varmi benden güzeli bu dünyada?
ayna dile gelir cevap verir:
'Melikem var, sizden daha güzeli, endami hep nüfuz, siyah saclar pür nur, gözleri derin mavi, bakislari öldürür insani...'
Hay soran dillerim kesilsin diye bir haykiris yükselir odadan...
kiz kendine gel, verecegimiz daima ayni ecel, ruhun güzel olsun bu sana yeter!
dağlar
13.12.2003 - 12:05daglarin eteginde köyler var,
ölümün kollari beni sarar,
simdi nerede o gecmis yillar?
sezen aksu
28.11.2003 - 16:03ucurum ucurum gözlerine baktigim sensin,
prangalarca boynuma takdigim sensin,
dag gölleri gibi gibi hasret cektigim,
her gece uyku diye yattigim sensin,
polyanna
28.11.2003 - 15:43en cok sevdigim romanlardan biri; Polyanna veyahut Polianna ibretler ve hayretler icinde masalini gah gülerek gah aglayarak ezberledigim hemsirem.
makam
22.11.2003 - 23:51Pervizfelektir bu nam,
matemi teblig eder can,
göz yasi hakki icin döner pervane,
hak adina ibret alan,
cennette ihsan eylenir ona bir makam
ayrica Osmanli Musikisinde bir nagme usulüdür makam.
radyo
22.11.2003 - 23:20cok eskiden televizyon evlerde bulunmadigi zaman, insanlar radyolari ile avunurdu. Hic unutmam babamin eski bir radyosu vardi, gurbete gittigimiz vakit ondan türkiye de ki haberleri dinler olmustu. Aksam oldugunda TRT haberlerini dinlerdi ondan, hatta eve televizyon alindiktan sonrada Radyosundan caymamisti, pek severdi bu kücük makinayi, haberleri dakik nasil dinlerdi, simdi hatirladikca gözlerimden yaslar bosaniyor, eski zamanlarin ne tatli anilari yerlesmis kalbime, hepsini laleler misali ruhuma ektim birer birer...
depresyon
17.11.2003 - 19:09depresyondayim unutuldum aldatildim...biz bayanlarin depresyon hali pek ünlüdür, derhal kendimizi yemege veririz, tika basa doldururuz midemizi elimize gecen bütün yenilebilinecek maddeyle. Ne kadar aci bir durum aslinda, sonrada aman ben bu kilolari nasil verecem sorusuyla beynimizi orta yerinden catlatiriz. Yok kardesim olamaaaz, ben sisman degilim, ben güzelim, bak su endama, su basa, saca aman ne boy ne boy birde su boyu kisaltan her bir yerinden fiskiran fazla et neyin nesi ola ki? Bizi üzenler veya mateme bogacak durumlar neden her defasinda kendimizi fazla ekmek, cikolata yemege sevk ediyor? Teselliyi aradigimiz ve sagligimiz icin cok zararli olan bu gibi haller her defasinda kendimizi sevgili aynamizdan bir kac metre daha uzaklastiriyor...
beauty and the beast / güzel ve çirkin
11.11.2003 - 00:27cirkin ve güzel: al beni kalbine diye haykiran tek ses, yollarini bekleyen umudsuz seven vücut, göz yasi hic dinmeyen iki göz, onu sarmak istegi ile yanip tutusan eller, köselerde karanliklarda sesiz ve sakin mütemadiyen seyreden tek ask...ama nafileler zincirleri halka halka sarmis bogazini... verirken son nefesini bile gögeler arasinda kalmis hic bir vakit fark edememis digeri...
aglayarak seyrederdim bu güzel sahneleri, ne de olsa bu senaryo da güzel bir son var.
sabır
08.11.2003 - 23:09catladi sabír tasim,
talihsizliktir benim adim,
hersey bosmus simdi anladim,
uzun zaman oldu, bir ses yanki bulur ama hala kulaklarimda: innallahe ma'sabirin...
mutluluk
08.11.2003 - 18:06kücük odalar pek süslü,
umut dedigin eski püskü,
kirismis düs dantellerim,
üzerinden gecer simdi mutluluk ütüsü:o)))
bosa dememisler basimi ütüleme, ama mutlulugu kabul etmeyen cok insan var bu dünyada.
halide edip adıvar
08.11.2003 - 17:47Vurun kahbeye kitabi cok enteresandi.
sevgililer günü
08.11.2003 - 17:46büyük bir sacmalik, seven bir kisi icin hergün sevgililer günüdür, milleti soymak amaciyla uydurulmus bir gün.
köylü
02.11.2003 - 19:34bir Kiymet Hanim vardi, Bartin'in sahil köylerinden birinde ikamet ederdi. Cok asil bir kadindi Kiymet Hanim, herkese fazlasiyla iyi davranir, kuru ekmege muhtac olanlarla destak olurdu. Dul bir kadindi Kiymet Hanim, birde oglu vardi, cokta caliskandi bu genc adam. O kadar caliskandi ki Istanbul'da bir is dahi kurmustu. Bilahare annesini de yanina aldi zamani gelince. Ama Kiymet Hanim köylü yani saf, iyi niyetle, namazli niyazli bir Hatun'du. Oglu'nun arkadaslari ve sonunda eve yeni gelen Gelin ki ne Gelin, Kiymet Hanim'a köylü olmasindan dolayi huzur vermedi. Cahillikle, yobazlikla suclardi Gelin Hanim yasli kadini hic durmadan. Sonunda Kiymet oglu'nun evini terk edip köyüne döndü ve son huzurlu günlerini gecirdi tek basina.
Köylü deyip gecmemek lazim, yobaz, örümcek kafali gibi ifadeler bunu kullananlara layiktir ancak. Kendini digerlinden üstün görmen kendi sahisyeti'nin ne kadar alcak oldugunu belirtir, cünkü hepimiz insanligimizla hususiyetlik kazaniriz.
müzik
31.10.2003 - 02:18cicekler misali acilir ruhumuz müzikle beraber, kimi göz yasina sebeb kimisi de nese verir, ama sonucta gidamizdir, Müziksiz yasam bos olur.
fal
28.10.2003 - 14:04neyse halim ciksin falim.
ay başı
27.10.2003 - 21:03Ay basi atlas keseler, dökülür önüme birer birer, hepsini harcadim teker teker, simdi nerede o sahane elbiseler?
türküler
27.10.2003 - 02:59Bir gün bizim koronun sefi cikti karsima ve duydugu bir türk sarkisini benim ona ögretmemi istedi. Adam o derece büyülenmisti ki sarkidan konusurken dahi elleri titriyordu. Sasirmistim, hangi sarkidan bahsettigini sordum, adam tabii türkceyi bilmiyor, söylediklerinden sadece sivas kelimesini anladim. Evde ve arkadaslarimada soracagimi söyledim ve arastirmaya basladim. Sivas yöresi hakkinda türkü ve sarki cok bulundugudan, sadece sivas kelimesini iceren türküler aradim, esasen iki tanesini secerek adama kasede cekerek götürdüm. Birincisini dinledi ve ikincisi dinleyince hemen bu türkü'nün o duydugu türkü oldugunu heyecanla ifade ederken yüzünde ki sevinci hic unutmayacagim. Hatta bir adim ilerki giderek koromuzda da söyledik. Türkü'nün adi Sivas'in yollarina...ama inanin bu türküyü ögretmenimin söylemesinden evvel hic duymamistim...
çeşmi siyahım
27.10.2003 - 02:14Müteessirligimi dile getir ey Cesm-i Siyahim
ramazan
27.10.2003 - 02:09Ramazan ayi en mübarek aydir, zaten bunu bir kac arkadasimiz burada bir cok defa izah etmisler, benim burada tekrarlamam yersiz olur. Aslinda ben yurt disinda yasayan müslümanlarin ve türkiye de yasayan müslümanlarin ramazan ayi hakkinda bir mukayese yapmak istiyorum:
1.Bizim burada yani Avusturya da minareli camiler bulunmadigi icin ve burada ki camiler dis görünüs olarak normal bir eve veyahut bir apartmana benzedigi icin, en önemlisi de ezan okunmadigi icin orucumuzu müslüman vakiflardan veyahut camilerden satin aldigimiz takvimlerde yazilan zamana göre aciyoruz.
Türkiye de böyle bir sorun yok, herkes ezan ile orucunu aciyor, zaten burada yasayan müslümanlarin en cok ezansiz kalmanin acisini cekiyorlar.
2.Teravi namazina erkekler sayet yakinda bir cami bulunuyorsa arabalari ile gidiyorlar, yoksa evde namaz kilmak zorunda kaliyorlar. Biz kadinlar ise camiye gece vakti gitmemiz imkansiz oluyor, var sayalim cok uzakta, böylece bizde o güzel dualardan ve cemaat ruhundan mahrum kaliyoruz.
Türkiye de her köse de bir cami var, her vakit insanlar oraya gidip namazlarini niyazlarini ifa edebiliyorlar.
3.Hiristiyan aleminde yasadigimiz icin ramazan ayimiz hör görülüyor, sacmalik olarak adlandiriliyor, bu da tabii kalp kirmaktan öte ruhumuzu sarsiyor. Ayirca ramazan ayinin verdigi duygular da apayri bir mevzu.
Türkiye de bu gibi sorunlar da yok, ramazan ayinin verdigi o sevgi ve sefkat hissleri ise her sokakta, her evde, her dükkanda, kuyumcu da dahi sezilmekte. Bunu yazarken gözlerimden yaslar bosandi.
bu kadar yeter zaten dermanim kalmadi, cok müteessir oldum. Herkesin Ramazan ayi mübarek olsun
songül
24.10.2003 - 21:26Songül Karli, boru misali, hayir odunda olabilir, sesli, türk halk müzigi söyleyen ve Palandöken daglarindan asagi yuvarlanan sahis.
matrix revolutions
24.10.2003 - 21:11ben en cok bu filim dizisin'in ucus sahnelerini sevdim, aman bir ucuyorlar insanin basi dönecek gibi oluyor.
aldatmak
24.10.2003 - 20:49esini aldatan ancak kendini aldatir
dua
24.10.2003 - 15:49Bizim eskiden yasli bir Madame'mimiz vardi, kadin vaktiyle ihtida edip müslüman olmus, cokta korkakti >Oh mon dieu< der dururdu, bir gün mahallede oturan komsulardan bir sosyetik kadin söyle sordu: ay bu ne diyor böyle? Bende cevaben: Allah'i aniyor dedim, Kadinda: hani hic Allah demiyor ki, bende tebessüm ederek: Siz de hic Allah demiyorsunuz dedim...
yani dua daimdir, icten gelir, sadece istemek lazim...
Toplam 118 mesaj bulundu