Cemrenin suya düşmesiyle birlikte bilinmeyen denizinde parlayan tılsım ,denize dökülen ırmakta ki timsahların hemen ilgisini çekmişti. Tılsıma yol almak için sinsice ilerleyen timsahlardan sıcak deniz semalarında ılık rüzgarların estiği yönde savrulan , savrulmayı dansa çeviren çift başlı kartal gözlerinin keskinliğini kalpten almış olmalı ki tehlikeyi farkedip uzattı pençelerini tılsıma. Bu kez batırmak için değil sarmak için kullandığı pençelerini. Bilinmeyen ada sahillerine sürüklerken tılsımı nefes nefese birşey farketti, tılsım daha önce göç ettiği diyardan tanıdıktı ve yarı insan yarı balık görünümlü bir deniz kızıydı. Uzun sarı saçları , büyük mavi gözleri ve parlayan vücuduyla oldukça kışkırtıcıydı ve mesafeler hiçbirşey kaybettirmemişti. Sadece yorulmuştu Deniz kızı, çift başlı kartalın ardından. Bilinmeyen denizinin çetin dalgaları ve timsahların kocaman diş darbeleriyle yaralanmış ve bilinmeyen ada sahilinde biraz soluklanmak istemişti. Kartalını bulmanın sevinci şaşkınlığına engel olamazken içindeki duygu patlamalarının gün olup kendisini eriteceğini de tahmin etmişti. İki kişilik bilinmeyen adasında kartal ile arkadaşlıkları şarap tadında devam ederken önceleri tek başı yetiyordu duygusunun gözünü doyurmaya. Kartal gökyüzünde dans ederken , deniz kızı aynı şekilde karşılık veriyordu suyun en derinlerinde . ‘Balıklar uçamaz, kuşlar yüzemezdi.’ Deniz kızı, belki uçamazdı ama kartalın pençeleri vardı, en rahat döşeği yapabilir ve onunla birlikte uçabilirdi de . Nefes almak umrunda olur muydu ? Ya Çift başlı kartal , suyun derinliklerinde boğulmadan nasıl yaşayabilirdi, bir mucizeydi istediği. Suyun derinlerine inmek istediyse de boğulmak korkusu cesaretine engel oldu. Timsahların sağ gözünü yaraladığından kartalın diğer başını görmek istemeyen deniz kızı farketti ki ; havalar soğumuş, kartalın göç mevsimi yaklaşmıştı. Zaten içine sığmayan duygular korkuyla da birleşince yakmak istedi ne var ne yoksa . Kartalın diğer başını okşayabilirdi denizinden çıkıp, kartal başını feda edebilseydi . Diğer başı deniz kızına ait olamıyordu. Bu şekilde gökyüzüne yakışmıyordu kartal. Deniz kızı gözlerini açtığı için bu manzarayı görmek istemedi, hayranlıkla karışık aşkının hayalindeki kartal ile ters düşmesini istemiyordu. İçini kanatan bu ağrıyla iki gözünü birden kapatıp suyun derinliklerine indi deniz kızı , gözyaşları suyunki ile aynı olduğundan alışkındı yutmaya, alışık olduğu yere...
tımarhane duvarı
27.02.2020 - 13:27Cemrenin suya düşmesiyle birlikte bilinmeyen denizinde parlayan tılsım ,denize dökülen ırmakta ki timsahların hemen ilgisini çekmişti. Tılsıma yol almak için sinsice ilerleyen timsahlardan sıcak deniz semalarında ılık rüzgarların estiği yönde savrulan , savrulmayı dansa çeviren çift başlı kartal gözlerinin keskinliğini kalpten almış olmalı ki tehlikeyi farkedip uzattı pençelerini tılsıma. Bu kez batırmak için değil sarmak için kullandığı pençelerini. Bilinmeyen ada sahillerine sürüklerken tılsımı nefes nefese birşey farketti, tılsım daha önce göç ettiği diyardan tanıdıktı ve yarı insan yarı balık görünümlü bir deniz kızıydı. Uzun sarı saçları , büyük mavi gözleri ve parlayan vücuduyla oldukça kışkırtıcıydı ve mesafeler hiçbirşey kaybettirmemişti. Sadece yorulmuştu Deniz kızı, çift başlı kartalın ardından. Bilinmeyen denizinin çetin dalgaları ve timsahların kocaman diş darbeleriyle yaralanmış ve bilinmeyen ada sahilinde biraz soluklanmak istemişti. Kartalını bulmanın sevinci şaşkınlığına engel olamazken içindeki duygu patlamalarının gün olup kendisini eriteceğini de tahmin etmişti. İki kişilik bilinmeyen adasında kartal ile arkadaşlıkları şarap tadında devam ederken önceleri tek başı yetiyordu duygusunun gözünü doyurmaya. Kartal gökyüzünde dans ederken , deniz kızı aynı şekilde karşılık veriyordu suyun en derinlerinde . ‘Balıklar uçamaz, kuşlar yüzemezdi.’ Deniz kızı, belki uçamazdı ama kartalın pençeleri vardı, en rahat döşeği yapabilir ve onunla birlikte uçabilirdi de . Nefes almak umrunda olur muydu ? Ya Çift başlı kartal , suyun derinliklerinde boğulmadan nasıl yaşayabilirdi, bir mucizeydi istediği. Suyun derinlerine inmek istediyse de boğulmak korkusu cesaretine engel oldu. Timsahların sağ gözünü yaraladığından kartalın diğer başını görmek istemeyen deniz kızı farketti ki ; havalar soğumuş, kartalın göç mevsimi yaklaşmıştı. Zaten içine sığmayan duygular korkuyla da birleşince yakmak istedi ne var ne yoksa . Kartalın diğer başını okşayabilirdi denizinden çıkıp, kartal başını feda edebilseydi . Diğer başı deniz kızına ait olamıyordu. Bu şekilde gökyüzüne yakışmıyordu kartal. Deniz kızı gözlerini açtığı için bu manzarayı görmek istemedi, hayranlıkla karışık aşkının hayalindeki kartal ile ters düşmesini istemiyordu. İçini kanatan bu ağrıyla iki gözünü birden kapatıp suyun derinliklerine indi deniz kızı , gözyaşları suyunki ile aynı olduğundan alışkındı yutmaya, alışık olduğu yere...
Toplam 1 mesaj bulundu