doğum gününüz kutlu olsun... mutluluklar.. buda hediyeniz...
Bir gün Tanrı Âdem’e gelir ve 'Sana bir iyi bir de kötü haberim var' der. - Âdem 'O zaman önce iyi haberleri ver' der. - Tanrı açıklamaya başlar, 'Sana iki yeni organ vereceğim. Birinin adı Beyin. Yeni şeyler yaratmanı, problemleri çözmeni, Havva ile zeki ve zevkli sohbetler etmeni sağlayacak' der. Vereceğim ikinci organın adı ise henüz belli değil. Bu sana inanılmaz zevk verecek, üremeni sağlayarak dünyanın nüfusunu arttırmaya yarayacak, Havva'yı çok memnun edebileceksin, sana daha da âşık olacak' der. - Âdem çok heyecanlanır, 'Bunlar harika hediyeler. Böyle güzel iki haberden sonra hangi haber kötü gelebilir ki? ' diye sorar. -Tanrı Adem'e üzüntü içinde bakar ve 'Bu iki organı asla aynı anda kullanamayacaksın! ' der.
mutlulugunuz mutlulugumuzdur :))) iyi ki sizde varsiniz...saglikli mutlu bir yasam dilegiyle...saygilar selamlar DOGUM GÜNÜN KUTLU OLSUN MUTLU OLSUN SENELERCE. HAK NASİP ETMİŞ BU GÜZEL GÜNLERİ BİZE RABBİM UZUN ÖMÜRLER VERSİN SİZE KAPIDA KALMAMANIZ DİLEGİYLE DOGUM GÜNÜNÜZÜ KUTLARIZ.
ِ س ْ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ م ِ ا ﷲ ِ ا ر ّ َ ح ْ م َ ن ِ ا ر ّ َ ح ِ ي م
Hayirli isleri sonraya, yarina birakmak, kötü huylardandir. Ibadetleri vaktinde yapmamak, haramlardan sakinmamak ve kendisine lâzim olan ilimleri ögrenmeyi geciktirmek, kötü huylardan sayilmaktadir. Peygamber efendimiz: (Ölmeden önce tevbe ediniz. Hayrli isleri yapmaya mâni çikmadan önce acele ediniz. Allahü teâlâyi çok hâtirlayiniz. Zekât ve sadaka vermekde acele ediniz. Böylece Rabbinizin riziklarina ve yardimina kavusunuz!) buyurmaktadir.
Zekatini vaktinde vermeyen kimse, fakir olunca, çok pisman olur. Namazlarini vaktinde kilmayan, orucunu tutmayan, farzlari yapmiyan, haramlardan sakinmiyan kimse de, çok pisman olacaktir. Bu borçlardan kurtulmadan vefat ederse, ahirette çok ah eder. Fakat bu ah etmenin bir faydasi olmaz. Çünkü onun feryadini kimse isitmez ve dinlemez. Nitekim Resûlullah efendimiz: (Yarin yaparim diyen helâk oldu, ziyân etti) buyurmustur.
Abdülehad Serhendî hazretleri, bir talebesine hitaben; “Iyi amelleri sonraya birakanlar helâk oldular. Yarin yaparim diyenler, ya yarina kavusamazsa.. Yarina kavusup da, bu imkâni, sihhati, kuvvet ve rahatligi bulamaz.. O zaman çok pismân olurlar” buyurmustur.
Amasya'da yetisen velîlerden Ali Hâfiz Efendi de talebelerine sık sık; 'Ölümden korkuyor ve hazirligimiz yok diyorsak ne duruyoruz? Ne yapacaksak bir ân önce yapalim. Yarin, vakit, firsat elverir mi, bunu bilmiyoruz. Giden günler ömürden gidiyor. Sonra bu sermâye âniden tükenir de haberimiz bile olmaz! ' diye nasihat ederdi.
Imâm-i Rabbânî hazretleri de, bir yakinina hitaben; “Bugün, her istedigini kolayca yapabilecek bir hâldesin. Gençligin, sihhatin, gücün, kuvvetin, malin ve rahatligin bir arada bulundugu bir zamandasin. Saâdet-i ebediyyeye kavusduracak sebeplere yapismagi, yarar isleri yapmagi, niçin yarina birakiyorsun? ” buyurmustur.
Câfer-i Sâdik hazretleri, Peygamber efendimizin torunlarindandir. Çok alçak gönüllü olup kimseyi incitmezdi. Her mümini kendisinden daha kiymetli bilirdi. Bir gün hizmetçilerini çagirip onlara: -Geliniz, sizinle sözleselim. Kiyâmet günü içinizden hanginiz kurtulursa, onun digerlerine sefâatçi olmasi için birbirimize söz verelim buyurdu. Onlar da; -Ey Allahü teâlânin Resûlünün evlâdi! Sizin bizim sefâatimiza ihtiyâciniz yoktur. Dedeniz Muhammed aleyhisselâm, bütün insanlarin ve cinlerin sefâatçisidir dediler. Bunun üzerine Câfer-i Sâdik hazretleri; -Ben bu amellerimle, islerimle yarin kiyâmet gününde ceddimin yüzüne bakmaya utanirim buyurmustur.
Daygam bin Mâlik hazretlerinin yakinlarindan biri, baslarindan geçen bir hadiseyi söyle anlatir: 'Biz, Daygam bin Mâlik hazretleri ile beraber gemi ile yolculuk yapiyorduk. Gece olunca O, sabaha kadar agladi, inledi. Sabah olunca biz; 'Ey Mâlik! Gecen çok uzun sürdü.' dedik. Yine agladi. Sonra; 'Insanlar yarin baslarina gelecek seyleri bilseler, hayattan ebedî olarak lezzet almazlardi. Vallahi su gecenin siddetli karanlik ve korkusu, bana âhireti ve oradaki isin zorlugunu hatirlatti. O gün bütün isler insani üzer dedikten sonra, Lokman sûresinin 33. âyet-i kerîmesini okudu. Bu âyet-i kerîmede meâlen; (Ey insanlar! Rabbinize karsi gelmekten sakinin. Ne babanin evlâdi, ne evlâdin babasi için bir sey ödeyemeyecegi günden çekinin. Bilin ki Allah'in verdigi söz gerçektir. Sakin dünyâ hayati sizi aldatmasin ve seytan, Allah'in affina güvendirerek sizi kandirmasin.) buyurulmakta idi.'
Ebü'l-Hasan-i Sâzilî hazretleri, baslarindan geçen bir hâdiseyi söyle anlatir: 'Bir arkadasimla bir magarada bulunuyorduk. Allahü teâlânin muhabbetiyle yanmayi ve O'na kavusmagi istiyorduk. Yarin kalbimiz açilir, velîlik makamlarina kavusuruz derdik, yarin olunca da, yine yarin açilir derdik. Yarinlar gelip geçiyor ve bir türlü bitmiyordu. Bir gün birden heybetli bir zât yanimiza girdi. Ona; 'Kimsin? ' dedik. Abdülmelik'im, yâni Melik olan Rabbimizin kuluyum dedi. Velîlerden oldugunu anladik. 'Nasilsiniz? ' dedik. 'Yarin olmazsa, öbür yarin kalbim açilir diyenin hâli nasil olur? Allahü teâlâya, sirf Allah için ibâdet etmedikçe, vilâyet ve kurtulus yoktur.' dedi. Bu söz üzerine gafletten uyandik. Tövbe ve istigfâr ettik. Bunun üzerine kalblerimiz Allahü teâlânin muhabbetiyle doldu.'
Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr hazretleri buyurdu ki: 'Vakit, iki nefes arasindadir. Biri geçti biri henüz gelmedi. O halde dün gitti, yarin nerede. Gün bugündür. Vakit keskin bir kiliçtir.'
Imâm-i Gazâlî hazretleri de; “Bugün, ecelin geldigini, daha bir gün müsâade etmeleri için, yalvardigini, sizladigini ve sana, bir gün bagisladiklarini ve simdi, o günde bulundugunu farzet ve yarin ölecekmis gibi, dilini, gözlerini ve yedi azâni haramdan koru! ” buyurmustur.
Netice olarak, Bisr-i Hâfî hazretlerinin buyurdugu gibi; 'Dün öldü, bugün can çekisiyor, yarin dogmadi. Öyle ise su ani degerlendirmek için amele sarıl.'
Gel, düsünme kara kara! Yarin, girince mezara, Cevap için hazir misin?
20.11.2009 - 00:31
SAYGIDEĞER ÜSTADIM GURUBUMUZUN GÖNÜL KAPILARI AÇIKTIR
ÜYE OLUP İMKANLARINDAN YARARLANIN BİRLİK OLALIM DİRLİK BULALIM İSİMLERİ ŞİİRİMİN ALTINDA SİZEDE BAŞARI DİLİYORUM.
G Ö N Ü L T U R U
Saygıdan,sevgiden anlamayana,
Bu yönde diyalok sağlamayana,
Kavgayı tatlıya bağlamayana,
İki yüzlü dosta kızandır gönül.
Yeterki kükresin kurtulsun çölden,
En güzel nameler dökülür telden,
Mutluluk sembölü düşmesin dilden,
Aşkını haykırır ozandır gönül.
Gözlerin içine istekle bakar,
Elektrik alır akımı akar,
Şiirde,nesirde hep galip çıkar,
Güzele duyguyu yazandır gönül.
Nereye kaydığı bazen bilinmez,
Bıraktığı eser kolay silinmez,
Fedakar davranır asla erinmez,
Göllerde yüzüyor sazandır gönül.
Belli bir sürede hevesle yaşar,
Şıp sevdi görünür eğlenir coşar,
Zeki'ye yoldaştır ecele koşar,
Ruhuyla toprağa sızandır gönül.
19-11-2009 GÖNÜL DOSLARINA SAYGILAR,SEVGİLER, SELAMLAR
TÜRKİYE Yazarlar,Ozanlar,Bestekarlar,Şairler Gurubu ( aynen yazınız)
AŞKIN DERYASI Kitabımdan Damlalar GURUBU.(tıklayıp üye olunuz.)
12.11.2009 - 22:51
YÜREĞİNİ KOY
Daima yan çizip gözünü kıpma,
Birlik ol, dirlik bul özünden kopma,
İhanet edenle işbirlik yapma,
Bu vatan uğruna yüreğini koy.
Atatürk bizlere bunu öğretti,
Mehmet Akif Ersoy marşı dinletti,
Seyit onbaşımız göğü inletti,
Bu vatan uğruna yüreğini koy.
Sakarya harbini unutmayalım,
Yeni doğmuş nesli yanıltmayalım,
Ülkede huzuru dağıtmayalım,
Bu vatan uğruna yüreğini koy.
Erkekte,kadında aynı görüşte,
Görevi yapmalı verilen işte,
Bu sevda kükresin bacı,kardeşte,
Bu vatan uğruna yüreğini koy.
Zekice düşünüp ver bu kararı,
Herşeyden önemli ülke yararı,
Bölücülük yapıp açma zararı,
Bu vatan uğruna yüreğini koy.
GÖNÜL DOSTLARINA SEVGİLER,SAYGILAR,SELAMLAR İLETİYORUM.
TÜRKİYE Yazarlar,Ozanlar,Bestekarlar,Şairler Gurubu (aynen yazınız)
AŞKIN DERYASI Kitabımdan Damlalar GURUBU (tıklayıp üye olabilirsiniz)
09.11.2009 - 20:49
ON KASIM ATATÜRK VE ŞEHİTLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ...
TÜRKİYE Yazarlar Ozanlar,Bestekarlar,Şairler Gurubu sevgiler selamlar.
ASKERİM
Buluğ çağı aştım gücüm gelişti,
Yoklama yapıldım haber erişti,
Resmi kıyafetle şeklim deyişti,
Allah'ın izniyle ben asker oldum.
Aile toplandık kına yakıldı,
Dostlarım oynadı seyre bakıldı,
Terör belasına canım sıkıldı,
Allah'ın izniyle ben asker oldum.
Silamı bıraktım gurbete çıktım,
Teçhisat kuşandım silahı taktım,
Gurur ve haz duyup aynaya baktım,
Allah'ın izniyle ben askker oldum.
Albayrak altında nöbet tutarım,
Sınırı gözetler volta atarım,
Talimata göre kalkar yatarım,
Allah'ın izniyle ben asker oldum.
Eğitimi alıp tatbikat yaptık,
Belirli hedefe mermiler attık,
Zeki'ce görevin zevkini tattık,
Allah'ın izniyle ben asker oldum.
5-11-2009 Gönül dostlarına saygılar,sevgiler,selamlar ALLAH kavuştursun.
AŞKIN DERYASI Kitabımdan Damlalar GURUBU hayırlı teskereler diler.
15.10.2009 - 22:34
haydi...www.bbog.org
10.03.2007 - 12:28
doğum gününüz kutlu olsun...
mutluluklar..
buda hediyeniz...
Bir gün Tanrı Âdem’e gelir ve 'Sana bir iyi bir de kötü haberim var' der.
- Âdem 'O zaman önce iyi haberleri ver' der.
- Tanrı açıklamaya başlar, 'Sana iki yeni organ vereceğim. Birinin adı Beyin. Yeni şeyler yaratmanı, problemleri çözmeni, Havva ile zeki ve zevkli sohbetler etmeni sağlayacak' der. Vereceğim ikinci organın adı ise henüz belli değil. Bu sana inanılmaz zevk verecek, üremeni sağlayarak dünyanın nüfusunu arttırmaya yarayacak, Havva'yı çok memnun edebileceksin, sana daha da âşık olacak' der.
- Âdem çok heyecanlanır, 'Bunlar harika hediyeler. Böyle güzel iki haberden sonra hangi haber kötü gelebilir ki? ' diye sorar.
-Tanrı Adem'e üzüntü içinde bakar ve 'Bu iki organı asla aynı anda kullanamayacaksın! ' der.
10.03.2007 - 10:05
:)) dogum günün kutlu olsun
mutlulugunuz mutlulugumuzdur :))) iyi ki sizde varsiniz...saglikli mutlu bir yasam dilegiyle...saygilar selamlar
DOGUM GÜNÜN KUTLU OLSUN MUTLU OLSUN SENELERCE.
HAK NASİP ETMİŞ BU GÜZEL GÜNLERİ BİZE
RABBİM UZUN ÖMÜRLER VERSİN SİZE
KAPIDA KALMAMANIZ DİLEGİYLE
DOGUM GÜNÜNÜZÜ KUTLARIZ.
(www.kapidakaldim.net)
(www.kapidakaldim.com)
msn: [email protected]
www.buharadernegi.com
20.09.2006 - 13:21
Yarin yaparim diyen..
ِ س ْ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ـ م ِ ا ﷲ ِ ا ر ّ َ ح ْ م َ ن ِ ا ر ّ َ ح ِ ي م
Hayirli isleri sonraya, yarina birakmak, kötü huylardandir. Ibadetleri vaktinde yapmamak, haramlardan sakinmamak ve kendisine lâzim olan ilimleri ögrenmeyi geciktirmek, kötü huylardan sayilmaktadir. Peygamber efendimiz:
(Ölmeden önce tevbe ediniz. Hayrli isleri yapmaya mâni çikmadan önce acele ediniz. Allahü teâlâyi çok hâtirlayiniz. Zekât ve sadaka vermekde acele ediniz. Böylece Rabbinizin riziklarina ve yardimina kavusunuz!) buyurmaktadir.
Zekatini vaktinde vermeyen kimse, fakir olunca, çok pisman olur. Namazlarini vaktinde kilmayan, orucunu tutmayan, farzlari yapmiyan, haramlardan sakinmiyan kimse de, çok pisman olacaktir. Bu borçlardan kurtulmadan vefat ederse, ahirette çok ah eder. Fakat bu ah etmenin bir faydasi olmaz. Çünkü onun feryadini kimse isitmez ve dinlemez. Nitekim Resûlullah efendimiz:
(Yarin yaparim diyen helâk oldu, ziyân etti) buyurmustur.
Abdülehad Serhendî hazretleri, bir talebesine hitaben;
“Iyi amelleri sonraya birakanlar helâk oldular. Yarin yaparim diyenler, ya yarina kavusamazsa.. Yarina kavusup da, bu imkâni, sihhati, kuvvet ve rahatligi bulamaz.. O zaman çok pismân olurlar” buyurmustur.
Amasya'da yetisen velîlerden Ali Hâfiz Efendi de talebelerine sık sık;
'Ölümden korkuyor ve hazirligimiz yok diyorsak ne duruyoruz? Ne yapacaksak bir ân önce yapalim. Yarin, vakit, firsat elverir mi, bunu bilmiyoruz. Giden günler ömürden gidiyor. Sonra bu sermâye âniden tükenir de haberimiz bile olmaz! ' diye nasihat ederdi.
Imâm-i Rabbânî hazretleri de, bir yakinina hitaben;
“Bugün, her istedigini kolayca yapabilecek bir hâldesin. Gençligin, sihhatin, gücün, kuvvetin, malin ve rahatligin bir arada bulundugu bir zamandasin. Saâdet-i ebediyyeye kavusduracak sebeplere yapismagi, yarar isleri yapmagi, niçin yarina birakiyorsun? ” buyurmustur.
Câfer-i Sâdik hazretleri, Peygamber efendimizin torunlarindandir. Çok alçak gönüllü olup kimseyi incitmezdi. Her mümini kendisinden daha kiymetli bilirdi. Bir gün hizmetçilerini çagirip onlara:
-Geliniz, sizinle sözleselim. Kiyâmet günü içinizden hanginiz kurtulursa, onun digerlerine sefâatçi olmasi için birbirimize söz verelim buyurdu. Onlar da;
-Ey Allahü teâlânin Resûlünün evlâdi! Sizin bizim sefâatimiza ihtiyâciniz yoktur. Dedeniz Muhammed aleyhisselâm, bütün insanlarin ve cinlerin sefâatçisidir dediler. Bunun üzerine Câfer-i Sâdik hazretleri;
-Ben bu amellerimle, islerimle yarin kiyâmet gününde ceddimin yüzüne bakmaya utanirim buyurmustur.
Daygam bin Mâlik hazretlerinin yakinlarindan biri, baslarindan geçen bir hadiseyi söyle anlatir:
'Biz, Daygam bin Mâlik hazretleri ile beraber gemi ile yolculuk yapiyorduk. Gece olunca O, sabaha kadar agladi, inledi. Sabah olunca biz; 'Ey Mâlik! Gecen çok uzun sürdü.' dedik. Yine agladi. Sonra; 'Insanlar yarin baslarina gelecek seyleri bilseler, hayattan ebedî olarak lezzet almazlardi. Vallahi su gecenin siddetli karanlik ve korkusu, bana âhireti ve oradaki isin zorlugunu hatirlatti. O gün bütün isler insani üzer dedikten sonra, Lokman sûresinin 33. âyet-i kerîmesini okudu. Bu âyet-i kerîmede meâlen; (Ey insanlar! Rabbinize karsi gelmekten sakinin. Ne babanin evlâdi, ne evlâdin babasi için bir sey ödeyemeyecegi günden çekinin. Bilin ki Allah'in verdigi söz gerçektir. Sakin dünyâ hayati sizi aldatmasin ve seytan, Allah'in affina güvendirerek sizi kandirmasin.) buyurulmakta idi.'
Ebü'l-Hasan-i Sâzilî hazretleri, baslarindan geçen bir hâdiseyi söyle anlatir:
'Bir arkadasimla bir magarada bulunuyorduk. Allahü teâlânin muhabbetiyle yanmayi ve O'na kavusmagi istiyorduk. Yarin kalbimiz açilir, velîlik makamlarina kavusuruz derdik, yarin olunca da, yine yarin açilir derdik. Yarinlar gelip geçiyor ve bir türlü bitmiyordu. Bir gün birden heybetli bir zât yanimiza girdi. Ona; 'Kimsin? ' dedik. Abdülmelik'im, yâni Melik olan Rabbimizin kuluyum dedi. Velîlerden oldugunu anladik. 'Nasilsiniz? ' dedik. 'Yarin olmazsa, öbür yarin kalbim açilir diyenin hâli nasil olur? Allahü teâlâya, sirf Allah için ibâdet etmedikçe, vilâyet ve kurtulus yoktur.' dedi. Bu söz üzerine gafletten uyandik. Tövbe ve istigfâr ettik. Bunun üzerine kalblerimiz Allahü teâlânin muhabbetiyle doldu.'
Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr hazretleri buyurdu ki:
'Vakit, iki nefes arasindadir. Biri geçti biri henüz gelmedi. O halde dün gitti, yarin nerede. Gün bugündür. Vakit keskin bir kiliçtir.'
Imâm-i Gazâlî hazretleri de;
“Bugün, ecelin geldigini, daha bir gün müsâade etmeleri için, yalvardigini, sizladigini ve sana, bir gün bagisladiklarini ve simdi, o günde bulundugunu farzet ve yarin ölecekmis gibi, dilini, gözlerini ve yedi azâni haramdan koru! ” buyurmustur.
Netice olarak, Bisr-i Hâfî hazretlerinin buyurdugu gibi;
'Dün öldü, bugün can çekisiyor, yarin dogmadi. Öyle ise su ani degerlendirmek için amele sarıl.'
Gel, düsünme kara kara!
Yarin, girince mezara,
Cevap için hazir misin?
15.08.2005 - 16:00
Bir ehl-i muhabbetti
O ki; bir hoş-sohbetti
Geldi bir şafak vakti
Nazar-ı dikkatimi celb etti
Toplam 8 mesaj bulundu