Bilim Dünyası, yontmataş insanının fildişini yontabilen usta bir zanaatkar olduğunu kabul etmesine rağmen, mağara sanatının bu dönemde ortaya çıktığı görüşünü başlangıçta redediyordu:
Bilim dünyası,20. yy'ın başında insanın kökenininin çok eskiye dayandığını ve Dödüncü Zaman'a ait soyu tükenmiş büyük memelilere çağdaş olduğunu nihayet kabul etmiş, yaptığı aletler ve avladığı hayvanlar hakkında bilgi edinmişti. Üstelik o dönem insanının 'öteki dünya' inancının kanıtı olan mezarlarına bakılırsa, tarihöncesi insan önceleri sanıldığı kadar kaba saba ve ilkel bir canlı olmamalıydı. Gene de bu insanların, bulunan sanat eserlerini yaratacak kadar ince ruhlu olabileceklerini kimse düşünemiyordu.
Süslemeli tarihöncesi eşyaların ilk örnekleri 1834 yılında Fransa'daki Chauffaud Mağrası'nda bulunmuş ve Keltler'e ait eserler oluduğu sanılmıştı. Sonraları La Maddeleine'de ve Pireneler üzerindeki Gourdan ile Arudy kaya barınaklarında çok sayıda kullanım eşyası bulundu. Böylece, bir tarihöncesi mobilya sanatının varlığı yavaş yavaş kabul edildi ve sözü edilen bu buluntular, E. Lartet'nin yaptığı tarihöncesi dönemler sınıflandırmasının da temelini oluşturdu.
Ne var ki, mağara duvarlarına kazılmış veya çizilmiş resimlerin hepsi aynı ilgiyi görmedi.1864 yılında Garrigou'nun Niaux'da (Ariege) bulduğu çarpıcı mağara resimleri, L. Chiron'un 1878 yılında Chabot Mağrası'nda (Gard) keşfettiği kazıma desenler veya Santuola Markizi'nin Altamira Mağrası'nın (İspanya) tavanında açığa çıkardığı olağanüstü resimler bilim dünyasında ilgisizlik ve kuşkuyla karşılandı.1895 yılında E. Riviere, La Mouthe mağrasındaki resimleri, bir yıl sonra ise F. Daleau, tarih çökellerin altında kalmış olan Pair-non-Pair'deki kazıma desenleri bilim dünyasına tanıttı.1901'de Rahip H. Breuıl, Font-de-Gaume ve Combarelles kazılarına katıldı. Yontmataş Devri'nde mağara sanatının olamayacağını şiddetle savunan E. Cartaillac, bir kaç hafta sonra Breuil'in görüşünü kabul etti. Bu görüş, Fransa Bilim Geliştirme Derneği'nin (AFAS) 1902'deki kongresinde resmen onaylandı.
Da' herhalde bundandan dolayı illet, hastalık anlamına da gelir. Mesela Da'u-u-kalb: kalb hastalığı, yürek çarpması gibi… Ya da soyut olarak Da'us-sıla yani sıla; vatan ve kavuşma hasreti gibi…
Tali'baht. Bir makine veya dolaba benzetilen gök yüzü anlamına gelir. Yoksa TV'de ki yarışmadan mı bahsettiğimi sandınız :) … Esas Çark-ı Felek yakıldığı zaman dönrek ateşler püskürten bir çeşit donanma fişeğidir. Ya da sarmaşıklı nebat çiçeğine denir.
Akrep burcunun ön bölümünde hemen batıda, sağda, Terazi, (Libra) burcu yer alır. Grup çok dağınık ve bulanıktır; çevreniz aydınlıksa takımyoldızı görmekte çok zorlanabilirsiniz. Burçtaki en parlak yıldız en parlak yıldız küzey kolundaki Zuben El-Şimali (Küzey Kolu) olup 2. Kadirdendir. Güney kolunda ise bir çift yıldız olan 3. Kadirden Zuben El-Cenubi yer alır. Güneş bu burca 23 Eylül civarında, yani gündüz ve gecenin birbirine eşit olduğu tarihte girer. Terazi burcu, gece ve gündüzü dengeleyerek burcun Arapça adı olan Mizan (denge) görevini de yerine getirmiş olur!
Takımyıldız ile ilgili tarihsel kayıtlarda, ilk kez MÖ 43’te Terazi Burcu’nda görülen kuyruklu yıldız, Roma’da, Sezar’ın öldürülüşünün habercesisi olarak kabul edilmiştir.575 yıl periyotlu bu kuyruklu yıldızın, MS 531,1106 ve 1680 yılı ziyaretlerine ait de güvenilir kayıtlar vardır. (Rivayetlere göre olumsuz haberler getiyormuş…)
Bu takımyıldız, Batı ve İslam kaynakları yanında Hint ve Çin kaynaklarında da “Terazi” anlamında isimlendirilmiştir. Mesela, Hintçe kutsal metinlerde Tula, Çin’de ise, Tieu Ching (Göksel terazi) adları bu burç için kullanılmıştır. Yahudiler de burca Moznayim (kollu-terazi) adını vermişlerdir.
Kaynak: M. Emin Özel, Talat Saygaç: Gökyüzünü tanıyalım
İki kolunu T gibi açmış tas taşıyan insana benzeyen tartma aleti. Adaleti temsil eder. Jimnastikte, yere paralel olarak denge duruşu ya da ip cambazlığında dengeyi kurmaya sağlayana sırığa da denir.
Bitmeyen Necip Fazıl ve Nazım Hikmet tartışması. Hop aşağı, hop yukarı emme basma tulumba gibi. Görülüyor ki birisinin ismi anıldıkça diğerinin ismi de hep anılacak.
İki insan, iki şair, ikisi de değerli, altından pırlantadan daha değerli... Değerlerini bilin...
Sahaflar Çarşısı birçok sözlükte İstanbul Beyazıt Camii yakınlarında, yazma veya elden düşme kitap alım satımının yapıldığı çarşı diye tanımlanır. Günümüzde ise, bu özelliğini yitirerek kitap ticaretinin yapıldığı bir yer haline gelmiş durumda
Eski Avrupa'da sayı sistemi Romen rakamlarına daynadığından toplama-çarpma işlemleri sayılar büyüdüğünde zorlaşıyordu. Matematikçi Leonardo Fibonacci da Pisa'nın 1202 yılında ünlü Tavşan Problemi ile başladığı bu serüven Mayalardan Babil'e ve Hint-Arap sayı sistemlerinden yola çıkarak, Liber Abaci kitabıyla,1 1 2 3 5 8 13 21 34 55 yani kendi ismiyle olan Fibonacci Sayı Serilerini tanıttığı sayı dizileridir.
O müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu:
Ki vadiden bütün, yer yer, eninler çağlayıp durdu.
(Bülbül - Mehmet Akif Ersoy)
Her defasında, geç, gafletten vecde;
O var!
(O Var! .. - Necip Fazıl Kısakürek)
Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri
Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbîr'i
Ne kadar saf idi sîmâsı bu mü'min neferin!
(Süleymaniye'de Bayram Sabahı - Yahya Kemal Beyatlı)
Dönmek dileriz haşre kadar vecd ile biz
Neylerle tutuşmuş yanarız; şimdi neyiz
Mevlana Celaleddini Rumi’ye varır
Toprakta değil sanki o gök kubbedeyiz.
(VII - Vedat Varol)
Esrarlı vuslata bir adım kala
Hasretin vecdiyle, ben kement attım
Deryada boğulmak ne güzel bela
Battıkça kurtuldum, çıktıkça battım...
(Yokluğumun Resmi - Uğur Işılak)
1934'de Fredinand Porsche'un Hitler hükümetine sunduğu halk'ın arabası projesi,1939'da en hızlı kaplumbağa olarak dünyaya tanıltıldı. Bir kadının vucud hatlarından esinlenerek yapılan ve Hitler'in ''Kale gibi sağlam, su gibi akıcı ve kurt gibi sadık.'' diye propagandasını yaptığı bu araba gariptir ki 68 kuşağının sembolü haline gelmiş ve Vosvos kültürüne imazasını atmıştır.
Diğer vosvosları görmek için türkçe web sayfası:
http://www.volkswagen.com.tr/indexx18.htm
bilmek anlamına inmekle olur, uymak ise kalp ile olur... boru da olsa namaza çağrıyorsa gitmek, teslimiyettir...
Gerçekten boru sesi olsaydı biz de önce saz sonra boru tartışması mı olurdu acep? Boru olmamasının sebebi başkalarıyla karıştırlmaması içindir yani Ezan İslamiyetin kimliğidir. Öncelikler önemlidir, burada ki öncelik Türkçe veya Arapça olması ya da başka ülkede de önce Japonca sonra Arapça olması değil, çağrının heryerde aynı şekilde duyulmasıdır.... Çağrı ise Allahü Ekber ile başlar, sünnettir, artık bu ne kulağa, ne kültüre yabancı değildir, bunu duyman önemli ve böyle devam ederek korunması... Esas savaşılması gereken ezan seslerini susturmaya çalışanlara karşıdır ki, dilimizi ve kültürümüzü korumaya çalışırken her noktayı hedef olarak görmeyelim...
Savunduğun ilkleri anlıyor ve anlayışla karşılıyorum, Ezan seslerini vatanımıza geri getirenleri seninle birlikte kucaklıyorum ama bunun tartışmasını yine canlandırmak ve kesin çizgilerle sistemleştirmek yerine Namazın da temsil ettiği birliği sağlamak daha güzel olmaz mı?
Klasik olarak, Big Bang teorisi, evrenin tüm parçalarının aniden genişlemeye başladığını kabul eder. Ama evrenin tüm parçaları genişlemeye nasıl aynı anda başlayabilmişlerdir? Emri veren kimdir?
Andrei Linde, kozmoloji profesörü, 'The Self-Reproducing Inflationary Universe', Scientific American, vol.271,1994, s.48
Meteryalist ya da diyalektik materyalist gibi felsefeye dayananlar 'Sonsuz Evren' fikrini savunurlardı.. Einstein'dan Alexandre Friedmann'dan Lemaitre ve en son Edwin Hubble hesaplamaları ile Big Bang keşfi evrenimizin bir başlangıcı olduğunun ortaya atılması ve yine Hubble teleskobun ortaya koyduğu evrenin genişlediği gerçeği, Politzer gibi bilimi kendi yanlarında sananlar, Politzer'in 'eğer öyle olsa, bir Yaratıcı olduğunu kabul etmek gerekir' sözüne gelmek zorunda kaldılar...
İtalyanlar ve Arnavutlar tarafından isimlerin de bulmak mümkün mesela italyan aktör Danny De Vito ya da Arnavut Hafif Sanayi Bakanı Vito Kapo gibi
İtalyanca'da isimlerde geçen bu kelime İtalyanca sözlükte yoktur, onun yerine Vitto(yemek, gıda) var...
Vito ya da devito esasen Latincedir. Anlamı To Avoid yani kaçınmak; savuşturmak; sakınmak; önlemek; uzak durmak; iptal etmek; korunmak anlamlarına geliyor...
Maceracı, serüvene düşkün kadın demektir. herhalde toplumda kadının serüvenci olması ters anlaşıldığından erkek peşinde koşan ya da şuh hatun anlamına da geliyor.
Vampir'in kısaltılmışı derler tam tersine Vampir, vamptan türemiş olabilir. Vampir kana olan düşkünlüğü ile kadının erkeğe veya serüvene düşkünlüğünü sembolize edebilir.
Ab su demek, mecazi anlamda yağmur... Letafet yani güzellik, keskinlik, itibar, ırz, namus, vakar, cila gibi bir çok anlamları vardır.
Abdar, Abdest, Ab-ı Hızır, Ab-ı Kevser, Ab-ı Revan, Ab-ı Ruy, Ab-ı Leziz, Ab-ı Zen kelimlerini oluşturur.
Kusur, ayıb ve noksanlık olarak başka anlamlarada da kullanılır.
Abab yani suyu nefes almadan içmek ve daha başka A'ba ya da Aba, abad, abadan, ya da su kuyuları olarak Abar gibi nice kelimelerde kök olarak kullanılır...
Aydın sınırları içinde ünlü Türistik beldemiz. Daha çok Aydınlıların, Denizlilerin, İzmirlilerin yazın kaçtıkları yazlık yöre.
Eski büyüsünü, betonlaşmadan dolayı yavaş yavaş kaybettiğine inanıyorum, ama 1984'ten beri her yaz orada yaşamakla, yani anılarımla hayatımın unutulmaz bir parçası oldu.
Kimleri için barları ve discolarıyla içip, eğlenip, geçmek anlamında da olsa da Davutlar Milli parkı, labirent gibi çarşışarı, uzun tarihi, Kadınlar Denizi, Güvercin Kalesi, Limanları, Nazilli sitesi gibi eski yapısını koruyan sahil siteleri, yürü yürü sığ denizi, güneş batışını izlemeye doyamadığım sahili ve manzarılarıyla daha anlatıkça anlatasım geldiği çevresiyle bana daha değişik yönden tat veren yöremiz.
Kuşadasının içi başka çevresi başkadır... Sahil Sitelerinin ayrı bir hikayesi, merkezinin ise başka hikayesi vardır. Bir de oranın yerlilerin daha da değişik hikayesi olduğuna eminim.
Belidiye Binasının içideki balina iskletinden tutun, Zeus'un alakası olmadığı Zeus mağrası ve artı olarak Söke, Efes Antik kenti, Meryem Ana'nın Evi, Didim, Priene ve Milet, Selçuk kasabası ve Şirince köyü hepsi bu bölgededir.
bir ses duyulsa...koşsam sesin geldiği yere...katılsam o seslere...o sesleri çıkarsam...duyulsa seslerimiz...katılsa bütün sesler...ah keşke bir olsa sesler sessizliğin içinde de...bir ses duyulsa...sessizliği bozsak
sanat ve bilim
28.07.2003 - 12:44Sanat Savaşı
Bilim Dünyası, yontmataş insanının fildişini yontabilen usta bir zanaatkar olduğunu kabul etmesine rağmen, mağara sanatının bu dönemde ortaya çıktığı görüşünü başlangıçta redediyordu:
Bilim dünyası,20. yy'ın başında insanın kökenininin çok eskiye dayandığını ve Dödüncü Zaman'a ait soyu tükenmiş büyük memelilere çağdaş olduğunu nihayet kabul etmiş, yaptığı aletler ve avladığı hayvanlar hakkında bilgi edinmişti. Üstelik o dönem insanının 'öteki dünya' inancının kanıtı olan mezarlarına bakılırsa, tarihöncesi insan önceleri sanıldığı kadar kaba saba ve ilkel bir canlı olmamalıydı. Gene de bu insanların, bulunan sanat eserlerini yaratacak kadar ince ruhlu olabileceklerini kimse düşünemiyordu.
Süslemeli tarihöncesi eşyaların ilk örnekleri 1834 yılında Fransa'daki Chauffaud Mağrası'nda bulunmuş ve Keltler'e ait eserler oluduğu sanılmıştı. Sonraları La Maddeleine'de ve Pireneler üzerindeki Gourdan ile Arudy kaya barınaklarında çok sayıda kullanım eşyası bulundu. Böylece, bir tarihöncesi mobilya sanatının varlığı yavaş yavaş kabul edildi ve sözü edilen bu buluntular, E. Lartet'nin yaptığı tarihöncesi dönemler sınıflandırmasının da temelini oluşturdu.
Ne var ki, mağara duvarlarına kazılmış veya çizilmiş resimlerin hepsi aynı ilgiyi görmedi.1864 yılında Garrigou'nun Niaux'da (Ariege) bulduğu çarpıcı mağara resimleri, L. Chiron'un 1878 yılında Chabot Mağrası'nda (Gard) keşfettiği kazıma desenler veya Santuola Markizi'nin Altamira Mağrası'nın (İspanya) tavanında açığa çıkardığı olağanüstü resimler bilim dünyasında ilgisizlik ve kuşkuyla karşılandı.1895 yılında E. Riviere, La Mouthe mağrasındaki resimleri, bir yıl sonra ise F. Daleau, tarih çökellerin altında kalmış olan Pair-non-Pair'deki kazıma desenleri bilim dünyasına tanıttı.1901'de Rahip H. Breuıl, Font-de-Gaume ve Combarelles kazılarına katıldı. Yontmataş Devri'nde mağara sanatının olamayacağını şiddetle savunan E. Cartaillac, bir kaç hafta sonra Breuil'in görüşünü kabul etti. Bu görüş, Fransa Bilim Geliştirme Derneği'nin (AFAS) 1902'deki kongresinde resmen onaylandı.
Kaynak: Stephanie Thiebault
da
28.07.2003 - 11:43Da' Arapçada 'bırak' manasında emirdir. Mesela: Da'ma keder; nede keder varsa onu bırak demektir…
Da' herhalde bundandan dolayı illet, hastalık anlamına da gelir. Mesela Da'u-u-kalb: kalb hastalığı, yürek çarpması gibi… Ya da soyut olarak Da'us-sıla yani sıla; vatan ve kavuşma hasreti gibi…
çark-ı felek
28.07.2003 - 11:42Tali'baht. Bir makine veya dolaba benzetilen gök yüzü anlamına gelir. Yoksa TV'de ki yarışmadan mı bahsettiğimi sandınız :) … Esas Çark-ı Felek yakıldığı zaman dönrek ateşler püskürten bir çeşit donanma fişeğidir. Ya da sarmaşıklı nebat çiçeğine denir.
sanal alem
27.07.2003 - 16:54internet
allah (c.c)
27.07.2003 - 03:45Şah damarımızdan bile, bize daha yakın olan...
terazi
26.07.2003 - 00:55Akrep burcunun ön bölümünde hemen batıda, sağda, Terazi, (Libra) burcu yer alır. Grup çok dağınık ve bulanıktır; çevreniz aydınlıksa takımyoldızı görmekte çok zorlanabilirsiniz. Burçtaki en parlak yıldız en parlak yıldız küzey kolundaki Zuben El-Şimali (Küzey Kolu) olup 2. Kadirdendir. Güney kolunda ise bir çift yıldız olan 3. Kadirden Zuben El-Cenubi yer alır. Güneş bu burca 23 Eylül civarında, yani gündüz ve gecenin birbirine eşit olduğu tarihte girer. Terazi burcu, gece ve gündüzü dengeleyerek burcun Arapça adı olan Mizan (denge) görevini de yerine getirmiş olur!
Takımyıldız ile ilgili tarihsel kayıtlarda, ilk kez MÖ 43’te Terazi Burcu’nda görülen kuyruklu yıldız, Roma’da, Sezar’ın öldürülüşünün habercesisi olarak kabul edilmiştir.575 yıl periyotlu bu kuyruklu yıldızın, MS 531,1106 ve 1680 yılı ziyaretlerine ait de güvenilir kayıtlar vardır. (Rivayetlere göre olumsuz haberler getiyormuş…)
Bu takımyıldız, Batı ve İslam kaynakları yanında Hint ve Çin kaynaklarında da “Terazi” anlamında isimlendirilmiştir. Mesela, Hintçe kutsal metinlerde Tula, Çin’de ise, Tieu Ching (Göksel terazi) adları bu burç için kullanılmıştır. Yahudiler de burca Moznayim (kollu-terazi) adını vermişlerdir.
Kaynak: M. Emin Özel, Talat Saygaç: Gökyüzünü tanıyalım
terazi
26.07.2003 - 00:53İki kolunu T gibi açmış tas taşıyan insana benzeyen tartma aleti. Adaleti temsil eder. Jimnastikte, yere paralel olarak denge duruşu ya da ip cambazlığında dengeyi kurmaya sağlayana sırığa da denir.
necip fazıl kısakürek
26.07.2003 - 00:04Bitmeyen Necip Fazıl ve Nazım Hikmet tartışması. Hop aşağı, hop yukarı emme basma tulumba gibi. Görülüyor ki birisinin ismi anıldıkça diğerinin ismi de hep anılacak.
İki insan, iki şair, ikisi de değerli, altından pırlantadan daha değerli... Değerlerini bilin...
sahaflar çarşısı
25.07.2003 - 19:24Sahaflar Çarşısı birçok sözlükte İstanbul Beyazıt Camii yakınlarında, yazma veya elden düşme kitap alım satımının yapıldığı çarşı diye tanımlanır. Günümüzde ise, bu özelliğini yitirerek kitap ticaretinin yapıldığı bir yer haline gelmiş durumda
www.istanbul.edu.tr/iletim/67/haberler/sahaf.htm
fibonacci sayıları
25.07.2003 - 17:47Eski Avrupa'da sayı sistemi Romen rakamlarına daynadığından toplama-çarpma işlemleri sayılar büyüdüğünde zorlaşıyordu. Matematikçi Leonardo Fibonacci da Pisa'nın 1202 yılında ünlü Tavşan Problemi ile başladığı bu serüven Mayalardan Babil'e ve Hint-Arap sayı sistemlerinden yola çıkarak, Liber Abaci kitabıyla,1 1 2 3 5 8 13 21 34 55 yani kendi ismiyle olan Fibonacci Sayı Serilerini tanıttığı sayı dizileridir.
kürt
25.07.2003 - 17:21...
Kürt'ü Türk'ü ve Çerkes'i
Hep Adem'in oğlu kızı
Beraberce şehit gazi
Yanlış var mı ve neresi?
...
(Aşık Veysel Şatıroğlu)
vecd
25.07.2003 - 17:17O müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu:
Ki vadiden bütün, yer yer, eninler çağlayıp durdu.
(Bülbül - Mehmet Akif Ersoy)
Her defasında, geç, gafletten vecde;
O var!
(O Var! .. - Necip Fazıl Kısakürek)
Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri
Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbîr'i
Ne kadar saf idi sîmâsı bu mü'min neferin!
(Süleymaniye'de Bayram Sabahı - Yahya Kemal Beyatlı)
Dönmek dileriz haşre kadar vecd ile biz
Neylerle tutuşmuş yanarız; şimdi neyiz
Mevlana Celaleddini Rumi’ye varır
Toprakta değil sanki o gök kubbedeyiz.
(VII - Vedat Varol)
Esrarlı vuslata bir adım kala
Hasretin vecdiyle, ben kement attım
Deryada boğulmak ne güzel bela
Battıkça kurtuldum, çıktıkça battım...
(Yokluğumun Resmi - Uğur Işılak)
volkswagen
25.07.2003 - 17:11Almanca'da Volk halk, Wagen da araba demektir.
1934'de Fredinand Porsche'un Hitler hükümetine sunduğu halk'ın arabası projesi,1939'da en hızlı kaplumbağa olarak dünyaya tanıltıldı. Bir kadının vucud hatlarından esinlenerek yapılan ve Hitler'in ''Kale gibi sağlam, su gibi akıcı ve kurt gibi sadık.'' diye propagandasını yaptığı bu araba gariptir ki 68 kuşağının sembolü haline gelmiş ve Vosvos kültürüne imazasını atmıştır.
Diğer vosvosları görmek için türkçe web sayfası:
http://www.volkswagen.com.tr/indexx18.htm
ezan
25.07.2003 - 04:03bilmek anlamına inmekle olur, uymak ise kalp ile olur... boru da olsa namaza çağrıyorsa gitmek, teslimiyettir...
Gerçekten boru sesi olsaydı biz de önce saz sonra boru tartışması mı olurdu acep? Boru olmamasının sebebi başkalarıyla karıştırlmaması içindir yani Ezan İslamiyetin kimliğidir. Öncelikler önemlidir, burada ki öncelik Türkçe veya Arapça olması ya da başka ülkede de önce Japonca sonra Arapça olması değil, çağrının heryerde aynı şekilde duyulmasıdır.... Çağrı ise Allahü Ekber ile başlar, sünnettir, artık bu ne kulağa, ne kültüre yabancı değildir, bunu duyman önemli ve böyle devam ederek korunması... Esas savaşılması gereken ezan seslerini susturmaya çalışanlara karşıdır ki, dilimizi ve kültürümüzü korumaya çalışırken her noktayı hedef olarak görmeyelim...
Savunduğun ilkleri anlıyor ve anlayışla karşılıyorum, Ezan seslerini vatanımıza geri getirenleri seninle birlikte kucaklıyorum ama bunun tartışmasını yine canlandırmak ve kesin çizgilerle sistemleştirmek yerine Namazın da temsil ettiği birliği sağlamak daha güzel olmaz mı?
evrenin yaratılışı
23.07.2003 - 19:08Klasik olarak, Big Bang teorisi, evrenin tüm parçalarının aniden genişlemeye başladığını kabul eder. Ama evrenin tüm parçaları genişlemeye nasıl aynı anda başlayabilmişlerdir? Emri veren kimdir?
Andrei Linde, kozmoloji profesörü, 'The Self-Reproducing Inflationary Universe', Scientific American, vol.271,1994, s.48
Meteryalist ya da diyalektik materyalist gibi felsefeye dayananlar 'Sonsuz Evren' fikrini savunurlardı.. Einstein'dan Alexandre Friedmann'dan Lemaitre ve en son Edwin Hubble hesaplamaları ile Big Bang keşfi evrenimizin bir başlangıcı olduğunun ortaya atılması ve yine Hubble teleskobun ortaya koyduğu evrenin genişlediği gerçeği, Politzer gibi bilimi kendi yanlarında sananlar, Politzer'in 'eğer öyle olsa, bir Yaratıcı olduğunu kabul etmek gerekir' sözüne gelmek zorunda kaldılar...
vito
23.07.2003 - 17:12İtalyanlar ve Arnavutlar tarafından isimlerin de bulmak mümkün mesela italyan aktör Danny De Vito ya da Arnavut Hafif Sanayi Bakanı Vito Kapo gibi
İtalyanca'da isimlerde geçen bu kelime İtalyanca sözlükte yoktur, onun yerine Vitto(yemek, gıda) var...
Vito ya da devito esasen Latincedir. Anlamı To Avoid yani kaçınmak; savuşturmak; sakınmak; önlemek; uzak durmak; iptal etmek; korunmak anlamlarına geliyor...
vefasızlık
23.07.2003 - 16:01Vefalı olmayan: Ahdinde yani sözünde durmayan.
Vefakarın zıttı: dostluğunda devamlılık gösteremeyen...
Borcunu ödemeyen, dince ve akılca lazım gelen şeyleri yerine getiremeyen.
Bivafa denir bu kişilere; vefasız yani dönek....
vamp
23.07.2003 - 15:53Maceracı, serüvene düşkün kadın demektir. herhalde toplumda kadının serüvenci olması ters anlaşıldığından erkek peşinde koşan ya da şuh hatun anlamına da geliyor.
Vampir'in kısaltılmışı derler tam tersine Vampir, vamptan türemiş olabilir. Vampir kana olan düşkünlüğü ile kadının erkeğe veya serüvene düşkünlüğünü sembolize edebilir.
Şıklık ve çekicilik olarak modada çok kullanılır.
veda
23.07.2003 - 15:45Bkz. Veda Hutbesi
veda
23.07.2003 - 15:41Ayrılık...
Ayrılışta selamlamak. 'Allah'a Ismarladık' demektir.
El-Veda: 'Allah'a Ismarladık' 'Allah'a Emanet olun' mealinde ve ayrılık acısını ifade eden bir tabir.
ab
23.07.2003 - 14:26Ab su demek, mecazi anlamda yağmur... Letafet yani güzellik, keskinlik, itibar, ırz, namus, vakar, cila gibi bir çok anlamları vardır.
Abdar, Abdest, Ab-ı Hızır, Ab-ı Kevser, Ab-ı Revan, Ab-ı Ruy, Ab-ı Leziz, Ab-ı Zen kelimlerini oluşturur.
Kusur, ayıb ve noksanlık olarak başka anlamlarada da kullanılır.
Abab yani suyu nefes almadan içmek ve daha başka A'ba ya da Aba, abad, abadan, ya da su kuyuları olarak Abar gibi nice kelimelerde kök olarak kullanılır...
vecd
23.07.2003 - 02:02....
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
...
bkz. İstiklal Marşı
vecd; aşk, muhabbet demektir. Kendinden geçecek ya da unutucak kadar ilahi bir aşk hali veya yüksek heycan ve anlamlarına da gelir.
Vecd-âlud yani vecd veren haller yani manevi çoşkunlukla beraber olan hal olarak da kullanılır.
kuşadası
23.07.2003 - 01:49www.kutav.org.tr/indextr.html
kuşadası
23.07.2003 - 01:49Aydın sınırları içinde ünlü Türistik beldemiz. Daha çok Aydınlıların, Denizlilerin, İzmirlilerin yazın kaçtıkları yazlık yöre.
Eski büyüsünü, betonlaşmadan dolayı yavaş yavaş kaybettiğine inanıyorum, ama 1984'ten beri her yaz orada yaşamakla, yani anılarımla hayatımın unutulmaz bir parçası oldu.
Kimleri için barları ve discolarıyla içip, eğlenip, geçmek anlamında da olsa da Davutlar Milli parkı, labirent gibi çarşışarı, uzun tarihi, Kadınlar Denizi, Güvercin Kalesi, Limanları, Nazilli sitesi gibi eski yapısını koruyan sahil siteleri, yürü yürü sığ denizi, güneş batışını izlemeye doyamadığım sahili ve manzarılarıyla daha anlatıkça anlatasım geldiği çevresiyle bana daha değişik yönden tat veren yöremiz.
Kuşadasının içi başka çevresi başkadır... Sahil Sitelerinin ayrı bir hikayesi, merkezinin ise başka hikayesi vardır. Bir de oranın yerlilerin daha da değişik hikayesi olduğuna eminim.
Belidiye Binasının içideki balina iskletinden tutun, Zeus'un alakası olmadığı Zeus mağrası ve artı olarak Söke, Efes Antik kenti, Meryem Ana'nın Evi, Didim, Priene ve Milet, Selçuk kasabası ve Şirince köyü hepsi bu bölgededir.
Toplam 2591 mesaj bulundu