Cem Nizamoglu Adlı Üyenin Nedir Yazıları - An ...

  • yunanlılar

    03.03.2004 - 16:42

    Yunanlılarla iyi ve kötü çok anılarım oldu ama tecrübelerime dayanarak kesin böyle insanlardır demek istemem... Kişinin tecrübesi fıtratının üzerine bina olur, eğer temelde bir sorun varsa zaten bu insanın yaşadığı tecrübeler ne kadar yararı olabilir ki? Bundan dolayı sadece tecrübelerimle değil çocukluğumdan beri hissettiklerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki bir şeyi düşmandır diye kendinizi şartlandırmışsanız ondan düşmanlıktan başka bir şey görmezsiniz. Bu aynı yarın ölüceğim diye şartlandırıp, ölmeyince kendini arabanın altına atan insana benzer.

    Çok uğraştılar aramız açmak için. Şeytan gibi komşuların kulaklarına fısıldayıp aralarını açtılar. Nefret, intikam ve kanla doldu aramız. Bir araya gelmek için bile o kan denizinin içinden yüzerek geçmek gerekir ki eninde sonunda eskisi gibi kardeş kardeşe yaşamak isteyenlerin bile farkında olmadan üstü lekeniliyor

    Tabi bunları derken şunun altına çizeyim; Kıbrıs Rumaları ile Yunanistanda ki rumlar farklıdır. Kıbrısın durumu çok daha farklıdır...

    Kıbrısın sorunu ne rum ne de türktür, oranın sorunu eğer bağımsız olursa en güçlü ülkelerden birisi olacağındandır çünkü stretejik konumundan çok muhteşem bir yerdir ve bu sayede çok güçlü bir para birimine ve politik söze sahip olabilir.. O yüzden orası bir türlü paylaşılamaz, bundan dolayı kimse orayı rahat bırakmaz, yy'lardır hep başka ülklerin hegomanyası ve para birimiyle yaşamıştır. Türk kendisinin, Rum kendi burjuvasini kurmaya çalışıyor bunu gören diğer ülkeler özellikle ABD, İngiltere ve Yahudiler işine gelince Türkleri, işine gelmeyince Rumları destekliyor...

    ve biz hala kum havuzunda kumu paylaşamayan veletler gibi birbirmizin saçını çekmeye devam edelim.

  • ingilizler

    03.03.2004 - 15:23

    ileri görüşlü olup problemler büyümeden uzun dönemli çözümler getiren...
    çoğu cahil ve genel kültür sıfır ama çoğunluğu yöneten azınlık ileri derecede zeki ve akıllı...
    bize göre çoğu şeyleri ters, kapıları bile tersten kilitlenip açılıyor, ama standardlarını dünyaya kabul ettirmiş bir güç...

  • araplar

    03.03.2004 - 15:17

    kahvenin en kalitelisi şiirlerin en güzelleri

    rönesansın ve pozitif bilimlerinin unutulan kaynakları...
    Batının mühendisleri...
    uzak doğudan batıya kadar taşınan kültür, edebiyat, felsefe, sanat, mimari, teknoloji, bilim, çağdaşlık, temizlik, anlayış...
    ve tarihin sayfalarına gömülmek istenilen günah keçileri...
    günahları ve sevapları, hataları ve yararlarıyla en başta insan,
    Büyük İskender'de dalga geçti Yahudilerde ama sonunda bir bayrak taşıdılar ki laf edenler cilt cilt kitap taşıyan eşeklere döndüler...

  • ezan

    02.03.2004 - 19:16

    İngiltere ve ABD gibi ülkelerdeki büyük camilerden yerlerine göre 3 ile 5 vakit arası değişen ezan okunduğunu biliyor muydunuz?

    Mesela Londra'daki Sülamaniye camisini Prince Charles açılış törenine katılmış, caminin yerine önce büyük otel yapılacağı ama oranın toprağını Abdülhamit zamanında alınıp içki satılan bir yerin açılmaması şartıyla geri satılması ve bu sayede ucuz bir fiyatla Türklerin topusunu almaları gibi hikayelerin yanında Türk camilerini yansıtan havası ve mimarisiyle sahah ve yatısı ezanı hariç üç vakit İngiliz caddelerine ezan okuyabiliyorlar...

  • yunanlılar

    02.03.2004 - 17:25

    Teo (Teofıles uzun isminin okunuşu idi) diye arkadaşım vardı, diğer yunanlı arkadaşlarım sayesinde tanışmıştık, bir gün öğrenci yurdundaki odasına davet etti, dar bir oda, karşılıklı yere oturduk... Yüzü garipti, sustum, bekledim... Ve ağzından dökülen laflar beni çok etkiledi: Büyükbabasının siyah-beyaz fotoğrafını gösterdi... Türkler öldürmüş büyükbabasını... çocukken, yanlış bir şeyler yaptığında, annesi Türklere vereceğim seni diye korkuturmuş... okulda Türklerin boyunduruğunda yaşadıklarını, Osmanlıya karşı bağımsızlık savaşını verdiğini, sonra topraklarının nasıl aldığını, oradan nasıl sürüldüklerini, ve büyükbabasının neden ve niçin öldürüldünü öğrenmiş... Lisede grup kurmuşlar, tabi en popüler konu Türkler... Karşımda ki Yunanlıyı birden lisedeki Yunanlılardan nefret eden arkadaşlarım gibi gördüm, sanki ben yunanlıydım karşımda ki Türk lakin bu çocuk intikam ile doldurulmuş bir Yunanlı çocuktu... Milliyetçi çocukmuş ve bir gün arkadaşlarına 'tanıştığım ilk Türk'ü bulduğum fırsatta öldüreceğim' diye söz vermiş.

    Geçmişini anlatırken kendimi uzaklarda hissetmiştim ama son sözünle birden ne kadar birbirimize yakın oturduğumuzun fakrına vardım... ama boğazıma sarılacağına omzuma elini koyup 'Seninle tanışana kadar bu sözümü tutacağımı sanmıştım' dedi. Hem sevindim hem de üzüldüm... Çünkü benle değilde Yunanlılardan nefret eden bir Türk'le tanışsaydı ne olurdu acep...

    Aynı tencerede nasıl kaynıyoruz diye düşündüm lakin iki tarafta alta yanan ateşi söndürmek için değil de daha çok körüklemek için uğraşıyor...

  • yunanlılar

    02.03.2004 - 17:14

    en basit ÖYSM sorularında bile sorulan soruya burda çoğu kişi herhalde yanlış cevap verirdi. Soru şöyledi sanırım ''Kurtuluş savaşımızı kime karşı verdik? '' şıklardan biri Yunanlılardı, eğer lise de öğrendiğimiz tarihe göre bu şıkkı seçseydik doğru olurdu, lakin ÖYSM hikayeler üzerine değil tarihi deliller üzerine kurulduğundan doğru cevap İngiliz Politikaları idi...

    Bu sitede yeni ve uzun bir tartışma başlıyor gibi, ama herşeyden önce insanlığımızı ortaya koyarak düşünelim... Yabancı bir ülkede yaşıyorsanız göreceksiniz ki kültürümüze ve karakterlerimize en yakın millet olarak Yunanlıları bulursunuz. Uzak ya da farklı değil yakın ve benzer olduğumuzu görürsünüz...

    Belki tipinizden ve hareketlerinizden sizi Yunanlı bile sanabilirler. Hatta beni Yunanlı sanan Yunanlılar bile oldu.

    Düşman değiller, nasıl kendi ülkemizde birbirimizle anlaşamıyorsak belki benzer sebeplerden dolayı onlarlada anlaşamaya biliriz, ama olayı onlar düşmani, onlar şöle yaptı böyle yaptı derseniz, önyargılarınız içinde boğulmadan kendinizi kurtarın önce derim..

    Burada en güzel arkadaşlıklarımı Yunanlılar ile yaptım-yapıyorum çünkü Türkiye'deki arkadaşlıklarımı anımsatıp özlem gideriyorum... tabi Kıbrıslı rumlar için aynı şeyleri söyleyemem çünkü hala taze kan kokusu ve onca beyin yıkama var...

    Tarihimiz ne kadar kanlı ilişkilerimiz olduğu düşünülsede kardeş kardeşe, kol kola yaşadığımız barış yılları daha uzundur... Hala Tükçe konuşan Yunanlılar var Yunanistanda ve hala Yunanca konuşan dedelerimiz var ülkemizde. Tavlasından müziğe, müzüikten yemeğine kadar iç içeyiz ve en basitinden kanlarımızın rengi aynı...

  • ingilizler

    02.03.2004 - 03:57

    İngilizler, Romalıların bügün Britanya dediğimiz yeri MS. 43'de işgal ettiği zaman kurduğu 'Britannia' adlı Roma kolonisidir... Daha önceden yaşayan Celticler (keltler) zamanla Romalılaştırılmış ve 5. yy'ın erken çağlarında Roma'nın yıkılmasıyla Germanic denilen kabileler (Angles, Saxons, Jutes, Frisians) MS. 410'dan itabren İngiltere'ye yerleşmeye başlamışlardır.

    Görüldüğü gibi İngilizler bir ırk değil British dediğimiz Roma kolonileriden, germenic kabilelerinden ve hristiyanlaştırılmış Keltler'den meydana gelirler.. Benzer kaderi Fransa, Belçika, Almanya gibi ülkelerde paylaşmıştır...

  • yunanlılar

    02.03.2004 - 03:22

    Bütün bu çekilen acı, bir kötü rüya olsaydı ah! ... Ve yanyana... omuz omuza verip yürüyebilseydik tarlalara doğru yeniden! . Sakakuşlarının türküsüyle şenlenen ormanlara doğru yürüyebilseydik! Ve her birimizin sevdiceği kendi kolunda, çiçeklere bürünmüş kiraz bahçelerinden gülümseyerek çıkıp, yanyana eğlenmek üzere... şenlik meydanlarının yolunu tutabilseydik! ...

    Anayurduma selam söyle benden Kör Mehmet’in damadı! Benden selam söyle Anadolu’ya... Toprağını kanla suladık diye bize garezlenmesin... Ve kardeşi kardeşe kırdıran cellatların, Allah bin belasını versin! ...

    DİDO SOTİRİYU
    'Benden Selam Söyle Anadoluya'

  • allah (c.c)

    01.03.2004 - 19:10

    Binlerce yıllık kayıp tarihi... Müslümanlığın, günümüzün bilim, sanat, teknoloji ve medeniyetine katkılarını ve bu etkileşimli zamanda müslümanların vasiyetini keşfetmeniz...

    Popüler tarihteki Kepler, Edison, Newton, Einstein, Paskal gibi bilim adamlarının dindar olduklarını göz ardı etmemeniz...

    ilim kelimesinin anlamına inmeniz...

    ve konulara karşı daha açık görüşlü ve yapıcı olmanız dileğiyle şunu kesin diyebilirim ki Allah'a inanmak yararlı bileme, sanata, ilerlemeye engel değildir...

    Lakin onca delile rağmen hala ihtiraslarından dolayı O'na inanmanın akılsızca olunduğuna yemin edenler varsa, karar vermek için acele etmesinler, sonunda her can ölümü tadacaktır ve cevabını hak ettiği şekilde alacaktır.

  • cem yılmaz

    01.03.2004 - 16:41

    Cem Yilmaz'in bir turlu vizyona giremeyen, G.O.R.A Filminden replikler:

    -Apollo 31 napıyorsunuz orada bu duman da ne?
    -Mangal yakıyoz güzel kardeşim... Hapla olmaz ki bu beslenme isi..
    -Bilememişsiniz siz... Karbonmonoksitten zehirlenme ihtimaliniz var, derhal söndürün...
    -Delikanlı adama bişey olmaz...

    -Houston bi problemimiz var?
    -O zaman hep beraber tekrar edin: 'Eşhedüen laa ilahe..'

    -Turkship IA22BC23 motorları kapattinız; bi sorun mu var?
    -Yok be Hostoncuğum... Jüpiter çekiyo zaten... Boşa aldım, fazla
    yakmasın alet...

    -Alo Hustın benzin bitti napcam?
    -Naptın lan o kadar benzini, içtin mi?
    -Yook be.. Yörüngeye inerken bi ufoyla yarıştım. Ama var yaa sana ne diyim, ne hızdı beee...
    -Deme!

    -Houston Challenger Houston... Ruslarla kenetlenmemize olanak yok...
    -Neden Challenger?
    -Hanım kızıyor: 'Burada kenetlendiğin yetmiyor mu Ruslarla bi de orda kenetlencen' diyo...

    -Huztın! ! ! Huztın diyom Aloooo! ! !
    -Ne var, ne oldu?
    -Haydar abiyi dövüyorlar, yetişin...

    -Hustın... Mars'ta hayat yok abi... 9 dedin mi yatıyo herifler.... Canımız sıkıldı... Dönüyoruz biz yaa...

    -Hustın... Alien filminin sonunda ne oluyordu? Benim aldigim VCD'nin ikincisi bozuk çıkmıştı da izleyemedim...
    -Nerden aklina geldi şimdi?
    -Kazım abinin kafasına bişiy yapıştı da çıkaramıyoz bi türlü. O sebeple...
    -Hasss....

    -Houston ilkyardim çantası nerdeydi ya?
    -Yine ne b.k yediniz lan?
    -Ya geçenlerde Uşak'ta taşa tuttuğumuz uzaylılarla karşılaştık da. Tanıdı bizi … Kırdılar Cemal abinin faunusunu.

    -Houston..
    -Efendim
    -Vali Bey'e söyleyin yarın okulları tatil etsin. Kar geliyo, ben gördüm...

    -Alooo Hustın..
    -Dinlemedeyiz, devam et...
    -Abi salak Ahmet, mekiğin anahtarını içerde unutup çıkmış ay yürüyüşüne...
    -Eeee?
    -Kaldık abi burada. Camı kırdım ben, telsize uzanabilmek için. Yani artık, içeri girsek de degişmiyor olay. Sonradan aklıma geldi cam kırılınca... şey ölücee...
    (Hustin gorevlisi ofisteki basin sozcusune)
    -''Geçen ay uzaya gönderilen iki astronotumuz elim bi kaza sonucu yasamlarini yitirmislerdir'
    -Aynen bu metni yayınlıyosun... Hadi gözüm...

    -Houston?
    -Noldu Apollo... Apollo noldu?
    -Aya inemiyoruz?
    -Neden, modül mü bozuldu?
    -Yok, Kültür bakanlığı sit alanı ilan etmiş, bilet almamiz lazimmış...
    -Hass... o zaman...

  • allah (c.c)

    01.03.2004 - 16:20

    Allah'a İnanmayanlardan bazıları, dinde varmış gibi görünen hurafelere daha çok saldırıyorlar; kan dökmekten gözü dönen bir asker gibi, esas amacını bir noktada kaybedip, dini tamamen hurafe olarak görmeye başlıyorlar.

    İlginçtir inananlardan bazıları da dini savunacağım diye hurafelere sarılarak daha çok sahipleniyor ve hurefeleri sadece din olarak görmeye başlıyorlar.

    Sonunda nefsine yenilen insan dini ya da dinsizliği ruhsat bulup yanlış ve kötülük yapmaktan kaçınmıyor... Eğer insan inanmakla ya da inanmamakla rahat bırakılacağını sanıyorsa büyük yanılgıya düşmüştür; bilimsel deyin ya da manevi, kişi güzel davranışlarda bulunmadıkça savunduğu düşünçe ucuz etiketten ileri gitmez...

  • sigara

    01.03.2004 - 15:52

    bir ucunda yanan tütün, diğer ucunda yanan bir hayat...

  • cem yılmaz

    01.03.2004 - 13:28

    - Mademki dünya bir hiç, gece de iç, gündüz de iç..

    - Bende şeytan tüyü yok, epilasyonla aldırdım.

    - Hırsızlık yapmayın, Hükümet rekabetten hoşlanmaz.

    - Nefes kesen bir roman yazdım. Tüm okurlarım öldü..

    - Hakan yarın ki maçta forma giyemeyecek... Çıplak oynayacak.

    - Her aşk bitki isimleri ile başlar, hayvan isimleri ile biter.

    - Oğlumun adını mafya koydum, artık ben de mafya babasıyım.

    - Yazılıdan sıfır aldım ama, önemli olan katılmaktı.

    - Eğer turist sezonundaysak, neden onları avlayamıyoruz?

    - 1959'da içilen kahvelerin hatırı doldu, duyurulur.

    - Şiddete karşı savaş açın, şiddet yanlılarını kurşunlayın.

    - Ölüm korkusu sürekli değil, mezarda biten geçici bir duygudur.

    - Adamın biri eczaneye sinek ilacı almaya gitmiş. Eczacı ona 'sineğinizin nesi var acaba' demiş.

    - Sık sık ameliyat olun, içiniz açılır.

    - Sizde bit şampuanı var mı? Kirlendi hayvancıklar.

    - Beşbinkere söyledim; abartmayı bırak.

    - Bu tüp bebek hatalı; hep gaz kaçırıyor.

    - Yes abicim. Türkçe eğitime benden de okey!

    - Bir fil elektrik direğinden daha yükseğe zıplayabilir mi? Elektrik direği zıplayamaz ki...

    - Selam! Ben Aydan Şener. Hadi yaa. Ben de dünyadan Neil Armstrong.

    - Çocuğun biri bir gün kafasını ıslatmadan yıkamaya başlamış. Annesi de 'oğlum hiç saç ıslatılmadan şampuanlanır mı? ' deyince çocuk: ama anne bu şampuanda kuru saçlar için yazıyor.

    - Temel Fransa'ya gitmiş. Tabelada Fransa yazıyormuş. O da 'Aaaa... burayı da mı Sabancı aldı' demiş.

    - Gençliğim acı veriyordu. Ameliyatla aldırdım.

    - Ey yükselen yeni nesil! İn ulan aşağı!

    - Son gülen sen olacaksın. Çünkü geç anlıyorsun

    - İnsanlık bugün de para karşısında değer kaybetti.

    - Karınızla aranızdaki ortak yan ne? Aynı günde evlendik.

    - Hayatım boyunca kararsız biri oldum ama artık emin değilim.

    - Karımı o kadar seviyorum ki eskimesin diye başkalarının karılarını kullanıyorum.

    - Size yapılmasını istemediğiniz şeyleri başkalarına yapın, çok zevkli.

    - Demokrasi, seks gibidir. İyisi de, kötüsü de 'iyi' dir.

    - AIDS virusu de, Ebola virusu de maymun patentli. Maymundangelip gelmediğimiz belli değil ama, Maymundan gideceğimiz kesin.

    - Soğuk savaştan sıcak savaşa geçiverdik bir anda.. Dünyaçatlamasa bari.

    - Asansor bozuk. En yakın asansör karşı binadadır..

    - İçerken araba kullanmayın. Bir yere çarparsanız biranız dökülür..

  • yanılgılar

    01.03.2004 - 11:56

    Büyük yanılgılar da tıpkı halatlar gibidir, küçük yanılgıların örgülerinden oluşur.
    (Victor. Hugo)

    Bu söz bana ''küçük günahlar büyük günahların temelidir'' sözü hatırlattı..

  • yanılgılar

    01.03.2004 - 11:41

    - ''Filmlerde aktörlerin sesini duymayı kim ister ki? ''
    Harry M. Warner (Warner Brothers, 1927)

    - ''İcat edilebilecek her şey icat edildi! ..''
    Amerikan Patent Dairesi Başkanı Charles H. Duell (1899)

    - ''Ne yaptığı önemli değil, hiçbir konuda başarılı olamayacak! ..''
    Albert Einstein'ın öğretmeni (Einstein'ın babasına, 1895)

    - ''Müziklerini sevmedik, ve gitarla yapılan müzik miladını çoktan doldurdu...''
    Decca Plakçılık (The Beatles'ı geri çeviriyorlar, 1962)

    - ''20 yıl içinde kanser ve kalp krizine çare bulunacak...''
    Newsweek (1955)

    - ''Televizyonun problemi şu; insanlar karşısına geçip gözlerini ekrana kilitlemek zorundalar. Ortalama bir Amerikan ailesinin buna ayıracak zamanı yok! ..''
    New York Times (1939)

    - ''Ay'a gitmek bir hayal, çünkü yerçekimi engelini aşmak imkansız...''
    Chicago Üniversitesinden Gökbilimci Dr. F. R. Moulton (1932)

    - ''640 kilobyte herkes için yeterli olacaktır...''
    Bill Gates (1981, Not: Bunun bir şehir efsanesi olduğu da iddia ediliyor)

    - ''Nükleer enerjiyle çalışan elektrik süpürgeleri 10 yıl içinde gerçek olacak...''
    Lewyt Elektrikli Süpürgeleri firmasının genel müdürü Alex Lewyt (1955)

    - ''Herhangi bir insanın evinde bir bilgisayar istemesi için hiçbir neden yok! ..''
    Digital Equipment firmasının kurucusu Ken Olsen (1977)

    vb...

  • ahmet kaya

    29.02.2004 - 15:46

    ...müziğini ve sesini sevdiysem dikenine tabi ki katlanırım...

  • aborjin

    29.02.2004 - 15:44

    Amerika yerlilelerinin ve Afrika yerlillerinin yaşadığı aynı seneryo, sadece dekor farklı...

  • ab

    29.02.2004 - 15:41

    Bir atı nehire götürebilirsiniz ama su içirtemeyebilirisiniz bir insana eğitim verebilirisniz ama düşünmeyi öğretemeyebilirsiniz, bir toplumu AB'ye sokabilirisiniz ama kafaları düzeltemeyebilirsiniz...

  • allah (c.c)

    29.02.2004 - 01:29

    Allah Allah seslerini, Çanakkale'de savaşan Anzaklar unutamamışlar... Lakin şehitlerimizi hatırlayanlar, o seslere emperyalist savsatalardan dolayı katılmıyorlar bile...

    ...of gençliğim eyvah...

  • imam hatip liseleri

    28.02.2004 - 17:36

    İşaret parmağımızı kaldırıp ''işte o'' demek ne kadar kolay, sanki iyi ile kötü arasında yüzyıllardır süren savaştaki askerler gibiyiz. Zaten hepimiz fikirlerimizin askerleriyiz... Askerlerin görevi ise, öldürmek zorunda kalsa bile, milletini korumaktır... Lakin belli bir süre sonra savaşmakla savunma arasındaki ince çizgiyi kaybeden askerler gibi bazı üyeler düşünceleri adına kişilerin ırzına geçiyorlar. Bu neye benziyor biliyor musunuz, kendi üzerindeki çamuru başkasının üzerine atma politikasına... Lakin kaçı kendi görüşürümüz, kaçımız belli bir kesmin medyatik ve sistamatik propagandasından kendimizi arındırıp, iyice araştırıp ve düşünüp yazıyoruz.

    Görüşler yazılıyor geçiliyor fakat arkada bıraktığı izleri hiç önemseden yazmaya devam ediyoruz. Ülkemizde onca İmam Hatip Lisesi mezunu varken ne kadar kolay günahlarını alabiliyoruz. Hani din tellalarının ağızından günahkarlar, cehennemde yanacaksınız, kafirler gibi nasıl laflar kolay çıkıyorsa bilmem ne tellaların ağzından da şeriatçı, irticacı, düşman gibi laflar sanki iğrenç bir yemek yemişler de kusuyorlarmış gibi ağızlarından püskürerek çıkıyor.

    Eğer sorun vatana ve millete yararlı olmayan öğrenciler yetiştirmekse, şurada çirkin suçlamalara yapanların haline bakıp onlarında okullarını kapatalım o zaman. Çünkü bu kişilerin ne bu ülkeye ne de bu nedir bölümüne bir faydaları olduğunu görüyorum. Tek uğraşları saldırmak, kırmızı şal görmüş İspanyol boğası gibi saldırmak...

    Oynanan maçtaki çabaya değil de göllere kızıp ya da sevinmek gibi kısıtlı yorumlara gidiliyor çünkü yıkıcı olmak yapıcı olmaktan daha kolay... Bence, şurada çizdiğiniz bir potreye bakın, sanki imam hatipliler başka bir ırk da zencilere pis, tembel, aşağılık diyen kendini üstün gören beyazlar gibi ırk ayrımı yapıyorsunuz. Onlarda diğer okullardan okuyan-okumuş öğrenciler gibi günahları ve sevaplarıyla bu vatanın çocukları. Çok mu zor bunu kabul etmek? Gelin siz haklı olun o zaman, uçurumları iyice açalım, köprüleri yıkalım ve daha çok yabancılaşalım birbirimize...

  • deli

    23.02.2004 - 15:38

    esas deli delilerin arasında ki akıllıdır. ve aynı şekilde esas cahil de...

  • cem karaca

    19.02.2004 - 18:12

    Cem Karaca'nın tekbir sesleriyle uğurlanışıyla aynı soru gündeme geldi: Dünün rockçıları bugün dine mi dönüyor?

    Tanrı sahnede!

    Onları materyalizmin devrim marşlarıyla tanımıştık.Cem Karaca tekbirlerle gömülmek istedi.Timur Selçuk, 'Ben namazını kılan bir sosyalistim' dedi. Mahzar Alanson 'Yandım Yandım'ı Hz. Muhammed için yazdığını söyledi.Ne oluyor? Popçular mı dindarlaşıyor? Yoksa din mi popülerleşiyor?

    Yıllar önce bir mizah dergisinde bir karikatür vardı: 'Ateizm konferansı'nda konuşacak hatip, kuliste diz çökmüş dua ediyor: 'Tanrım, bağışla ne olur? Bir kere girmiş bulunduk bu yola...'
    Türkiye'de adı Marksist sol çizgiyle özdeşleşmiş kimi müzisyenlerin çekmecelerinden kutsal kitaplar çıkması, akla bu karikatürü getiriyor.
    Acaba ateist hareketlerin starları, devrim marşları söyledikleri dönemde de sahne almadan kuliste dua ediyorlar mıydı?
    Yoksa 'beklenen devrim'in bir türlü gelmemesi mi onları uhrevi bir dünyanın kollarına çekti?
    Geçici bir moda mı bu?
    Yoksa ideolojinin boşluğunu inanç mı doldurdu?

    Alkışlar ve tekbirler

    Cem Karaca'nın ölümünün ardından Zaman gazetesinde Fetullah Gülen'in bir veda ilanı yayınlandı. Bu, 'Hocaefendi'nin daha önce bir şiirini seslendiren sanatçıya vefa örneği olarak yorumlandı.
    Karaca, 'son fotoğraf'ında babasının mezarı başında dua ediyordu.
    Kendisi de vasiyeti üzerine Abdülbaki Gölpınarlı'nın cenazesinin kaldırıldığı camiden, alkışlar yerine tekbirlerle uğurlandı ve başucunda dua ettiği babasının yanına gömüldü.
    Bütün bunlar, onu 'devrimin şanlı yolunda, ilerleyen halklar' için söylediği 1 Mayıs marşıyla anımsayan kimi hayranları için şaşırtıcı oldu.
    Ne olmuştu da, 'devrimci Cem', alkıştan sıkılmış ve son yolculuğuna tekbirlerin eşlik etmesini istemişti?
    Cem Karaca'nın soyağacını ve biyografisini inceleyenler bu soruya tekil yanıtlar bulabilirler. Ancak işin, onu aşan bir yanı var. Çünkü Karaca, cebinde tespih bulunan ilk 'solcu müzisyen' değil; son olmayacağı da kesin...
    Ondan 5 yıl önce, yine meydanlarda işçi sınıfının 1 Mayıs marşını seslendirmesiyle tanıdığımız bir başka müzisyen Timur Selçuk, Nebil Özgentürk'e şöyle diyordu:
    'Namazını kılan bir sosyalistim ben... Daha iyi bir yöntem gelirse bir dakika sosyalizmle kalmam, yeni yönteme geçerim. Ama esas gönül pınarım, kaynağım o başucu kitabımdır. Ondan (Kuran'dan) son nefesime kadar vazgeçmem. Başucu kitabımla sosyalist ahlâkın çok uyuştuğuna inanıyorum. Çünkü orada insandan, emekten yana bir şeyler var. Ama Marksist miyim? Hayır. Çünkü ben Allah'ı inkâr edemem. İşçi sınıfı diktatörlüğünü kabul edemem. Sosyalizmin altından çok sular aktı. İbadeti reddeden bir Marksizmi ben de reddediyorum.'
    Selçuk, eskiden beri bu görüşte olduğunu söylüyordu, ancak 1970'lerdeki dinleyicileri onun marşlarıyla coşup işçi sınıfı diktatörlüğü için sloganlar atarken, sahnedeki adamın konserden sonra namaza gittiğini bilmiyorlardı. O, bunun nedenini şöyle açıklıyordu:
    'Bize 'İbadet, Allah'la kul arasındadır' diye öğretildi. Ayetlerde de 'İbadetini yüksek sesle yapma, bunları gösteriş için kullanma' dendi bize... Babamız da bunları söyledi. Ama ne zaman '90'lara geldik, ne zaman ki bir takım insanlar o eşsiz başucu kitabını oya tahvil etmek için bunun bezirganlığını yapmaya başladılar, 'Babacığım, kusura bakma, ben artık konuşuyorum' dedim: 'Ben de ibadetimi yapıyorum arkadaş, senden daha da dindarım. Çünkü oy istemiyorum insanlardan. Üstelik sosyalistim' Bitti.'
    İşte başka bir örnek...
    Dönemin solcularından sayılmasa da dindar bir görüntü de arzetmeyen Mazhar Alanson, NTV'de Gani Müjde'nin programında, sevdalıların birbirlerine söyledikleri son 'hit'i Yandım Yardım için şöyle diyordu:
    'Yandım Yandım'ı Hz. Muhammed için yazdım. Mekke'de, Kâbe'ye ilk gittiğim gün, o şarkının 'yandım yandım' sözü çıktı. Mekke'deki ikinci günümde ise '...ki ne yandım' kısmını ekledim. Daha sonra yazılan 'Bana yeniden şarkılar söyleten kadın' mısrası ise hayali bir sevgiliye ithaf edildi. Herkes bu şarkıyı bir kadın için yazdığımı sanıyor, ama öyle değil. Böyle garip bir adamdan bunu beklemezsiniz.'
    Sufi'nin yazarı Mazhar da 'Sevdadan geçme faslında'ydı artık, 'Mevla'yı bulma yollarında...'

    Cat Stevens'tan Cohen'e
    Bu, bize özgü bir akım değil...
    Son 30 yılda Batı müzisyenleri arasında sıkça rastlanan bir durum...
    En tanıdık örneği, Cat Stevens...
    Uyuşturucuyla dibe vurduğu 27 yaşında Kuran'la tanışıp Müslümanlığı seçen ve Yusuf İslam adıyla kendini İslam'ın emrine veren pop yıldızı...
    Bir başka örnek, 'Acımız arttıkça daha çok Tanrı'ya ihtiyaç duyuyoruz' deyip maneviyat tahkimi için Hindistan yollarına düşen Beatles...
    Ve 70'lerde girdiği derin buhranı atlatmak için Zen'e sığınan ve sonunda Guru'sunun peşine düşerek 5 yıl boyunca Güney Kaliforniya'daki bir dağda, yaşlı hocasının aşçısı olarak tapınağa kapanan Leonard Cohen...
    Peki ne oluyor?
    Popun starları mı dindarlaşıyor?
    Yoksa din mi popülerleşiyor?
    Papa'nın huzurunda ters dönerek break dansı yapan popçular mı ibadete yöneldi, yoksa çağın ihtiyaçları doğrultusunda donuk kilise korolarını birer rock ayini haline çeviren papazlar mı moderniteye boyun eğdi?
    Paranın, şöhretin, içkinin, uyuşturucunun, seksin hükmettiği bir dünyanın hükümdarlarının secdeye gelmesini nasıl izah etmeli?
    Mütemadiyen altında oldukları ışık, renk ve ses alemi, aydınlatmak yerine karartıyor mu dünyalarını...? Aradıkları ışığı maneviyatta mı buluyorlar?
    Karşı karşıya oldukları yoğun fiziki baskı onları metafizik bir dünyaya mı itiyor?
    İlişkilerin yüzeysel, geçici, çıkarcı, sahte olduğu bir dünya içinde, mistik olan cazibe mi kazanıyor?
    Yoğun ilginin getirdiği bir anlam kaybı, anlam arayışını mı getiriyor beraberinde..?
    Sahnede kazanılan yarı-Tanrısal konum, onları Tanrı'ya mı yaklaştırıyor?

    Tanrı'nın dönüşü

    Belki de bu soruların yanıtı, modernizmin din karşısındaki yenilgisinde saklı...
    Tanrı'yla zıtlaşarak bayrağını açan modernite, dindarlığı hep köylülük alameti olarak gördü ve aşağıladı.
    Buna karşın (ya da bu yüzden) dindarlar da modernliği ateistlikle eş gördüler ve direndiler.
    Ancak bu özdeşleşme ilkin Batı'da çözüldü. Ağır kimlik krizlerinin ardından 'Tanrı'nın dönüşü'ne tanık olundu. Ateizmin karargahı Sovyetler'in duvarı yıkılırken kilise ayakta kaldı. Avrupa'da kiliseye gidenlerin sayısı azalsa da, dinin etkisi çoğaldı.
    Zamanla aynı gelişme Türkiye'de gözlenir oldu. Daha önceleri 'Tanrıtanımaz' olmasalar da 'din-dışı' bir hayat süren modern kesimler, Ramazan'da iftar sofralarında buluşmaya başladılar. Modernizm vaatlerini tutamayıp yoruldukça, din, biçare yüreklere yeniden yerleşti.
    Bu eğilimin öncüleri de 'toplumun sinir uçları' kabul edilen duyarlı sanatçılar oldu.
    Maneviyata en sıkı sarılanlar, maddiyata en çok dokunanlar arasından çıktı. Sol bir maziden İslam'a evrilen İsmet Özel de bir şiirinde 'Küfre yaklaştıkça inancım arttı' demiyor muydu?

    [email protected]

  • alo

    19.02.2004 - 12:37

    Maileme ilginç bir yazı geldi sizlerle paylaşayım dedim:

    Telefonda hemen hemen hergün kimbilir kaç kez kullandigimiz 'Alo' sözcügü, gerçekte bir sevgilinin kisaltilmis adidir.

    Sevgilinin tam adi Allessandra Lolita Oswaldo'dur. Bu sevimli genç kiz, telefonu icat eden, A.Graham Bell'in sevgilisiydi. Graham Bell telefonu icat edince ilk hatti sevgilisinin evine çekmisti. Atölyesinde telefon çalinca arayanin Allessandra Lolita Oswaldo'dan baskasi olamayacagini bildiginden Graham Bell, telefonu açar açmaz 'Allessandra Lolita Oswaldo' diyordu. Bell, zamanla sevgilisine, adini kisaltarak hitap etmeye basladi ve telefonu her açisinda onu 'Ale Lolos' diye karsiladi.

    Çalismalari uzadikça Graham Bell, sevgilisinin adini daha da kisaltti ve iki heceli bir ad buldu. Bu kisa ad 'Alo' idi. Allessandra Lolita Oswaldo,gelistirip, tüm kente yaymaya çalistigi telefondan baska birsey düsünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsiz olmaya baslayinca Graham Bell'i telefonuyla basbasa birakip onu terketti.

    Yasli Bell, sevgilisinin birgün onu arayacagi umuduyla telefonun basindan ayrilmadi.Kentte çekilen telefon hatlarinin sayisi da giderek artmaya baslamisti. Graham Bell'i artik baska kisiler de ariyordu. Fakat o, telefonun her çalisinda kendisini sevgilisinin aradigini sanarak telefonunu 'Alo' diyerek açiyor ve artik herkes 'Alo' diyordu. O günlerde hemen herkes telefonu açtiklarinda Alexander Graham Bell'in anisina saygi olarak 'Alo' demeye basladi.

    Bugün tümümüzün kullandigi 'Alo' sözcügü iste o günlerden günümüze uzanmaktadir.

Toplam 2591 mesaj bulundu