Gecenin bağrında sessiz ve sarı,
Kaldırımda dikili bir ünlem işareti...
Soruyorum kendime, soruyorum bu şehre:
Sokak lambası üşür mü?
Üşür elbet...
Üstünden rüzgarlar, kara bulutlar geçer,
Kasketini rüzgara kaptırmış adamlar geçer;
Bir o kıpırdayamaz yerinden.
Hüznü, dibine düşen o daracık ışıktandır,
Kendini aydınlatamaz çünkü;
Kendi karanlığına mahkumdur demirden ayağı.
Ama bak hele!
O sarı camın ardında bir nabız atar;
Bir direnç, bir inat, bir gizli telaş...
Kar tipi bastırsa, buz tutsa da kirpikleri,
O cılız ışıkta koca bir umut saklıdır.
Sanki der ki:
"Buradayım! Karanlığın tam ortasında...
Yolu düşen kediye, yorgun işçiye,
Uykusu kaçmış aşığa selam veriyorum."
Üşümek, sadece etin kemiğin işi değil;
Işık da üşür bazen, beklemek de...
Fakat en çok üşüyen, sönmüş olandır.
Bizim lamba yanıyor ya, varsın titresin rüzgarda;
Sabaha dek sönmeyecek ya, o yeter bize.
Güneş doğana dek,
Demir bir kolda çarpan bu küçük yürek,
Isıtacak elbet birilerinin içini...
Kayıt Tarihi : 19.1.2026 23:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!