Usulca dokundu kadın; vitrinde duran ama hiç kullanılmayan, ne amaçla aldığını bile hatırlamadığı ince narin kristal bardaklara. Sonra -incitmekten korkarcasına kucaklarmış gibi bir bebeği- aldı eline, sonra diğerlerini... Yavaş yavaş boşalttı vitrini. Ardından mutfak dolaplarına geçti. Her parçayı özenerek teker teker sardı, kutulara yerleştirdi.
Sıra kütüphaneye gelmişti. Burayı da topladığında işin çoğunu halletmiş sayılırdı. İki günde toplayabilir miyim acaba diye düşündü, önünde dünyanın kitabı vardı. Bir an toplamakla bitmez bunlar dedi ama sadece bir an, umudunu kaybetmek olmazdı devam etmeliydi.
Hiç durmadan dinlenmeden işe koyuldu. Sanki bir telaşı vardı, sanki kaçıyordu bir şeylerden kimseye hissettirmeden.
***
İzin ver hey ağam ben de gideyim
Ah çekip de arkam sıra ağlar var
Bakarım bakarım sılam görünmez
Aramızda yıkılası dağlar var
Coşkun sular gibi akıp durulma
Devamını Oku
Ah çekip de arkam sıra ağlar var
Bakarım bakarım sılam görünmez
Aramızda yıkılası dağlar var
Coşkun sular gibi akıp durulma




Çünkü bir daha dönüp bakmak yoktu geriye onun kitabında. Onun kitabında başlangıçlar ve bitişler vardı evet; ama, asla “tekrar”lar, asla “yeniden başlayalım”lar, asla “bir daha deneyelim”ler yoktu. Yenilmek de yoktu. Çünkü O, terk etmesi gereken her şeye vakarla veda etmesini ve anılarının zenginliğinde yas tutmadan geleceğe gülümsemesini çok iyi bilirdi. Asla kendine acımak da yoktu, ihanetleri affetmek de... Biten biter giden giderdi. Gidene asla kal demezdi ama giden geri döndüğü zaman kalanı bulamazdı bir daha.
hayata dair...
alınmış dersler...
ve alınacak dersler...
harika bir çalışma...
saygılar kaleminize...
Çok güzeldi yüreğinize sağlık insan iç dünyasında neler yaşıyor nerelere taşınıyor yürek..Bilinmiyor ki muamma olduğu için cazibeside orada sanırım..
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta