Şu yalan dünyadan kimler gelip geçti,
Sazın teline bir mızrap vurayım.
Kimi dolu içti, kimi ağu seçti,
Ben de divanında selam durayım.
Yunus’un ocağı harlı bir köz idi,
Söylediği kelam, sanki bir öz idi,
Sevgiden gayrısı ona hep yoz idi,
Ben de o dergâha bir post sereyim.
Karacaoğlan gezdi gurbet elini,
Övdü güzellerin ince belini,
Yaylalar şenlendi, döktü selini,
O şuh edaları nasıl yereyim?
Köroğlu dağlardan indirmez başını,
Akıttı zalimin kanlı gözyaşını,
Mert olanın elbet sıkarlar taşını,
Kırat’ın yelesin neyle öreyim?
Dadaloğlu der ki; ferman yazarım,
Padişah hükmüne mezar kazarım,
Avşar ellerinde kızgın gezerim,
Şu koca dağları nasıl sarayım?
Veysel’im görmeden gönülden baktı,
Kara toprak onu derinden yaktı,
Türküleri bize ırmakça aktı,
Sadık yârim diye kimi göreyim?
Ustalar göçünü çoktan yükledi,
Asırlar boyunca umut ekledi,
Kul Hasan kapıda nöbet bekledi,
Destur verin artık, murat dereyim...
Hasan Belek
10 12 2023
Kayıt Tarihi : 10.12.2025 15:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Şiiri ve hocamı kutluyorum ????????
TÜM YORUMLAR (2)