Umutsuzluğun Bakçileri Şiiri - Kasım Kob ...

Kasım Kobakçı
3042

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

Umutsuzluğun Bakçileri

Pusludur hiçlik,
Erdem ise, parıltı ve şavki,
Asıl yöndür yıldız,
Mevcudiyetin mimarlarıdır, alev ve balçık, nefes ve nehir,
Cehalet ise, şafağı yok etmek adına atlar sırtına.
*
Vakit, başıboş süzülür uçurumda,
Yamaca döner tepe,
Kuzgun yuvası olmuş zirve,
Harabede, sıvı bayıra tırmanır.
*
Mayası, heybetli surların göbeğinde,
Kadim arazilere, demir atmış,
Budaklanmış, sürgün sürgün,
Tozundan ve ırmağından, can bulmuş vadinin,
Görkemli bir ruhlar beldesidir uçurum.
*
Anımsanır, devranın ilk sekmesinden beri,
Gaddarların avcunda büzülmüş,
Çok nefesler, bitişi tanımış,
Dökülmüş, sürülmüş, yok edilmiş.
*
Kirli kapanlar, her dönemeçte,
Sefalet caddelerde,
Kemirgenler ordusu, sömürür ulusun varlığını,
Haksızlığın kamçısı, sarsar fikrinizi.
*
Efsunlu neşenin, eşiğinden geçmeden,
Kopup gidiyor yaşamdan, taze fidanlar ve yiğitler,
Düşlerinde beliren, kızıl lale goncalarını solumadan,
Sevdanın ve elemin, kol kola yeşerdiği,
Kimsesiz güz bağlarında, gövde gövdeye sürtmeden.
*
Akışın ve aşın, gizemli tılsımına varmadan,
Iraklıyor ömürden, ışıltılı körpe oğlanlar ve dişiler,
Avuçları lekeli, lisanları el, talancı kalleşlerin,
İnanç ve Yaradan hususunda, geveledikleri sinsi martavallara vurulurlar.
*
Güzdür, kordur, ayazdır, bu arazilerin alametidir uçurum,
Tüfek gürültüleriyle rüyalar yarılır, senenin üç yüz altmış beş şafağı,
Eskilerden bu yana, gariplerin istikbalidir uçurum,
Lekeli lekeli mermiler gezinir, bu beldenin ahalisinin gırtlaklarında.
*
Dört bloğu ortasında uçurumun,
Vahşetle akıyor çağlar, mahzenlerinde,
Sıvı döker daima kulvarlarında,
Sabah tanımaz, akşam tanımaz, merhametsiz eşkıyalar.
*
Hürriyetine, aşına el atılmıştır,
Zapt edilmiştir ırmağı, rüzgarı,
Ne gerçekleşirse, yahut ne miktar ufak veya iri gerçekleşirse,
Mezhep dostluğunun, vahşi sırtlanları cihetinden,
Biçilmiştir var olma şansı, beşikten kabre dek.
*
Yozlaşma dibinde boğulur, doğmamış sabiler,
Yarın sızlar, an kararır,
Tutsak edilmişlerdir, vücut bulmamaya,
Libaslı, istila kıtalarınca,
Figan yakar, binlerce asırdır ebeveynler.
*
Suskunluk büyürken vadilerde,
Duyulmaz çığlığı gölgelerin,
Yitip gider izleri, silik suretlerin,
Kasvetli bir sisle örter üzerini, o koca boşluk.
*
Bitmez bu zifiri döngü,
Her an yeniden başlar, o sızı,
Silinmez hafızalardan, o kara yazı,
Umutsuzluğun bekçileri, nöbet tutar ebediyen.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 29.12.2025 14:12:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!