UÇURTMA
Uçurtma...
Çocukluğun göğe bıraktığı en masum hayaldi.
Bir avuç kâğıt, bir tutam rüzgâr, bir de kopmayacağına inanılan incecik bir ip...
İnsan da biraz uçurtmaya benzer.
Yükseldikçe özgür sanılır, oysa en büyük özgürlüğü, güvendiği ele bağlıdır.
Ben seni öyle sevdim.
Kalbimi gökyüzüne bıraktım, ipini avuçlarına emanet ettim.
Rüzgâr sert esti, mevsimler değişti, bulutlar dağıldı...
Hiçbiri korkutmadı beni.
Hani sen vardın.
Sonra...
Ne fırtına koptu, ne gök gürledi.
Sadece ellerin usulca çekildi.
İp kopmadı...
Sen bıraktın.
o gün öğrendim;
İnsan en yüksekten dağlara değil, sevdiğinin gözünden düşermiş.
Şimdi her uçurtmada kendimi görüyorum.
Bir yanı göğe âşık, bir yanı toprağa mahkûm...
Rüzgâr hâlâ esiyor.
Gökyüzü hâlâ mavi.
Ama ben, artık hiçbir yüksekliğe özenmiyorum.
İnsanı düştükten den sonra kanayan dizler değil, bir ömür ayağa kalkamayan yürektir.
Uçurtmayı rüzgâr düşürmez.
En sağlam uçurtmalar bile, kendini bırakan el yüzünden kaybolur.
İnsanı öldüren de ayrılık değildir...
Bir zamanlar "Sonsuza kadar tutarım." diyen ellerin, günün birinde hiç arkasına bakmadan ipini sessizce bırakmasıdır.
Kayıt Tarihi : 5.07.2026 20:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!