Üçüncü Bardak
fıskiyeli havuz önünde yan yana oturan
dalgın bir adam ve saçı dalgalı kadın
ortalarında sendeleyen birkaç sağır kelime
kül ucundaki alevin sönmeye yüz tutmuş rengi gibi
dar camlara hapsolmuş gözleri
kendi yabancılığının süresiz misafirleri ve
sürgündeki heykelleriydi
görmediler güvercinlerin çimleri didiklediğini
çay içerken beraber
gidiyorlardı birbirinden
bilmeden fıskiyeden akan yılların izlediğini
bir karga önlerine siyah noktalar döküp ilerledi
sözün paslı dişlilerine sıkıştı muhabbetleri
soydu zamanın solgun kabuğunu dişlilerden biri
ve o an cümleler üryan birer elbise giydi
ayrı yöne bakan kırık ayna parçalarını
ve gözün çatlaklarına düşen hikayeleri
ne rüzgar anlatabildi
ne çayın sıcaklığı külleri ısıtmaya yetebildi
boşluk esti önce sonra bir serinlik
iplik iplik hatıralar koptu kumaşlarından
sanki hiç uğramamıştı bu mekana zaman
sonra uzaklaşarak sıyrıldı günün saatleri
kavuşamayan paralel tren raylarında
sessizliğin buğulu vagonlarıyla
raylar ki uzanmışlar sonsuz bir gurbete
bir gündüz karanlığı mavisinde
buz tutmuş vakitlerle
kim bilir hangi boşluğa sızdı gölgeleri
bankta kalan
güneş altında ağır ağır silinen
hiç dokunulmadan buharı kurumuş
üçüncü bardağın halka izi
Kayıt Tarihi : 25.07.2026 17:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!