Gök yüzüne haykırdık derdimizi
Dünyada duymayan sağır kalmadı
Nara attık parçaladık dağları
Yırtıldı boğazlar bağır kalmadı
Deryalar taştı gözümüz yaşından
Bu devrana bozuk deme
Bozana yazıklar olsun
Doğrunun yanında kuyu
Kazana yazıklar olsun
Üzümden yapar şarabı
Yüce dağlar haber verin
Karlarınız eridi mi
Düzlüklerin derelerin
Yeşil örtü bürüdümü
Sert estimi rüzgârların
Hele gönlüm sırlarımı yazdığım
Defterimi kimselere söyleme
Kırk senedir aralıksız dizdiğim
Dertlerimi kimselere söyleme
Uzaklarda gizli gizli beklerim
Hoşça kal Karaören köyü
Çıktım yola gidiyorum
Yedim ekmek içtim suyun
Çıktım yola gidiyorum
Seyrettim Hasan dağını
Ben anlamam popu cazı
Ha yaklaş şöyle üsatdım
Al eline kırık sazı
De yaklaş söyle üstadım
Hele dokun iki tele
Dokuzyüz yetmiş altı
Doğum yılımız bizim
Doğalı yaşıyoruz
Budur halimiz bizim
Tertibim ah tertibim
Gurbetelde sevdalandım birine
Uzakta buz gibi dondu gelmedi
Ben ona bağlandım körü körüne
Çevirdi yüzünü döndü gelmedi
Varım yoğum derdi benim sivaslım
Haram olsun gurbet bana
Gelmem bir daha bir daha
Lanet olsun gurbet sana
Gelmem bir daha bir daha
Haramdır bana sokağın
Ömür bir tohumdur serpilir yere
Erişir daneye biçer giderler
Ecelin törpüsü değse bir kere
Terk eder alemi göçer giderler
Veda eder divanına tahtına




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!