Ve yandı zaman
Eylül’den geçerken...
Eğilip su içerken aynadan
Ağzımın içine düştü Deniz
Bu yüzden Mavi ağlarım haberin ola...
Ey hayalime uykusuz giren
..
bir çığlık
gün batımı
turuncu bir veda
suya batıyorum
boyanarak kızıla
dünya denizi boğaz
..
Bir yaprak düştü
Bu gün yine bir yaprak düştü
Koca çınar ağacından
Yare ağlayan ıslak dallarından
Sımsıcak sarı kırmızı bir yaprak.
..
Turuncu istekler karıştı laciye
Gökyüzünde kayboldu alai sema
Başkaları mutluluğa arşın arşın
Benimse bilinmeze yürüdü ayaklarım.
Nekavgalar ettim düşlerimle
İmkansız diye gülüyordu
..
aldığım her nefeste çağırıyor
uzakların ormanları
uzakların mavi denizi
uzakların kehribar çölleri
alnımıza yazılmış bu tutku
gönül harcımda dostlar var
fecrin turuncu ışığında
..
pembeye deriz ya gönlüm sende,
ama bir de moru sorun bize.
etrafa saçıl lütfen yeşil.
seninle ferahlar tüm il.
gök rengi maviye ne demeli
seni her zaman semeli.
zafer rengidir sarı
..
Uyandım turuncu hüznümle bu sabah
Aklımdaki senle ve sevginle
Yastığına baktım boştu
Döndüm sarıldım hayaline
Martılara seslendim
İstanbul a götürün beni
Kokunu özledim, öpüşlerini
..
1/:
Habire ezoterik aşk ve cinayet planları kuruyorduk...
Kozmik fon turuncu ışımadaydı. Ve gerile gerile açılıyordu hududa doğru. Gentile Bellini ne ağzını açıp tek laf diyebiliyordu. Ne de susuyordu. Habire ezoterik planlar kuruyordu. Kırk beş angström dalga boyu acı duyuyorduk beynimizde bizler de. Ne doygundu önümüz sıra evren... Ne de inadına aç. Ziyalar, bıçakleyin portresini tamamlamak derdindeydi.Biz atomik sınırlar ortasında oturuyorduk...
2/:
Habire ezoterik aşk ve cinayet planları kuruyorduk...
Zaman içinde zaman vardı. Kapı içinde kervansaray... Aşk zamanını herkes kendi belirliyordu bu alemde. Ne zaman? Ve nerede? Yalnız... Özellikli şahsiyetlerin muteberliği maharetindendi. Köşesiz yıldızlarsa salt sarı safran. Ve kozak kozağa... Çıldırmış şövalyeler tekin değildiler. Bakarsın tarihin aklını iğdiş edebilirlerdi. Sadece ellerini oynatabiliyorlardı seyyarelerin mıknatıslı yerleri... Kalemlerini asla. Ama yazılması durmuyordu şişen evrenlerin. Biz ise ancak yörüngelerimizi koruyorduk...
3/:
..
1/:
Mart çimmelerinde ayaz artığıyız biz...
Tenimiz dağlıydı narla. Aşkımızı dağlayan sabahların hürmetineydi devinim. Ayazıydık Sibirin, ateşi ekvatorun... Ve yazgımız, bidayetten arta kalan yarım yavukluların nisandaki çiçek gözleri. Şimdi aşk zamanıydı. Kaderi mavi olan delikanlıların nişan gecesi ayrıyeten. Dedik ya dağlıydı bilcümle ten. Bir Nepal rahibinin peşindeydik ilk seyyahlar olarak. Ve turuncu bir ehram gibiydi düşlediğimiz geometrik yapılar kat be kat. Bir aşk ve ışk hanesindeydik sayın ki ol zamanda biz. Hepimiz ilk kez doğuruyorduk yüreğimizi. Orta çağda bir barda olacak olanlarsa çok gerideydi daha. Sabretmek gerek... Sabrederiz çaresiz...
2/:
Mart çimmelerinde ayaz artığıyız biz...
Dört bir yanda hodbinlik. Bin bir yanda harami artıklarıyla çevriliyiz. Çevremizi saransa siyahlığın şanından epik destanlardı kanlı yaş ile. Her bir şey ol zamanda kalbimizin içindeydi daha. Ve uç veriyordu zamansız uğraş ve cesaret. Harmonik hışırtılar halindeydiler. Ve habire çıkıyorlardı seddin ardından Goglar. Binlerce orfe peşlerinde ayan beyandı. Gariptir. Hepsi de 'r' sesine vurgu yapıyordu. Ve peltek bir lehçede konuşuyorlardı aşka dair diyeceklerini. Yüzleri yoktu ki bunların. Vicdanları olsun. Ya da yok muydu ibliste izan?
3/:
..
Anahtar
Zaman kapı deliğinin aydınlığında tutsak
Doğmayı bekler güneş, anahtar paslı…
Alaturka bir hüzün sarmış yüreğimi,
Bıyıkları sararmış bu mevsimin sabahında.
Ne yöne dönsem sıvaları dökülmüş suratsız duvarlar
Ve küçük dünyaya açılan koca bir pencere
..
hüznünü saklayan saçların
kestane renkli
mavi düşlerine ne oldu
senin
dokunsam kırılıverecekmiş gibi
kelebek kanatlı
mutluluk veriyor
..
İç çekişleriyle penceremde
Bir çift kumru özlemiyle güz...
Bulutlar inadına
Güneşi saklıyor bencil bakışlardan
Kirpiklerimin ucunda sen...
Zamanın dolunayında
Neden saçların mavi?
..
Aslına dönüş
Buruşma bayramı mevsimi
Sarıyla turuncu kardeşliği
Toprakla buluşma
Özle bütünleşme
Soluşu gülün
Yeniden doğmak için
..
beylerbeyi sahili
arkasına gizleniyorum gecenin
meçhule tırmanan bir gök
ve yıldızlarla oynayan
bir çocuk gibi
kahve gözlerin.
..
.
Eskiden bu turuncu vakitlerde,
henüz saçlarını toplamadan güneş,
henüz sulara karartısı çökmeden akşamların,
şiirler yazardık,
manzarasında Üsküdar'ın.
Dudağımızda nihavent şarkılar gezinirdi.
..
sen o çatılar gibisin üzerine
yılbaşında kar yağmayan aptal turuncu kiremitli
kandırdılar işte bizi bu kadar zaman
naylon çam ağaçlarını gerçek diye yutturdular
anla artık noel baba son derece şerefsiz
hayatta yolu düşmez fakirlerin evlerine
eve tek parça gelen babaların hala
..
Kafası oynuyor sarsıldıkça araba,
Oynaya iple taktıkları köpekçik.
Adam ona bakmaktan
Kaza yapacak, aslında ayık.
Araba zıplarken kıpırdayan
..
güneş kızıldan kırbaçlıyor tepeleri
zümrüt soluklu bir keşiş geçiyor kırbaçlanan yerden
yüzünde çukurlaşmış yüz asırlık öğütleri
sol avuç içinde yol etmiş yeminli bir tespih
bulutlar bordolaşmış miskinlikten
turuncu ibrişimden bilinen eteğinden
pirinç akıyor çölde kum taneleri
..
masalımsı adetlerini gördüm
dilek tutmalar Hong Kong ta onlarca
her şeyi indergemişler deniz kızına
olamam nasıl başka gelenegime
Çin Seddinde yürüdüm kocaman
kayalıklara tırmanan bir yolcu
Yasak şehirde bulamadım seni
..
uzaktan gelmesede sesin
yinede dolacak sanırım vadime
bir hüzün çöker kalbime
gün turuncu batarken
söz verdiğin o diyardan gelecektin
bahar değil yıllar geçmiş
el ele vererek yürüdüğümüz sahil
..



