hepsi ermeniymiş,
hırant dinkmiş meğerse.
ermeni olunurmuş,
bağırarak nedense.
bende türküm arkadaş,
dinim cinsim uludur,
bağırmakla olunmaz,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




tebrikler evet kanımız akıyor gümbür gümbür türküm diye
tebrikler sevgili kardeşim.şiiriniz oldukca güzel,hatta muhteşem.severek,beğenerek,ve keyif alarak okudum,etkilendim,kutlarım...paylaşımın için candan teşekkür eder,başarılarının devamını dilerim...
baki selam.
Tanrı Dağı Kadar Türküm
Hira Dağı Kadar Müslümanım
Tebrikler.
En güzel cevap da böyle verilir.Saygılarımla.(10)
Doğru olduğu için bir şey söylemiyorum. SAĞOL
can gardaşım kim kendisini nasıl hissediyorsa bırakalım öyle bagırsın,,türk olmayanları bizler tutup zorla haydi türküm diye bagır diyemeyiz,,
ama bizim de bir kimliğimiz var atalarımızdan kaldı bize bu nam bizlerde TÜRK'ÜZ
ama her ne olursak olalım önce insan olmamız gerek,,,
duyarlı yüreğini kutluyor saygılarımı ileiyor hasretle kucaklıyorum
gurbetten sılaya
selam ve dua ,ile...
TÜRKÜ SÖYLEYİN
Kulağım pas tuttu gurbet elinde
Haydi bana Türkçe Türkü söyleyin
Bir kuru divanın sırma telinde
Haydi bana Türkçe Türkü söyleyin.
Bozlak olsun önce uzundan çekin
Bozkırların dertli sözünden çekin
Anadolumun her sazından çekin
Haydi bana Türkçe Türkü söyleyin.
Halay olsun horon olsun bar olsun
Yeterki gönüller dostum bir olsun
Bağırın sıla'dan sesler gür olsun
Haydi bana Türkçe Türkü söyleyin.
Köroğlu postuna varıp oturun
Çamlı bellerine selam götürün
Bolu beyinden bir haber getirin
Haydi bana Türkçe Türkü söyleyin.
Köyünden kentinden dört bir yanından
Nağmeler toplayın bin bir şanından
Çanakkaledeki şehit kanından
Haydi bana Türkçe Türkü söyleyin.
ŞERAFETTİN yine kalktı yürüdü
İçimde hasretin yağı eridi
Benimde vatanım yurdum varidi
Haydi bana Türkçe Türkü söyleyin.
Ozan Şerafettin Hansu
Almanya
Kısa ve öz tebrikler.
Sevgilerimle
MEHMET ALİ ŞAHİN
orada oynanmak istenen bir sinsi oyun vardı ama ters tepti insan hakları safsatasıyla uyutulan Türk milletti uyandırıldı bu yönüyle iyi oldu.bu vatan topraklarında yaşayıpta gizli emelleri olanların maskeleri ortaya çıktı.tebrikler
Emicemi kutluyorum bu güzel şiiri için yüreğine sağlık üstadım
Bu şiir ile ilgili 19 tane yorum bulunmakta