Açtım anaç ışıklara gözlerimi
Nokta nokta uzayan karanlığa
Kocaman kara bir iz sardı
Masmavi gözleri
Öyle bir ağrı var ki
Acısı gökyüzüne ulaştı
Çevirmeyin yolumdan aşkına yanayım
Alim aşkına gurbet ellerde kalayım
Pirim için yanıp yanıp kül olayım ben
Güzeller güzeli yolundan dönemem
Güzeller güzeli yolundan ayırmayın
Söyleyin beyler söyleyin
Nereye gideyim
Yarimden ayrılalı
Kavgam var benim
Şu dünyada sığınacak yerim yok
Deli deli tepeli
Kulakları küpeli
Deliye taş atılır mı?
Atılmaz
Taş atarsan o taş seni yaralar
Deliliğin çeşitleri olduğu söylenir
Ekin ektim tarlaya
Güneş indi ovaya
Yeşil gözlüm gitme gel
Koşa koşa yaylaya
Davul zurna çalınca
Taşlı tarlalarda doğdum
Elbet bir gün bende öleceğim
Ölürsem gurbet kentinde
Götürün beni köyümün mezarlığına
Orada manilerimiz, türkülerimiz var
Kuşluk vakti dostlarımız var
Gece sokaklarda yatan adam
Sen sazını çalmaya devam et
İç rakıyı
votkayı
şarabı
Sokağın bir köşesinde sazını çal
Erenlerde rüzgar var
Rüzgarın yüreğinde aşk var
Gözlerimde hayalin
Türkü söylüyor usulca
Türkülerde anılarım var
Eğer bir gün dalımdan bir yaprak düşerse
Yalnızlık ülkesinde halim nice olur
Issız yerlerin güneşi doğmazsa eğer
Dalımda bir çiçek açmazsa
Ey dost söyle! Halim nice olur
Ruh bedenden ayrılınca
Eylül güneşinde aşk
Kalbime giriverdi
Kuğulu Parkın serinliğinde
Beklenmedik bir aşk yaşandı
Eşi benzeri olmayan aşkın
Ömrü uzun olmasını diledik




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!