Bir geyik başı süslüyor şöminenin üzerini
ızdırabın kızgın çıtırtısı
anlamsız bir zevkin doruk noktasında
insanlığın acımasız duruşu
kötülükler sarmış bedenleri
ruhlar ağlamaklı şaşkın
Denizlerin yazgısı çoğalır
gönüllerde inceden
her dalga;kendine sarılan
bir can kuşağı
geçen yılları hatırlatır
her savruluşunda,
Zakkum ağaçlarının altında
susuz bir yaz geçirdim
dudaklarının ıslaklığını aradım
tenimin diriliği oldun bir an
yalnızlığın uçarı kuşları
sonsuz maviyi indirdiler kıyılarıma
Bir orman soygunundan dönüyor birileri
karanlık geçmişin derinliklerinden
geleceğe dair sürgün tutsağı yürekleri
bir ulu ağaç titretir toprağı alev topunda
ağacın yanan yüreğinin sesidir
sonsuzluğa açılan acılar dökülür ortaya
Çılgınlığını kıskanırdı aşkın
içimdeki deli bahar
ve gün doğumuna kadar
doludizgin koşan atlarını
düşüncelerimi kuşatırdı şeytan
Turgay Çitçi
Kaktüs sütü gibi
dilimden akan sözcükler,
ruh inceliğim mevsim güzelliğinden
anlamları içe dönüktü
Güvercin yüreğiydi gece
kehribar kırılganlığında
kökleri derinlerde bir yerde
vurgun derinliğiydi geçen zaman
dudaklarında ezik bir tat
özsu kıvamında
Ulaşılmaz aşkların iklimini soluyorum
ciğerlerim parçalanıyor
bir kadının dudaklarındaki kızıl sıcakta
çam ormanlarını özlüyorum
balı akan reçine sevdalı geceleri
Emzirdim geceyi kirpiklerimden
dilimde sitem dolu
akrep karası bir zehir
bıraktı kendini usulca geceye
taşsın hatıralarımdan
dokunmadığım o süt nehrinin
Yalnızlığın tanrısal zamanlarında
aşıklar şairdir düşlerin kutsal günlerinde
maviyi sever anlam yüklerler kaderin sırrına ustaca
tutkunun esiri birçoğu
ruhun bedenden kaçışına ortak,
dertlerin tesellisinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!