Kırk can gibi,
Kırk hanın yanında kırk çiçekli bağ gibi.
Kırk şar gibi,
Kırk tarın üstünde denizde parlayan kırk har gibi.
Kırk kere maşallah çekip te kırkbirinciye geçer gibi.
Kırk kere güzelliğine kırk yılımı vermek gibi.
Sızlıyor kalbim yokluğuna.
Korkmuştum...
Perişan...
Sarılıyorum sana bağrım koparcasına.
Ellerin,
Ellerin derin bir şefkat verir.
Benim de nice güllerim vardı,
Bahçemi yıkan talandan önce.
Üstüme yakışan renklerim vardı,
Yalanlar kalbime çökmeden önce.
Benim de nice güzel gülmüşlüğüm vardı.
Yalnız sokaktı ömrüm sensiz sen dilimde terennüm.
Her uzak oluşumda sana bir kuple nâle eder gönlüm.
Müştak olmuşum sana ben, sen nikbin olmuş gönlüm.
Mir-i kelam bal ağzından, nefha nefesinden gördüm.
Mârufsun kalbimin mûtenâ fakir sokaklarımda.
Yalnızlığın suskun taşlarına değdi adımın,
Gecenin unuttuğu yerden geçtin —
Kalbimde bir yankı bırakarak,
İzi silinmeyen bir dokunuş gibi.
Zamanın bile yorgun düştüğü yerde
Ehvenişer bir neferi aldın ocağına kalbin.
Sevgilim giriftar bir dilhun erbabıydım ben.
Sen ilmek ilmek ördün iğne dilin ipin nikbin.
Ellerinde kazandığım bu hayatı gönlünce harca sen.
Varma sen, ulaşmasın Azrail, kalbimde saklan sen.
Bir nida fırlıyor bu gün, dağlarının ardından yüreğimin.
Bir sefer bile yanmadan ne bu gün ne dün.
Kavrulduğum aşkının ateşindendir mahareti ellerimin.
Bir nida fırlıyor bu gün, dağlarının ardından yüreğimin.
Bir sefer bile geçmeden bir başkası kalbimin ucundan.
Ben herkesle konuşmayı sevemedim, biliyorsun. Ayıp olmasın diye dinlediğim her kalabalığa demek isterdim oysa;
-Ulan s*ktirin gidin.
Ben biraz da soğuk yerleri severim, kasveti yerleri kendimden hallice, biliyorsun. İnsan kendinden kötü durumda bir şey gördüğünde sevinir gibi oluyor ayıp olmazsa. Mutluluğun kelime anlamından hariç her neye hitap ettiğini pek anlamadım hiç. Olurlarını düşünmeyi bırakalı çok oldu bu gün biliyorsun. Yarını düşünmek artık sadece hamallık gibi. Yaraları sararak iyileştirmek ile sarmadan beklemenin de acısı aynıymış mesela. Mesela yalnız olmak kişi sayısından bağımsızmış. Sessizlik diye bir şey yokmuş mesela kafanın içindeki o*uspu çocuğu hiç susmayınca... Ben en çok geceleri sigara içerim biliyorsun. Üşümeyi severim veya belkide ölmeyi, denemedim bilmiyorum. Çok yorgunum biliyorsun biraz küsüm biraz da ağladım. Tenime kan kokusu yapışmış gibi bu aralar, işin kötüsüyse hiç yabancı gelmiyor oluşu. Tam yolun ortasına bir yastık bir yorgan istiyorum sadece, bir sokak lambası da olsa iyi olurdu. Etrafımdan itler geçsin, insanlar, rüzgar. Üstümden bulutlar karasıyla akıyla, güneş ve ay. Sonra kim kazırsa kazısın dünyanın pisliğini üstümden, Benim pisliğimi de dünyadan. Gerisini de biliyorsun zaten en çok ta bilmediklerini...
Şeb-i yağmurda serin sahile indim,
Nigâhım denizde, gönlümde senin ismim.
Poyraz ile savururken saçlarımı rüzgâr,
Her dalga fısıldarlar: “Odur sana ikrâr.”
Zülfün bir serâptâ kevser-i hoş-bû,
Seferi bir garipken şu hayatın yolunda gözlerim.
Gözlenmekten göz göz oldu iki gözüm, ciğerim.
Bir kara bahttır geçilemeyen, sırattan beterdir söylerim.
Sen geçene kadar ömrümden, ben hiç melek görmedim.
Hayatımın çizgisine adım attığından beri.




-
Bedirhan Çalpan
-
Ayşenur Sümbül
Tüm YorumlarBazen diyorum ki
Keşke sen eski dönemlerde mi yaşasaydın acaba ??
????