Tövbeler Olsun Şiiri - Veysel Sari

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
Veysel Sari
394

ŞİİR


12

TAKİPÇİ

Tövbeler Olsun

Kırık bir zeytin dalı gibi tutundum dün gece o eski duvara,
Adını fısıldadı rüzgar, sızladı içimdeki o kör taze yara.
Anlatıyorum işte halimi, içim yana yana, gözümde yaşla:
Nasıl kıydın bu hasrete, nasıl baş başa bıraktın bu kışla?
Dedim ki kendi kendime: "Yetti gayri, bu ne çile, bu ne zulüm?"
Ayna yüzüme baktı, güldü halime sanki mahzun bir mum.
Dört duvar üstüme geldi, sığamadım o daracık odaya,
Tövbe ettim bu gece, yemin olsun bir daha sevdaya!

Sabahın kör ayazında düştüm yine bizim sokaklara,
Hasretinden kor düşmüş gibi baktım bomboş duraklara.
Geçtiğin o parke taşlar bile sitem etti dünkü dile,
"Hani unutmazdı?" dediler, "Yazık değil mi bu garip gönülle?"
Sanki bir ses yükseldi ta derinden, Âşık Veysel’in sazından:
"Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa..."
Dedim ya; yaktım gemileri, dönmem artık bu yoldan asla.

Tövbeler olsun, bir daha seversem!
Dilimde bu hüzünlü yemin, bağrımda sitemden bir iz,
Anlatıyorum işte, bak sensizlikten ne hale geldiğimiz...
Sevenin payına düşer mi gayrı böyle dilsiz bir hasret?
Kimseye yar olmam artık, kalbim kapandı, bitti bu kifayetsiz sefer.
Tövbe, bin kere tövbe! Bir daha seversem gökler başıma çöker!

Yoruldum yalan dolan gülüşlerin arkasından koşmaktan,
Yoruldum her baharda aynı yalandan medet ummaktan.
Anlatıyorum ya dert yanarak, hasretin boynumu büktü bükecek,
Bir fincan kahve hatırına ömrümü serdim de ne oldu, yüreğim çekecek!
Geriye kalan tek şey, solan bir gül ve divane bir ruh oldu.
Şimdi ellerim cebimde, rüzgara karşı yürürüm tek başıma,
Kimseler çıkmasın artık ne yoluma ne de karşıma.
Yazdım bu şiiri kanımla, imzamı attım en son satıra,
Kimse inemesin diye bir daha bu körkütük hatıra.

Ne mektubun kaldı geriye ne de kuru bir selamın,
Kurudu pınarlarım, bitti artık o dünkü ihtişamın.
Anlatıyorum mahzun kalbime, bir sitem gibi oturuyor yokluğun,
Bir kibrit çöpü gibi yaktın da gittin sen bu masum ömrü,
Görmedin arkandan ağlayan o garip, o kırık gönlü.
Sandın ki kapında kul köle kalırım sonsuza dek,
Yanılgın büyükmüş meğer, bitti artık o masal, o gerçek!

Zamanı saramam ki geriye, neylesin bu garip başım,
Gözyaşım harman oldu, hasretinle tükendi genç yaşım.
Anlatıyorum işte derdimi, içimdeki o sitem dağlar kadar büyüktür,
Bir vefasız yüzünden dağlandı içimdeki o gizli ocak,
Bundan kelli bu yüreğe ne bir el ne de bir can dokunacak.
Çekilsin gölgelerim de sokaklardan, adın bile anılmasın,
Bu divane aşık artık ne gülsün ne de kapın çalsın!

Bugünden sonra adını anmam, anana da selam vermem,
Dünyayı verseler önüne, bu kalbi bir daha size sergilemem.
Dinle bak, anlatıyorum son sözümü o hüzünlü dille:

Tövbemi mühürledim kalbimin en derin, en ıssız yerine,
Kimse dokunamaz artık bu acılı, bu yorgun bedene.
Âşık Veysel toprak olur, bu yalan dünya kalır ellere,
Bizim bu tövbemiz de destan olsun dilden dillere!

Veysel Sari
Kayıt Tarihi : 20.08.2026 19:22:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!