Gül dediğin nedir senin ey nefsîm?
Biraz diken üçbeş yaprak değil mi?
Ömür var ya, ömür o çok sevdiğin
Birkaç nefes sonra toprak değil mi?
Gırtlayına basın dedim ayağı
Varmı dahâ bunun gibi bayağı?
Âlimleri attıkları koyağı
Üstünü kapatan kapak değil mi?
Mücevheri sarraf bilir Demiri
Demirciler bilir çünkü ömürü
Ona sarfetmiştir Davûd emiri
Yaptığı mızrakla kalpak değil mi?
Âşıklık saz ile değildir diyen
Hikmetli esrarlı kelâm söyleyen
Milli, dîni aşkı düstur eyleyen
Milli dînı ulvî bayrak değil mi?
Ayrılıklar adamına göredir
Allâh’a havale eden yöredir
Edilen emânet kara yeredir
Esasta anamız turap değil mi?
Âlimin kelâmı ruha haz verir
Arifin selâmı şive naz verir
Kâmilin kelâmı dil’ahraz verir
Mahsulât vermeyen kayrak değil mi?
Câhilin kelâmı taş olur başa
Ahmağın kelâmı hep gider boşa
Erenler kelâmı gidince hoşa
Zevk alan gönüller seyrek değil mi?
İSLÂMİ: kulda mündemiç, mevcûdat
Yükseklerden düşmek şediddir gayât
Kıssa-i Yûsûf’tur hisseli hayât
Düsturu Şeriât akpak değil mi?
06 Aralık 2019
Kayıt Tarihi : 6.12.2019 17:41:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!