Ayrılık ateşten
bir oka benzer
yakar da yakar yüreğimi
derinden tâ derinden
Tutmuşum korlar gibi
sıcak mı sıcak
Gözlerin bir aşk bilmecesi
Bakışlarında bin türlü mânâ gizli
Çözebilene aşk olsun
(29 Aralık 2006 / İstanbul)
Her bir mısraya
yudum yudum sevdâ içirdim
Aşk ipliğiyle hepsini
birbirine geçirdim
Tüm endâmıyla öyle bir
aşk şiiri çıkıverdi ki ortaya
Bu sofra, bir aşk sofrasıdır; aşkın tadına doyum olmaz.
Bu sofra, sevda sofrasıdır; herkes gelip de oturamaz.
Bu sofrada asla ne bir çatal, ne de bir kaşık bulunmaz.
Bu sofra, aşıkla maşuğundur, başka bir aşık bulunmaz.
Yalnızlık, fokurdayan kızgın lavlarla
dopdolu bir krater gölüne
ayağı kayıp düşmektir bir anda
ne olduğunu bile hiç anlayamadan
Yalnızlık, kasırga rüzgârlarıyla
buruşuk bir kağıt gibi durmadan
Bahar Gibi Olsa da
Bahar gibi olsa da kış mevsimidir artık.
Koskoca bir maziyi geride hep bıraktık.
Ömrümüz güz mevsimi gibi olmasın yazık.
Koskoca bir maziyi geride hep bıraktık.
Bakışlar ah o gözlerdeki o masum bakışlar
Gönlümü bir çıra gibi alev alev yakışlar
Güneşler hep doğar canevime gelir ilkbahar
Mutlulukla dolar şu kalbim olurum bahtiyâr
(6 Ekim 2007/ İstanbul)
Bakma gözlerime sen öyle mahzun mahzun
Gözlerin, ruhumun kızıllığında batan bir güneştir
Sakın bir şey söyleme tek bir kelime dahi olsun
Sözlerin, gönlüme akıp duran kordan bir ateştir
Bir daha beni sakın sevme bir kere bile olsun
Sevgin, benim için yakıp da kavuran çöllere eştir
Canım feda olsun senin yoluna.
Bana sen lazımsın bana sen yârim.
Sana yoldaş olup girsem koluna.
Bana sen lazımsın bana sen yârim.
Aşkın çeşmesinden içsem seni ben,
Yalnızlığın ne demek olduğunu bana sor.
Yıllar, tren katarı gibi art arda geçiyor.
Ayrılık geldi başa artık elden ne gelir.
Kaderde varsa eğer her dert, çile çekilir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!