hangi kimliksiz
rüzgârların kekre dudağından düştü
bu kanlı intizâr
karardı bahçelerin gün güzeli şafağı
sustu yeşil dalların dilbaz bülbülleri
kahır meleklerinden çalıp
kim indirdi
en son hutbeyi de
kan kusar oldu
ahu gözler
içli içli ağlar oldu sular kuşlar
kırlar bayırlar tüm ağaçlar sarıçamlar
gürgen ladin hasat karıncaları yer mantarları
civanperçemleri
kuş üzümleri
yıkılan dağların
hüsran gümbürtüsünü duyan oldu mu?
kuruyan göllerin toprağını hangi gafil içti
hangi papatya rengine hangi selvi kendi dalına ağrıdı
tarhun kokan âl dudakları
hangi sam yeli vurdu
şehrini kaybetmiş bir yolun bir evin acizliğine
aklını şaşırmış bir meczubun yılgınlığına
ne zaman döndün
ey! hayat
yükseklerden uçarken alçaktan vurulmuş
bir güvercin kanadı buruşuk ellerimiz
güneşse niye şaşırdı kendini
niye yön değiştirdi
bilenler var mı?
tepemizden ölüm methiyeleri yağdırırken şimşekler
kan kokar ecel kokar bastığımız yerler
dokunduğumuz her şeyse virân
kemik çöplüğü ah!
her gün dualar
çiçeklerle açtığımız pencereler birbir kapandı
baktığımız aynalarsa yüz çevirirken hepimizden
artık her ölüm vakitsiz
her sancı kifayetsiz
her çığlık
yara
alnımıza ne zaman
kara bir leke gibi düştün ey! zülum
tenhâlarda çürüyen asalak bir bitkiye döndü
görklü köklerimiz
ne oldu söyle bizlere ey! kader
altın kemer gibi parıl parıl parlayan asaletimiz
ne zaman yüreği sürüngenlerin
a y a k a l t ı n a düştü
a h!...
1503202617:11
Kayıt Tarihi : 25.03.2026 14:53:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!