gecenin neferi gündüzün rüzgârıyla
toprağın buruşukluğunda dağların sertliğinde
hayat iyiyle kötüyü karıştırıp
şişirmişken midesini
davul gibi
-yorgunluk alametleri
-kırgınlık abidesi
- hatta tükenmişliklerle
iki nokta birkaç virgül arası
zihin esnemesi ve rüya arasında uyku nöbetleriyle
y ü r ü y o r- u z
burnumuza savrulan taze nane kekik
vişneli turta sıcak somun kokusu
keyifli anlar
düş takıntılarıyla
-uygunlu
-uygunsuz
yaşam yolculuğunda kötü kahramanlar seçimiyle
asılsız flörtleşmelerle
sanal yalanlarla
optik prizmanın kristal illüzyon yansımasında
boşa kürek çekerek
y ü r ü y o r -u z
haklıyı haksızı harmanlayan
okkalı zaman titreşimlerinde aynalı aynasız
tıkalı yolların açılması güzel fikirlerin
mutluluk ihtimaline karşılık mutsuzluğun
kaygan zemininde yer kayması
sonucu
laf ebeliğinden yorulan yalancı kargalar
kıskanç martılar çalışkan karıncalar
alık alabalıklar
ve
şakşakçı insanlarla
hayy’dan geldik huy’a
ezelden ebede güle oynaya gidiyor-uz
nice felaketlerin telalliğinde sürüne sürüne
otçulların etçillerin gürültülü diş gıcırtısında
gemisini yürüten kaptanlar
v
e
tümcesi sahte ruhların kuyruk acısı eşliğinde
duvardan duvara
camdan cama düşen
ışığın yumuşak haznesinde çoğalan umutları
süpüren poyraz ve yağmurlar kardeşliğinde
yan yata çamura bata bata
yuvarlana yuvarlana
tepe takla
takvimleri çoğaltıp ömrü kırpan yılların arasından
çocuklar gibi bağıra çağıra neşeyle
ya da yaşlılar gibi
üşütüp zemherilerde
yatak döşek uzana uzana
öksüre öksüre
yaşamak dediğimiz eğride çember çevire çevire
gündüz güneşle gece ay’la kol kola
şişirip kanatlarımızı kollarımızı
uça uça yelkenler fora
sarsıla sarsıla
g i d i y o r -u z
kim bilir kaçıncı felaketi bu dünyanın
yüzümüze çarpan kaçıncı yenilişimizin ağıtı
kaçıncı doğayı kirleten aymazlığımız
kaçıncı birbirimizi
boğazlayışımız
hakkımızmış gibi yaşayan diğer canlıları
yok edip işkencelerle aç bırakıp
bitip tükenmeyen eziyetlerimizi
acımazsızlığımızı belimize
kuşanıp
y ü r ü y o r- u z
ara ara külhanbeyi kesilip
Tanrı tanızmazlığımızı ateşli ateşsiz fitilleyip
kendi asılsız hükümranlığımızın perişanlığında
bayrak kaldıra kaldıra evrene uzaya
bağıra haykıra
ara sıra
fırsat buldukça
yüzümüzü tavana asıp
kendimize aynalardan ters perspektiften baka baka
günler nasıl geçiyor bileniniz var mı ?
2112202510:08
Ayşe UçarKayıt Tarihi : 24.12.2025 02:32:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!