Ölü bir yaprak gibi düştü avucuma bu eski kâğıt,
Gençliğin o maskeli, o sahte ayininden bir kesit.
Sorarım ruhumu kemiren o esmer iblise:
Neden bu kadar karanlık, neden bu kadar nefret dolu
O onyedi yaşındaki çocuğun solgun çehresi?
Zaman, ihtiyar çamaşırcı, kirletmiş tüm yüzleri.
Hatırlıyorum, kırbaç gibi inmişti emri fotoğrafçının;
Zorla koparılmıştım odamın asil yalnızlığından,
Gidip durmuştum budalalar güruhunun en arkasında.
Melih, fani ruh, bir uşak gibi gülümsüyor hâlâ,
Efendilerini eğlendiren saray soytarısı edasıyla.
Daha Ankara’nın kasvetli mektep avlusunda başlamış ayırım;
O, hayatın kadife koltuklarına kurulmuş mağrur kral,
Bense kendi cehenneminin dumanında boğulan sürgün Albatros...
Kayıt Tarihi : 24.06.2026 13:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!