Erguvan zamanı gelmiştir yine
Boğaz’a rengini vermiştir yine
Hasretim rengarenk lalelerine
Çağırsan, gelsem ya ben İstanbul’a…
Şu güzel baharda, loş şafaklarda
Çamlıca’dan bir ezan yükselirken Saba’dan
Bu sabah İstanbul’a dalıp gittim Sefa’dan
Şu renk, şu zevk, şu ahenk, bu güzellik Hüdâ’dan
Ruhumu İstanbul’a salıp gittim Sefa’dan...
Ne uyandım rüyadan, ne usandım safadan
Sağ elimde mektubun, sol yanımda hasretin
Anladım ki sevgilim, yok dönmeye niyetin
Kalp hicranı istemez, gam çekmekle eskimez
Ben beklesem yolunu, can baharı beklemez...
Ben petek,sen bal olsan
Ben yeşil,sen al olsan
Ben çiçek,sen dal olsan
Bahar olsak can cana...
Hayal bizim,düş bizim
Gönülden gönüle köprüler kurdum
Aşk oldu vatanım, meşk oldu yurdum
Kalbime sığmayan sevgiler buldum
Ömrüme yarsınız gönül dostlarım
İyi ki varsınız canım dostlarım
Olsan da ömrüme uzak bir şehir
Hayalin gönlümde çağlayan nehir
Ruhumda tutkusun, dilimde şiir
Güzeller güzeli canım İstanbul
Masmavi sulara düşerken rahmet
Masallara sığmayan bir güzel diyar
Aşk dolu, sevda dolu şarkıların var
Görmesem hasretimsin, görsem hasretim
Ah güzeller güzeli, canım Üsküdar...
Düşerken dudağımdan eski şarkılar
Bu devran nasıl döner, bilir mi bigâneler
Goncalar Hakk’a açar, bülbüller Hakk’a çiler
Dönerler Allah için, yanarlar Allah için
Ağlarlar için için, can veren pervaneler...
Gözümde solgun yüzün
Gönlümde bin bir hüzün
O veda gecesini
Yaşıyorum gündüzün...
Her gün başka biçimde
Seni her an özlemle
Arayıp,yanıyorum
Kapım ne gün çalınsa
Sen geldin sanıyorum...
Gözümden gitmiyorsun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!