Tanrı Fikri 5 Şiiri - Yorumlar

Bayram Kaya
2980

ŞİİR


15

TAKİPÇİ

Ama El asla bu haliyle bile Tanrı değildir. Daha henüz El ‘in panteonları oluşmamıştı. El daha monarşik mutlaklığını, oligarşisini, hesaba çekmesini, cennet cehennem gibi ruhsal baskılı manevi azaplarını vs'sini oluşmamıştı. El daha tam bir ganimeti fetihçi hükmünü, kültürünü, hakimiyetini oluşmamıştı. Henüz kolektif alan içinde fiiliyata geçememiş kuvveydi.

Daha sonra bu "özel mülkiyetçi" söylemli özel mülkiyet açılımlı çatışmacı üssü hassalar (özellikler)", unutulmaz köleci yapı taşı olup çıkacaktı.

Köleci paylaşımın fiili oluşturmasıyla birlikte bu tarz köleci söylemlerin, sefaleti doğuran türlü ürkünç yansımaları oluştu. Ürkünç yansımaların her birine teslimiyetçi anlamlar izafe edilip, taktik vurgular öne çıkarıldı.

Ürkünçlüğün, teslimiyetçiliğin,taktiklerin en temel çıkarımlar söylemi “mülk sahibi” söylemiydi. Mülk sahibi ifadesi araya kulluk, biat gibi zaman mekan söylemleri aldı. Böylece mülk sahibi söylemi vurgu olarak biraz geriledi.

Tamamını Oku
  • Tuna Kafkas
    Tuna Kafkas 01.03.2026 - 07:00

    debelen dur koçum, iman etmek sana nasip olmayacak bu çok açık... sürüden saydıklarının allahının yerine koyacak bir tanrın asla olmayacak... canın cehenneme...

    sana küçük bir hediye;

    .
    ...
    .
    onca mülevvesliğin üstüne,
    kibrimin yerine tevazuyu öldürürken;
    adını andım…,
    hiç korkmadan allahtan ve
    utanç içinde bile kalmadan insanlara karşı,
    yılanlardan ve korunaklarımı saran
    kara böceklerden sakınma ihtiyâdı
    duymayacak kadar mağrur ve
    dikey tutumluydum bilirsin,
    senin yanındayken bile…,

    her daim huzurunda olduğumu bile bile,
    ah incitmediğim cihetini bırakmadım vefanın,
    ki insanca pek insancaydı sorarsan,
    alemlerin özeti olmanın temsil
    yüklüsünden beklenecek muhabbet…,
    nerdesin;
    mesafelerin buncasını aşamazdım
    girmeseydin kollarıma ve şimdi,
    koyma kendimi özlemek yoksunluğu
    içinde ah nola/yâr…,

    raylı sistemin ve metronun hangi trenine binsem,
    ve gerek otursam gerekse ayakta kalsam sensiz,
    bindiğim vagon ya hüzün ya kahır taşıyor sessiz,
    hangi istasyonda ineceğimin bir önemi kalmıyor
    ve indiğim istasyonda iniyor,
    o kahır ve o hüzün de benimle…,

    ki heves hırsızı dağılmış zihnim;
    ve/us/
    us/lu dur aklım...,
    her gece saat yârimde,
    içimde bir çiçek silkelenir;
    turuncu gül polenleri,
    duyulabilen yegâne ses olan nefesimin
    sığındığı genzimi yakarak…,

    o cin ali koşarak saatleri geri alır,
    ve kendine yalan söylemeyi sever,
    kızçelerin ip atladığı gibi bir rahatlıkla…,
    masal bulamacı işte;

    her gece saat tam yârimde,
    bir şiir;
    cibinliğini çeker paravanın arkasında
    ve son dizesini yazmadan,
    kendine koşar yalın ayaklarıyla…,

    ki yazgıları ortak ve bir noktaya bakan gözlerde,
    hani; karları erimeye yüz tutmuş bir korunun,
    ağaç dalları arasından süzülen
    o solgun gün ışığı hüzmesi altındaki,
    kamaşıklıkla,
    kırk yamalı paltosuna bürünmüş ve,
    yuva sıcaklığından geçmiş bir evsizin,
    bağrı yufkalığınca,
    üşümek ister dizeler…,
    .
    ...
    .

    Cevap Yaz

Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta